Eğitimde, sosyal hayatta, ekonomide, hukukta, uluslararası ilişkilerde etkin olan şey, zihniyettir. Birey ve toplum, tercih edilen zihniyete göre şekillenir. Milli Görüş zihniyeti veya Batı zihniyeti diyoruz. Bununla ifade edilen şey, Milli Görüşün veya Batı’nın ilah, insan ve çevre anlayışıdır.

Yaşadığımız yeryüzünde şu anda Batı zihniyeti egemendir.Materyalizm, modern eğitim ve faizci kapitalizm, Batı zihniyetinin ürünüdür. Bu zihniyet ve düzeni, insanın tüm maddi ve manevi değer ve müktesebatını, aklını, kalbini ve ruhunu mahvetmektedir. İnanmışlık, azim ve kararlılık, diğerkâm olmak, adalet ve güzel ahlak, iffet ve edep gibi özellikler giderek yerlerini inançsızlık, tembellik, çıkarcılık, israf ve bencillik, eyyamcılık gibi anlayışlara bırakmıştır. Her şey, maddesi kadar kıymet bulmakta, maddi zevk ve değerden başka ölçüler geçerli kabul edilmemektedir. Hak ve hukukun, adaletin, ayıp ve günahın tanınmadığı bu ortamda, zulüm ve perişanlık toplumu esir alıp köleleştirmektedir.

Televizyon dizileri, eğlence, tartışma ve magazin programları, aile saadetimizi yıkıma uğratıyor. Egemen Batı zihniyeti tarafından dikte edilen toplumsal ahlak, toplumu kutuplaştırıyor ve çatıştırıyor. Bu materyalist dünyada itikat ve düzen olarak İslam’dan uzaklaşan toplumu soğan ağlatıyor, soyan ve söven güldürüyor.

Mantık şu: Ayakta kalmak istiyorsanız taş kalpli olacaksınız, çalacaksınız, ezecek ve üzeceksiniz. Fakirlerin, işçilerin feryadına kulak tıkayıp, merhamet kelimesini lügatinden silen bir patron olup servetinize servet katacaksınız! İşte biz, böyle bir dünyada yaşıyoruz. Çocuklarımız da böyle bir dünyada yaşamaya zorlanıyor.

İnsan ve toplum böyle bir dünyada yaşamaya mecbur ve mahkûm değildir. Hâlihazır zulüm dünyasından kurtulup yeni bir saadet dünyasında yaşamak, insan ve toplumun talebine bağlıdır. Bunu kuracak olanlar ise öncelikle şuurlu Müslüman aydınlar, eğitimciler, fikir ve eylem adamlarıdır. Küfre rıza küfürdür, zulme rıza zulümdür, nifaka rıza nifaktır. Bugünkü zulüm dünyasından kurtulup, yeni bir saadet dünyasını kurmak için, üzerine düşen görevi yapmayan Müslüman aydınlar, eğitimciler, fikir ve eylem insanları günün birinde hanif milletin evlatlarına “affedin bizi çocuklar” diyebilecek fırsatı bulabilecekler mi?

TAŞ YÜREKLER
Taştan su çıkıyor, taştan da sert yüreklerden hiçbir ses ve eylem çıkmıyor. İslam, insanlığın saadeti için hiçbir şey yapmayanların dini değildir. “Müminlerin derdiyle dertlenmeyen, onlardan değildir.” Bu nebevi esasa göre insanlığın derdiyle dertlenmeyen kimse, insan sayılamaz. Çünkü “insanların hayırlısı, insanlara faydası dokunandır.” esası, insan olmanın şiarıdır. Mümin bir insan kendi derdinden şikâyet edip sızlanmaz, insanlığın derdiyle, ümmetin derdiyle dertlenir. İslam merhamet dinidir. Taş yürekli insanlar, İslam’dan nasibi olmayan kimselerdir. Çünkü merhamet etmeyene, merhamet edilmez. Peygamberimiz: “Küçüklere merhamet etmeyen ve büyüklerin hakkını bilip saygı göstermeyen, bizden değildir.” buyurmaktadır.

“Küçüklere merhamet etmeyen ve büyüklerin hakkını bilip saygı göstermeyen, bizden değildir.”

Hz.muhammed

Allah merhametlidir ve merhamet eden kullarını sever. Bunun en önemli delillerinden birisi de: “Allah, merhametli olanlara rahmetle muamele eder. Öyleyse, sizler yeryüzündekilere karşı merhametli olun ki semada bulunanlar da size rahmet etsinler.” hadisidir. İslâm’ın bütün emir ve yasaklarında madde ve mana bütünlüğü vardır. Gönlümüze faydalı olan her şey, dünyevi sağlığımızı da düzenliyor. Huzur veren manevi ilaçlar, maddi bünyemizi de tedavi ediyor.
Bizler ve bütün dünya insanlığı, “Covid 19” salgınıyla mücadele ederken tedbir olarak merhamet ve tövbe ilacına büyük bir ihtiyaç vardır. İnsanlık, bütün bela ve musibetlerden ancak tövbe, merhamet, sevgi ve şefkat ile kurtulabilir. Su hayattır, onun olmadığı yerde hayat olmaz. Katı gönülleri yumuşatan gözyaşlarımız yoksa kalbimizde merhamet yok demektir. Su, dünya ateşini söndürür. Allah için ağlamak da cehennem ateşini söndürür. İki göz vardır ki Cehennem ateşi onlara dokunmaz: Allah için sınır bekleyen mücahidin gözleri ve Allah için ağlayan gözler. Bu iki göz takvanın, kalp yumuşaklığının alametidir.

BİZİ AFFEDİN
Affedin bizi çocuklar! Size fıtratınıza uygun bir eğitim düzeni, güzel ahlak, adil bir ekonomik düzen, kerim bir devlet, kalkınmış, sanayileşmiş, üreten bir ülke, yaşanabilir bir çevre bırakamadık. Materyalizme, faizci kapitalizme, emperyalizme karşı verdiğimiz mücadelede, arzu edilen neticeyi alamadık. Çok mücadele ettik ama şeytan ve adamaları baskın çıktı, konulan engelleri aşıp sizi kurtaramadık.

“Hiçbir mazeret başarının yerini tutmaz” gerçeğini biliyoruz ve hiçbir bahanenin arkasına da sığınmıyoruz. Bir millet kendisini değiştirmeden, içinde bulundukları hâli Allah değiştirmiyor. Affedin bizi çocuklar! Babalarımızdan miras olarak aldığımız bazı güzellikleri bile koruyup size miras bırakamadık. Mukaddes emaneti gereği gibi taşıyıp, adalet sancağını daha yüksek yerlere dikemedik. İçimizdeki gafiller ve işbirlikçiler yüzünden mevzilerimizi koruyamadık ve geri çekilmek zorunda kaldık.

İnanınız ki mücadelemize kesintisiz bir şekilde devam ediyoruz. Uyarmaya, uyandırmaya çalışıyoruz. Karşımıza çıkan engellere rağmen hidayet, feraset ve dirayetle hedefe kilitlenmiş bir tank gibi zafere her geçen gün biraz daha yaklaşıyoruz. Ağlarsa Milli Görüş ağlar, başkası yalan ağlar. Bunun da siz farkında olun. Çünkü Milli Görüş, çocuğun anasıdır. Ananın ağlaması, riyasızdır, içtendir, merhameti, sevgi ve şefkati yüreğinden kopup gelir. Daha dünyaya gelir gelmez çocuklar da ağlar, ana babalarının günahlarına, çevrenin duyarsızlığına, başına geleceklere.

Sevgili gençler, sizler şuurlu öğretmenlerimizin gözyaşlarının sulayacağı millî eğitim tarlasının bereketli ürünü olarak hayata atıldığınız gün “Yaşanabilir Bir Türkiye, Yeniden Büyük Türkiye, yeni Bir Dünya” kurulmuş olacaktır. Bu, aziz milletimizin her bir evladı için sıradan temenniler değil, uğrunda büyük fedakârlıkların yapılacağı yüksek hedeflerdir.

KERAMET
Keramet suyun üzerinde yüzmek, havada uçmak değildir.Keramet, bütün insanlığın saadeti için yapılan mücadelede kınayanın kınamasına aldırmadan istikameti muhafaza etmek ve sağlam kalabilmektir. Ebedi hayata, ahiret hayatına intikal ettiğimizde, buradan oraya götüreceğimiz tek hediye faizci kapitalizmi, materyalist eğitimi engellemiş, adil düzeni ve maneviyatı benimseyen millî bir eğitimi hayata ikame etmiş olmayı amel defterimize yazdırabilmiş olmaktır.

Herkesin size dua etmesini istiyorsanız iyilik yolunda bulunun, adil düzeni telkin edin. Allah’ın sizi sevmesini istiyorsanız, itikat ve düzen olarak İslam’a sarılın, Allah yolunda verilen mücadeleye malınız ve canınız ile ortak olunuz. Müminin kerameti, imanı ve cihadıdır. Materyalist eğitime, faizci kapitalist düzene destek olup ömrünü uzatan gafillerin kerameti kendinden menkuldür. Döktükleri gözyaşları, timsahın gözyaşları gibidir. Faize fetva verenin kerameti değil fesadı olur. Kumara, içkiye, zinaya, haram lokmaya yol veren düzene rıza göstermenin zilletini keramet sanmak, derin bir cehalettir. Allah’ın hiçbir kötülüğe rızası olmaz.
Mümin kimse Allah’ın gazabına değil, rahmetine, bereketine, hidayetine koşar. İnsan, kâinat kitabının Fatiha’sı ve özetidir. İnsanın kerameti, yaratılışındaki bu vasfını koruması ve sorumluluklarını yerine getirmesindedir. Kerim insan, yüklendiği emanet içinhalifelik görevini, yeryüzünün imar ve ıslahını kulluk şuuru içinde yerine getirir. Kerim insan, işlenen günahlara, isyanlara, çevredeki şirk bataklığına, azgınlığa ve fesada duyarsız kalmaz. Kerim insan, devleti, toplumu, okulları, evleri ve de gönülleri saran inkâr, şirk ve nifak yangınını İslam ile söndürmek için ter döker, bedel öder. Nemrut’un tutuşturduğu inkâr ve şirk ateşini, Hz. İbrahim, iman, hikmet ve cihat ile söndürdü. Bizler de ırkçı emperyalizmin, müşrik Batı’nın yaktığı inkâr, şirk ve nifak ateşini Hz. İbrahim gibi iman, hikmet ve cihat ile söndürmeye çalışan kerim insanlardan olmalıyız.

İşte o zaman çocuklar bizi affedecektir. Selam hidayete tabi olanlara…

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz