Türkiye’nin son iki asra yayılan modernleşme adımları çok farklı kişiliklerin, problemli tavır ve davranışların ortaya çıkmasına zemin hazırlamıştır. Ordunun yeniden düzenlenmesi ile başlayan bu yenilikler ekonomi, eğitim, hukuk ve siyaset alanlarına da yansımış, hayatımızı hızlı bir şekilde kuşatmıştır.

Bu “muhasara” ortamında yetişen, Osmanlının son dönemlerine tanıklık etmiş cumhuriyet dönemlerinde de aktif olarak devlet işlerinde görev almış zevatın çok ilginç hikâyeleri vardır. İki dönemin getirdiği tecrübelere ve farklı hayat tarzlarına şahit olan, toplumsal değişmeyi her yönüyle yaşayan, birtakım fikrî tenakuzları da içinde barındıran bu insanların “eski”lerle bir şekilde bağ kurduklarını, bilerek veya bilmeyerek alışkanlık hâline getirdikleri bazı davranışları ömürlerinin sonuna kadar devam ettirdiklerini söylemek mümkün.

Ülkemiz eğitim tarihi alanında yapılan çalışmalarda kaynak eserler arasında gösterilen Türk Maarif Tarihi (5 cilt) kitabının müellifi Osman Nuri Ergin (1883-1961) de yukarıda sözünü ettiğimiz nevi şahsına münhasır münevverlerden biridir. Sadece eğitim alanında değil belediyecilik, şehir, idare, hukuk, gibi birçok sahada muhalled eserler vermiş olan Osman Nuri Bey’in şahsiyetine, eğitim ve kültür çalışmalarına, kitaplara olan tutkusuna daha yakından bakmak, eğitimci olmamızın verdiği ilginin yanı sıra o dönem münevverlerine de ayrıca bir vefa borcumuzdur.

Kısa Hayat Hikâyesi

Osman Nuri Ergin 1883 yılında Malatya’nın İmran köyünde (bugünkü Pütürge ilçe merkezinde) dünyaya gelir. Babasının işinden dolayı eğitimine İstanbul’da devam eder. Bir müddet Zeyrek ve Mahmudiye (Pertevniyal) Rüştiyelerinde okuduktan sonra kişiliğine ciddi olarak etki edecek Daruşşafaka’ya kaydolur ve burada kitap sevgisini, kendisine eğitim tarihi yazdıracak kültürü temin ederek başarılı bir şekilde (okul ikincisi) mezun olur. Mezun olduktan kısa bir süre sonra İstanbul Şehremaneti’nde (İstanbul Belediyesi) çalışmaya başlar bir taraftan da tahsil hayatına Arapça öğrenip dinî mevzularda mütaala etmek için cami derslerine katılarak devam eder. Bu derslerdeki arkadaşlarından biri de Ebu’l Ula Mardin’dir.

1904’te İstanbul Darulfununu Edebiyat Fakültesine kaydolan Ergin bu dönemde Abdulaziz Mecdi, Şehbenderzâde Ahmet Hilmi, Babanzâde Ahmet Naim, Muallim Cevdet, Elmalılı M. Hamdi Yazır, Ahmet Avni Konuk, Mehmed Akif, İsmail Fenni Ertuğrul gibi çok seçkin ilim ve edebiyat ehli insanların sohbetlerine katılacak, onlardan istifade edecektir. Darulfunun Edebiyat Fakültesini birincilikle mezun olan Osman Nuri Ergin İstanbul Şehremaneti’nin çeşitli kısımlarında başkâtiplik, mümeyyizlik, belediye mektupçuluğu (özel kalem müdürü) ve şube müdürlüğü gibi görevlerde bulunur. Bu sürede belediye ile ilgili arşiv çalışmaları yaparak birçok belgeyi gün yüzüne çıkarır.

1947’de belediyeden yaş haddinden dolayı emekli olan Ergin aynı yıl muallimler birliği tarafından hizmetlerinden dolayı fahri üyelik ile ödüllendirilir. 1956 yılına kadar öğretmenliğe devam eder. 5 Temmuz 1961 tarihinde İstanbul’da vefat eder.

Eserleri ve Şahsiyeti

Osman Nuri Ergin 1927’de nüfus sayımına karar verildiğinde İstanbul sokaklarına isim vermekle görevlendirilir. Beş ay içinde 6214 sokağa dinî, tarihî, efsanevi, folklorik gerçeklere de uygun olarak isimler vererek (tarihî hatırlatmalar yaparak) 38 haritadan oluşan bir İstanbul Şehir Rehberi hazırlar.

Uzun yıllar belediyede çalışmanın verdiği tecrübe merhum Ergin’de titiz bir iş ahlakıyla birleşince belediyecilik tarihi, imar ve şehirle ilgili de ciddi eserleri kaleme alacaktır. Mecelle-i Umûr-ı Belediyye (5 cilt), Belediye Kanunu Fihristi, Beledi Bilgiler, Türkiye’de Şehirciliğin Tarihi İnkişafı, İstanbul’da İmar ve İskân Hareketleri gibi kitapların çoğu sahalarında önemli kaynak eserler olmuşlardır.

Osman Nuri Ergin’in eserlerinden söz açılmışken vefa duygusuyla kaleme alınmış biyografik çalışmalarına da değinmek gerekir. İstanbul Şehreminleri (1927), Muallim Cevdet’in Hayatı, Eserleri ve Kütüphanesi (1937), Balıkesirli Abdülaziz Mecdi Tolun Hayatı ve Şahsiyeti, (1942), Sadrettin Konevi ve Eserleri (1957) Biyografik çalışmalar Ergin’in istifade ettiği şahsiyetlere bir vefa borcudur aslında. Vefa duygusuyla kaleme aldığı eserlerden biri de okuduğu, mezun olduğu Daruşşafaka ile ilgilidir: Daruşşafaka, Türkiye’de İlk Halk Mektebi (1927). Babanzâde Ahmet Naim Bey’in İslam Ahlakının Esasları ile İsmail Fenni Ertuğrul’un Hakikat Nurları’nı yayına hazırlaması hocalarına vefalı olduğunu göstermesi bakımından önemlidir.

Merhum Ergin’i çalışkan bir yazar- araştırmacı yapan yanı biraz da onun kütüphaneci ve kitap dostu olmasıdır. Bu konuyla ilgili Süheyl Ünver’in aktardığına göre şöyle dermiş; “Hayatta en büyük emelim ya kitapçı yahut kütüphaneci olmaktı. Fakat memuriyet bağları ve maişet dertleri beni bunlara tamamıyla bağlayamadı.”

Memuriyet hayatının ekonomik darlığına rağmen vefat ettiğinde geriye rağmen 4000’i tasavvufla ilgili, 2025’i yazma toplamda 11000 cilt kitap bırakmıştır. Bu kitapları kurucularından olduğu İstanbul Belediyesi Atatürk Kitaplığı’na bağışlamıştır.

Yakın arkadaşı Süheyl Ünver vesilesiyle Abdulaziz Mecdi Tolun Efendi ile tanışan Ergin, İsmail Fenni ve Ahmet Naim beylerin de etkisiyle tasavvufa ve bu alanda çalışmalara yönelmiştir. İstanbul kütüphanelerini tek tek dolaşıp tasavvufla ilgili yazma eserleri tespit ederek bir fihrist hazırlaması ve İstanbul Üniversitesi’nde felsefe ile tasavvufun birlikte okutulması gerektiğini savunması hep bu ilgi ve muhabbetten kaynaklanmaktadır.

Muallimliği ve Eğitim Tarihi Çalışmaları

Merhum Ergin memuriyet hayatına devam ederken bir taraftan da muallimlik yapmıştır. II. Meşrutiyet’ten sonra (1910) okumayı kolaylaştırmak, alfabeyi öğretmek için Kolay Elifba adlı kitabı hazırlamış, gençlere okuma yazmayı öğretmiştir. Bu gayreti harf inkılabına kadar devam etmiştir.

Daruşşafaka ve Vefa Lisesi gibi çeşitli okullarda edebiyat, tarih, coğrafya, felsefe ve sosyoloji dersleri verdi. İleri yaşlarına kadar (69) muallimliğe devam etmiştir.
Osman Nuri Ergin’in eğitimle ilgili en meşhur eseri beş cilt olarak yayınlanan Türk Maarif Tarihi’dir. 1939-1943 yılları arasında kaleme aldığı bu eserin birinci kısmında Araplaşma ve skolâstik tedrisi devrini, ikinci kısımda garplılaşma ve yenilik devrini, üçüncü kısımda Türkleşme ve milliyetçilik devrini, dördüncü kısımda beş asır boyunca İstanbul’da kurulmuş olan ilim ve terbiye müesseselerini inceler. Osman Nuri Ergin Türk Maarif Tarihi’ni yazarken bir kısmı bugün elimizde olmayan eski yazma eserlerden, süreli yayınlardan, hatırat tefrikalarından ve sözlü bilgiler derlediği kişilerden istifade etmiştir.

Türk Maarif Tarihi’nde medreselerle ilgili sert diyebileceğimiz eleştiriler dönemin siyasi havasını yansıtması bakımından dikkat çekicidir. İlk cildinde yer alan şehzadelerin cahilliğine yapılan vurgu, medreselerden hiç adam yetişmediğini dile getirmesi o dönemi düşünce dünyası ve siyasi havası hakkında bizlere bir fikir vermektedir. (Nitekim cumhuriyetin ilk yıllarında “eski” kurumları yönelik bu menfi tavır birçok yazarda görülmektedir.)

Diğer bazı kitaplarında da tekkelerle ilgili benzer yüzeysel diyebileceğimiz eleştirilerin yer alması okuyucuyu biraz şaşırtıyor. Çünkü merhum Ergin gençliğinden itibaren tasavvufa ilgi duymuş bu alanda gayretleri olan bir kişidir. Ayrıca sert bir şekilde eleştirdiği tekkelerin, kapatıldıktan sonra eşyalarının zayi olmaması için şahsi çabasıyla birçok eşyayı, müştemilatı kurtarmış, belediyenin deposuna kaldırtmıştır. O dönemin bazı aydınlarının, düşünce dünyaları ve fiilleriyle tenakuz hâlde bulunarak geleneksel kültürün nesillerle bağının devam etmesini önemsedikleri görülmektedir.

Sonuç olarak şunu söyleyebiliriz. Merhum Ergin’in başta medreseler, tekkeler ve hilafetle ilgili tartışmalı görüşleri olmakla birlikte müspet tarafları, istifade ve imrenilecek pek çok yanı bulunmaktadır. Çünkü o ömrü boyunca milletine hizmet etmiş, bu toprakların dünü ve bugününü kendi meşrebince mezcetmeye çalışmış, kültürel değerleri sonraki nesillere aktarmayı kendine bir vazife olarak görmüş, bugünlerde değeri daha da iyi anlaşılan büyük bir kütüphane kurmuş, hayret edilecek derecede ciltlerce kitaplar yazmış ve belediyecilik alanında dünyada eşine ender rastlanan yayıncılık faaliyetlerini gerçekleştirmiş eğitimci bir münevverdir.
Tüm bu saydığımız faaliyetleri bir ömre sığdırmıştır. Bitmeyen bir azimle çalışan insanın Allah vaktini, ömrünü bereketlendirir. Bunu Osman Nuri Bey’de görmek mümkün. Ruhu şad olsun.

Kaynakça
Ahmet Güner Sayar, “Osman Nuri Ergin” DİA 11.cilt, 1995.
Ali Âdem Yörük, Eğitim Tarihimizin Kırkanbar Müellifi: Osman Nuri Ergin, Türkiye Araştırmaları Literatür Dergisi, cilt 6, sayı 12, 2008.
İrfan Dağdelen, Din ve Hayat, sayı 9, s. 154-157, 2010.
İsmail Kara, Din İle Modernleşme Arasında, Dergâh Yayınları, 2005.
Müslüm Yılmaz, Osman Nuri Ergin Hayatı: Şahsiyeti ve Eserleri, Türkiyat Mecmuası, Bahar 2013.
Orhan Okay, Silik Fotoğraflar, Dergâh Yayınları, 2013.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz