Ana Sayfa Milli Şuur 42. Sayı BİLGİNİN TATBİKE GEÇTİĞİ YER: İTİKAF

BİLGİNİN TATBİKE GEÇTİĞİ YER: İTİKAF

İtikaf sünneti, aslında bir iç eğitim seferberliğidir. Yaşayarak öğrenmek, öğrendiklerini yaşayarak bilmediklerini de bildiren Rabbe yaslanmaktır.

98
0
© Milli Şuur

Unutulan Sünnet

İtikâf, bir yerde bekleme, durma ve kendini orada hapsetme. Allah’a yaklaşmak niyetiyle kişinin kendisini bir mescidde hapsetmesidir.

Kur’an ve sünnetle sabittir. “…Camilerde itikâfta iken de hanımlarınıza yaklaşmayın…” (el-Bakara, 2/187) Hz. Âîşe’nin (rah.) şöyle dediği nakledilmiştir: “Resulullah (s.a.s) Ramazan’ın son on gününde itikâf yaparlardı. Bu durum vefat zamanına kadar bu şekilde devam etmiştir. Daha sonra Hz. Peygamber(sav)’in zevceleri itikâfı sürdürmüşlerdir.” (Ahmed b. Hanbel, Müsned, II, 67, 129;). Ebu Hanife ve İmam Mâlik’e göre itikâfın nâfile olarak en azı bir gündür. Ebû Yusuf en az süreyi, bir günün yarıdan çoğu olarak belirlerken İmam Muhammed itikâf için bir saati de yeterli bulur. Mesciddeki itikâf erkeklere mahsustur. Kadınlar evde mescit edindikleri bir yerde itikâfta bulunabilir. (ez-Zebîdî, Tecrîd-i”Sarîh, Terc. Kamil Miras, Ankara 1984, VI, 323-326). Allah Rasulü (sav), hicretinden sonra ömrünün sonuna kadar Ramazan’ın son on gününde itikâfa çekilmiş, bu geleneğini hiç terk etmemiştir. İtikâfa giremediği bir yıl ise, bunu kaza etmiştir. Peygamberlik öncesinde de kaynaklarda beyanlar bulunmaktadır. İlk ayet Peygamberimizin (sav) Hira Mağarası’nda bulunduğu sırada gelmiştir.

İtikafın Çeşitleri

A. Vacip olan itikâf: Adak olan itikâf vaciptir. Bu, en az bir gün olur ve gündüz oruçla geçirilir. (Buhârı, i’tikâf, 16; Ahmed b. Hanbel, ll, 10).
B. Sünnet olan itikâf: Ramazan’ın son on gününde itikâfa girmek sünnettir. (Ahmed b. Hanbel, Müsned, II, 67, 129). Bir yerleşim merkezinde bulunan Müslümanlardan birisi bu sünneti yerine getirirse, diğerleri üzerinden bu görev düşer. Bu duruma göre, her yerleşim birimi için itikâf sünnet-i kifâye hükmündedir.
C. Müstehab (mendub) olan itikâf: Vacip ve sünnet olan itikâfların dışında itikâfa girmek müstehabdır. Bunun belirli bir vakti yoktur. Hatta mescide giren kimse çıkıncaya kadar itikâfa niyet ederse orada kaldığı sürece itikâfta sayılır. Bu itikâfda oruç şart değildir.

Benliğimizin Göçü

Rasulullah için, Hıra tecrübesinin yenilenmesidir. Hıra, bir anlamıyla gönül hicretidir. Bir iç göçtür. Benliğindeki uçsuz bucaksız bozkırlarında insanın kendisini aramaya çıkmasıdır. Tefekkürün zirvesini yaşamaktır. Yüreği her sıkıntıya karşı bakım ve onarıma almaktır.
İtikaf sünneti, aslında bir iç eğitim seferberliğidir. Yaşayarak öğrenmek, öğrendiklerini yaşayarak bilmediklerini de bildiren Rabbe yaslanmaktır. Her Ramazan’ın son on günü camiler birer mektep haline gelmelidir. Mutekifler itikaf mektebin öğrencileri, Kur’an bu mektebin bir numaralı kitabı, bayram bu mektebin mezuniyet töreni olmalıdır. Türkiye’de itikaf ibadeti Diyanet tarafından iyi işlenmeli ve her beldede bazı camilerimiz itikafa hazır mim ari özelliği ile inşa edilmelidir.

Belli mescitlerde itikafa giren gençler itikaf müddetince yaşayarak planlı ve programlı bir eğitim sürecine sokuluyor, İslam terbiyesi kazandırılıyor, dini bilgileri tazeleniyor, bütün bunların dışında o mescide devam eden yöre halkı ve gençleriyle ilgilenme ve kaynaşma fırsatı elde ediliyor. Mûtekifler kendileri olmadan ailesinin var olduğunu görür. Hatta ailesinin kendisinden kurtulduğu düşüncesi ile kendisi olmadan da hayatın devam ettiğini yaşayarak görür. Yaşayarak ve düşünerek mûtekifin zamanı dopdoludur. Önderimiz Liderimiz Hz. Muhammed (sav.) ‘in uygulamasını tatbik eder.

İtikafın Kazandırdıkları

  1. Ramazan ayında zirve yapan Kur’an-ı Kerim’i çok okur düşünür anlamaya ve Allah’a (cc) söz vermeye çalışır.
  2. Farzların dışında Teravih Namazını doya doya kılar. Vacip, sünnet ve nafile namazlarla vaktini süsler. Rekatlarında uzun Kur’an okuyuşları olan, azap ayetlerine gelindiğinde Allah’a sığınılan, rahmet ayetlerine gelindiğinde Allah’tan istenilen, ağlamaklı gece namazları. Ya Rabbi bizi Ramazanlara ehil kıl!
  3. Her gece Kadir Gecesi olacağını düşünerek değerli eşyasını kaybeden gibi arar.
  4. Müminlere iftar ettirir ve iftar eder. Azla yetinir. Tat almadan da hayatta kalabileceğinin tatbikatını yapar.
  5. Bol tefekkür eder.
  6. Az uyur, az konuşur.
  7. Dünyevi işlerine ara verir.
  8. Ailesinin, çalıştığı yerin, arkadaşlarının kendisinden kurtulduğunu düşünür. Başkalarına sıkıntı olmadığını algılar ve şükreder.
  9. Kendisi olmadan hayatın akışında bir bozulma olmadığını fark eder. ”Ben de bir hiçim” bilincine ulaşarak kibirden kurtulur.
  10. Bildiklerini yaşar ve bilmediklerinin farkında olur.
  11. Sokaklara girdiği anda uydum kalabalığa deme yerine kalabalıklar içinde yalnız kalmayı algılar ve yaşar.
  12. Çıktığında sarj olmuşçasına “emri bil ma’ruf nehyi anil münker”e ( hayrı tebliğe ve şerden alıkoymaya ) sıkıca sarılır.
  13. Yaşantısı, fikir yapısı, bedensel işlevleri konusunda dinlenmiştir. Yeni yaşantıya besleme ile yeniden başlar.
  14. Günaha meyli, hayatın cilveleri ve sınavlarına ara vermesi alışkanlık haline gelir ve neûzu ile hayata yeniden başlar.
  15. Sünneti kifaye olarak nitelendiğinden itikafa giremeyen Müslümanların yükünün de kendi üzerinde olduğu bilinci ile Ümmet olma şuurunu yakalar. Bu nedenle Ümmetin islahı için çalışır ve dualarını geniş tutar.
  16. Ağızını malayani den uzak tuttuğundan fark etmeden ağzını zikre alıştırır. Bunu hayatında uygulamaya devam eder.

Kazandırdıklarını daha sayabiliriz. Ruhların, zihinlerin ve dillerin temizlendiği bu sünnetin ihyası için Diyanet İşleri Başkanlığına, STK’lara ve Cami derneklerine konunun önemini vurgulamalıyız. Camilerin mimari yapılarının yeniden ele alınması konusunda görev düştüğünü bu vesile ile hatırlatmış olalım.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz