“Geçmişten Günümüze Güçlü Aile Yapısı Önündeki Engeller ve Çözümler”

Şuurlu Öğretmenler Derneği Erzurum Şubemizin Atatürk Üniversitesinin katkı ve desteği ile bu sene 6.sını düzenlediği Yerel Eğitim Şûrası’nda Anayasamızın 41. maddesi gösterilerek “Aile Türk toplumunun temelidir.” ilkesi referans alınarak “Geçmişten Günümüze Güçlü Aile Yapısı Önündeki Engeller ve Çözümler” konusu ele alındı.

05 Ocak 2020’de gerçekleştirilen şûrada konuşmacı olarak Atatürk Üniversitesi Eğitim Fakültesinden Prof. Dr. Ali Osman Engin, Hukuk Fakültesinden Prof. Dr. Yasin Kurban, Türk Ocakları Başkanı Eğitimci/Avukat Nizam Işık ve Remzi Sakaoğlu, Bilim Sanat Merkezi Müdürü Psikolog Uğur Elmas hocalar katıldı. Toplantımızda “Güçlü Aile” konusunda tespitler ve öneriler konuşuldu. Şûrada konuşulan öneriler raportörlerimiz tarafından not alınarak şûra sonrasında şûra raporu hazırlandı.

ÖNEMLİ BAŞLIKLAR VE ÖNERİLER

Kadim geleneğimize uygun sağlam ve mutlu bir aile yapısı için planlamalar, yasal düzenlemeler aileyi koruyucu tedbirler alınmalıdır.

Birçok sorunun temeli olan aile yapımıza olumsuz etkileri olan “zina” yeniden suç kapsamına alınmalıdır.

Süresiz nafaka kaldırılmalı bu konudaki yasal düzenlemeler adil ve güncel hâle getirilmeli, yoksulluk nafakası kusursuz eşe verilmelidir. Nafaka ödeyemeyen eşe tazyik hapsi kaldırılmalıdır.

Kadını boşanmaya teşvik eden faktörler ve boşanmayı kolaylaştıran hukuki düzenlemeler gözden geçirilmelidir.

Evlilik içinde yaşanan problemleri daha fazla büyümeden çözebilecek bir aile büyüğünün günümüz modern aile yapısında bulunmayışı da boşanmaların artışında önemli bir pay sahibidir. Aile sorunlarının çözümü için mahalle aile merkezleri, Aile Bakanlığı, Diyanet temsilcileri ve aile büyüklerinin katılımı ile arabuluculuk komisyonları oluşturulmalıdır.

Rehberlik ve danışmanlık hizmeti yaygınlaştırılmalıdır. En küçük tartışmada mahkemeye koşan bir yapı aileyi ciddi sarsmaktadır. Pek çok kimse için evlilik hayatının mahremiyetini adliye salonlarına dökmek oldukça büyük bir sıkıntıdır. Bu nedenle çoğunlukla insanlar birtakım göstermelik bahaneler ardına sığınarak boşanma davalarını açmaktadırlar.

6284 Sayılı yasada “Sadece kadının beyanı esastır.” ifadesi ciddi sorunlara yol açmaktadır. 6284 Sayılı yasa acilen değiştirilmelidir.

Ailelerin zihin, duygu, sosyal yönden sağlıklı olmaları geleceğimizi de umutlu kılacaktır. Bu da çevremizi etkiler. Bu nedenle anne ve babaların oldukça hassas olmaları, kendilerini eğitmeleri gerekmektedir.

Cinsiyeti ortadan kaldıran toplumsal normlarımıza ve değerlerimize aykırı olan eşcinselliği legalleştiren İstanbul Sözleşmesi iptal edilmelidir. Aile yapımıza etki eden en önemli unsurların başında İstanbul Sözleşmesi ve buna bağlı değişen bazı düzenlemeler aile yapımızı olumsuz etkilediği açık açık görülmektedir. İstanbul Sözleşmesi’nin toplumumuza etkileri her geçen gün daha çok artıyor. Kadınları korumak için kabul edilen bu sözleşmenin kadınları korumadığı verilerde açıkça görülmektedir.

Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Projesi toplumsal aile yapımıza aykırı eşcinselliği yaygınlaştırmak için ortaya atılmış ve uygulanmaktadır. ETCEP gibi AB merkezli cinsiyet eşitliği adı altındaki projeler toplumsal genlerimize aykırı uygulamalardır. Tarihi aile yapımıza dışarıdan müdahale eden bu tür düzenlemelerde mutlaka iyice incelenmeden kararlar alınmamalıdır.
Türk toplum yapısıyla hiçbir şekilde örtüşmeyen nikâhsız yaşam, zina ve aldatma da toplumun adeta kanıksamasına neden olacak bir yoğunlukta televizyonlarda yer almaktadır. Bu durum Türk aile yapısını, manevi değerleri derinden etkilemektedir.

TV’lerdeki evlilik programları, geleneklerimize aykırı dizi ve filimler toplumsal kodlarımızı bozmaktadır. TV dizi ve programları aile yapımıza ciddi sorunlar oluşturmaktadır. Dizi ve filmlere aile yapımıza uygunluk şartı getirilmelidir. Boşanma, aile içi şiddet, kadına ve erkeğe yönelik şiddet gibi birçok sorun basın yayın organlarında sürekli gündem olması toplumda olumsuzlukların artmasına sebep olmaktadır. RTÜK, kötülüğü, şiddeti, ahlaksızlığı yaygınlaştıran toplumu bozan programlara karşı daha etkin olmalıdır.

Aile eğitimleri gerek diyanet gerekse Aile Bakanlığı tarafından artırılmalıdır. Evlilik öncesi eğitimler “evlilik sertifikası” gibi uygulamalarla bilinçli aile yapısı için çalışılmalıdır. Kadın ve erkek evlilik ve eş seçiminde nelere dikkat etmeleri gerektiği konusunda bilinçlendirilmelidir.
Güvenli internet kullanımı zorunlu hâle getirilmelidir. İsteyen dilekçe ile başvurup tüm kanallara açabilir. Ancak tüm aboneler öncelikle güvenli internet hâline getirilmelidir.
Günümüzde toplumumuzun yoğun temposu en küçük sistem olan aileyi de değiştirmektedir. Gergin ve yoğun günlük yaşam temposu içinde, aile içinde yaşanan iletişim sorunları, tartışmalar, kavgalar bir çok insanın yaşamını olumsuz etkilemektedir. Ancak insanlar artık çok çalışmak, çok kazanmak gibi kavramların yanında, “İlişkilerimi nasıl daha sağlıklı kurarım?” sorusunun yanıtını aramalıdırlar. Buna yönelik TV programları artırılmalıdır.

RTÜK, kötülüğü, şiddeti, ahlaksızlığı yaygınlaştıran toplumu bozan programlara karşı daha etkin olmalıdır.

Aile içi demokratik iletişimin yitirilmesi ailede krizi artırmakta, bunun sonucu aile üyeleri kendilerini mutlu kılacak sanal mutluluklar peşinde koşmaktadırlar. Son zamanlarda haberlerde hiç toplumumuzda görülmeyen; kültürümüz, toplumsal değer yargılarımızdan uzak gelişmeler izlemekteyiz. Toplumumuzda çabuk öfkelenme, sorgulamadan, somutlaştırmadan suçlamalar, şiddet ve hızlı aile çözülmelerini sayabiliriz. Bunlarla ilgili aile eğitimleri artırılmalıdır.
Evlilik öncesi ve sonrasında yapılan aşırı lüks harcamalar gençlerin evlilik sonrası problemler yaşamasına bu da aile birliği ve mutluluğuna engel olmaktadır.

Kadına pozitif ayrımcılık yapılırken erkeğin mağdur edilmemesi gerekir. İşe alımlarda kadınlar büyük çapta işe alınırken evli erkekler veya iş bulup evlenmek isteyen erkeklere az kontenjan verilerek büyük haksızlık yapılmaktadır. Evlilik oranlarının azalmasına ve evli ailelerde aile sorunlarının yaşanmasına yol açmaktadır. İşe alımlarda öncelik evli tek maaşlı erkeklere sonra diğerlerine kontenjan tanınmalıdır.

Ev hanımlığı toplumda sürekli itibar kaybettirilmektedir. Annelik ve ev hanımlığı toplumsal algısı yeniden düzeltilmelidir.

Çalışan evli bayanlara birçok fırsatlar tanınırken ev hanımları Aile Bakanlığı tarafından sürekli dışlanmamalıdır. Ev hanımına çocuğun yetişmesi süresince çocuğu bakıp yetiştirebilecek oranda bir maaş “annelik ücreti” bağlanmalıdır.

Kadınların iş hayatındaki yoğunlukları birçok aile sorunlarına yol açmaktadır. Kadınlar için esnek çalışma şartları oluşturulmalı. kadının iş hayatında yer almak suretiyle artan iş yükü karşısında aile yaşantısında destek göremediği gibi kendisinden geleneksel rolünü devam ettirmesi yönündeki beklentinin devam etmesi de kadınların boşanma fikrine sıcak bakmasına sebep olmuştur.

Günümüzde gelir artışıyla birlikte yaşanan tüketimdeki artış toplumları daha çok tüketmek ve daha lüks bir yaşantı sürmek konusunda bir yarış içine sokmuştur. Bireylere kitle iletişim araçları vasıtasıyla yüklenen tükettikçe mutlu olunacağı yönündeki fikir insanları üretmekten uzaklaştırırken toplumu kanaatkâr ve paylaşımcı olmaktan da hızla uzaklaştırmıştır. İnsanlar mutluluğu tüketim odaklı dünyalarında arama yoluna girmişlerdir. Tüketmekle aranan mutluluk bulunamadığı gibi aile içi anlaşmazlıklar ve dağılmalar baş göstermiştir.

Toplumda hızla yaygınlaşan nikâhsız ilişkiler ve flört evlilik oranlarını azaltmakta, aldatılma evli ailelerde büyük oranda boşanmalara sebep olmaktadır. Ülkemizde evlilik Medenî Kanun ile düzenlenmiştir. Evlilik nikâhla gerçekleşir. Nikâh, tanıkların önünde yapılan resmî evlilik sözleşmesidir. Nikahsız birliktelikler aile yapımıza yönelik en büyük tehditlerden sayılabilir.
Diyanetin Aile Merkezleri önemli boşluğu doldurmaktadır. Diyanet Aile Merkezleri yaygınlaştırılmalıdır. Ailelere destek hizmeti verecek merkezlerde uzman kişilerin boşanma aşamasındaki ailelere ulaşması ve aile içi sorunları çözme konusunda çiftlere destek olunması gerekmektedir. Aile danışma merkezlerinin fonksiyonları genişletilerek yerel uygulamalarda artış sağlanmalıdır. Ailelerin, yeni evli çocuklarına yapıcı müdahalelerde bulunabilmek için nasıl bir yol izlemeleri gerektiği hakkında bilinçlendirilmelidir. Vaazlarda aile konusu çokça gündem yapılmalıdır.

Anne Sütü Bankası toplumu bozmaya yönelik bir girişimdir. Toplumun genlerini bozacak değerlerimize aykırı bu uygulamaya kesinlikle izin verilmemelidir.

Aile rızası veya iki tarafın rızası ile erken evlenen aileleri mağdur eden hapis cezaları kaldırılmalıdır.

Kadına pozitif ayrımcılık yapılırken erkeğin mağdur edilmemesi gerekir.

Aile için eğitim kadar değerli ve önemli olan bir diğer husus “ahlaklı bireyler” olmadır. Ahlak, insanla ilgili bir disiplindir. Bu disiplin planlı, programlı, dengeli, sevgi ve merhamet temelli verilmelidir.

Her binanın bir temeli vardır. İslam’ın temeli de güzel ahlaktır. Ailede çocuklarımıza verilecek güzel ahlak eğitiminde anne ve babaya büyük sorumluluklar düşmektedir.

Ailelerin zihin, duygu, sosyal yönden sağlıklı olmaları geleceğimizi de umutlu kılacaktır. Bu da çevremizi etkiler. Bu nedenle anne ve babaların oldukça hassas olmaları, kendilerini eğitmeleri gerekmektedir.

Geniş ve çekirdek aile özelliklerini birlikte taşıyan bir aile biçimidir. Kırsal alanda nüfusun çoğalması toprağın yetmemesi, işsizlik ve geçim sıkıntısının başlaması nedeni ile köyden kente göç hızlanmıştır. Köyden kente göç eden aileler çekirdek aile görünümündedir. Fakat geniş aile özelliklerini korumaktadır. Ayrıca bu aileler düzensiz kentleşme nedeni ile yaşamlarını olumsuz bir çevrede sürdürmektedirler.

Belediyeler aile kurumunu güçlendirebilmek için sosyal, ekonomik, kültürel vb. ilişkilerin sürdürebileceği az katlı komşuluk ilişkilerinin yoğun olabileceği mahalleler, şehirler kurulabilirse bunun ailenin ve aile değerinin sürdürülebilmesinde önemli bir vasatı oluşturacağı düşünülebilir.

Orta öğretimi sadece modern kavramların, soyut kuralların öğrenildiği bir yer olmaktan çıkararak toplumun kültürünü genç kuşaklara aktaran ve gençleri hayata hazırlayan bir süreç hâline getirebilmek önerilebilir. Bireylerin toplum değerlerini kazanacağı kurumlar aile başta olmak üzere eğitimdir. Eğitim kurumlarını; gençlere toplumun tarihî geçmişinden gelen değerleri günümüz gerçekleriyle bütünleştirerek aktara bilecek duruma getirebilmek, gençlerin aile içindeki sorunlarını daha kolay çözebilmelerine ve aile yaşantısının çatışmalı durumlardan nispeten arınmasına hizmet edecektir. Eğitim kurumunda toplumun üyelerine kazandırabileceği ortak değerlerle ailenin desteklenmesi toplum hayatı açısından fonksiyonel olacağı düşünülebilir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz