Çocukluk, hayatın ilkbaharıdır. Biz büyükler nasıl ilkbahar geldiğinde içimizde bir canlılık, ruhumuzda bir diriliş, hayatımızda bir neşe hissedersek çocuklar da bu dönemde aynı duygulara kapılırlar. Onların bu duyguları mevsimlik değil senelerce devam eder.

İnsan yavrusunun fiziksel, ruhsal, ictimai gelişimi için bu çocukluk döneminin iyi ve güzel geçirilmesi çok önemlidir. İnsanda fikir hayatının tekamül edebilmesi için insanın dışarıdan birçok intibalar alınması ve bunları eski intibalarla birleştirerek, kıyaslar yaparak, yeni fikirler oluşturması lazımdır. Çocuğun bu intibaları hariçten kazanabilmesi için Yüce Rabbimizin ona ihsan ettiği büyük bir yardımcı vardır ki o da “oyun tabii sevki”dir.

Bu girişten sonra oyunun ne demek olduğunu, “oyun” sözünden ne anladığımızı, oyunun insanlık tarihindeki yerini, oyunun yaş dönemlerine göre nasıl farklılıklar gösterdiğini, bizler çocukluk dönemlerimizde ne gibi oyunlar oynadığımızı ve Sevgili Peygamberimizin çok sevdiği çocuklarla hangi oyunları oynadığını ve oyunun çocuk eğitimindeki önemini ve faydalarını bir yazı çerçevesinde görmeye çalışalım.

Oyun, çocuğun hayatını kaplayan bir faaliyettir. Çevresini, kendisini, diğer insanları ve varlıkları oyun yolu ile tanır. Çocuk oyun oynarken öğrenmeyi de öğrenir. Anaokulları ve öncesinde eğitim veren kurumlarda, çocuklara eğitim vermenin en etkili yolu da oyundur. Kız olsun erkek olsun bütün çocuklar oyun oynamayı severler. Onları tanıma, onlarla iletişim kurma, onlara beceriler kazandırmada oyunun yeri büyüktür.

Peki oyun ne demektir? Bu sözden ne anlamalıyız? Oyun, sonucu düşünülmeden eğlenmek amacıyla yapılan hareketlerdir. Oyun, çocukların kendilerinin seçtiği veya gruptaki diğer çocukların seçtikleri eylemlerdir. Oyun, çocuğa hiç kimsenin öğretemeyeceği konuları kendi fiilleri ile öğrenmesi yoludur. Oyun, çocukların sosyalleşmesi, toplumla uyum içinde yaşamayı öğrendiği davranışlardır. Genel olarak oyun, bir amaca yönelik olarak kurallı ya da kuralsız yapılabilen, her durumda çocuğun isteyerek yer aldığı, sosyal gelişimini sağlayan en etkili öğrenme sürecidir.

Oyun, insanlık tarihinin ilk devirlerinden beri var olmuş bir eylemdir. Tarihine baktığımızda bununla ilgili aşık denilen kemik parçalarına arkeolojik kazılarda rastlanmıştır. İslam tarihinde de Sevgili Peygamberimizin çocuklarla oynadığına dair çok dokümanlar vardır. Onları sevdiğini göstermek, onlarla iletişim kurmak için Hz. Muhammed (s.a.v)’in hayatında sayısız örnekler vardır.

“Çocukların duygu ve fikir hayatını genişleten oyunlar, iradeleri üzerine de tesirler yaparak onların kuvvetli ve iyi bireyler olarak yetişmelerine yardım eder.”


Çocukların yaşlarına ve gelişim özelliklerine göre oyunlar farklılık gösterir. 0-2 yaş arası çocuklar tek başına oynarken çıngırak sesini duyduğunda hoşlanır. Canlı renkleri olan, ses çıkaran, dikkat çekici oyuncaklar, çocuğun ilgisini çeker. Bu devrede çocuğun dikkati oyuncaklar üzerinde toplanır. 2-4 yaş arasında artık tek başına değil, birlikte oyunlar oynamayı sever. Annesiyle, babasıyla veya birkaç çocukla oynamaya başlar. 4-12 yaş arasında da çevresine olan ilgi arttığı için grup oyunlarına katılır. Artık kurallı oyunlar oynamaya yönelir.

Çocukların gelişiminde oyunun önemini ve faydalarını açıklamadan önce, hazır oyuncakların eğitimdeki rolünü kısaca ifade etmeğe çalışalım. Bugün, çocuk merkezli bir hayatın içinde yaşadığımız için, oyuncak sanayinin ne kadar geliştiğini ve yayıldığını ekonomik verilere bakarak açıkça görmekteyiz. Anne-baba olarak çocuklarımızın bedenî ve ruhi gelişiminde hangi oyuncaklar ne kadar faydalı ne kadar zararlı olduğu hakkında net bilgilere sahip olmalıyız.

Seçeceğimiz oyun malzemeleri, çocuğun düşündüklerini eyleme geçirmesinde ona yardımcı olacağından veliler olarak çok dikkatli olmalıyız. Bugünkü oyuncak sanayiinde üretilenler arasında inanç ve ahlak dünyamıza hitap eden ürünlere rastlamak nerdeyse yok denecek kadar azdır. Bunun için çocuğun inanç, ibadet, ahlak ve değerlerimiz hususunda yetişmelerine yardımcı olan ürünleri arayıp bulmalıyız.

Biraz da oyunun çocuk eğitiminde faydalarına temas edelim: Örneğin toplu, grup hâlindeki oyunlarda çocuk, uymayı öğrenir. Kanunlara itaat, başkalarının hakkına hürmet, beceriklilik, akıllı ve tedbirli hareket gibi ruhi vasıflar kazanmaya başlar.

Çocuk, arkadaşlarına nispetle daha kuvvetli, daha zeki, daha becerikli ise; oyun esnasında diğerlerini yönlendirmeye, onlara liderlik yapmaya, oyun kurmaya ve yönetmeye başlar. Tıpkı merhum Prof. Dr. Necmeddin Erbakan hocamızın Trabzon’daki evlerinin bahçesinde çocukken arkadaşlarıyla birlikte oyun oynarken onlara karşı tavırlarında olduğu gibi …

Daha önceki yazımda da belirttiğim gibi tembel çocukların hayata hazırlanmasında oyunları yarışma havasına sokarak onları terbiye etmek mümkün olur. “Haydi kızım, annene mutfakta kim daha çok yardım edecek?” gibi sözlerle çocukları kendi içlerinde yarışmaya sokmak, onların eğitimine katkı sağlayacaktır.

Çocuklar, evlerine gelen diğer çocuklarla oynarken, oyuncaklarını paylaşması, onlarla yardımlaşma ve paylaşmayı öğrenmesi, onun diğerkam bir kişi olmasına, ileride fedakâr, özverili bir kişiliğe sahip birey olarak yetişmesine yardımcı olacaktır. İnancımızın temel esaslarından olan kardeşini kendisine tercih etme erdemine kavuşacaktır.

Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.v) ‘in çocukları çok sevdiğini, onlarla şakalaştığını, oyunlar oynadığını, ebeveynine ve çevresine bu konuda tavsiyelerde bulunduğunu bilmeyen yok gibidir. Çocuğun iyi bir terbiye almasında aile büyüklerine görevler yükleyip “Hepiniz çobansınız ve hepiniz güttüklerinizden sorumlusunuz.” buyurmuştur.

Çocukların duygu ve fikir hayatını genişleten oyunlar, iradeleri üzerine de tesirler yaparak onların kuvvetli ve iyi bireyler olarak yetişmelerine yardım eder.

İki cihanın serveri Peygamberimiz çocuklarla ilgilenmiş, onlara selam vermiş, hatırlarını sormuş, onları kucaklayıp bağrına basmış, onları öpmüş ve zaman zaman da onlarla çeşitli oyunlar oynamıştır. Bu oyunlardan birkaç örnek verelim:

Peygamberimizin sırtında, iki omuzu arasında “Peygamberlik Mührü” vardı. Çocukların bu mühürle oynamalarına izin verirdi. Çocukları at veya deve ile giderken önüne veya arkasına oturtarak onları dolaştırıp eğlendirirdi.

Peygamberimiz “Çocuk kokusu cennetin kokusundandır.” derdi. Bir gün sokakta oynayan çocukları yan yana getirir, belli bir mesafede durur. “Kim bana doğru koşup önce gelirse ona şu kadar ödül var.” der. Yarış başlar ve çocuklar O’na doğru koşarlar, kimi Peygamberimizin sırtına, kimi göğsüne çıkmaya çalışır. O da onları kucaklar, öper ve çeşitli hediyeler verir.

Efendimiz bir keresinde kovadan su alıp, Muhammed b. Rebi adındaki çocuğun yüzüne su püskürterek oynamıştı. Sevgili Peygamberimizin, torunlarını sırtına bindirerek onlarla atçılık oynadığı bilmeyenimiz yoktur.

Peygamberimizin çocuklarla oyun oynadığına dair örnekleri saymakla bitiremeyiz. Kıssadan hisse çıkaralım diye bu örnekleri vermeye çalıştık.

Burada şu hususların altını dikkatle çizelim: Çocukların duygu ve fikir hayatını genişleten oyunlar, iradeleri üzerine de tesirler yaparak onların kuvvetli ve iyi bireyler olarak yetişmelerine yardım eder. Bazı oyunlar vardır ki çocukta karar verme kabiliyetini artırır, çocukların metanet ve sebat etme gibi istidatlarını kuvvetlendirir.

Artık Millî Eğitim Bakanlığının bu konularda ciddi çalışmalar yaptığını, pedagogların bu alanlarda ne kadar uzmanlaştıklarını da söylememize gerek yok. Çocuk merkezli bir dünyada yaşamayı dilerken yavrularımızın Rabbini bilen, O’nun emir ve yasaklarına uyan; iyi, doğru, güzel, adil ve faydalı örnek nesiller olmaları için dua edelim.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz