Uyum, disiplin, başarı ve mutluluk bireylerin evde mutlu olması ile ilişkilidir. Evde mutlu olmayan bireyler okulda, işte, sosyal hayatta da mutlu ve başarılı olmakta zorlanırlar. Aile bireyleri evde neden mutlu değiller? Bunun sebepleri üzerinde durmak ve etkenleri değerlendirmek gerekir.
Aile bireylerinin evde mutlu olmamalarının sebepleri, anne babaların çocuklarını koruma içgüdüsü ile aşırı koruyucu tutum sergilemeleri, çocukların bu durumdan kurtulmak için anne babaları zorlamaları, aile bireylerinin birbirlerine güvenmemeleri ve korkularını, kaygılarını, istek ve ihtiyaçlarını birbirlerine açık yüreklilikle söylememeleri olarak sıralanabilir.
Anne babalar, genellikle çocuklarının geleceği ve güvenliği ile ilgili korkularını endişelerini ifade etmek yerine korku ve endişenin sebep olduğu öfkelerini dile getirmek gibi yanlış bir tutum sergilerler. Bunun sonucu olarak öfke ve endişe içeren ifadelerle başlayan konuşma, anne baba-çocuk iletişimini, güvenini bozarak bu iletişimi zedeler. Bu tutum çoğu zaman kavgalara neden olur. Bu durumlara bağlı olarak çocuklar aileleri yerine akran grupları ile iletişime geçip aileden uzaklaşır ve çocuk yeni ve kontrolsüz ortamda hatalı davranışlar içine girer.
Aile içi mutluluğumuzu zedeleyen diğer bir etken de bireylerin birbirlerini duymuyor, işitmiyor, anlamıyor, birbirine teşekkür etmiyor, duygu durumlarının farkına varmıyor olmalarıdır. Bu olumsuzluk bir süre bireylerin ailede sorun yokmuş gibi davranmalarına sebep olabilir ancak belli bir zaman sonra aile bireyleri kendilerini dinleyen, anlayan, duyan ve içinde bulunduğu sıkıntılı durumlardan, davranışlardan, sıkıntılı ortamlardan kurtulmak için aileler yerine akran guruplarından, sosyal medyadan yardım almaya çalışırlar. Dışarıdan alınan ve sorunun taraflarının çözüme dâhil olmadığı yaklaşımlar sorunları çözmek yerine, daha da karmaşık hâl almasına denen olur.
Son zamanların yaygın sorunu hâline gelen aile bireylerinin birbirlerinden uzaklaşıp, yalnızlaşıp sosyal medyanın derin vadilerinde kaybolmalarıdır. Yalnız, kaybolmuş ve anlaşılamayan bireyler birbirleri ile öfke içeren konuşmalar veya birbirlerini yok farz eden tutumlarla iletişim kurmaya çalışmaktadırlar.
Bu karamsar tabloyu yaşayan bireylerden oluşan aileler ve bu ailelerden oluşan toplum mutsuz, yalnız, başarısız, değerlerinden uzaklaşmış, şuurunu kaybetmiş, ideal ve hedeflerinden uzaklaşmaktadırlar.
“Ne yapmalı?” sorusunun cevabı olarak birbirimizi fark etme, farkı fark ettirme, aktif dinleme-anlama-duyma, birbirimizle sorun çözmek için konuşmayı deneme, öfke ve kızgınlık yerine temelde yatan korku ve kaygıları öncelikle paylaşma gibi davranışlar sıralanabilir. Bu davranışlar aile içi iletişim ve mutluluk için daha iyi olacaktır.
Birbirimizi duygusal olarak anlayarak, birbirimizin fizyolojik ve psikolojik ihtiyaçlarımızın farkına vararak, sosyal özelliklerimizin farkına vararak ve fark edilen özellikleri iyi niyetle değerlendirerek aile içi mutluluğumuzu büyük oranda arttırabiliriz.
Evde rahat ve huzuru bulan, bunu hisseden aile bireyleri, özelde çocuklar ve öğrenciler, evde, sosyal hayatta ve okulda başarı, uyum, disiplin, millî şuur, millî değerler, evrensel değerler, kişisel mutluluk, ülke mutluluğu ve dünya mutluluğu konularında daha başarılı olacaktır.