İnternetin 1990’lı yılların ortasından itibaren günlük hayatımıza girmesi ile yaşantılarımız önceki yıllarda görülmemiş bir şekilde değişmeye başladı. Artık yurt dışındaki tanıdıklarımız ile telefonda görüşmek için ayın belirli günlerini beklemek yerine istediğimiz anda internet üzerinden konuşmaya hatta onlarla görüntülü olarak iletişim kurmaya başladık. Gazete almadan bilgisayarımızla haberleri takip edebiliyor, televizyon programlarını izleyebiliyoruz. Eskiden evimizin bir köşesinde yüklüce bir yer barındıran koca ansiklopedilere ihtiyaç duymadan güncel bilgiye ulaşma kolaylığına da sahibiz. İnternetin hep olumlu yönlerinden bahsetmeyelim tabi. Her teknolojik ürünün olumsuz tarafları olduğu gibi internetin de bu denli hızlı yayılması ile birlikte birçok olumsuz etken çocuklarımızı tehdit etmeye başladı. Bu nedenle, evimizin içine kadar giren görünmez düşmanlardan çocuklarımızı korumak zorundayız.

2010’lu yılların başlarında hayatımıza tablet ve akıllı telefonlar girdiğinde artık teknoloji her an yanımızdaydı. Teknolojiyi hayatımızın değişmez bir parçası haline getirmek yeni bir sektörün oluşmasına ve hızla büyümesine neden oldu. Bu sektör, merkezinde bilgisayar programlamayı yoğun bir şekilde barındıran bilgi teknolojisidir. Peki, nedir bilgisayar programlama (ya da kodlama)? En basit ifadeyle kodlama, bilgisayarlara adım adım ne yapılacağını belirten komutlar bütünüdür. Bilgisayar programcıları, bilgisayarın bir problemi çözmesi ya da bir görevi yapması için kod yazar. Örnek olarak, bir havayolu şirketini temsilcisini arayıp sizin için önümüzdeki hafta sonu belirttiğiniz saatte Ankara-İstanbul arası bir uçak bileti rezervasyonu yapmasını isterseniz, uçaktaki müsaitlik durumunu bildiren ve en uygun fiyatı size sunan şey bir bilgisayar programıdır. Ya da bir eczaneye girip TC kimlik numaranızı söylediğinizde geçmiş hastane ziyaretleriniz ve kullandığınız tüm ilaçlar bir bilgisayar programı sayesinde ekrana satır satır dökülür.

Bilgisayar programları artık sadece şirketlerin değil, aynı zamanda insanların da ihtiyacı haline gelmeye başladı. Bunun sonucunda, doğru kodlama bilen insanlara duyulan talep de arttı. Verilen bir problemi, bilgisayarın doğru bir şekilde çözmesini sağlayacak şekilde kod yazmak tek başına doğru kodlama değildir. Peki doğru kodlama ne demektir? Doğru kodlama, problemin doğru olduğu kadar hızlı ve hafıza-verimli bir şekilde bilgisayar tarafından çözülmesini de sağlamaktır. Yani elinizdeki kaynakları en etkin bir şekilde kullanarak kodlama yapabiliyorsanız, doğru kodlama biliyorsunuzdur. Örnek olarak, bilgisayarda karşılaşılan en temel problemlerden biri istenilen bir kelimeyi ya da bir sayıyı büyük bir küme içinde arama problemidir. Eczane örneğimizde, TC kimlik numaranızı söylediğinizde 100 milyon civarı TC kimlik numaraları içinde sizin numaranızın aranması ve hızlı bir şekilde bulunması önemlidir. Eğer girilen TC kimlik numarasını sırasıyla veri tabanında kayıtlı olan her bir TC kimlik numarası ile karşılaştırırım diyorsanız, programınız doğru bir şekilde çalışsa bile hiçbir işe yaramayacağını size garanti veririm. İki numarayı karşılaştırmak saniyenin on binde birinde olsa dahi, yani on bin tane sayıyı sadece bir saniyede karşılaştırabilseniz bile programınızın kayıtlı TC kimlik numaralarının sadece yarısında arama yapması için bile yaklaşık 1.5 saat beklemeniz gerekir.

Dünyada birçok ülke doğru kodlamanın öğretilmesi için üniversite eğitimine kadar beklemez. Okullarda ilk, orta ve lise düzeyinde verilen kodlama eğitiminde öğrencilere kendi web sayfalarını nasıl tasarlayacakları, basit uygulama oluşturma ve temel bilgisayar yazılımlarının tanıtımları yapılmaktadır. Kodlama sadece bilgisayar ya da yazılım mühendisi olarak ileride çalışacak kişiler için gerekli değil elbette. Dünyanın nasıl şekillendiği hakkında bilgi sahibi olmak isteyen ve teknolojiye ilgi duyan herkesin öğrenmek isteyebileceği bir şeydir. Gallup (https://www.gallup.com/home.aspx) tarafından yapılan araştırmalara göre, Amerika’daki ilk, orta ve lise düzeyindeki okulların yaklaşık %40’ının kodlama dersleri verdiğini görüyoruz. Bu oranın sadece birkaç sene önce %25 civarında olduğu göz önüne alındığında kodlama eğitimindeki bu artışın önemli olduğunu görebiliriz. Avustralya ise STEM (Science (bilim), Technology (teknoloji), Engineering (mühendislik), Mathematics (matematik)) eğitimine yatırım yaparak ülke genelinde kodlama derslerinin zorunlu olması için çalışmalar yapmaktadır. Diğer taraftan Birleşik Krallık’ta 2014’den beri 5 yaş ve üzeri çocuklara kodlama temelleri öğretilmektedir.

Peki neden kodlama eğitimine bu denli bir yatırım yapılıyor? Şöyle anlatalım: akşam evde canınız sıkıldığında öylesine baktığınız facebook’un piyasa değeri, Türkiye’nin en büyük şirketinin piyasa değerinden yaklaşık 50 kat daha büyük. Başka bir deyişle, Türkiye’nin en büyük 50-60 şirketini sattığımızda bir tane facebook alabiliyoruz sadece. Bu kesinlikle üzerinde durulması ve düşünülmesi gereken bir gerçek. Güzel bir fikir, doğru zamanlama ve girişim ile önemli adımlar atılabilir. Üstelik bir yazılımı hayata geçirmek için mesela inşaat sektöründe olduğu gibi çok yüklü yatırımlara da ihtiyacınız yok.

Eğer bu yazıyı bir eğitmen olarak okuyorsanız somut olarak şunları yapabiliriz:

Kodlama eğitimini vermeden önce kendimizin kodlama temellerini anlamamız gerekmektedir. Bilgisayar derslerini ofis programları vb. ile geçiştirmememiz gerekiyor.

Bunu birçok bilgisayar öğretmen arkadaşımdan duydum. Laboratuvar ortamının eksikliği, yetersiz altyapı, bilgisayar derslerinin veliler ya da okul idaresi tarafından gereksiz görünmesi vs. gibi sorunlarla karşı karşıyayız. Ancak haftada bir saat doğru verilen bir dersin öğrencilerde ufuk açabilme ihtimalini göz ardı etmeyelim.

Okulların başarısını tıpa yerleştirilen öğrenci sayısı ile ölçmemeliyiz. Unutmayalım, üniversite sınavında ilk 10’da bile olsanız tıp doktoru olarak en lüks hastanede yaptığınız apandist ameliyatı Anadolu’nun herhangi bir ilçesindeki apandist ameliyatından farklı olamaz. Ancak bir mühendis olarak yaptığınız bir buluş ya da bir fikir sayesinde dünyanın her yerinde önemli bir çığır açabilirsiniz.

Bu yazıyı eğer henüz meslek seçimi yapmamış bir öğrenci olarak okuyorsanız bu durumda bilgisayarın oyun, müzik, film ve eğlenceden ibaret olmadığını anlamanız gerekiyor. Ülke olarak bu sektörde hizmet alan kişilere değil, hizmet sağlayan kişilere ihtiyacımız var. Boş zamanınızda bilgisayar başında vakit geçiriyorsanız, kodlamaya eğlenceli bir giriş için MIT’nin (Massachusetts Institute of Technology) Scratch (https://scratch.mit.edu/) sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

Son olarak, bu yazıyı bir veli olarak okuyorsanız, çocuklarımıza bilgisayar alarak onları başıboş bırakıp iyi şeyler olacağını umut etmek sanırım kimsenin izleyeceği ve isteyeceği bir yol olmaz. Çocuklarımıza doğru yolu göstermek ve onlara aslında internetin bilgiye erişim için harika bir yol olduğunu göstermeliyiz. Düşünsenize, dünyanın en iyi üniversitelerinin derslerine hiçbir ücret ödemeden kolayca erişebiliyorsunuz. Bunu anlayıp çocuklarımıza anlatabilmemiz oldukça önemli.

Bir uyarı ve bir anı ile yazımı bitiriyorum. Bilgisayara karşı olan ilgimiz hiçbir zaman bizi sosyal hayattan koparmamalı. Kodlamada oldukça ileri düzeyde olan lise öğrencileri ile birlikte bir programlama yarışması için yurt dışına gitmiştim. Programlama yarışmasında istedikleri sonucu almayan öğrencilerin, yarışmadan sonra ülkenin en güzel yerlerini görmek için istekli olmadıklarını ve otelde kalarak bilgisayarları başında vakit geçirmek istediklerini hatırlıyorum. Belki de hayatınızda bir kez geleceğiniz bir yeri gezmek yerine bilgisayara bağımlı olarak yaşamak gerçekten çok kötü bir durum. Özetle; yaptığımız her işi doğru zamanda ve kararınca yapmalıyız.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz