Ana Sayfa Milli Şuur 48. Sayı 2023 EĞİTİM VİZYONU ve SORULAR… SORULAR

2023 EĞİTİM VİZYONU ve SORULAR… SORULAR

Öğretmen eğitimin ana unsuruyken onun moral ve motivasyonu, verilen vaatler unutturularak mı sağlanacaktır?

111
0

Herkesin merakla ve bazı kesimlerin de umutla beklediği 2023 Eğitim Vizyonu nihayet açıklandı. Vizyon kelimesi dilimize Fransızcadan girmiş bir kelime; ileri görüş, ülkü, görünüm, sağgörü anlamlarına gelmekte. AK Parti iktidarı boyunca sekiz bakanın göreve geldiğini ve her bir bakanın “Sistem çok kötü. Mutlaka değiştirmemiz lazım.” şeklindeki açıklamalarıyla vizyonsuzluklarını sergilemişken ve beyanatları siyasi tarihin tozlu sayfalarında henüz yer almışken doğrusu yeni bakandan da çok umutlu olmadığımızı itiraf etmek zorundayım. Bu hissiyatla rapora göz gezdirdiğimde bakanın yazısının hemen başında; “İnsanı araçlarda zengin, amaçlarda yoksul kılan bir bakış açısına söyleyecek sözümüz ve verecek daha derin cevaplarımız olmalıdır.” cümlesi dikkatimi çekti. Evet, çağımızın hastalığı bir nebze de olsa teşhis edilmiş ve güzel bir cümle ile ifade edilmiş. Medya ve sosyal medya ile henüz dişi çıkmamış bebeği bile tüketici yapan, üniversiteli genci teknoloji bağımlısı amaçsız, avarelere çeviren bu sisteme söylenecek çok şey var… Ancak bu sistem değiştirilebilir mi ve nasıl değiştirilecek? Hemen alt paragrafta uzun bir cümle daha takılıyor gözlerime; “Bilgi toplumu diyerek rekabeti aşırı kutsayan, teknoloji diyerek tüketimi körükleyen…” Bilgi toplumu diyerek yüz yıldır ateşe yol alan pervaneler gibi yüzünü hep Batı’ya döndü ülkeyi yönetenler. Her şeyleri taklit edildi. Adeta imama papaz elbisesi giydirilerek bu milletin sırtına batının gömleği geçirilmeye çalışıldı. Sayılan bütün arızalar batı kaynaklı olduğu halde eğitim sistemimiz Batı’nın materyalist ve pragmatist zihni alt yapısından kurtarılabilinecek mi?

Aynı cümledeki şu ifadeler daha da dikkat çekici: “İnsanlık denince kendi toplumu hariç herkesi dışlayan bir uygarlık anlayışını kabul etmemiz mümkün değildir.” Doğrusu kendi gibi düşünmeyen, kendi partisine oy vermeyen herkesi vatan hainliğiyle suçlayan ve bir örneğini çok yakın zamanda yaşadığımız, en küçük eleştiri karşısında siyasal ve toplumsal linçe girişen bir iktidarın Millî Eğitim Bakanından bu ifadeleri okumak ve duymak sevindirici.

Cümlenin devamında ise yarım asırdır haykırdığımız gerçeği itiraf ediyor Sayın Bakan: “Bizim medeniyetimizin insan tasavvuru sadece maddi mükemmeliyeti benimsemez; gönlü ve bilimi, mana ve maddeyi, talim ve terbiyeyi birlikte ele alan bir bütünden beslenmektedir.” İşte biz Millî Görüşçüler ve Şuurlu Öğretmenler yarım asırdır bu hedefi gerçekleştirmek için çalışıyoruz. Rahmetli Erbakan Hocamız bu eğitim modelinin yol haritalarını yarım asır önce çizmişti. Bugün eğitimi yönetenlerin bu yol haritalarını takip edebilecek dirayet ve arzusu var mıdır?

Müfredatın araç değil amaç halini aldığı aşikâr. Bunu değiştirme sinyalleri verilirken eğitimin başrol oyunculuğu öğretmene düşüyor bu belgede.

İyi yetişmiş bir öğretmen karşısındaki öğrencisine göre müfredat geliştirebilen olmalı. Bu şekilde okullar arası seviye farklılıkları ortadan kaldırılacak ve öğrenciler üzerindeki sınav baskısı ortadan kalkacak, deniliyor. Hepsi kulağa çok hoş geliyor gelmesine de Beytüşşebap’taki bir köye nasıl öğretmen gönderilecek? Gönderilen öğretmen nasıl dört beş yıl orada tutulacak? O köydeki öğretmenin kendini geliştirmesi nasıl sağlanacak? Sorular sorular… Eğitim felsefesi bölümünde eğitimin ana unsuru olarak insanın hem maddi hem de manevi yönüne atıf yapılarak çift kanatlı bir eğitim felsefesi benimseniyor. Ancak bunun nasıl olacağı net olarak ortaya konmuyor.

“Öğretmen eğitimin ana unsuruyken onun moral ve motivasyonu, verilen vaatler
unutturularak mı sağlanacaktır?”

Belgede beş yaş erken çocukluk eğitiminde zorunlu hale getiriliyor. Zorunlu eğitim için altı yaş bile küçük bulunurken bunun beş yaşa çekilmesi ve birçok ilde bunun alt yapısının da hazır olmayışı ne derece doğrudur?

İlkokulda özellikle Türkçe, matematik ve kültür – sanat ve spor eksenli bir eğitim düşünülmekte. Çocuğun manevi dünyasının şekillendiği bu yaşlarda manevi eğitim ve ya dinî eğitim neden verilmez? Yapısal anlamda eğitimin en büyük sorunu olan zorunlu 4+4+4 korunduğu gibi buna bir de erken çocukluk eklenerek zorunlu eğitim 13 yıla çıkarılıyor. Bu yapı korunduğu sürece eğitim standardı düşük olacaktır. Gerek İmam hatip liselerinde gerekse mesleki teknik liselerinde müfredat değişikliğine gidilmesi isabetli olacaktır. Ders sayısı ve türlerinin düşürülmesi de belgede öngörülüyor. Ancak imam hatip liselerini ilkeli, örnek rol model Müslüman yetiştiren okullar hüviyetine büründürmek gibi bir amaç güdülmüyor.

Hakeza mesleki teknik liselere nasıl öğrenci yönlendirileceğine dönük somut bir durum söz konusu değil. Geçen yıl 13 tane 9. sınıfı olan mesleki teknik lisenin adrese dayalı sistemden dolayı 9. sınıf sayısı dörde düşmüştür. Bu liselerin nasıl işlerlik kazanacağı ve ne şekilde kalifiye ara eleman ve ya mühendislik fakültelerine yerleşen öğrenci yetiştireceğine dönük somut hiçbir şey sunulmuyor.

Seçim meydanlarında öğretmene yapılan vaatlerin hiçbirine belgede yer verilmemiş. Öğretmen eğitimin ana unsuruyken onun moral ve motivasyonu, verilen vaatler unutturularak mı sağlanacaktır? Ayın sonunu nasıl getireceğini düşünen, uğradığı itibar kaybı yüzünden kahvehanedeki garson kadar iltifat görmeyen bir öğretmenden nasıl verim alınabilir?

Sonuç olarak bu belge gerek yapısal gerekse zihni hiç bir düzenleme sunamayan, bir torba dolusu boş vaat ve süslü cümlelerden öteye gidemeyen bir belgeden başka bir şey değil ne yazık ki!

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz