Ana Sayfa Milli Şuur 52. Sayı AKRAN ETKİLEŞİMİ VE KİŞİLİK GELİŞİMİ

AKRAN ETKİLEŞİMİ VE KİŞİLİK GELİŞİMİ

230
0

Aynı yaş grubunda bulunan bireylere, akran denir. Arkadaşlıklar genellikle aynı yaş grubunda veya birbirine yakın yaşlardaki bireylerle oluşturulur. Kişinin, kendisinden fazlaca büyük ya da fazlaca küçük bireylerle de arkadaşlık ilişkisi geliştirdiği gözlenebilir. Kişilerarası ilişkilerde etkileşimin olabilmesi, büyük oranda güvenle ilişkilidir. Tabi etkileşim öncesi sağlıklı bir iletişim sürecinin de varlığı şarttır. Çocukların/ gençlerin anne babalarla ve öğretmenlerle ilişkisi, ortamda sağlanan güvenle doğrudan ilişkilidir. Aynı şekilde, akran etkileşiminde de bu böyledir. O kadar ki çocukların ve gençlerin sosyalleşebilmeleri etkin arkadaşlık ilişkilerine bağlanabilir.
Akran tabiri, genellikle ergen topluluğu için kullanılır. Mesela; ortaokul ve lise akran grupları nitelemesi yapılabilir. Ancak “İş insanları akran grubu” nitelemesi hem tabirin kast ettiği içerikle hem de tabirin toplumsal çağrışımıyla uyumlu değildir. Bu yüzden bizimde burada irdelemeye çalıştığımız, ergen akran grupları ve etkileşim biçimleridir.
Ergenler, arkadaş seçimlerinde belli zorluklar yaşayabilirler. Çünkü ilişki tercihlerini etkileyen uyaranlar farklılaşmaktadır. Çok farklı sosyal, hatta sosyoekonomik çevrelerden bile olsa, ergenlerin süreç içerisinde etkin bir şekilde sosyalleşebilmeleri için arkadaşlık (Akran) ilişkileri en önemli referanslarıdır. Bu sürecin sağlıklı geçirilmesi ilişkinin istikrarı için kaçınılmazdır. Ergenlerin arkadaş seçimine, çok ileri düzeyli olumsuzlukların olmaması (sigaraya başlama, madde ile temas, kavga gruplarına dâhil olma, çeteleşme riski, evden uzaklaşma vb.) şartı ile müdahale edilmesi önerilmemektedir. Çünkü bu adım genel gelişim dönemleri içerisinde “Kendini ifade etme” adına atılmış en önemli adımlardan birisidir.
Kişiliğin oluşmasında, arkadaş seçiminin önemli etken olduğu bilinir. Ancak kişilik gelişimini etkileyen tek unsurun akran seçimi ve ilişkisi olmadığı da bilinmektedir. Bunun yanında kişiliğin oluşumunu etkileyen, yakın çevrenin kabulleri ve tutumları da pozitif yönde olmalıdır. Kişilik gelişiminin büyük bir kısmı sonradan öğrenilme yöntemleriyle gelişir. Bilim çevreleri, tamamı olmasa da en azından bir kısmı, kişiliğin oluşmasında; kalıtımın ve sonradan öğrenmelerin (çevrenin) yarı yarıya etkin olduğunu ifade etmişlerdir. Benim düşüncemde bu yöndedir. Bireyin (özellikle çocukların ve ergenlerin) sağlıklı kişilik gelişiminde yakın çevresinin; yani anne babaların ve öğretmenlerin belirleyici etkisi vardır. Doğru, ergen-yetişkin ilişkisi geliştirebilmek özellikle ergenlerin akran seçiminde çok etkili olabilir. Burada en önemli kavram, güvendir. Yetişkinlerle ilişkisini güvenle sürdüren ergen, arkadaş gruplarında da bu güven ilişkisini sürdürebilir. Özellikle ergen akran gruplarında ilişkiler karşılıklı güvene dayalı ise; hem grubun ömrü uzun süreli olabilir, hem de ilişkiler daha kaliteli gelişebilir. Sağlıklı, güvenli çocukluk ve ergenlik demek; aynı zamanda sağlıklı ve güvenli yetişkinlik demektir. Bu yüzden çocuklar ve ergenlerle ilişki geliştirirken göstereceğimiz çabanın düzeyi, ileriki yaşantılarında çocukların ve ergenlerin ilişkilerinde yüksek kalite demektir.
Ergenler, kendi aralarında oluşabilen sorunlara her zaman sağlıklı çözümler üretemeyebilirler. Ancak bu, ergenlerin sürekli başedemedikleri sorunlarla yaşıyor oldukları anlamına gelmez. Çünkü bulundukları gelişim dönemlerine uygun ve çevreleriyle kurdukları pozitif ilişkiler sayesinde, bu gelişim döneminin dinamizmi ile sorunlarının büyük bir kısmının üstesinden gelebilirler. Bazen bu durumu gözlemlemek, yetişkinlere güven verebilir. Ergenlerin atacakları doğru adımlara, doğru girişimlere, doğru kararlara, enerjilerine, yetişkinlerin hazırlıklı olması gerekir. Özellikle ergenlerin akran etkileşimlerinde bu olumlu v seyrini gözlemlemek mümkündür. Ergenlerin kişilerarası ilişkilerde baş etmekte zorluk yaşadıkları sorunlarına ilişkin yetişkinlerden en önemli beklentileri, belkide “Hakemlik” rolünü üstlenmeleridir. Hem akran ilişkilerinde ve hem de kardeş ilişkilerinde anne babaların ve öğretmenlerin farklı uyarıcı nitelemelere girmeden hakemlik rolünü “Hak” ölçüsüyle yerine getirmeleri gerekir. Çocukların ve ergenlerin doğru, toplumsal değerlerle barışık ve psikososyal olarak gelişip sosyalleşmeleri etkin arkadaşlık ilişkileriyle ancak sağlanabilir. Ergenlerin yetişkinlerle kuracağı ilişki onları sosyalleştirmeye yetmez. Ancak olumlu yetişkin modelleri hem çocukların, hem de gençlerin toplumsal ve evrensel değerleri özümsemesine yardım edebilir.