Kristján Þór Sigurðsson

Ramazanın Manası
Mübarek Ramazan ayı İslami ay takviminde dokuzuncu aydır. Yeni ayın hilal biçimi itibarlı gözlemciler tarafından görüldüğünde başlar ve aynı şekilde bir sonraki yeni hilal görüldüğünde biter. İslami olarak bunun önemi Cebrail’in (Arapça Cibril) İslam peygamberi Muhammed’e Allah’ın ayetlerini getirdiği için Kur’an-ı Kerim’in nazil olduğu ay olmasından kaynaklanır. Kur’an’ın 96. Suresi olan Alak suresinin 1 – 5. Ayetleri vahyin başlangıcı olarak kabul edilmektedir.

(1) Yaratan Rabbinin adıyla oku! (2) O, insanı bir alekadan (embriyodan) yarattı. (3) Oku! Rabbin sonsuz kerem sahibidir. (4) O Rab ki kalemle yazmayı öğretti. (5) İnsana bilmediği şeyleri öğretti. 

Arapça’da Kur’an kelimesi “okuma” anlamına gelmektedir ve Peygamberin okuma yazma bilmesine ve bu yüzden de Kur’an’ı kendisinin yazmış olması ihtimalinin bulunmamasına ve bu kitabın doğrudan Allah lafzı olduğuna önemli bir vurgu bulunmaktadır. Bakara Suresinin bazı ayetlerinde Ramazan ayı ve bu ayda yapılması gerekenlerle ilgi bir takım emirler verilmiştir.

(Ey iman edenler! Oruç, sizden öncekilerin üzerine yazıldığı (farz kılındığı) gibi sizin üzerinize de yazıldı (farz kılındı). Umulur ki … (Bakara, 183- 186).

Bu birkaç ayette Ramazanın en önemli yönlerinden bazıları özetlenmiştir; vahiy, oruç ve ibadet. Ramazanın ibadetlerdeki artış açısından önemli bir yeri vardır. Zorunlu olmamasına rağmen Müslümanlar teravih namazına teşvik edilirler. Kur’an-ı Kerim’in bu ayda inmiş olması nedeniyle, 30 eşit cüze bölünmüş olan Kur’an’ın her bir cüzü bir günde okunmak suretiyle 30 günlük Ramazan ayında okuma işi tamamlanır.

Ramazan orucu sağlıklı bir kişinin sabah gün aydınlanmaya başlamasından gece günün kararmasına kadar yeme, içme ve cinsel ihtiyaçlarından uzak durması demektir. Ramazan orucunun hem maddi, hem de manevi yönü bulunmaktadır. Fiziksel olarak, insanın bedensel ihtiyaçları ve arzuları konusundaki farkındalığını arttırması ve bu süreçte bunları disiplin altına alması gerektiği varsayılır. Aynı zamanda fakir ve aç insanların durumlarında empati kurma imkanı verir. Susuz ve yemeksiz kalmanın ne demek olduğunu hisseder. Oruç vücudun toksik atıklardan kurtulması için de önemlidir. Bu nedenle fiziksel olarak neyin gerekli olduğu, neyin gereksiz olduğunun farkında olma odak noktası haline gelmektedir.

Üç Kavram
Ramazanın manevi yönü Müslümanlar için daha da önemlidir. İnanca göre bu ayda Cennetin kapıları açılır ve Cehennem kapıları kapatılır ve bütün şeytanlar bağlanır. Bunun da anlamı insanların Allaha ibadet yoluyla daha fazla yaklaşmasına imkan sağlamasıdır. Ancak gayretlerin de iyi niyetle yapılması gerekmektedir. Bu manevi çabanın anlama kişinin kendini fethetmek için mücadele etmesi ve daha iyi bir insan olması için gayret etmesi anlamına gelen Cihat terimiyle ifade edilmiştir. Ramazanın manevi yönünü düşündüğümüzde, üç şey aklımıza gelmektedir: iman, İslam ve takva. Sonuncusu Ramazan manevi cihadının merkezini teşkil etmektedir.

İslam kelimesi Arapça s-l-m kökünden gelmektedir ve “emniyette olmak, bütün, entegre” anlamına gelmektedir. Selam (huzur, barış) kelimesi de aynı kökten gelmektedir. Diğer taraftan iman daha öznel bir kelimedir ve insanın kendindi inancı anlamına gelmekte, oysa İslam nesnel, objektif bir terim olup imanın nesnelleştirilmesi demektir. İslam inancın (kanaatin) gerçekleştirilmesi ve uygulama biçimi olarak algılanmaktadır. Bu anlamda İslam ister bireysel manevi bir proje olarak görülsün isterse siyasi olarak, bir teşkilat oluşturma olarak görülsün (inananlar topluluğu olan Ümmetin İslami kanaati) imanın somutlaştırılmasıdır. Ramazanla (dolayısıyla İslam ile) ilgili bir başka önemli ve merkezi etik kavram da takva (koruma, muhafaza etme) dır. Genel olarak “Allah’tan korkma, sakınma” anlamına gelmektedir. Bu üç kavramın temel anlamları karşılaştırıldığında, güçlü bir anlamsal ilişki görülebilir: “huzur”, barış” ve “koruma” ortak kökene sahiptir. Takva kelimesi de hem niyet, hem de eylem olarak dürüstlük anlamında kullanılmaktadır. Bu nedenle diğer kavramlarla ortak bir noktası bulunmaktadır. Kur’an’da inanlara sık, sık Ahiret Günü hatırlatılır ve insanlara yaşadıkları günün son günü olabileceği uyarısında bulunulur. Bu nedenle takvanın dürüstlük ve doğru yoldan sapmayı önleyen bir unsur olarak önemi zikredilmektedir. Bu yüzden takvanın özünde manevi ilerleme için gerekli olan ahlaki enerji ve güç bulunmaktadır.
Yukarıda tartışılan bu temel etik kavramlar Ramazan ayında İzlanda’da Müslümanların takip ettikleri etnografyayı daha iyi anlamak için sunulmuştur. Ben Müslüman bir bilim adamı değilim, teolog da değilim. Özellikle Ramazan ayında Müslümanların dini uygulamaları açısından bu kavramların altını çizmek amacıyla, İslami teolojinin karmaşık gibi görünen bu terimleri gün yüzüne çıkarmak niyetiyle böyle bir yazıyı kaleme aldım.

Ramazan Uygulamaları
Bu yıl, 2012, Ramazan ayı 20 Temmuz ile 19 Ağustos tarihleri arasındaydı. Bu süre zarfında İzlanda, Reykjavik’teki iki camide alan çalışması yaptım ve birkaç Müslüman ile mülakat yapma imkanı da buldum. Tüm Ramazan boyunca ben de oruç tuttum ve namaz kıldım ve diğer dini faaliyetlere katıldım. Suriye asıllı bir arkadaşım bana nasıl abdest alınacağını ve nasıl namaz kılınacağını öğretti. Her iki cami cemaati tarafından Müslüman olmadığım bilinmesine rağmen her iki camide de çok iyi karşılandım. Vaktimi eşit olarak iki camiye bölmeye karar verdim. Bir hafta bir camideydim, bir hafta diğerinde. Değişik nedenlerle her iki cami cemaati arasında bir takım nedenlerden dolayı (muhtemelen siyasi) gerilim bulunmaktaydı ancak kendimi bu tartışmaların dışında tuttuğumu deklare ettim ve herkes de benim iki haftalık ziyaretimi kabul etti.

Müslüman ibadeti fiziksel olarak bir rutin gerektirmektedir. Büyük bir topluluk saf halinde durmaktalar ve bir uyum içinde aynı hareketleri yapmaktadırlar. Her ne kadar her birey kendi ibadetine odaklansa da birlikte yapılan bu hareketlerdeki uyum gerçekten etkileyici görünmekteydi. Ben kısa sürede temel vücut hareketlerini kavradım. Ancak bazen bunları kaçırıyordum ve bir gayr-i Müslim acemi olarak bunlar hoş görülüyordu.

Bu ritüelleri her gün, genellikle de her gece yaptığım için, sürekli bir arada bulunduğum arkadaşlarımın duygusallığın bana dokunuyordu, bir taraftan da bu insanların manevi samimiyetlerinin farkına varıyordum (aynı zamanda saflarda fiziksel olarak birbirine dokunma da bu samimiyeti arttırıyordu). Bu bana bu kişilerin dinlerinin kendileri için ne kadar değerli olduğu fikrini de veriyordu. Bu tarzda ibadetlere katılmam onlarla İslam ve Müslüman olma konusunda değişik konulardaki tartışmalara katılmama vesile oluyordu. Aynı zamanda benim Müslüman olmamama rağmen bu dostlarla olumlu bağlar kurmama neden oluyordu.
Dört haftalık oruç ve her akşam birlikte açtığımız iftarlar esnasında, sosyal ve manevi bağlar daha da güçlenmekte ve cemaat ruhu daha da derinleşmekteydi. Aslında şaşırtıcı olan bu sürecin aynı anda tüm insanlığın üçte biri tarafından aynı anda, ortak amaç ve hedeflerle yapılıyor olması ve bu yüzden de uluslar üstü Müslüman inancına sahip olan ümmetin bu ayda güçlü bir şekilde enerjik olmasıydı. Gayr-i Müslim birisi olan bana göre bu üniter duyguyu tecrübe etmek sadece eğitici değil aynı zamanda oldukça pozitif sonuçlar doğurmuştu.

Müslümanlar Ramazanı nasıl yaşıyor ve anlıyor
Ramazan ayı Müslümanlara Allah’a daha yakın olma fırsatı verdiği için onu Allah’ın bir lütfu olarak görülmektedir. Ramazan boyunca inananlar düşünsel ve bedensel olarak daha iyi bir şuurlanma aynı zamanda öyle ya da böyle acı çekenlerin ihtiyaçlarının farkına varma imkanı elde etmektedirler. Bu ayın önemli özelliklerinden birisi de niyette samimiyet, dürüstlük ve birliğin öne çıkmasıdır. Bunun bir örneği de İslam’ın beş sütunundan birisi olan zorunlu olarak maldan fedakarlık yapma anlamına gelen zekattır. Zekat verenin fakirlere verdiği yardım niyetinde samimi olması gerekmektedir, çünkü Allak onun samimiyetsizliğini bilecektir. Çoğu Müslüman duanın kabul edilmesi için açık kalpli olmanın ve düşüncesinde de temiz olması gerektiğinin gereğini ifade etmektedir.

Bazı genç Müslümanlar Ramazanı bilgisayarı yeniden başlatmak olarak görmekte, Ramazanın yakıcı bir ateş gibi eskiyi, faydasız olanı yaktığını ve yeni bir başlangıç fırsatı verdiğini düşünmektedirler. Herkes Ramazanın bir yenilenme, yeniden doğuş ve hayata yeni bir bakış olduğuna inanmaktadır. Çoğu Müslüman İslam’ın sadece normlar ve yazılardan ibaret olmadığını, bilakis bir eylem ve hayata uygulama biçimi olduğunu, kalbin bu işe dahil olmadığında ibadetin de bir işe yaramayacağını söylemektedirler. Genel olarak 17 ile 20 saat oruç tutmak zor olsa da, çoğu Müslüman bunun sağlıklı, fiziki ve manevi olarak faydalı olduğunu ifade etmekte ve şahsen ben de bunun o kadar zor olmadığını gördüm. Sadece oruca başlamadan önce çok fazla su içmek ve kandaki şeker düzeyini ayarlamak için normalden daha fazla şeker yemek zorundaydım.

Reykjavik’teki iki cemaat farklı fıkhi hükümlere göre hareket ettikleri için sahur ve iftar vakitleri değişiyordu. Bu nedenle bir hafta az saat, bir hafta fazla saat oruç tutuyordum. Oruç süresi 17 saat ile 20 saat arasında değişiyordu. Ay ilerledikçe güneşin daha yatay hareket etmesinden dolayı günler birazcık kısalıyordu. Bu şekilde orucumu iki alternatifli yürütürken, aslında iki yaklaşım arasında çok da fark olmadığını, oruç tutmanın genellikle zihinsel bir güç, irade ve disiplin meselesi olduğunu anladım. Ancak bu örnek şunu göstermektedir ki, İslam ve Müslümanlar tek parça, monolitik, basit bir topluluk değil, bilakis birçok konuda farklı görüşleri olan, farklı sosyal, kültürel ve etnik geçmişleri olan topluluklardan oluşmaktadır.

Sonuç
Bu makalede, 2012 yılının Ramazan ayında İzlanda’daki Müslümanlar arasındaki dini uygulamalar sürecini anlattım. İslami dini uygulamalara temel oluşturan teorik ve teolojik kavramları tanıttım ve kendi tecrübenin yanı sıra muhataplarımın tecrübelerini de kullandım. Bu ay, İslam takviminde en önemli aydır ve burada İslam dininin en temel yönleri öne çıkar. Müslümanların bu ay boyunca olumlu, kişisel ve sosyal maneviyatlarını ve toplumsal duygularını geliştirmek için nasıl mücadele ettiklerini, nasıl cihat ettiklerini göstermeye çalıştım. Bu çok soylu bir proje oldu ancak Reykjavik’te farklı ibadet zamanları konusundaki örneğin de gösterdiği gibi, ideolojiler ve uygulamalar bazen birbirinin içine geçmiş olabilmektedir.

Kaynaklar
Asad, M. (2003). The message of the Qur’an. Washington: The Book Foundation. Bourdieu, P. (1977). Outline of a theory of practice. Cambridge: Cambridge University Press.
Durkheim, E. (1995/1912). The elemtary forms of the religious life. New York: Free Press.
El Guindi, F. (2008). By noon prayer: The rhythm of Islam. Oxford: Berg. Malinowski, B. (1984/1922). Argonauts of the Western Pacific. Prospect Hights, IL.: Waveland.
Ortner, B. S. (2006). Anthropology and social social theory: Culture, power, and the acting subject. London: Duke University Press.
Rahman, F. (1983). Some key ethical concepts of the Qur’an. The Journal of Religious Ethics, 11(2), 170-186.
Turner, V. W. (1995). The ritual process : Structure and anti-structure. New York: Aldine de Gruyter.
van Gennep, A. (1960). The rites of passage. London: Routledge & Kegan Paul.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz