Taştan daha kasvetli katı kalpler, taştan su çağlar, taş ağlar, katı kalp sahibinin gözünden akmaz yaşlar. Allah’tan ittika eden insanların ağlayıp gözyaşı dökmeleri bir başkadır. Hidayeti kararmış katı kalpli kimselerin gözünden bir damla yaş akmaz. Bakara 74: “Bu olaydan sonra kalpleriniz yine katılaştı. Adeta taş gibi oldu, hatta ondan daha katı bir hal aldı. Taşlardan öyleleri vardır ki, arasından ırmaklar fışkırır. Yine öyleleri vardır ki, yarılır ve içinden su çıkar. Yine onlardan Allah korkusundan yuvarlananlar vardır. Allah sizin yaptıklarınızdan habersiz değildir.”

Mümini takvası, insanı duyguları ağlatır. Takvası sebebiyle ağlayan yumuşak kalpli, merhametli müminler cennetle müjdelenirken, katı yürekli inkârcı, müşrik ve münafık zalimlerin cehenneme gideceği haber verilmiştir. Yüce Allah, Kur’an’ın Müslümanlara okunduğu zaman, onların ağlayarak secde ettiklerini ve Kur’an dinlemenin onların huşusunu arttırdığını, kalplerinin titrediğini ifade eder. İnkârcılar ve münafıklar için de şöyle denilir. Tevbe 82: “Kazandıklarının cezası olarak, artık, az gülüp çok ağlasınlar.” Müslümanlar, Kur’an’ın bildirdiği gerçekler karşısında ağlayarak secde ederler. Haşr 21: “Biz, bu Kur’an’ı bir dağın üzerine indirseydik, muhakkak onu baş eğmiş, Allah’ın korkusuyla parçalanmış görürdün. İşte biz bu örnekleri, belki düşünürler diye insanlara veriyoruz.” Bu ayetlerden çıkan sonuç, Allah korkusu sebebiyle ağlamanın takdire şayan bir meziyet olduğudur. Müminler, Yahudileşmekten ve taş yürekli olmaktan kurtulmak için yumuşak kalpli olmalı, bunun belirtisi olarak da Allah için gözyaşı dökebilmelidir. Hiçbir kul için kalp katılığı ve Allah’tan uzak olmak kadar büyük ceza olamaz.

PEYGAMBERİMİZ VE GÖZYAŞI

Peygamberimiz buyuruyor: “Eğer benim bildiğimi bilseydiniz az güler, çok ağlardınız.” (Buhari ve Müslim) “Kur’an hüzünle nazil oldu; onu okurken veya dinlerken de hüzünlenip ağlayın veya ağlamaklı olun.” (İbn Mace) “Allah’ı zikretmeksizin çok fazla söz söylemeyin. Çünkü Allah’ı zikretmeksizin çokça konuşmak kalp için katılıktır. İnsanlar arasında Allah’tan en uzak olan kişi, katı kalp sahibidir.” (Tirmizi) Allah korkusundan ağlayan, harama bakmayan ve Allah yolunda cihatta nöbet tutan kimselere cehennem ateşinin haram olduğu hadislerde belirtilmiştir. Peygamberimiz, kendisine kurtuluşun yolunu soran Ukbe bin Amir’e, işlediği günahlardan dolayı ağlamasını tavsiye etmiştir (Tirmizi). Allah Resulü hiçbir zaman kahkaha atmamış, ama yüzünden de gülümsemeyi eksik etmemiştir. O, Kur’an okurken, Kur’an dinlerken ağlamıştır. Resulüllah, sessizce ağlar, yanaklarından yaşlar süzülürdü. Kızı Zeynep’in çocuğu hastayken kucağına almış, ağlamış ve şöyle demiştir: “…Bu Allah’ın merhametli kullarının gönüllerine koyduğu rahmettir. Cenabı Hak bu rahmeti, kullarından şefkatli olanlara ihsan eder.” (Buhari ve Müslim). Resulüllah, acı ve ıstırap karşısında Müslümanlara sabırlı olmayı tavsiye etmiş; bununla birlikte, insanların katı, taş yürekli olamayacaklarını, merhamet ve şefkat gözyaşlarının rahmet olduğunu, ağlamanın fıtrattan olduğunu söylemişlerdir. Ancak O, yukarıda belirtildiği gibi, sessiz sedasız ağlar, gözyaşları yanaklarından süzülürdü. Hz. Aişe validemiz diyor ki: “Yanımda yatıyordu. Bana o kibarlık timsali insan dedi ki: “Ya Aişe, müsaade edersen kalkıp Rabbime ibadet edeyim?” “Yanımda bulunmanı her şeye tercih ederim, ama Rabbinle arana girmek istemem” dedim. Ve derken izin aldı, kalktı. Bir efendi insan düşünün ki, Efendimiz, hanımının yanında yatarken gece Rabbine ibadet etmeyi düşünüyor ve hanımından izin alıyor. Bunlar feministlerin kör gözlerine, sağır kulaklarına sokulsun. Ve kadına bakarken de bunun ötesinde değişik bakan insanların da kör hissiyatlarına çarpsın. Hz. Aişe anlatmaya devam ediyor: Kalktı, sabaha kadar ağladı. Öyle ağlıyordu ki sakalından şakır şakır yaşlar akıyordu. Neye ağlıyordu Allah Resulü? Allah, geçmiş ve gelecek günahlarını affetmedi mi? Allah onun günaha giden yollarını tıkamıştı. O diyordu ki: Benim hakkımda böyle bir güzel bağışta bulunan Allah’a çok kulluk yapmayayım mı? Şükreden bir kul olmayayım mı? Peygamberimiz, Allah’ın azametine, cemaline rahmetine ağlıyordu.

ISLAH GÖZYAŞLARI

İnsana ağlama ve gülme özelliğini veren Allah’tır. Gülmek ve ağlamak, insan varlığının sırlarındandır. Ağlamak ve gülmek, değişen psikolojik hallerin, eşya ve ortamların, insan ruhunda hiçbir zaman aynı kalmayan değer ve arzuların bir sonucudur. Herkes, başına gelen şeylere bağlı olarak ağlar ve güler. Bazılarının ağladığı şeye bazıları gülebilir. Önceleri bir şeye gülen insan, daha sonra güldüğü şeyin neticesini görerek ağlayabilir. Keşke yapmasaydım, gülmeseydim diyebilir. Zahitler üzüntüden, arifler sevinçten ağlar. Hz. Ömer, kız kardeşi Fâtıma’nın evinde dinlediği ayetlerin tesirinde kalarak ağlamış ve Müslüman olmuştu. Allah’ı razı etmeye koyulmuş müminin hüznü cennette bitecek. Şehit kanı, hak yolda dökülen ter ve akıtılan gözyaşı… Bu üç damla azizdir; bu üç damlanın karıştığı şey de azizdir. Samimi olarak bir dava uğruna dökülen kanların bile karşılıksız kaldığı görülmemiştir. Ter de öyle, gözyaşı da öyle, zulme uğramış birinden dökülüyorsa o damla, düştüğü yeri yakacaktır. Bu üç damla bedeldir, bu bedel ödendiği zaman elde edilen şey meşrulaşır. Şehit kanı; toprağın, ter; emeğin, gözyaşı; yüreğin bereketidir. Kur’an; “imanımızın, Kur’an’ın, coğrafyamızın esir edildiği, insanınızın materyalist eğitimle manevi bir soykırıma uğradığı, tüm değerlerinizin yağmalandığı bir ortamda hala nasıl gülebiliyorsunuz?” diye soruyor. Gerçekten, nasıl beceriyoruz bunu? Buna becermek değil; gaflet, vurdumduymazlık, hamakat derler. Eğer bilseydik; her gün en çok kullandığımız organların başında elimiz, zihnimiz ve kalbimiz gelir. Bu üçü içerisinden de en çok kullandığımız ve kirlettiğimiz kalbimizdir. Kalbimizi, Allah korkusundan dökülen yaşlarla yıkamadığımız için hayıflanmalıydık. İhsan düzeyinde Allah’a, azaba, mizana, hesaba inansaydık gözümüzden yaş değil kan akıtırdık. Evet, bütün bunları anlayabilseydik ıslah gözyaşları dökebilecektik. Hissizliğin, duygusuzluğun bir tek mazereti, kalp katılığıdır. Şair ne güzel demiş: “Şarkı görmez, garbı bilmez, edepten yok payesi/Bir utanmaz yüz, yaşarmaz göz, bütün sermayesi.” İslam’ı anlamayanlar, O’nun için ağlayamazlar, hatta ağlanacak hallerine gülerler. İşte biz böyle olduk.

“İnsana ağlama ve gülme özelliğini veren Allah’tır. Gülmek ve ağlamak, insan varlığının sırlarındandır.”

STRES DÜŞMANI GÖZYAŞI

Doğal gözyaşı, sadece oksijen ve hidrojenden meydana gelmiyor. Allah o fındık büyüklüğündeki gözyaşı torbalarını öyle mükemmel bir laboratuvar şeklinde tanzim etmiş ki, bir gözyaşında bulunması gereken bütün maddeler kusursuz imal ediliyor. Bunlar, 60’tan fazla protein bileşiği maddelerdir. İyi bir ağlamanın kendimizi daha iyi hissetmemize sebep olduğunu gösteren gerçekten ilmi deliller var. Bir insan kötü durumdayken ve üzüntülüyken vücudunda zehir (toksit) hormonları meydana gelir. Bu da onun duygularına menfi tesir ederek daha da kötüleşmesine sebep olur. Ağlayan bir insan, gözyaşlarıyla birlikte bu zararlı maddeleri de vücuttan dışarı atmaktadır. Bu sebeple uzmanlar, ağlamayı sadece stres açısından değil; genel sağlık bakımından da çok önemli görüyorlar. Araştırmalar göstermiştir ki, yeteri kadar ağlamayan insanlar, kalp rahatsızlığına, dolaşım bozukluğuna, vereme, mide rahatsızlığına ve benzeri birçok hastalığa karşı daha korumasız kalıyorlar. Gözyaşı, gözümüze gitmiş toz, küçük kum gibi tahriş edici zararlı maddeleri dışarı atıyor ve gözümüzü yıkıyor. Ağlamak, vücudumuz ve zihnimiz için yapabileceğimiz en iyi şeylerden biridir. İyi bir ağlama sonunda insan, içindeki korkulardan, endişelerden ve gerginlikten kurtulabilir. Ağlamak, insanoğlunun sahip olduğu en güçlü mesajlarından biridir. Mesela, ağlayan insan, demek ister ki, bazıları ona karşı davranışlarında çok ileri gittiler veya bazı şeyler onun için çok önemlidir ki ağlıyor.

AĞLAMAK DA İBADETTİR

Peygamberimiz “Ürpermeyen kalpten, yaşarmayan gözden Sana sığınırım Allah’ım” diye dua etmiştir. İnsan bu dünyada imtihandadır vebu sınavın sonucuna göre ya sonsuz bir saadeti kazanmak veya sonsuz bir azaba müstahak olmak için gönderilmiştir. Kabirden geçecek, mahşerde de öyle çetin durumla karşılaşacak ki, bu dünyada evladı için canını bile feda eden anneler, çocuklarından kaçacaklardır. Dünya imtihanını kaybeden kimse, “keşke toprak olsaydım” diyerek pişmanlıktan yanıp tutuşacaktır. İşte bu dehşetli sınavı kaybetme ve Cehennem ateşine düşme korkusuyla ağlamalıyız. İnsanın kalp burukluğundan veya kaybettiği dünyevi şeyler için ağlaması sağlığına faydalıdır. Ama asıl ibadet olan ağlama, Allah korkusundan veya Allah sevgisinden ağlamadır. Eğer bir insan, İslâm’ı yaşamada gösterdiği kusurları karşısında göreceği azap ihtimaliyle ağlayamıyorsa, bu onun için bir musibettir. İsra 107-109: “De ki: İster inanın, ister inanmayın, bundan önce kendilerine ilim verilen kimselere o (Kur’an) okununca, onlar yüzüstü kapanıp secde ederler. Ve: ‘Rabbimizi tenzih ederiz. Rabbimizin vaadi kesinlikle yerine gelmiştir’ derler. Çeneleri üstüne kapanıp ağlarlar ve (Kur’an) onların gönüllerindeki derin saygıyı (huşuyu) artırır.”

GÜLMEK

Peygamberimiz çok gülmediği gibi, çok gülmeyi kerih görürdü. “Çok gülmek kalbi öldürür.” (Tirmiz) Bu ve benzeri ikaz mahiyetindeki hadisler esas alınarak gülme fiiline, daima ihtiyatla yaklaşılmıştır. “Bir kahkaha, bir kilo pirzolaya bedeldir” , “Gülme bir hürriyet patlamasıdır” gibi sözler rastgele söylenmiş cahilce sözlerdir. Gülmek çok karmaşık bir olaydır. Birbirlerinden kesin olarak farklı olan gülme çeşitlerinin bazısı faydalı, bazısı da zararlıdır. Çılgınca gülmeler, kalpte hasar meydana getirir. İnsan davranışlarını tetkik eden uzmanlar; çılgın gülme, kahkaha ve gülümsemeyi birbirinden net olarak ayırıyorlar. Çılgınca gülmede göz yaşarır. Yüzde kızarma ve terleme başlar. Hatta kalp atışlarında hızlanma görülür. Tebessüm, genel olarak memnuniyetin, hoşgörü ve sevincin belirtisidir. Peygamberimiz, şefkat ve sevgisinden müminlere tebessüm etmiştir. Ümmetine de tavsiye ederek, “Kardeşine tebessüm etmen sadakadır” buyurmuştur. Çılgınca veya kahkaha ile gülüşün iman mahalli olan kalbe zararı çok önemlidir. Çünkü bu dünyada gaflete, ahirette ebedi bir sıkıntıya sebep olabilir. Selam hidayete tabi olanlara…