Ana Sayfa Milli Şuur 56. Sayı ALLAHIN SIFATLARINI ANLAMAK

ALLAHIN SIFATLARINI ANLAMAK

45
0

İlkokuldan itibaren okullarda Allahın sıfatları konusu ‘Zati’ ve ‘Subuti’ sıfatlar şeklinde anlamlarıyla ezberletilerek öğretilirdi. Kuran ve sünnette Allah’ın sıfatlarından bu şekilde kategorize edilerek başlıklar halinde bahsedilmez. Bu yüzden İslam uleması daha kolay öğrenilmesi için Allah’ın sıfatlarını eğitim amaçlı sınıflandırarak anlatmışlardır. Bunların en yaygın olanı da Zati ve Sübûti şeklinde verilen ilahi sıfatlardır. Öğretmenlik yapmaya başladığım yıllarda, yine aynı sıfatların farklı şekilde kategorize edilerek ama metot olarak yine sadece anlamlarıyla verilmeye çalışıldığını gördüm. Hâlbuki bu ilahi sıfatların tabiattan, hayattan örnekler verilerek ispatlanması öğrencinin ilerde karşılaşacağı pozitivist ya da materyalist akımların vermek isteyeceği şüphelere karşı yardımcı bilgiler olacaktır. Bu konuda Bediüzzaman’ın yazdığı Risale-i Nurların, faydalandığım önemli bir kaynak olduğunu belirteyim.

Esma-i Hüsna, yani Allah’ın güzel isimleriyle bu sıfatların arasında sıkı bir ilişki vardır. Çünkü esma (isimler) bu sıfatlardan doğar. Örneğin Alim ismi Subuti sıfatlardan olan İlim sıfatından gelir. Kadir ismi Kudret sıfatından geldiği gibi… Yine Baki ismi Zati sıfatlarından olan Beka’dan gelir. Ehad ve Vahid isimlerinin Vahdaniyet sıfatından geldiği gibi…

Bu sıfatların ispatlarıyla ilgili bir örnek verelim:
Zati sıfatlardan Muhalefetü’n-Lil-Havadis, yani Allah’ın yarattığı hiçbir varlığa benzememesi… Bir binayı yapan ustanın o binaya benzememesi gibi, bizi yaratan Allah da bizlere benzemez. Bunu okullarda öğrencilerin hafızasında kalsın diye çeşitlendirdiğimde olmuştur. Örneğin okuldaki masa ve sırayı yapan ustalar masa ve sıraya benziyor mu? İşte bunun gibi bizi ve dünyamızı yaratan Allah da bizlere benzemez. Bir sonraki kademe ise Allah’ın varlığının cinsinde bize benzememesiyle ilgili şu örnekte verilebilir: Binayı ya da sırayı, masayı yapan usta etten, kandan ve kemikten; bina ya da masa ise demirden, çimentodan, tahtadan… Bu da gösteriyor ki Allah’ın mahiyeti, varlığı biz yarattıklarına da benzemez. Soyut düşünceye yatkın olmayan küçük yaştaki çocuklarda genelde antropomorfik düşünce tarzı gelişmiştir. Yani Allah’ı illa ya insan ya da çevresindeki bir varlığa benzeterek düşünmek gibi… Bu tür misaller öğrencilerin yanlış düşünce tarzından uzaklaşmasına yardımcı olabilir.

Allah’ın Sübûti sıfatlarının ispatları ise daha kolaydır. Çünkü bu sıfatlar Allah’ın kendi varlığının anlaşılması için insanlara da sınırlı olarak verilmiştir. Bir insan görmenin dereceleri olduğunu hayata baktığında anlar. Bir kartalın binlerce metre yüksekten (1500-2000 metre) kendini kamufle eden bir tavşanı görmesi gibi… Keza günümüzde gece kameraları gece karanlığında çıplak gözle göremediklerimizi kaydedip bize gösterebilmektedir.Allah’ın görmeside bizim görmemizin çok üstündedir. Kuran göremeyenin ilah olamayacağını şu örnekle anlatır: “Kitapta İbrâhim’i de an; gerçekten o, doğruluğu hayat tarzı haline getirmiş bir peygamberdi. Babasına demişti ki: Babacığım! İşitmeyen, görmeyen ve sana hiçbir yararı olmayan şeylere niçin tapıyorsun? Babacığım! Bana, sana gelmeyen bir ilim geldi. Bana uy ki seni dosdoğru bir yola ileteyim.” (Meryem:42-43)

Allah’ın sıfatlarının ispatı konusunda tabiattan ve yaşadığımız hayattan örnekler verebiliriz. Son bir örnek demülk ve melekût hakkında verelim: Birçok ayette göklerin, yerin ve onların arasında bulunan her şeyin; yani bütünüyle tabiat mülkünün Allah’a ait olduğu vurgulanır (Bakara Suresi,107.Ayet). Ayrıca mülkte Allah’a ortaklığın söz konusu olmadığı (Furkan Suresi, 2. ayet) belirtilir. Kısaca mülk görünen âlemdir. “Her şeyin melekûtu O’nun elindedir” (Yasin Suresi, 83. ayet) gibi ayetlerde bahsedilen “Melekût” kavramıyla ilgili farklı tefsirler, açıklamalar yapılmış olsa da biz buna kısaca; işlerin yapıldığı, yaratılışın gerçekleştirildiği, perde arkasındaki âlem, gayb âlemi diyebiliriz. Tasavvufta melekûtun ilahi sıfatlar içinde kullanıldığı söylenir (TDV İslâm Ansiklopedisi, Melekût maddesi, Cild 29, Sayfa 47-48).
Kâinattaki mülk ve melekûtu bilgisayarın işleyişine benzeterek açıklayabiliriz. Bilgisayarda bir siteye baktığımızda ya da oyun oynadığımızda gördüğümüz mülk yüzüdür. Fakat gerek site gerekse oyunla ilgili bizim göremediğimiz ama bilgisayarın arka planında çalıştırdığı yazılımda binlerce, milyonlarca gerçekleşen işlemler ise melekût yüzüdür. İşte kâinattaki yaratılış ve değişimlerde bunun gibi gerçekleşmektedir denilebilir. Melekût cihetinden gelen emirler mülk cihetinde gerçekleşmektedir.

Hz. Ali (ra)’nin Kuran’da geçen dört ilahi isim Evvel (İlk), Ahir (Son), Zahir (Görünen) ve Batın (Görünmeyen, İç yüz) ile yaptığı bir duasıyla yazımızı bitirelim: “Kendisinden önce başka varlığın olmadığı Evvel, kendisinden sonra başka varlığın olmadığı Ahir; kendisinden daha açık bir şeyin olmadığı Zahir; kendisinden daha gizli bir şeyin bulunmadığı Batın olan Allah’a hamd olsun.” (Nehcü’l Belaga, Sh. 104, Beyan Yayınları)

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz