Bağımlılık, bir nesneye, kişiye ya da bir varlığa duyulan önlenemez istek; veya bir başka iradenin tahakkümü altına girme durumu olarak tanımlanır. Bağımlılık bağlanmakla gerçekleşir. İnsanoğlu tek başına değildir. Önce bağlanır sonra bağımlılık ortaya çıkar. İnsanın beyni bağlanmaya müsaittir. Bağlılık; çevreye, başkasına ,maddeye, dijital yapıya, bir ilaha… olabilir.
Bağ; maddeye veya varlığa tolerans gelişmesi , kesildiğinde ya da azaltıldığında yoksunluk belirtilerinin ortaya çıkması , denetlemek ya da bırakmak için yapılan ama boşa çıkan çabalar , sağlamak, kullanmak ya da bırakmak için büyük zaman harcama, kullanımı nedeni ile sosyal, mesleki ve kişisel etkinliklerin olumsuz etkilenmesi, daha uzun ve yüksek miktarlarda alınması veya kullanılması, fiziksel ya da ruhsal sorunların ortaya çıkmasına ya da artmasına rağmen bağ devam eder.
Her Bağımlılık Zararlı Değildir.
Akıl, düşünceyi düşünce arzuyu gerektirir. İslam da buna kuve-i Şeheviye denmektedir. İhtiyaç duyulanlara bağ kurmak zorundayız. İffet kavramı ile açıklamak mümkündür. İffet ;insanın istek ve arzularına ölçülü olmaktır. Bağımlılık iffetin ortadan kalkması ile gerçekleşir.
Kur’an’da, bir kısım insandan bahsedilirken onların kimi varlıkları “Allah’ı sever gibi sevdikleri”ne işaret edilir. Kur’an bunu “Allah’a eş tutmak” olarak tanımlar. Yine Kur’an “mü’minlerin ise Allah’a karşı en yüksek sevgi içinde olduğunu” bildirir. (Bakara, 165) Dünyada yapılan işlerin , sevginin, eylemlerin ,davranışların niyeti sadece Allah’ın rızasını kazanmaktır. “Allah’a bağlılık bilinci”; Takvalı bir hayatı diri tutar.
Kaynak:www.yesilay.org.tr/tr/bagimlilik/bagimlilik-nedir

Neye bağımlılık?
Doğal ihtiyaçlar ve suni ihtiyaçlara bağımlılık insanı değerli veya değersiz kılar. Neden bağımlılık? Narsisim , ego , yalnızlık vb. kavramların gereği oluşur. Narsisizm veya özseverlik, kişinin kendisine tapması, kabaca tabirle kişinin kendisine aşık olması olarak tanımlanan bir terimdir. Sigmund Freud Narsisizmi; O’na göre narsisim dış dünyadan soyutlanan libidonun egoya yönlendirilmesiyken, hayata gözlerine yeni açmış olan bebekler için daha farklıdır. 1919’da kızını kaybetmek Freud’un en acı kaybıydı. Kızı öldükten sonra kendini çalışmaya verdi. Çalışmaları sonucunda yeni bir kuram ortaya çıkardı. “Haz İlkesinin Ötesinde: Yineleme Takıntısı ve Ölüm İç Güdüsü” 1923’teyse en çok bilinen kuramını ortaya koydu. “Ego ve İd” Bağımlı olmanın altında ego, kendisini tatmin için yerine getirmektir. Yapılan araştırmalar internet ,cep telefonu bağımlılığı içki, sigara, kumar vb. gibi zararlıdır. Bilgisayar başında kan dolaşımı olmadığından ölen gençlere rastlamaktayız. Kendini bu alışkanlıktan kurtaramayan gençlerin kendini ihbar ederek hapishaneye girerek bağımlılıktan kurtulma yoluna gittiği haberlerde rastlamaktayız. Narsizm çeşitlerinden birini hatırlatmak gerekirse, Mısır Firavunları, diktatörler gibi çok güçlü kişilerde bulunan türüdür. Bağımlılığın narsizimle bir bağlantısı vardır.Narsizm kendi hazlarını önde tutar.Kanser gibidir.Yanındaki hücrelerin zayıflığından faydalanır onlar yer,sınırsızdır, doyumsuzdur. Kendisi büyüdükçe büyür. Haz duygusu öne çıkıyor,yaşam felsefesi halini alıyor.Kapitalizm narsizimi yüceltir ve kendisinden geçinir.İsteklerini kontrol edenler beceriksiz kabul ediliyor.Çıkarlarına uyanlar iyi uymayanlar kötü görülmektedir.

Amerikan Psikiyatri Derneği DSM-IV tanı ölçütlerine göre narsistliğin kişilik bozukluğu denebilmesi için;
Aşağıdakilerden en az beşinin olması ile belirli, genç erişkinlik döneminde başlayan ve değişik koşullar altında ortaya çıkan, üstünlük duygusu, beğenilme gereksinimi ve empati yapamamanın olduğu sürekli bir kişilik örüntüsüdür.

  • Kendisinin çok önemli olduğu duygusunu taşır.
  • Sınırsız başarı, güç, zeka, güzellik veya kusursuz sevgi düşlemleri üzerine kafa yorar.
  • Özel ve eşi bulunmaz birisi olduğuna ve ancak başka özel veya toplumsal durumu üstün kişilerin kendisini anlayabileceğine ya da ancak onlarla arkadaşlık edebileceğine inanır.
  • Çok beğenilmek ister.
  • Hak kazandığı duygusu vardır.
  • Kişilerarası ilişkileri kendi çıkarı için kullanır, amaçlarına ulaşmak için başkalarının zayıf taraflarını kullanır.
  • Empati yapamaz.
  • Çoğu zaman başkalarını kıskanır ya da başkalarının kendisini kıskandığını sanır.
  • Küstah, kendini beğenmiş davranış ve tutumlar sergiler .(Keçe, C. (2009). “Narsistik Kişilik Bozukluğu (Kendini Beğenmişlik Hastalığı)”

Popiler kültürün yaşantımıza etkisi mutlaktır. Çok kişinin bir arada olup dijital ortamla muhabbete devam etmesi normal hale gelmiştir. Önceden size bakan birinin kendi kendine konuşması ayıp karşılanırdı. Ancak caddelerde kulaklık takmış konuşan insanlara rastlanmaktadır.
Bağımlılık beyinde başlar beyinde biter. Yalnızlık depresyon getirir. Yalnızlığı gidermeyi bağımlılıkla halledeceğini beyin salgısı yönlendirir. Bilim adamları; fare deneyinde eroine bağımlı hale getiriliyor. İhtiyaç hissettiğinde pedala basıyor. Tekrar istiyor. Bu fare sosyal yapı bulunan grubun içine alınıyor. Burada pedale basmadığı görülüyor. Vietnam Savaşında Amerikalı askerlerin yüzde yirmisi yüksek dozda eroin kullanıyordu. ABD’deki halk ise çok endişeliydi. Çünkü savaş bitince ABD sokaklarında yüz binlerce eroinman olacağını düşündüler. Ancak eve dönen askerler incelendi ve çarpıcı bir şey görüldü. Askerler rehabilitasyona gitmediler, hatta hiçbir sıkıntı yaşamadılar. Yüzde doksan beşi eve dönünce uyuşturucu kullanmayı bıraktı.(https://listelist.com) Şu kanaati ortaya çıkartmıştır; yaptıkları işlerin vicdan rahatsızlığını yaşamamak için uyuşturucu ile örtmeye çalışmışlardır. Sosyal hayata dahil olunca bunun etkisi azalmaktadır. Günümüzde bağımlılık aile yapısının bozulması ile eş oranda olduğu görülmektedir. Serotonin (Mutluluk Hormonu-iyi hisset) salgısı artırılmalıdır. Sosyal medya bunun üzerine planlar yapmıştır. Sosyal medya bununla ilgili programlar yapmakta ve büyük şirketlere büyük paralarla satmaktadır. Nedense internet paylaşımlarda hepsinde beğenmek var ama beğenmemek yoktur. Bunun sebebi bir tuzak mıdır? Bağımlılığın en geniş aracı olduğu için mi?
Humanizin temelinde sevgi, hoşgörü gibi görünür ama; bununla yapılmaya çalışılan aslında insanı veya varlıkları tanrı yerine koyma çalışmaları ve ifsadın bir yöntemidir. Kurgulanan dünyada; bağımlılık daha çok bağlan , ifsat et ve para harca.
Bağımlılığı sağlamak için bilinçli programlar üretiliyor .Bunu pahalı fiyatlara büyük firmalara satıyorlar. Akıl devre dışı bırakılıyor. Yapay uyarıcılar oluşturuluyor. Beyinde ödül –ceza kurgusu oluşturuluyor. Beklenmeyen ödüllerbeyini daha aktif tutuyor. Kendisini tek yere odaklıyor. Bu günün nesli dijital nesil oldu ve nerede duracağı da belli değildir. Bu alışkanlığın büyüklere de bulaştığı bir gerçektir. Dijital ortamda beğenilme, değer verilme, vakit ayırma, yarışma, ilgilenilme, methedilme gibi faktörler bağımlılık yapmaktadır. Kendine güvenememesi dertlerden uzaklaştırdığı veya sevincine ortak ararcasına zararlı alışkanlıklara bağımlı hale getirmektedir.
İçimizde iyicil ve kötücül dürtüler vardır. Hangisini beslersek o kazanıyor, öne çıkıyor. Dur düşün ve karar ver mekanizması bozuluyor.
Bağımlılıktan kurtulmak için; tefekkürle kendine dönmesi, ne için yaşadığı sık sık kendine sorması, sivil toplum kuruluşları ile kendinden başkasına faydası dokunabileceği duygusunu yerleştirmesi, Spor etkinliklerde bulunması, teknoloji olmadan hayat olabileceğini yaşayarak görmesi, egosundan ayrılması, narsisimden uzaklaşması gereklidir. Onun ötesinde yaratılış gayesine bağlanması gereklidir. İyicil dürtüleri beslemek,”izm” olarak bizlere süslenen düşüncelerden uzak durmak, ihsan (Allah bizi görüyor düşüncesi ile davranışlarda bulunmak) üzere olmaktır. Çocuklarımızın ayağımıza takılmaması bizi meşgul etmemesi için eline telefon , tablet veya Televizyon meşgul yoluna gitmemeliyiz. Arkadaş çevremizi iyi seçmek ile bu ifsattan uzaklaşabiliriz.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz