Çocuk, Allah’ın bizlere bir lütfu ve hediyesidir. Ebeveyn için en değerli varlıktır. Dünyaya gelişi ile hepimizi sevince ve mutluluğa gark eder. O, ilk eğitimini ailede alır. Aile, toplumun milli ve manevi değerlerini çocuğa aktaran, onun sosyalleşmesini sağlayan çok önemli bir kurumdur.

Eğitim, çocuk doğar doğmaz ailede başlar, okul içinde ve dışında verilen talim terbiye ile birlikte hayatı boyunca devam eder. Eğitim, sevgili Peygamberimizin ifadesi ile beşikten mezara kadar sürer. Bu süreç çocukta kişisel ve sosyal davranışlarla ilgili değer duygusunun gelişmesiyle devam eder.

Ahlak gelişimi, çocukların davranışlarını doğru ya da yanlış olarak değerlendirmelerine rehberlik eden ve kendi fiillerini yönetmelerini sağlayan prensipleri kazanmaları sürecidir.
Eğitimciler, “ahlaki gelişim” kavramıyla çocukların topluma ayak uydurabilmeleri için gerekli kuralları öğrenmelerini kastetmişlerdir. Medeniyetimizde de “Âdâb-ı Muaşeret” eğitimlerinin verildiğini biliyoruz. Bu konuda yazılmış yüzlerce eserin varlığından haberdarız. Atalarımız bu kuralların uygulanmasına çok büyük önem vermişlerdir.

Gelişimin ilk dönemlerinde çocuklara kazandırılmaya çalışılan değerlerin eğitimi denildiğinde ahlâkî, kişilik ya da karakter eğitimi kavramları karşımıza çıkar. Çocukların “doğru-yanlış”, “iyi-kötü” ve “güzel-çirkin” hakkındaki hükümlerini anlayarak, ahlâkî gelişimlerini izleyebilmek için çocuk oyunlarının, oyunlardaki kurallara ne kadar uyduklarının önemli olduğunu bilmekteyiz.

İlk evrede çocuk, ebeveyn ve diğer yetişkinleri her şeyi yapabilecek güçte gördüğünden, kuralları sorgulamadan peşinen kabul edip uygular. Bu dönemde çocukların ahlaki kavramları davranış haline getirmesinde güzel örneklere büyük ihtiyaç vardır. Atalarımızın ifadesi ile “üzüm üzüme baka baka kararır”. Çocuğun gördüğü anne-baba-kardeş-dede ve nine gibi kişilerden ahlaki davranış kazanacağı için bu zatların çocuğun yanında yanlış fiillerde bulunmamaları gerekir. Güzel örnek, rol model davranışlarını hiçbir zaman akıllarından çıkarmamaları gerektiğini bilmeleri ve buna göre iyi-doğru-güzel davranış içinde olmaları kaçınılmazdır.

Çocukların ahlaki gelişiminde ebeveynlerin şuur/bilinç durumlarının da etkisi büyüktür. Aile bireyleri ahlaki değerlerin sınırlarını iyi çizmelidir. Annenin “doğru” dediğine baba “yanlış” derse çocuk bocalayacaktır. Sonuçta tutarsız ve değersiz bir birey olacaktır. Bundan dolayı ebeveynin çocuğa ahlaki değerleri öğretirken ve kazandırırken önce kendilerinin bu konuda eğitimli olmaları gerekecektir. Benimsetilen davranışlar, aile tarafından da doğru olarak uygulanmalıdır.

Çocukların ahlaki gelişiminde ebeveynlerin şuur/bilinç durumlarının da etkisi büyüktür. Aile bireyleri ahlaki değerlerin sınırlarını iyi çizmelidir. Annenin “doğru” dediğine baba “yanlış” derse çocuk bocalayacaktır. Sonuçta tutarsız ve değersiz bir birey olacaktır.

Yüce Rabbimiz, Tahrim suresi 6. ayet-i kerimede:” Kendinizi ve ailenizi yakacağı insanlar ve taşlar olan cehennem (ateş)den koruyun.” buyurmakta, Sevgili Peygamberimiz de “Bir babanın evladına bırakacağı en güzel miras edeptir.” diyerek ebeveynin çocuklar üzerindeki sorumluluğu vurgulamıştır. Müfessirler de bu ayet-i kerimeyi açıklarken ateşten korumanın çocuklara helal ve haram kavramlarının anlatılarak Rabbimizin koyduğu yasakların neler olduğunun, inancımıza göre yanlış ve yasak olan davranışlarının hangi hususlar olduğunun açıklanması gerektiği şeklinde tefsir etmişlerdir. Bu nedenle ebeveyn, evladına günahlardan sakınmayı, Allah’ın emir ve yasaklarına uymanın önemini yaşayarak göstermelidir.

Çocukların ahlaki gelişiminde onlara anlatılan veya okunan hikayeler de büyük yer tutar. Doğruluk, adalet, yardımseverlik, iyilik yapmak, paylaşmak, dostluk, arkadaşlık, diğerkâmlık gibi kavramlar üzerine anlatılan hikayeler çocuğun ahlaki kişiliğinin oluşmasına katkı sağlayacaktır. Bu konuda Diyanet İşleri Başkanlığının yayınlarını ailelerimize tavsiye etmeyi bir görev bilirim. Bunun dışında da birçok yayınevinin eserleri mümkündür. Ancak bunları çocuklarımıza vermeden önce mutlaka okuyup incelememiz şarttır.

Çocukların ahlaki gelişiminde ödüllendirme metodu da büyük yer tutar. Çocuğun ahlaki kurallara uygun davranışının görüldüğünde onun bir vesileyle ödüllendirilmesi, o güzel davranışı tekrar etme imkanı verecektir. Çocuğun ahlaki olmayan davranışlar sergilediğinde de cezalandırmadan, uyarıcı söz ve eylemlerde bulunulmalı. O eylemin neden ahlaki olmadığı güzelce ifade edilmelidir. Toplumda ahlaki olanların değer bulduğu, önemsendiği çeşitli örneklerle anlatılmalıdır.

Çocukların ahlaki gelişiminde “inanç” kavramı da çok önemlidir. İnanç insanı ne kadar derin etkilerse ona dayanan insan da o ölçüde güçlü olur. İnanç ve davranışlar arasındaki tutarlılık bir toplumun manevi kültür birliğinin oluşmasında ön plana çıkar. Bizler İslam inanç esaslarını kabul edip benimsediğimiz için Kur’an ve sünnete dayalı ahlaki kurallarını uygular, onları esas alırız. Ahlaki kurallarımız Yüce Rabbimizin ve Sevgili Peygamberimizin bize bildirdikleri davranışlardan oluşmaktadır. İyi-doğru-güzel davranışlar bu iki kaynaktan neşet eder. İnanç yönünden güçlü olanlar ahlaki yönden de güçlü olurlar. Öz ve söz birliği esastır. İlim ve inanç amel etmeyi gerektirir. İnanç esaslarına uygun davranış gösterenler her iki dünyada da saadete kavuşur, mutlu olarak yaşarlar.

Çocukların ahlaki gelişiminde “inanç” kavramı da çok önemlidir. İnanç insanı ne kadar derin etkilerse ona dayanan insan da o ölçüde güçlü olur. İnanç ve davranışlar arasındaki tutarlılık bir toplumun manevi kültür birliğinin oluşmasında ön plana çıkar.

Vicdan, ahlak eğitiminin en etkili araçlarındandır. Kendimizin veya başkalarının davranışlarından bahsederken “vicdan” kelimesini çok kullanırız. “Vicdanım hiç razı olmadı, vicdanımın sesine kulak verdim, o kişi de amma vicdansız çıktı” gibi sözcükleri hep duymuşuzdur. Bundan da anlıyoruz ki vicdan, davranışların iyi veya kötü olduğuna karar veren, kötü davranışları reddeden, iyi davranışları telkin eden bir duygudur. İyilik yaptığımızda kalbimizde bir ferahlık, kötülük yaptığımızda da sıkıntı hissedebiliyorsak vicdanımız var demektir. Vicdan, bizim iyi ile kötüyü ayırt etmemizi sağlayan iç muhasebe yapan özelliğimizdir. Çocuklarımızı vicdanlı birer fert olarak yetiştirmek her anne-babanın aslî görevi olmalıdır.

Ahlaki gelişimde okul öncesi ve ilk okul dönemi gelişimin bütün alanlarında yoğun bir hareketliliğin yaşandığı, bedeni, zihni, duygusal, ahlaki ve dini gelişimin temellerinin atıldığı bir dönemdir. İnsanın doğuştan günahsız bir durumda, bembayaz bir sayfa olduğu inancına sahibiz. Yetiştiği toplumun değerleri ve dinini benimseyerek hayatını sürdürür. Hayatın ilk dönemlerinden itibaren “iyi insan”, “iyi vatandaş” yetiştirme gayesi eğitimin başlıca hedefi olmuştur. Bu anlamda ahlakın tarifinden de anlaşılacağı üzere, ahlaki davranış, çok boyutludur. Ahlaki davranışın bilgi, davranış ve duygu boyutu vardır. İmam Gazali, insanın kötü davranışından huzursuz olması, iyi davranışından da huzur bulmasından bahseder.

0-5 yaş arasında çocuk, cezalardan kaçınma ve otoritenin üstün gücünden dolayı, kuralları çiğnemekten kaçınır, iyi ve doğru davranış göstermeye çalışır.

5-8 yaş arasında da bireyselcilik duygusu geliştiğinden, kendi çıkar ve ihtiyaçlarını karşılamak için davranış sergiler.

Çocuklukta edinilen değerler, onun davranışlarını şekillendirir, hayat boyunca vereceği kararları etkiler. Bu dönemde çocukların ahlaki değerler eğitiminin en önemli yönü, onların değerleri keşfetmeleridir. Değerlerin keşfi ise, düşünme, oyun, şarkı veya ilahi söyleme, resim yapma gibi çeşitli duyuları kullanarak gerçekleşir.

Bu dönemde eğitimcilerin temel ahlaki değerleri öğretmesi öğrencileri diğerlerine karşı nasıl davranmaları gerektiğini kazandırmak şeklinde olmalıdır. Çevresindeki kişilere karşı nasıl doğru, iyi ve güzel davranacağını belletmelidir. Kısaca, görgü ve nezaket kurallarını öğretmek ve davranış haline getirmelerini sağlamak olmalıdır. Batının değerlerini değil, kendi öz milli değerlerini öğrencisine vermek eğitimcinin ana gayesi, hedefi haline gelmelidir.

Toplumumuzda aile yapımız, günün yirmi dört saatinde, kendine vücut veren ahlaki değerlerimize savaş açan görüntü ve sözlerle tahrip ediliyor.

Sonuç olarak; çocuğun ahlaki gelişiminde inanç ve ahlak eğitiminin birlikte ele alınması gerekir. Çocuğun dini hayatla teması, aile içi ve yakın çevredeki gözlemleriyle olur. İnançlar yaşandıkça güçlenir. Ahlak kuralları uyulması için konulmuştur. Ahlak dışı davranışların yaygınlaşması sadece bunu yapana zarar vermez. Ailesini, çevresini ve toplumun her kesimini derinden etkiler, milletin geleceğini tehdit eder.

Toplumumuzda aile yapımız, günün yirmi dört saatinde, kendine vücut veren ahlaki değerlerimize savaş açan görüntü ve sözlerle tahrip ediliyor. Bundan kurtuluş yolu neslimizi dini ve ahlaki yönden gelişiminin Kur’an-ı Kerime ve Peygamberimizin sünnetine uygun yetiştirmekten geçtiğini çok iyi anlayıp gereğini yapmaktır. Bu konuda merhum Prof. Dr. İbrahim Canan hocamızın yazdığı “Hz. Peygamberin Sünnetinde Terbiye” adlı kitabını bütün ebeveynlere ve eğitimcilerimize tavsiye ederim.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz