Ana Sayfa Milli Şuur 44. Sayı ANNE BABA OLMANIN MANEVİYATI

ANNE BABA OLMANIN MANEVİYATI

Rabbimizin bize emaneti ve lütfu olan yavrularımızı, terbiye ve eğitimi ile meşgul olurken elbette ki zaman zaman uslubumuzu biraz sertleştirmemiz, sesimizi yükseltmemiz veya bir durumdan men etmemiz gerekecektir. Fakat ...

81
0
© Milli Şuur

İnsan olarak dünyaya gelmiş; hele ki Müslümanlıkla şereflenmiş bir kul olduğumuz bilinci ile varlığımızın farkında olmakla sorumluyuz. Mutlak Varlık olan Rabbimize Bezm-i Elest’te verdiğimiz sözümüzü lütfen hatırlayalım. Kur-an’ Kerim’de anlatılır ki: Allah (c.c) dünyada hiç bir şey yokken, hatta dünya yokken ruhlar alemini yarattı. Sonra bütün ruhları bir araya toplayıp sordu: “Elestü bi- Rabbiküm?” yani “Ben sizin Rabbiniz değil miyim?” Ruhlarımız bu soru karşılığında “Kalu: Bela” dedi yani “Sen bizim şüphesiz Rabbimizsin” dediğimizi bize hatırlatır.

İnsan ve Müslüman bir kul olarak, nail olduğumuz şereften başka Rabbimizin bize yeryüzündeki en özel ve en anlamlı ihsânı çocuk sahibi olmak değil midir? Rabbimizin bize emaneti ve lütfu olan yavrularımızı, terbiye ve eğitimi ile meşgul olurken elbette ki zaman zaman uslubumuzu biraz sertleştirmemiz, sesimizi yükseltmemiz veya bir durumdan men etmemiz gerekecektir. Fakat emanet olduklarını her an hatırlayıp ona göre hatalarını, kusurlarını, yapamadıklarını, yapmak istemediklerini yerine göre görmezden gelip, incitmeden, nasihat ederek veya göstererek ilgilenmek gerekir.

Çocuklarımıza gereğinden fazla merhamet göstermede haddimizi aştığımızda şımartıyoruz veya merhametimizde cimri davrandığımızda onun kendini değersiz hissetmesine sebep oluyoruz. Aynı şekilde cezalandırırken de haddimizi aştığımızda azdırıyoruz. Otoritemizde aşırıya kaçtığımızda çocuğumuz çekingen ve boynu eğik biri haline geliyor. Çocuğumuza sürekli maddi ödüller veriyorsak menfaatçi bir çocuk yetiştiryoruz demektir.Tavizkar bir tutum sergilersek de sınır sorunu olan bireye dönüşüyor. Kontrolcü davrandığımızda ise takıntılı ve kaygılı büyüyen bir çocuğumuz oluyor. Çocuğumuzu sürekli eleştiren ve suçlayıcı bir üslubumuz varsa yavrumuz kendini değersiz ve her şey için kendini yetersiz hisseder. Merhamette de ve cezalandırmada eksik ya da fazla davranmakla aslında çocuğumuza zarar veriyoruz. Hem çocuğumuzdan hem de Rabbimizden uzaklaşıyoruz. Dolayısıyla kendimizden uzaklaşıyoruz. Kendimize ve çocuğumuza eziyet ediyoruz. Kendimize ve çocuğumuza eziyet etmemiz mi daha feci yoksa Rabbimizden uzaklaşmamız mı?

Emanet olduklarını her an hatırlayıp ona göre hatalarını, kusurlarını, yapamadıklarını, yapmak istemediklerini yerine göre görmezden gelip, incitmeden, nasihat ederek veya göstererek ilgilenmek gerekir.

Büyük İslam Alimi İmam Gazâlî “Hüccetü-l İslâm” eserinde yer alan bir Hadisi Şerifte; liderlerin Yüce Allah’ın huzurundaki durumu hakkında Resullah Efendimiz ( s.a.v) şöyle buyurmuştur.

“Başkanlar kıyamet günü Allah (c.c.) huzuruna getirilir. Allah (c.c):
– Sizler benim yeryüzünde yarattıklarımın çobanları, mülkümün emenetçileri idiniz, buyurur ve sultanlardan birisine:
– Niçin kullarıma emrettiğim cezadan daha fazla ceza verdin? diye sorar; sultan:
– Ey Rabbim! Onlar sana asi oldular, der. Cenab-ı Hakk:
–Senin kızgınlığının benimkinden daha fazla olması gerekmez! der.Daha sonra diğerine:
– Niçin kullarına benim emrettiğim cezadan daha azını uyguladın? diye sorar; o:
– Ey Rabbim onlara merhamet ettim, diye karşılık verir. Cenab-ı Hakk:
– Sen nasıl benden daha merhametli olabilirsin? der ve meleklerine:
– Benim hükmümü fazlalaştıran ve noksanlaştıran bu kimseleri alın cehennemim derinliklerine atın; buyurur.
(El Muttaki, Kenzu’l Ummal, Kitab-ı İmaret,
No: 14769-1471)

Çocuklarımızı eğitimi sürecinde ceza ve mükafat yaptığına karşılık olarak verilir. Asıl amaç onun yaptığı hatasını farketmesi, telafi etmesi ve doğru davranışlarının pekiştirilmesidir.

Çocuklarımızı severken yada cezalandırırken nefsimizden sakınıp Rabbimizin adaleti ile muamele etmeye gayret etmek gerek. Ah o minik yavrularımızı büyütürken Rabbimizi anarak onları en iyi şekilde yetişmeleri konusunda destekleyerek, sevgi, ilgi ve muhabbetle onlara muamelede bulunabilme çabamız bizim için ne büyük bir kazanç olur bir düşününelim.

Burada Rabbimizi El-Adl esması (Adil, insaflı, her şeyi yerli yerinde yapan, her şeyi hak ve doğru olan) manasının idrakiyle her daim uyanık olmaya çabalamak işimizi kolaylaştıracaktır.

Yapılması kolay mı hayır hiç de değil çok ama çok zor. Burada Rabbimiz Er Rahim esması gönüllerimize ferahlık vermektedir.

Anadolumuzun gönül mimarlarında Hacı Bektaşı Veli’nin “Besmele Şerhi” eserinden alan can alıcı bir hikaye;

Harun Reşit zamanında bir bedevi vardı. Hiç hıyar yetiştiğini görmemişti. Bir yerde birkaç tane hıyar tohumu buldu, onu bir yere ekti. Kuyu suyu ile suladı. Bir kaç acı hıyar oldu. Akıllıları topladı (onlara) danıştı. Onlarda “bu görülmedik bir yemiştir. Bunu halifeye götür. Bunu değerini ancak o verir.” dediler. Zavallı bedevi, bir zaman sonra hıyarı halifeye getirdi. Kapıdaki zinciri çaldı. (Hizmetliler) bedeviyi Halifeye getirdiler. (Bedevi) Halifenin yüzünü görünce o buruşmuş acı hıyarları Halifenin dizinin dibine koydu. Halife hıyarlara baktı. Sonra heybetle (öfkeyle) hizmetlilerine baktı. Onun bu bakışıyla hepsi sessizce yerlerinde durdurlar. Halife bedeviye “Bize ne kadar garip (bilinmedik) yemiş getirdin. Bunun şükranesini bir defada sana veremeyiz. Birkaç kez gel ve değerini al.” dedi. Dört acı hıyar için yüz bin akçe verdi. Bedevi gitti. Halife vezirlerine “Benim işime hayret ettiniz değil mi?” dedi. Onlar “Evet hayret ettik” dediler. Halife “O miskin bedevinin hayatı kırlarda geçmiş, hiç hıyar görmemiş. Hıyarı görünce bizim de kendisi gibi, hıyarı görmediğimizi sandı. O kıymetli nesneyi bize layık gördü,” dedi. “Size heybetle bakmamın sebebi onu utandırmamanız içindi. Biz kendi bilgilerimizi bıraktık, onun bilgisi ile bir olduk. İnşallah iyiliklerin yazıldığı defterden biz de mahrum olmayız.”

Lütfen hatırlayalım çocuklarımız bizim için özellikle ilk yaptıkları resimleri, ikramları veya benzeri hediyelerini kendi bilgimizi bir kenara bırakıp onların bilgisiyle nasılda bir oluyoruz. Biliyoruz ki bize sunduğu hediyesi yapabildiğinin en iyisi ve bu en iyi yaptığını, en çok sevdiği, saydığı bize bütün heyecanı ve içtenliği ile veriyor. Sonrasında tabii ki bizler de ödül olarak çocuğumuzu en çok mutlu edebilecek şeyleri veriyoruz.

Bu kıssada Harun Reşit bedeviye yüzbin akçe vermiş, tahtını değil. Çocuklarımızı mutlu edelim, ödüllendirelim derken kaldıramayacağı hediyeler vermekten de kaçınmamız gerekir. O zaman için ihtiyacı olandan verebileceğiniz en iyi şeyi gereği miktarda vermek yeterlidir. Rabbimizin rızasını gözeterek aşırıya kaçmamaya dikkat edilmelidir. Açıkmış ise sevdiği sağlıklı bir yiyecek, istediği bir oyuncak, parkta her zamankinden uzun oynamak, sevdiği bir etkinliği yaptırmak gibi. Muhabbetle kucaklayarak, biraz hoplatıp zıplatarak teşekkür ve takdir ederek de sevgimizi gösterebiliriz. Sınırsız sevgimizden daha büyük ve güzel ne verebiliriz ki?

Çocukların eğitiminde, yaptıkları bütün çalışmaları onların seviyesinde değerlendirmek esas olandır. Bütün eğitimciler bunu bilir ve öyle yapar. Halihazırda zaten yapılan bu kutsal vazifeyi yerine getirirken Rabbimizi anarak ve onun rızası ile taçlandırmakla nasiplenenlerden olmak ne büyük lütûf.

İşte bu anlarda Rabbimizi anarak onun rahmetini, sevgisini ve lütfunu dileyerek emaneti yavrularımıza ikramlarda bulunabilsek bizim için ne büyük bir kazanç olur.

Hz. Rahman bize bizim yavrularımıza gösterdiğimiz merhametten fazlasını göstersin İnşallah. Kendi bilgisi ile değil de bizim bilgimizle muamele etmesini dileyerek çocuklarımızla ilgilenelim.

Çok değerli anneler babalar, hiç bir şeyin olmadığı bir çöl de yaşayan miskin bedeviden çok ama çok öte canlarımız, canımızın içi ciğerparelerimize karşı bizler de çoğu zaman kendi bilgimizi bırakıp onların bilgileri ile bir oluyoruz. Bu en kıymetli anlarımızı Rahman ve Rahim olan Rabbimizin rızasını umarak, iyiliklerin yazıldığı defterden mahrum olmamak için en güzel şekliyle değerlendirmek nasip olsun bizlere İnşallah.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz