Türklerin İslamlaşma süreçlerinin kilit kavramlarından biriydi tasavvuf. Anadolu coğrafyasının bereketli oluşu biraz da bu kavramla yoğrulmasında gizliydi. O bereket ki bin yılı aşkın bir süre Selçuklu ve Osmanlı asırlarında şaha kalkmış, bugün sağdan soldan, önden ve arkadan gelen onlarca taarruza karşı hala güzelliğini hissettirmekte, varlığı ile sürur vermektedir.
Tasavvufun açtığı arktan güç alan zâhidlerin yolu elbette tekke ve zaviyelere düşecekti. Bir eğitim, hayat ve sanat kurumları olarak yüzyıllar boyunca hizmet veren bu yapı cumhuriyetin ilk yıllarında gerçekleşen bir dizi inkılâptan nasibini alacak ve resmi olarak kapatılacaktı. Kapılara, ellere zincir vurulabilirdi ama gerçek anlamda bir gönül yürüyüşü olan tekke ve zaviyeler üzerinden tasavvufun soluğu kesilemezdi. Zincir onda eriyen bir şeydi.

Uzun yıllar Türkiye’de tasavvuf ve kültürü hakkında nitelikli, akademik düzeyde, sağlam-temel kaynaklara yaslanmış eserler verilmedi, verilemedi1. Bunun birçok sebebi var. Tasavvufa karşı takınılan ideolojik tavır, birtakım modernist hareketlerin çoğaltmaya çalıştığı şüpheler, önyargılar bu sebepler arasında zikredilebilir.
Bu durum yetmişli yıllara kadar böyle devam etti. Konuyla ilgili eleştirileri de sırtlayacak kaynak eser sayısı sınırlı idi. İşte tam yetmişlerin o karmaşık ortamında Uludağ Üniversitesi Yüksek İslam Enstitüsü öğretim üyesi Mustafa Kara ilk kitabını neşretti: Din Hayat Sanat Açısından Tekkeler ve Zaviyeler (Dergâh Yayınları, Mayıs 1977, İstanbul). Yayınlandıktan sonra toplumun farklı kesimlerinden büyük alâka gören bu eser Mustafa Kara’nın ilk kitabı olmasının yanı sıra tekke ve zaviyeler üzerinden Türkiye’de tasavvuf meselesini ele alan ciddi bir kaynak kitap olmuştur.

Milli Şuur dergisine katkı sunan hocalarımızdan olan Prof. Dr. Mustafa Kara bugün ülkemizde tasavvuf konusunda en yetkin isimlerden birisidir. Yayınladığı onlarca kitabın yanı sıra kırk yılı aşkın süredir devam eden muallimliği, yetiştirdiği yüzlerce talebe ile eğitim ve kültür hayatımızda büyük bir boşluğu doldurmaktadır.
Mustafa Kara’nın dostları, hocaları, aile fertleri, meslektaşları ve talebeleri Tekkeler ve Zaviyeler’in yayınlanmasından tam 40 yıl sonra bu eserle ilgili hatıralarını zengin görsel bir malzeme kullanarak farklı bir kitapta bir araya getirdiler. Mustafa Baki Efe ve Mehmet Temelli’nin katkılarıyla ortaya çıkan Bir Kitabın Kırk Yılı adlı eser Nisan 2017’de Dergâh Yayınları’nın armağan kitapları serisinden çıktı.

Kitap Nasıl Yazıldı?
Tekkeler ve Zaviyeler kitabının calibi dikkat bir yazılma öyküsü var. Hareket dergisi etrafında bir araya gelen gençlerin her birinin bir alanda uzmanlaşması isteniyordu. Bu amaçla camianın emektarlarından Ezel Erverdi, arkadaşı Mustafa Kara’dan tekkeler konusunu çalışması istemiş. Mustafa Kara da hiç itiraz etmeden bu konuyu çalışmaya başlamış. Tekke Teşkilatı adını taşıyan ilk yazısı Hareket Dergisi’nin 74. sayısında (Şubat 1972) yayınlanmış. “Hayatımın mutlu günlerinden birini yazıyı aldığımda yaşadım.” diyor Erverdi. Daha sonra Kara’nın bu yazıları günden güne çoğalacak ve 1977’de kitaplaşacaktı.

Tekkeler ve Zaviyeler’in bir de aile içi mahrem öyküsü var. Mustafa Kara’nın kardeşi İsmail Kara da bizzat bu hikâyeyi ayrıntılarıyla kitapta bizlere anlatıyor. Ağabeyinden gelen kitap siparişlerini hazırlamak, kütüphanelere gidip işaret buyrulan kitaplardan ilgili notları almak, birtakım yazma eserlerin tetkik edilmesi…
İsmail Kara’nın bu gayreti ile müellifin 1976 yazını memleketi Rize-Güneyce’de tamamen bu esere ayırması ve yayıncılık işinin bir yığın zorlukları da aşılarak kitap, Mart 1977’de matbaaya verilir. Kitapla alakalı çok daha tatlı hatıralarla saklı uzun bir yazısı var İsmail Kara’nın.

Yolu Tekke ve Zaviyeler’den Geçenler
Kırkıncı yıl hatırına hazırlanan kitapta Mustafa Kara’nın dostları, aile bireyleri ve talebelerinin hatıraları var demiştik. Çok derinlikli samimi yazıları, vefakâr tavırları zevkle ve imrenerek okuyoruz. Mustafa Kara’nın hocası Süleyman Uludağ, Dergâh dergisinin yükünü 25 yıl omuzlayan Mustafa Kutlu, tarih âlimi Ali Birinci, D. Mehmet Doğan, Emin Işık, Mustafa Kara’nın bir diğer kardeşi Hüseyin Kara, merhum Cahit Çollak, Fatih M. Şeker, Hayrettin Karaman, Banu Demirağ, M. Fatih Birgül, Mustafa Öcal, Ahmet Tabakoğlu bunlardan bazıları. Kitap hakkında basında, dergilerde çıkan yazılar, aile fotoğrafları, mektuplar kitabı bize tanıttığı gibi tarihe de tanıklık etmemize vesile oluyor.

Kitabın Biz’e Bakan Tarafı
Kitabın bizde saklı küçük bir hikâyesi de var. Rahmetli dedeciğim (öl. 1999) ehli tarik bir kimse idi. Yatağının başucunda mütevazı bir kitaplığı vardı. Bu kitaplık daha sonra yetmeyecek ve hatırladığım kadarıyla birkaç raf daha takviye görecekti. İşte bu kitaplıkta karşılaştığım kitaplardan biri de Mustafa Hocanın ilk kitabı olan Tekke ve Zaviyeler’di. Çocukluğun en güzel taraflarından biri de dedemin ve babamın kütüphanesini karıştırmak, altı çizilen yerlere, kitapların sayfaları arasındaki notlara bakmak olmuştur. Dedemden kalan güzel bir hatıra olan bu kıdemli eser halen kütüphanemde heybetli yerini muhafaza etmektedir.

Bir Kitaba Vefanın Hikâyesi
Modern zamanların yitik kelimelerindendir vefa. Mustafa Kara’nın talebeleri, ailesi ve dostları böyle bir çalışma ortaya koyarak Tekkeler ve Zaviyeler kitabına vefa gösterdiler. Hem hocalarına hem de verilen emeğe hürmet ettiler. Kitaba vefa, insana vefadır. Bir Kitabın Kırk Yılı’nın bu tür çalışmalara örnek olmasını temenni ediyoruz. Kim bilir yazılma süreci bile kitap olacak daha nice eserler vardır!
Bir Kitabın Kırk Yılı, Dergâh Yayınları, 2017, İstanbul.
Kaynakça
1Abdulbaki Gölpınarlı ve Mahir İz gibi üstadların emek mahsulü çalışmalarını da zikretmek gerekir.
2Milli Şuur’un 6. sayısında (Haziran 2008) Mustafa Kara’nın “Dergâhlar ve İnsanlar” başlıklı bir yazısı yayınlanmıştı.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz