Biyografi, belirli bir kişinin hayat hikayesinin, yani hal tercümesinin detaylı olarak edebî anlatımıdır. Kelime dilimize Fransızcadan geçmiştir. Her medeniyetin edebiyatında başarılı insanların hayat hikayelerinin anlatımı geniş yer tutar. Bunlar bazen yazılı bazen de sözlü edebî anlatımlardır. Medeniyetlerdeki kültür aktarımı çoğu kez bir kahramanın üzerinden yapılır. Toplumun, başarılı insanlara, yani kahramanlara olan düşkünlüğü edebiyatın temel konularındandır.
İnsan hayatında “durağanlık” yoktur. Her gün yeniyi bulmaya çalışan insanoğlu, her konuda olduğu gibi eğitim konusunda da yeni metotlar arayışı içerisindedir. Art niyetli olmayan bütün eğitim metotlarının asıl amacı “başarılı” bireyler yetiştirebilmektir. Bu konuda denenmiş veya düşüncede kalmış onlarca eğitim metodu bulunmaktadır. Bunlar içerisinde iyi sonuç almış veya fiyaskoyla sonuçlanmış denemelerin olması, insanın mükemmeli aramasına asla engel değildir. İnsan her an yenisini, daha yenisini aramakla sorumludur.
Bir eğitimci gözüyle bakıldığı zaman, “rol model” eğitim anlayışının en kolay ve en kalıcı eğitim olduğu görülmektedir. İster çocuklar ve gençler üzerinde olsun, isterse büyükler üzerinde olsun yaşanmış örneklerin, okuyanların ve dinleyenlerin belleğinde bıraktığı iz, diğer eğitim uygulamalarından daha fazladır. İnsanlar sevdikleri örnek şahsiyetlerin düşünce ve davranışlarını kabullendikleri gibi onu bizzat kendileri de yaşamak isterler.
Örnek alınacak kişiler dinî, siyasî, fikrî, ilmî, askerî, girişimci, sporcu veya sanatçı olarak kendi alanlarında başarılı olmuş ve güven veren kişilerdir. Böylesi başarılı insanların hayat hikayelerinin, güçlü kalemler tarafından anlatıldığı edebî eserler, dikkatle okunması ve okutulması gereken eserlerdir. Örnek yeni nesiller yetiştirmek için “hedefe uygun” biyografik eserler okutulmalıdır. Hatta bu amaçla yeni ve güzel biyografik eserlerin yazılması için edebiyatçılar teşvik edilmelidir.
Biyografi çalışmalarında hem kahramanın karakteri, okuduğu eserler, gördüğü eğitimler, hem de başarılı olduğu alandaki çalışmalar yeni yetişen nesle örnek olarak anlatılmaktadır. Böylece onu tanıyan birey her yönüyle tanımış ve kendisine örnek almış olacaktır. Biyografik eserde anlatılan kişiler “başarılarının bedellerini ödemiş” şahıslar olmalıdırlar. Bedel ödemeyenler, bedel ödeyenler kadar insan üzerinde inandırıcı olamazlar. Böylece yetişen genç, nelerle karşılaşacağını da önceden bilmiş olur.
Duruş, yani “hâl”; her zaman “kâl” den daha önemlidir. Bundan dolayı okutulacak kahramanlar içerisinde, duruşu sağlam olanlar tercih edilmelidir. Düşünceler her zaman “sözlerle” değil, bazen de “özlerle” verilir. Çok güzel konuşamamış veya çok edebi yazamamış nice örnek şahsiyetler sözleriyle değil, özlerindeki asil duruşlarıyla topluma örnek olmuşlardır.
Ayakları yere basmayan “masa başı” düşünülmüş, hayal edilmiş, kurgulanmış hikayeler, romanlar ve tiyatro eserlerinin okuyucuları üzerindeki etkisi, hiçbir zaman biyografiler kadar kalıcı değildir. Çünkü okuyucu birisinin hayal mahsulü, diğerinin ise gerçek olduğunun farkındadır. Yaşanmış gerçekler, yaşanabilecek hayallerden her zaman daha etkilidir. Biyografiler bazen yalın kronolojik anlatım olabileceği gibi bazen de roman türü anlatımlar olabilir. Fakat okutulacak biyografilerden hayal mahsulü “kurgulara” çok az yer verenler, hatta mümkünse hiç kurguya yer verilmeyenler tercih edilmelidir. Gerçek hayat hikayesinin içerisine konulan “dolgu” malzemesi kurgular, anlatılanın değil, anlatanın gerçekleridir. Bu durumda eser, biyografi olmaktan çıkıp, hikayeye dönüşebilir.
Seçilen biyografilerin konusu ve anlatımı gerçeklere uygun olmalıdır. Aksi takdirde olağan üstü güçlerle donatılmış kişilerin olağan insanlara örnekliği yoktur. Böyle anlatımlar, insanlara yol gösterici olamaz. Ütopik anlatımlar, gizemler belki daha fazla ilgi uyandırabilir fakat kişi üzerinde etkisi yoktur. Bundan dolayı biyografisi seçilen örnek kişiler toplumun bildiği, duyduğu, gerçek kişilerin, gerçek yaşamlarından alınmalıdır. Her insan gibi onların da zaman zaman yanılmaları, yaptığı yanlışları, aldığı yanlış kararları biyografide konu edilebilmeli ki, gerçekçi olsun. Hiç birimiz masum değiliz. “Masum anlatımlar, çok da masum değildir.” böylesi anlatımlar inandırıcılığını kaybeder.
Okutulacak biyografilerin, “vefat” etmiş kişilerin biyografilerinin olması tercih edilmelidir. Çünkü yaşayanların henüz “sonları” görülmemiş, “imtihanı” bitmemiştir. İmtihan devam ediyorsa her insanın doğru kadar, yanlış karar alma potansiyeli mevcuttur. Bu yüzden kişinin akibetinden, henüz emin olunmaz. Belli yaşına kadar çok başarılı ve güven sahibi olan nice kişilerin, zamanla nasıl yanlış kararlar alıp, eski örnekliğini yok ettiğine hepimiz şahidiz. Yaşayan kişilerin yaptıkları hatalar zamanla “hikmete” dönüşüp kötü örnekler oluşturmaktadır. İnsanlar, sevdiklerini başarılarıyla ve hatalarıyla sevmeyi tercih ederler. Onların hatalarını, hata olarak değil de, hikmet olarak kabullenip, “ileri zekâlarının” bir ürünü olarak görmeleri de gözlemlerimiz arasındadır.
Öyle örnek kişiler olmuştur ki; onun sevenleri, isimlerini kendi çocuklarına isim olarak vermişler, daha sonra yanlış yaptıklarında ise bir de mahkeme kararıyla çocuklarının isimlerini değiştirme girişiminde bulunmak zorunda kalmışlardır. Onun için yaşayanlara güven “şartlı” olmalıdır. Üstadın birisine, bir kişi hakkında güvenilir olup olmadığı sorulduğu zaman; onlara “henüz ölmedi” diyerek, olumlu veya olumsuz bir şey söyleyememiştir.
Eğitim amaçlı böylesi biyografiler hazırlanırken edebi yönü güçlü, fikriyatı sağlam edipler seçilmelidir. Her seviyeden öğrencilere göre ve farklı alanlarda başarılı olmuş örnek şahsiyetler seçilerek kaleme alınmalıdır. Bu eserler okullarda ders kitabı olarak okutulmalı, üzerinde detaylı konuşulmalı ve kitap müzakereleri yapılmalıdır. 12 yıl okuyan bir öğrenciye en az 12 biyografi okutulmalı onun önüne 12 başarılı yol gösterilmelidir. Her yıl için birden çok seçenek sunularak, öğrencilerin ilgi alanına göre biyografi okutulmalıdır.
Her fikrî topluluk, kendi dünyalarına hitap eden örnek kişileri bulup okutarak artılarına artı katmalıdırlar. İnsan fıtratı, anekdot anlatımlardan veya drama, yani kişilerin yaşadığı hikayelerden, diğer anlatımlara göre daha fazla etkilenir. Birçok felsefi düşüncenin, bir hikaye veya bir roman içerisinde anlatılmasının okuyucu üzerindeki etkisi, normal bir fikir kitabından daha etkilidir. Biyografinin etkisi ise hikayeden daha fazladır.
Yine bu çalışmalarda mümkünse fotoğraflar da kullanılmalıdır. Çünkü fotoğraf okumasını bilenler, bir kare fotoğraftan çok ilginç ve farklı sonuçlara ulaşabilirler. Özellikle muhatap kitlesinde görsel zeka sahibi olanlar olduğu unutulmamalıdır. Onlar “fotoğraf okumasını” bilen insanlardır. Ehlinin elinde bir fotoğraf, fotoğraftan çok daha fazlasını gösterir ve anlatır.
Başta Yüce Kitabımız Kur’anı Kerim olmak üzere diğer kutsal kitaplarda yoğun bir şekilde kıssaların olması aslında dinlerin bir eğitim metodudur. Yani insanlar “kıssa”türlerine daha dikkat kesilirler. Onları daha iyi kavrarlar. Siyer anlatımları da bir biyografi çeşididir. İslam dininin öğrenilmesinde Hz Muhammed (sav)’in hayatı olan siyer ilmi ayrı bir öneme sahiptir. Yine İslam dininin ilk canlı örnekleri olan sahabenin de biyografileri olan “hayatüs-sahabe” İslam’ın öğrenilmesinde etkili bir yoldur, bir yöntemdir.
Her dönem yeni metotların denendiği eğitim camiasında bir de “biyografi” eğitim metodu denenmelidir. Bu metot diğer metotlara göre daha “bizdendir” ve daha fıtridir. Doğu toplumları hikaye, kıssa ve masallarla büyümüş bir toplumdur. Yani örnek anlatımlardan fazlaca etkilenmiş bir topluma, biyografi eğitiminin daha başarılı sonuç vereceği gerçeği göz ardı edilmemelidir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz