Ülkemizin önemli sorunlarından biri de belki diğer gündemlerin arasında pekte dikkat çekmese de gençlerin tuzağına düştüğü zararlı alışkanlıklardır. Birkaç ay önce haberlere konu olan bir mahalle sakinlerinin düzenledikleri gösteri ve eylemler gerçekten çok manidardı. Mahalle sakinleri uyuşturucunun tuzağına düşen çocukları için kameralar karşısında feryat ediyorlardı. Yollara düşen anne ve babalar uyuşturucu müptelası olan çocukları için devletten yardım istiyorlardı. Bu amaçla seslerini duyurmaya çalışan çaresiz anne ve babalar bu konuda ne yapacaklarını bilememenin şaşkınlığı içerisinde yetkililere sesleniyorlardı: “çocuklarımızı kurtarın” diye.

Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suç ile Mücadele Dairesi (UN Office on Drugs and Crime )’nin 2016 Dünya Uyuşturucu Raporu, çarpıcı veriler içeriyor.

Bütün dünyada olduğu gibi ülkemizde de uyuşturucu kullanımının önlenmesi konusunda yapılan bütün çalışmalar maalesef yetersiz kalmakta. Artık uluslararası arenada bir silah olarak kullanılan uyuşturucu maddelerinin üretim ve satışının önlenmesi sorunu küresel bir problem olarak Birlemiş Milletlerin de gündeminde yer almakta. BM Uyuşturucu ve Suç ile Mücadele Dairesi (UNODC), 2016 Dünya Uyuşturucu raporuna göre, dünyada uyuşturucu bağımlılarının sayısı 29 milyona ulaştı. Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suç ile Mücadele Dairesi (UN Office on Drugs and Crime )’nin 2016 Dünya Uyuşturucu Raporu, çarpıcı veriler içeriyor.

Raporda, yetişkin nüfusun yaklaşık %5’inin, bir başka deyişle 15 – 64 yaşları arasında yaklaşık 250 milyon kişinin 2014 yılında en az bir uyuşturucu madde kullandığı, madde kullanım bozukluğu olan kişilerin sayısının altı yıldan beri ilk defa artarak 27 milyondan 29 milyona çıktığı bilgisine yer verildi. Rapora göre, madde kullanım bozukluğu olan her 6 kişiden ancak 1’i tedavi oluyor. Uyuşturucuya bağlı ölüm oranı önceki yıllara göre sabit kalarak 207 bin olarak kaydedildi.

Ülkemizde de ne yazık ki tüm dünyada olduğu gibi uyuşturucu kullanımında artış olduğu görülmekte. Bu konuyla ilgili geçtiğimiz yıl Sağlık Bakanlığı, 2009-2014 arasında 1 milyon 182 bin 505 kişinin madde bağımlılığı tedavisi gördüğünü açıkladı. Bu amaçla uyuşturucu bağımlılarının tedavisi ile ilgili olarak birçok ilimizde Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanelerinde önce açılan AMATEM (Alkol ve Madde Bağımlıları Tedavi Merkezi) ‘e ilaveten şimdide yeni bir birim hizmete açılmakta: ÇEMATEM ( Çocuk Ergen Madde Bağımlılığı Tedavi Merkezi). ÇEMATEM’de 18 yaş altı çocuk ve gençlerimizden uyuşturucuya bağımlı hale gelenlerin tedavisi gerçekleştirilecek.

Çocuk ve gençlerimizi tuzağa düşürüp normal hayattan koparan ve suç işlemeye yönelten sadece uyuşturucu maddeleri mi? Tabi ki hayır. Bunun yanında alkollü içkiler, kumar ve şans oyunları ile porno ve fuhuş rezaleti de var. İstatistik rakamlarına göre ülkemizde her yıl alkol tüketimi hızla artmakta ve alkole başlama yaşı da düşmektedir. Türkiye’de 2015 yılında alkollü içki tüketimi 1 milyar 41 milyon litre seviyesinde gerçekleşmiştir. Özellikle bira gibi satışı kolay ve fiyatı düşük olan içkilerin tüketiminde de artışlar var. Gözle görülür şekilde alkollü içki satış noktaları hızla çoğalmaktadır. Okullara ve camilere çok yakın noktalarda bile içki satış yerleri bulunmaktadır.

Gençler arasında kumar ve şans oyunları da hızla artmaktadır.

İnternet sayesinde yaygınlaşan kumarın korkunç boyutlara ulaştığını belirten ilgili kuruluşlar, Türkiye’de 2 milyon sanal kumar bağımlısı bulunduğunu, dünyadaki kumar gelirinin yüzde 2.5’inin de Türkiye’den sağlandığını ifade ettiler.

Artık kumar oynamak için ‘casino’lara gitmeye de gerek kalmadı. İnternet sayesinde kumar oynamak da, oynatmak da kolaylaşıyor. Artık her bilgisayar bir kumarhaneye dönüşebiliyor. Uluslararası şirketlerin açtığı kumar sitelerinde her gün milyonlarca genç bahis oynuyor. Gençler üzerinden milyarlarca dolar kazanan bu siteler, Türkiye gençliğini uçuruma itiyor.

İnternet sayesinde yaygınlaşan kumarın korkunç boyutlara ulaştığını belirten ilgili kuruluşlar, Türkiye’de 2 milyon sanal kumar bağımlısı bulunduğunu, dünyadaki kumar gelirinin yüzde 2.5’inin de Türkiye’den sağlandığını ifade ettiler.

Devlet Denetleme Kurulu’nun raporunda yer alan bir araştırmaya göre 18 yaşın altında bulunan gençler yoğun bir şekilde şans oyunlarına yöneliyor. Yasal yaş sınırı (18) altındakilerin yüzde 28,4’ü Sayısal Loto, yüzde 25,9’u Piyango, yüzde 25,9’u İddaa, yüzde 19,8’i de Hemen Kazan oynuyor. En basitinden kredi kartı ile para yatırarak oynanan online bir okey oyunu bile kumar bağımlılığına kapı açıyor.

Sigara, alkol, uyuşturucu ve kumarın yanında gençlerimizi yoldan çıkarıp ruh ve beden sağlığını yok eden diğer en önemli zararlı alışkanlık flört ve porno rezaletidir. Küresel emperyalizmin bugün dünya insanlığını köleleştirme ve mankurtlaştırma araçlarından biri de pornodur. Tüm dünyada olduğu gibi ülkemizde de bu konuda çok vahim derecede artışlar vardır. Artık toplumda eskisine göre yadırganmayan flörtün perde arkasında teşvik edici olarak porno rezaleti bulunmaktadır. Açıklanan rakamlara göre Türkiye pornoyu mobil cihazlardan ve özellikle cep telefonundan en çok izleyen dünyadaki 3. ülkedir. Akıllı cep telefonunun gençler tarafından kullanılmasının sakıncalarından birinin de bu olduğu böylece anlaşılmalıdır.

Bütün bu kötülüklerle peki nasıl mücadele edilecektir? Uyuşturucu ile mücadelede farklı yöntemler uygulayan ülkeler bile tam olarak kullanımının önüne geçememiştir. Çin, İran ve Suudi Arabistan uyuşturucu satan ve kullananlara idam cezası vererek önlemeye çalışsa da başa çıkamamaktadır. Tüm dünyayı etkisi altına almış olan “Batı hayat tarzı” çok küçük yaşlarda televizyon aracılığı ile çocukların bilinçaltına yerleştirilmekte ve ileriki yaşlarda internet ve diğer medya araçları ile pekiştirilmektedir. Tüm tüketim maddelerinde kendi kültür ve felsefesini aşılayan Batı Kültürü yani Küresel Emperyalizm kendisine amade köleler yetiştirmektedir: “sadece onların istediğini üreten ve tüketen bir toplum”. Düşünmeyi, eleştiriyi ve idealizmi yok eden bu projeler en güçlü silah olarak iletişim araçları televizyon, internet ve mobil telefonları kullanmaktadır. Bu amansız üç silahın karşısına devlet ve millet olarak ancak “Ahlak ve Maneviyat” silahı ile çıkabiliriz. Çocuk ve gençlerimizin kalbine Yüce Rabbimizin birliğini, kudretini sevgisini ve O’nun hesabından korkmayı, yine elçisi Hazreti Muhammed (S.A.V)’in hayat tarzı olan sünnetini koymazsak asla bu kötülüklerle başa çıkamayacağımızın farkında olalım. Ve şunu da çok iyi bilelim ki eğitim sitemimizi ve müfredatımızı bu amaçla düzenlemezsek mevcut olumsuzlukların daha da kötüsünü yaşayabiliriz.

Dünya ve ahiret saadetinin kaynağı olan Yüce dinimiz İslam’a sarılmaktan başka da bir kurtuluş yolu yoktur. Yüce Rabbimiz bizi Kerim Kitabında şöyle uyarmaktadır: “ Ey iman edenler! Kendinizi ve yakınlarınızı ateşten koruyun ki onun yakıtı insanlar ve taşlardır; üzerinde oldukça sert, güçlü meleklere vardır. Allah kendilerine neyi emretmişse ona isyan etmezler ve emredildiklerini yerine getirirler.” (Tahrim Suresi, 6.Ayet) Hazreti Peygamber Efendimiz (S.AV.) ise hepimizin sorumluluğuna dikkat çekerek uyarıyor: “Hepiniz çobansınız ve hepiniz güttüklerinizden (elinizin altındakilerden ) sorumlusunuz”. Buyurmaktadır. O halde hem kendimizi, hem de geleceğimiz olan gençlerimizi tehlikeye atmayalım. Üç zehri terk edelim, felaha çıkalım inşallah.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz