Ana Sayfa Milli Şuur 56. Sayı 2 Kitap 2 Tahlil

2 Kitap 2 Tahlil

Sorumlu olduğumuz gençlere model olmak, hikmetin adresini göstermek, doğru yönlendirerek yetiştirmek vecibemizdir.

205
0

İrade Terbiyesi
Ali Fuad Başgil (1), Fransa’daki öğrencilik yıllarında bir arkadaşıyla birlikte yaz tatillerini geçirmek üzere gittikleri Alp Dağları’nda bir köyde kalacak yer sorduklarında, köyün papazı Girard’a yönlendirilirler. Kiliseye ait pansiyonda kalmalarına nasıl bakacağına dair tereddüdünden dolayı Papaz’a Müslüman bir Türk olduğunu söyler Başgil. Papaz kendisine “İyi ya, mademki Müslümansınız, o halde dinlisiniz, sorun yok. Bizim bu devirde düşmanımız, hangi milletten olursa olsun, dinliler değil dinsizlerdir. Buyurun misafirimiz olun!” deyince teşekkür ederek pansiyona yerleşirler.

Aslında Papaz Girard uzun seneler kolejlerde öğretmenlik yapmış, kalan ömrünü sakin bir şekilde geçirmek üzere de Alpler’in bu sessiz köyüne yerleşmiş biridir.
Pansiyonda kalan bir grup öğrenci ile kaldığı günleri şöyle anlatıyor Üstad Başgil: “Mösyö Girard, daha çok akşamları fikrî bir ziyafet sofrası kuruyor ve bizi etrafına topluyordu. Onu, küçük büyük hepimiz zevkle ve can kulağı ile dinliyorduk.”

M. Girard, bu konuşmalarda öğrencilere; Aix – Marseille Üniversitesi Rektörü, ünlü eğitimci ve ahlâkçı Jules Payot2’ un “İrade Terbiyesi” adlı kitabını hararetle tavsiye eder.
Başgil, “Hikmet mü’minin yitik malıdır.” hadis-i şerifi gereği, genç yaşta işaretini aldığı hikmetin peşine düşer. Hikmeti yakalamış, örnek ve model bir insan olarak vefatına kadar gençlere yol gösterir.

Üstad, ertesi gün şehre inerek kitabı alır, okumaya koyulur. Okudukça da bu kitabın on sekiz yaşlarında iken eline niçin geçmediği duygularıyla kendi kendine hasret ve pişmanlık duyguları yaşar.

Jules Payot, İrade Terbiyesi adlı eserinin önsözünde iradeyi şöyle tanımlıyor: “İrade duygusal bir güçtür ve düşüncelerimizin irade üzerinde etkili olabilmesi için tutkularımızla da beslenmesi şarttır.

İnsan iradesinin zayıf olmasının nedenlerini araştırdık. Çözümün, geliştirilmeye müsait duygu durumlarına dayandığını değerlendirdik. Topluma sunduğumuz bu kitabın alt başlığı ‘İrademize faydalı olacak duygularımızı güçlendirmek ve zararlı olanları da uzaklaştırmak’ olabilir.”
Aslında iradeyi terbiye ederek duyguları terbiye etmiş oluyoruz. Zaten saf ve temiz duygularla insan inşa etmek eğitimin ana hedefi olmalı değil mi?

Kitapta, bu terbiye sürecinde mücadele edilecek zihin düşmanlarına dikkat çekiliyor; cinsel dürtüler ve şehvet, kötü arkadaşlar, tembellik bahaneleri, çalışma mutsuzluğu, tehircilik…
Bu düşmanlara karşı da savaşın en güçlü unsurlarının çevre dediğimiz toplumsal destek, ilim adamları ve eğitimcilerden müteşekkil olduğu vurgulanıyor.

İrade terbiyesinde “tefekkür” üzerinde de ağırlıklı durularak tafsilatlı anlatılıyor. “Tefekkür ederken zararlı gerçeklerdense işe yarayan kurguları tercih edeceğiz.” denilerek tefekkürün konusu da ifade ediliyor.

Cemil Meriç, “Bu Ülke” adlı eserinde “Kaderimi tayin eden bir başka kitap da ‘Terbiye-i İrade’ başlıklı eserdir. Disiplin içinde çalışmayı bu kitaptan öğrendim.” der.

Gençlerle meşgul olmakla görevli öğretmenler olarak, öğrencilerimizin zihin dünyalarını inşa etmek ve ebeveynlerini de yanlış tutum ve davranışlarından kaçınmaları yolunda ikaz etmek hepimize düşen bir vazifedir.

Gençlerle Başbaşa
Üstad Ali Fuat Başgil, “Gençlerle Başbaşa”adlı eserini “İrade Terbiyesi”nden esinlenerek yazar.
Mösyö Girard’ın ayrıca tavsiye ettiği, “Fikri Çalışma ve İrade”, “Öğrenme Sanatı”, “Fikrî Çalışma”, “Fikrî Çalışmayı Tanzim” isimli eserleri temin eder; kendisinin de ayrıca bu listeye “Saadeti Elde Etme”, “Saadetin Felsefesi”, “Saadet İlmi”, “İrade Vasıtasıyla Muvaffakiyet”, “Karakter”, “Mektep ve Karakter” eserlerini ilave ettiğini söyler.

Bu kitaplar gençleri aydınlatmaya ve inşa etmeye yönelik kaynaklardır. Bazılarını tekrar tekrar okuduğu bu eserlerden hayat için çok şeyler öğrenmiştir.

Aslında “İlmin kaynağı zekâ, amelinki ise iradedir.”
Çünkü bilmekten ilim çıkar, âlim olursun.
İdrakten irfan çıkar, arif olursun. İrfan ise ilim kodlarımız, inançlarımız; kültürel, tarihî, coğrafî birikimlerimizdir.İrfandan ise hikmet çıkar, âbid olursun.
Âbidden insan-ı kâmile gidersin, insanı anlarsın, kâinatı anlarsın.
İlimle (Bilim) İslam çatışmaz. Çünkü ilmi de İslam’ı da yaratan Allah’tır, ikisi de Allah yapısıdır.
“Gençlerle Başbaşa” kitabında da başarının ilk düşmanı tembellik, diğer düşmanları da kötü arkadaş ve kötü örnekler olarak belirtilir.
“Saadetin yolu, muvaffakiyetin yolundan ayrı da değildir.
Ve saadet ülkesi, muvaffakiyet diyarının biraz daha ilerisindedir. Muvaffak olmuş bir insan için saadete kavuşmak ise kolaydır. Yalnız biraz daha gayret işidir.”
Üstad kitabının sonunda “Çalışma Hayatının ve Umumiyetle Muvaffak Olmanın Kanunları” olarak sıraladığı onlarca kanunu okuyucuya tavsiye etmektedir.

İlk kanun ise şudur: “Çalışma için müsait gün ve saati bekleme! Bil ki her gün ve saat çalışmanın en müsait zamanıdır.”

Her iki eseri de ilk defa okuduğumda daha önce, özellikle de öğrencilik yıllarımda, bu kitaplarla karşılaşmadığıma hayıflanmışımdır. Bu nedenle bir eğitimci olarak karşılaştığım gençlere diğer eser tavsiyeleri yanı sıra her iki eseri de tavsiye ediyorum.

Gençlerle meşgul olmakla görevli öğretmenler olarak, öğrencilerimizin zihin dünyalarını inşa etmek ve ebeveynlerini de yanlış tutum ve davranışlarından kaçınmaları yolunda ikaz etmek hepimize düşen bir vazifedir.

Çalışma için müsait gün ve saati bekleme! Bil ki her gün ve saat çalışmanın en müsait zamanıdır.

Sorumlu olduğumuz gençlere model olmak, hikmetin adresini göstermek, doğru yönlendirerek yetiştirmek vecibemizdir.

Unutulmamalı ki hikmet mü’minin yitik malıdır.

Kaynakça
1-Ord. Prof. Ali Fuad Başgil (1893-1965) Hukukçu, ilim, fikir ve siyaset adamı. Paris Ün. Hukuk Fakültesi, Edebiyat Fakültesi Felsefe bölümü ve Siyasi İlimler Merkezi mezunu. İstanbul ve Cenevre Üniversitelerinde dersler verdi. Milletvekilliği ve Senato üyeliği yaptı. Prof. Dr. Necmettin Erbakan ve arkadaşlarının Cumhurbaşkanlığına adaylığına ikna ettikleri Ali Fuad Başgil Milli Birlik Komitesi’nin tehditleri üzerine adaylıktan vazgeçti. Başta hukuk kitapları olmak üzere pek çok eser kaleme aldı. Bunlardan sadece bir kısmı; Cihan Sulhu ve İnsan Hakları, Türkçe Meselesi, Vatandaş Hürriyeti ve Bunun Teminatı, Gençlerle Başbaşa, Din ve Laiklik…
2-Jules Payot (1859-1940) Chambéry ve Aix-en-Provence üniversiteleri rektörü. Paris Écolenormale Supérieure’de öğretmenlik yaptı. Birçok eserinin yanı sıra Türkçeye çevrilen iki eseri: İrade Terbiyesi, Mutluluğun Fethi…

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz