Aile, evlilikle başlayan kutsal bir topluluktur. Allahın emri ve başta Peygamber Efendimiz ( sav) olmak üzere hemen hemen bütün Peygamberlerin sünnetidir. Hz Yahya ve Hz İsa ( AS ) hariç bütün peygamberlerin evlendiğini biliyoruz.
Aile, dünyanın cennetidir, huzurudur, mutluluğudur. Evlilik rızkı bollaştırır, bereketini arttırır. Aile sekinettir, meveddettir, destek ve yardımlaşmadır. Ailenin sağlamlığı toplumun sağlamlığı ve selametidir, ailenin çürüklüğü toplumun çürümesi ve çökmesi demektir. Aile ahlaksızlığı ve zinayı azaltır. Evlilik ile neslin devamı gerçekleşir. Evlilik ve nikahta esas amaç dinî görevi yapmak ve neslin devamını sağlamaktır. Evlilik ve nikah bir ibadettir.
Evliliğin hükmü Hanefi fıkhına göre şöyledir: Zina işlemek kuvvetle muhtemel ise evlenmek farzdır. Zina yapma ihtimali varsa evlilik vaciptir. Zina yapma ihtimali yoksa kuvvetli sünnettir, sünneti müekkededir.
Peygamber Efendimiz ( sav ): “Bir kadınla şu dört şey için evlenilir: Malı, serveti için, güzelliği için, soyu için, dindarlığı için . Sen dindar olanı tercih et, elin dert görmez.” buyurmuştur. Dindar birisiyle evlenmek aileye huzur, mutluluk, bereket, nezaket, saygı sevgi getirir.
Aile, bir erkekle bir kadının şahitler huzurunda hayatlarını birleştirmeleridir. Evlilik bir akittir, karşılıklı “icap ve kabul”dür. Eşler arasında hak hukuk ve görevler, kadının ve erkeğin karşılıklı olarak birbiri üzerinde hakları vardır.
Kadının kocası üzerindeki haklarından başlıcaları şunlardır:
1) Kocanın, eşinden habersiz, izinsiz namahrem bir erkeği eve getirmemesi. Getirse bile kadın erkek aynı odada oturtmaması.
2) Kocanın, dinî eğitim ve ilmihal bilgisi konularında eşine yardımcı olması.
3) Evin nafakasını helalinden temin etmesi ve evine haram sokmaması.
4) Eşine nazik davranması, eziyet etmemesi ve zulüm yapmaması.
5) Eve girince eşine selam vermesi, hâl hatırını sorması, güler yüzlü olması, sevgisini saygısını hissettirmesi ve sevdiğini sözlü olarak ifade etmesi.
6) Çocuklarının eğitimi konusunda eşine yardımcı olması.
7) Eşinin yanlışlarını sabırla, hoşgörüyle karşılayıp nasihat etmesi.
8) Giyimi konusunda rehberlik etmesi, içerde ve dışarıdaki giyimi konusunda eğitmesi rehberlik yapması ve bu konudaki ihtiyaçlarını gidermesi.
9) Farz ibadetlerin dışında, nafile ibadetler için eşinden izin istemesi. İkinci hac, umre, nafile oruçlar, teheccüt namazı, sakal uzatma… gibi.
10) Yaptığı hizmetten dolayı teşekkür etmesi.
11) Cinsel ilişki konusundaki taleplerini reddetmemesi. Reddetmek günah, kabul etmek ise ibadettir.
12) Rasulullah’ın (sav) son üç tavsiyesinden biri: “Kadınlarınız hakkında Allah’tan korkun. Onlar Allah’ın (cc) size emanetidir.” “ Sizin en hayırlınız, hanımına karşı en iyi olanınızdır.” buyurmuştur.
Kocanın karısı üzerindeki hakları ise şunlardır:
1) Kocasından izin almadan evinden ayrılmamak.
2) İzinsiz kimseye bir şey vermemek.
3) İzinsiz nafile ibadet yapmamak.
4) İffetini ve namusunu muhafaza etmek.
5) Kocası yatağına davet ederse reddetmemek.
6) İhtiyaç fazlası eşya istememek, Fuzuli harcama yapmamak, israf etmemek.
7) Kocasına karşı güler yüzlü olmak, işine giderken uğurlamak, dönerken hoş geldin diyerek karşılamak.
8) Helal rızık temini konusunda kocasına yardımcı olmak, harama zorlamamak.
9) Ev işlerini yapmak.
10) Çocuklarının eğitimiyle ilgilenmek.
11) Kocası namaz konusunda gevşekse yardımcı olmak, özellikle sabah namazına kaldırmada yardımcı olmak. Eşler birbirlerine takvada yardımcı olmakla mükelleftirler. Kocanın yanlış alışkanlıkları varsa usulüne göre destek olmak, kendi hâline bırakmamak. Bilgi, görgü ve hoşgörüsünü sürekli arttıracak, okuyacak, kendisini geliştirecektir. “İlim öğrenmek hem erkeğe hem kadına farzdır.” hadisi çok meşhurdur. Kadın bilgili olacak ki çocuğunu iyi yetiştirebilsin.
12) Baba ve çocuklar arasında bir problem varsa kendisi barış elçisi, iyilik elçisi olacak. Ailenin huzuru ve mutluluğu için ne gerekiyorsa yapacak.
Allah-u Teala erkeğe yönetme, kadına da itaat görevini vermiştir. Nisa 34’te yüce Rabbimiz şöyle buyurmaktadır: “Erkekler kadınlar üzerinde hâkimdirler, yöneticidirler. Allah’ın bazısını bazısına farklı (daha güçlü) kıldığından ve mallarını infak ettiklerinden dolayı. Saliha kadınlar (eşlerine) itaat ederler.”
Evin reisi erkektir. Çünkü Cenab-ı Hak onu fiziki olarak daha güçlü yaratmış ve ekonomik gücü, evin iaşesini onun sorumluluğuna vermiştir, daha üstün olduğu için değil. Üstünlük ne dişilikte ne de erkekliktedir. Üstünlük Allah katında sadece takvadadır. Eşlerden herhangi birisi daha müttaki olabilir. Evin yönetimi bununla ilintili değildir, tamamen fıtrat ve hikmetle alakalıdır.
Ailede sevgi, saygı, iyi iletişim, hoşgörü ve sabır ailenin huzuru ve devamı için elzemdir. İslam’da boşanma hoş karşılanmamıştır, ailenin dağılması arşı titretir. En sevilmeyen helal, talaktır, boşanmadır. Bizde, aile kutsaldır, kutsal bir müessesedir. Aile ne kadar sağlam olursa millet ve toplum da o kadar sağlam olur. Bu yüzden , çok değer verdiğimiz aile müessesemize saldırılar gittikçe çoğalmakta, bu kutsal yuvamızla uğraşanlar maalesef hızla çoğalmaktadır.
Eskiden boşanmalar yok denecek kadar azdı ve çok ayıp karşılanırdı. Anne ve babalar evlendirdikleri kızlarına, itaat ve uyumu tavsiye ederek bu çok önemli müesseseyi korurlar, dağılmasına ve huzurlarının kaçmasına müsaade etmezlerdi. Günümüzde ise evlilikler maalesef çok zorlaştırılmış, boşanmalar ise sıradan ve olağan hâle gelmiş ya da getirilmiştir. Bu konuda ebeveynlerin payı maalesef çok büyüktür. Her şeye madde nazarıyla bakılmakta, kolayca aileler dağılmaktadır.
Üzülerek belirtmeliyim ki günümüzde evlilikler çürümeye başlamış, şiddet ve geçimsizlik artmış, sabır, tahammül ve hoşgörü azalmış, dünyevileşme zirve yapmıştır. Ev, araba, altın, mobilya… gibi dünya metaı insanlarımızın aklını başından almış, huzur, mutluluk, ebedi saadet ve dünya saadeti önemsenmez hâle gelmiştir.
Cehaletin, bilgisizliğin ve özellikle kaynanaların, medyanın ve yeni çıkan bazı yasaların (6286 gibi) bu olumsuzluklarda payı çok büyüktür. 2012 de çıkan bu yasadan sonra boşanmaların dört kat arttığı söylenmektedir. Dünya malı konusunda tatminsizlik, doyumsuzluk, aç gözlülük ve hırs inanılmaz düzeyde artmıştır.
Evlilik yaşının bizde 18 olması da bir problemdir. Şu anda 4 bin civarında genç koca, 18 yaş altı evlilik yaptıkları için, tecavüz suçlamasıyla cezaevlerinde tutuklu yada hükümlüdürler. En azından bunların bir kısmı, dinî nikah ile evlenmiş ve çoluk çocuk sahibi. Bu yasadan dolayı, bu gençlerin ailesi dağılmış, çocukları babasız, sevgisiz büyümektedirler. Halbuki ABD’de evlilik yaşı 14’tür. Erken evlenen gençlerin evlilik masrafını devlet karşılamakta ve her ay bu genç ailelere 460 dolar para verilmektedir.
ABD gibi Kolombiya’da Ekvatorda, El Salvador’da, Paraguayda’da evlilik yaşı 14’tür. Ürdün, Litvanya, Estonya ve Bahamalar’da evlilik yaşı 15’tir. Avustralya, Avusturya, Macaristan, Brezilya, Almanya, İrlanda, Meksika ve Kıbrısta evlilik yaşı 16’dır. Evliliklere 18 yaş sınırı getiren ülkeler Türkiye, Mısır, Gine, Afrika Ülkeleri, Güney Kore, Güney Sudan, Lübnan, Nijerya, Birleşik Arap Emirlikleri, Nepal, Malezya, Eritre, … gibi genellikle İslam ülkelerdir. 18 yaş altı evliliklerde dünyanın hiçbir yerinde ceza yoktur ve hiçbir çift yada erkek cezaya çarpıtılmamaktadır. Bizde ise tecavüz suçlamasıyla pek çok evli genç cezaevlerinde yatmaktadırlar. Bu yasaların bir an önce değiştirilmesi ve dramın bitirilmesi mecburiyeti vardır.
Batı’da aileler çökmüş, aile müessesesi neredeyse tarihe karışmış, çocuk ve genç sayısı hızla azalmış, doğum neredeyse durma noktasına gelmiş, çocuk yerine köpek besiciliği ve seçiciliği hâkim olmuştur. Yapılan bir tespite göre şu anda Hollanda’da 280 bin şirket, varissizlik yüzünden kapanma noktasına gelmiştir. Bütün teşviklere rağmen doğum oranı hızla azalmakta ve Batı ülkelerinin nüfusu hızla düşmektedir.
Batı’da durum bu iken ve önüne geçilemez bir hâl almış iken, bizde ise her şeye rağmen nüfus artmaktadır. Dünyada açlıktan, savaştan ölen çocukların büyük bir bölümü, hatta tamamına yakını maalesef Müslüman olmasına rağmen, çeşitli sebeplerle aileler dağılmasına rağmen, doğum kontrolü gibi oyun ve tezgâhlara rağmen eski hızında olmazsa bile doğumlar olmakta ve nüfus yine de artmaktadır. Müslüman nüfusun artması, ve buna paralel olarak bütün teşviklere rağmen Batı’da nüfusun azalması onları çıldırtmaktadır.
ABD de Batı ülkelerinde başta olmak üzere ahlaki yozlaşma da zirve yapmıştır. Şeklen aile diyebileceğimiz kurumlar köhnemiş, iffet ve şereften yoksun hâle gelmişlerdir. Örneğin ABD’de eş değiştirme kulüpleri kurulmuş ve 1 milyon aile bu kulüplere üye olmuştur. ABD’de boşanma oranı % 63’tür. Almanya’nın bir çok hastanesinde yeni doğan bebekler için yerler yapılmış, “Bebeklerinizi buraya bırakabilirsiniz, devlet olarak biz bakarız, meşru olup olmaması fark etmez.” şeklinde ilanlar asılmış ve ne şekilde olursa olsun ister meşru ister gayrimeşru her bebek için 3000 avro teşvikler olmasına rağmen, Batı’da nüfus artmamakta, tersine azalmaktadır.
Bu nedenle diyoruz ki Batı böyle devam ettiği takdirde, yakın zamanda çökmeye, yok olmaya, egemenliğini kaybetmeye mahkûmdur. Onlar bunun farkındalar ve bu yüzden mümkün olduğu kadar bizdeki nüfus artışının önüne geçmek için her türlü entrikayı çevirmektedirler. Bununla beraber Müslüman nüfusu da kendilerine benzetmek, Batı kültürü ile yetişmelerini sağlamak en büyük arzularıdır. Maalesef bu konularda büyük oranda muvaffak olmuşlardır.
Sonuç olarak diyorum ki bu gaflet uykusundan kurtulup kendimize gelmek, özümüze dönmek, tehlikeyi görmek ve uyanmak zorundayız. Efendimiz sav Hz Aişe’den izin almadan nafile ibadetlerini bile yapmamıştır. Hz Fatıma validemiz Hz Ali’ye, elindeki altı dirhemi eve yiyecek alması için vermiş, Hz Ali ise zor durumdaki bir borçluya o parayı verip eve bir şey almadan döndüğünde onu takdir etmiş ve yaptığın iş daha hayırlıdır diyerek Hz Ali Efendimiz’e sevgili eşine hayırda destek olmuş, onu üzecek bir tavırla, bir sözle karşılamamıştır. İşte bu aile yapısı, bu güzel ahlak, Batı’nın korktuğu ve bizim de kurtuluşumuz olan bir modeldir.
Bu güçlü aile yapısına dönmek zorundayız millet olarak. Eğer kurtulmak ve güçlenmek istiyorsak kendimize, özümüze dönmek zorundayız. Lütfen eşlerimize karşı kibar ve nazik olalım. Sevgimizi ızhar edelim, sevdiğimizi söyleyelim. Şer odaklarının hile ve desiselerini bilelim ve oyunlarını başlarına geçirelim. İslamsız huzur ve saadet olmaz, İslamsız yuva kurulmaz.