Ana Sayfa Milli Şuur 38. Sayı ÇOCUK İSTİSMARI

ÇOCUK İSTİSMARI

“HER VATANDAŞ ÇOCUĞA KARŞI İŞLENMEKTE OLAN İSTİSMAR SUÇUNU BİLDİRMEKLE YÜKÜMLÜDÜR.” T.C.K. MADDE 278

100
0

Sizin de aklınıza geliyor mu?

Minicik bir kalp, kalpleri nasıl da sevgiyle dolduruyor.

Bize kim olduğumuzu yansıtan, seçtikleri yaşam biçimiyle hayatı anlatan aynalarımız… Fiziksel olarak anne baba olmak marifet değil. Yetiştireceğine, emek ve sevgi verebileceğine inanıyorsan hayatın en güzel ve en büyük sorumluluğunu kucaklarsın. Onu bir ömür omzunda taşırsın. Çocuklara karşı sevgiyle söylenmiş sözcükler, onlara merhametle bakan gözler ve yumuşacık sarılışlar bize insan olduğumuzu hatırlatır. Sizler de fark etmişsinizdir belki, çocuklar her zaman kendine ilgi, sevgi ve şefkat gösteren büyüklere güvenirler ve sanki arkadaşıymış gibi davranırlar. Yani aslında sevgiye sevgiyle, güvene güvenle karşılık verirler. Sevilerek sevmeyi öğrenmek çocukluk döneminde kazanılan bir yaşam biçimidir. Çocukların sevgileri tertemizdir, dışarıdan çeşitli sebeplerle korkutulmamış, katıksız ve masumdur. Bizler bu pırıl pırıl sevgiye ne yapıyoruz da sonbaharda savrulan yapraklar gibi parçalanıyor? Belki utanç bunları söylemek, belki de mahreme aykırı. Ama bilmeliyiz, yanmalı içimiz. Bizim kalplerimizi vahşi bir yırtıcıya dönüştüren, merhameti kemiren bu zararlı davranışlar nasıl nükte ediyor da çocuk istismarı haberleri hem gündemden düşmüyor hem de bu kadar kulak ardı ediliyor? Hayattan çocuklardan beklentilerimiz bizim komplekslerimiz olmamalı. Ne yazık ki çocuklarımıza ‘’uslu çocuk’’ profili çizme yarışından başımızı kaldırıp ‘’dürüst çocuk’’ profiline geçiş yapamadık. Eğer önce uslu, sakin, tahammülkar bir çocuk yetiştirmeye çalışmak yerine, kendine güvenen , ne istediğini ve ne istemediğini bilen en önemlisi bunları çekinmeden ifade edebilen, başına bir şey gelme ihtimalinin olduğu zamanlarda avazı çıktığı kadar bağırabilen çocuklar yetiştirebilseydik çocuğumuzun başına bir şey geldiğinde onu örtbas etmek yerine, hakkı olan haklı savunmasını yapabilseydik çocuk istismarı bu kadar yayılabilir miydi ? Eğer biz eşrefi mahlukatsak çocuklara yapılan bu davranışı kendimizle nasıl örtüştüreceğiz? Çocukların yaşadıklarını düşününce kelimelerin ne kadar aciz kaldığını hissediyorum. Elimizi taşın altına koyamadığımızı fark ediyorum.

Çocuk istismarının birçok çeşidi var; çocuğun duygusal ihtiyacını karşılayamamak, çocuğun bakımını yapmamak, çocuğa yaşından büyük işler vererek sömürür gibi çalıştırmak, sözel olarak hırpalamak, özgüvenini yıkan konuşmalarda bulunmak, çocuğun o minicik tertemiz bedenine şuursuzca dokunabilmek ve tabi fiziksel şiddet… Bu yazdıklarım insanlık için utanç noktası olmalı. O tertemiz bedenlerden bu şekilde bahsetmemeliydik. ‘’Otoriter bir aile veya öğretmen olacağım çocuklar benim bir bakışımdan korkacaklar’’ diye yapılan kötü muamele ise istismarın en yaygın çeşidi. Bu kötü muamele vücutta bir şişlik, kızarıklık veya morluk yapmadığı için sanmayın ki zarar vermedi! Bence en ağırını yaşattı. Bu yapılanlar doğru olsaydı bizim peygamberimiz şefkatin en canlı örneği olabilir miydi?

© Milli Şuur

Peygamberimizin çocuklara yaklaşımına baktığımızda şöyle örnekler görürüz: Bir çocuk gördüğü zaman peygamberimizin yüzünü neşe ve sevinç kaplarmış, çocuğu kollarının arasına alıp kucaklar, okşar ve öpermiş. Karşılaştığı her çocuğa selam verip hâlini hatrını sorarmış, eğer o sırada bineğiyleyse çocukları gideceği yere kendisi bırakırmış. Çocuklarla arkadaş gibi konuşurmuş, onlarla çocuk olabilirmiş. Yarış yapan çocuk gördüğünde oyunlarına katılıp neşelerine ortak olurmuş .Hz. Fatıma (radıyallahü anha) babasını ziyarete geldiğinde peygamberimiz sevgili kızını karşılamak için ayağa kalkıp alnından öper ve yanına oturturmuş. Böyle şefkatli bir baba böyle güzel bir kılavuzumuz varken çocukları nasıl eğittiğimizi bir gözden geçirelim. Biz otoriteyi yanlış anladık. En büyük otorite korku değil sevgidir. Peygamberimizin bu çocuk sevgi ve saygısından çocuklara ne kadar önem atfettiğini görüyoruz. Çocuk ihmalini artıran nedenlerin başında cehalet ile şiddet uygulamalarını destekleyen ve hoşgören inançlar, uygunsuz kişilerin örnek alınması, ailelerdeki yüksek günlük stres düzeyi çocuğa yetersiz ilgi ve şefkat gösterimi çocuğun aile içi şiddete şahit olması gibi durumlar yer alıyor. Tüik verilerine göre: istismarın %70’ini küçük yaş grubu oluşturmaktadır. İstismarcıların %96’sı erkek ve bu oranın %80’i de akraba veya aile dostları oluşturuyor.

Bu ihmalin çocuklar üzerindeki etkisi; yalnızlık ve korunmasızlık hissi, öğrenme güçlüğü, davranış problemleri yaşıtlarıyla ve çevreyle iletişimde başarısızlık, gelişim geriliği sırf ilgi görebilmek için sağlık problemleri yaratma eğilimi, eşya ve madde bağımlılığı…

Bunların azalabilmesi için; toplum farkındalığını yaratmalıyız, pozitif ebeveynliği öğrenmeliyiz, bize anlattıkları her şeyi doğru kabul edip dinlemeli araştırmalı önce yargılamadan güven vererek dinleyebilmeliyiz aile bilincini güçlendirmeliyiz

Çünkü çocuklar bir istismara maruz kaldıklarında; kendilerine inanılmayacağından korkarlar. Başlarının belaya gireceğinden korkarlar istismarcıların tehtidinden korkarlar, istismarcıyı sevebilirler ama yaptıklarını sevmezler o yüzden onu korumak isteyebilirler nasıl anlatacağını bilemeyebilirler. Arkadaşları tarafından dışlanacaklarını düşünebilirler. Çok utanıyor olabilirler

Cezalandırılma korkusu yaşayabilirler. Çocuklarımız bize emanet bize düşen görev; bilinçli olup tüm önlemlerimizi doğru bir şekilde almak. O tertemiz yüreklerin bunların ağırlıyla ezilmesine izin vermemek.

“HER VATANDAŞ ÇOCUĞA KARŞI İŞLENMEKTE OLAN İSTİSMAR SUÇUNU BİLDİRMEKLE YÜKÜMLÜDÜR.” T.C.K. MADDE 278

Bu yüzden çevremizde istismara uğramış bir çocuk gördüğümüzde sosyal dışlanmaya izin vermeden çocuğun alabileceği en az hasarla olayı uzmanlar tarafından rapor ettirmekten çekinmemeliyiz. Çünkü bu kaybedilen bir kimlik örüntüsü ve kültürel yozlaşmayı beraberinde getirebilir. Ve bu yazıyı da bir şiirin mısrasıyla bitirmek istiyorum:

‘’Kaçtığını sandığınız çocukluğunuz gökyüzü gibi bir şey, hiçbir yere gitmiyor.’’

Çocukların kirlenmemesi için elimizden gelenin fazlasını yapalım.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz