Çocuk istismarının kahramanları; kocasına ya da kayınvalidesine kızarak çocuğunu döven, bağıran, çocuğunun ufacık isteklerini ya da yaptıklarını bahane ederek türlü türlü eziyet eden bir anne; işindeki hırsı, başarısızlığı yüzünden çocuğunu ihmal eden baba; çocuğu sevme bahanesiyle vücudunu okşayan /okşatan komşu amca ya da akraba veya bu korkunç listeyi uzatmak maalesef çok kolay bir o kadar da tiksindirici.

Her şeyin temeli aileye dayanıyor; mutsuz, uyumsuz, aile olamamış çiftlerin çocuklar maalesef ki daha çok istismara maruz kalıyor.

İstismarın her türlüsü çocuklarımızın beden ve psikolojilerine, tedavisi zorlu zararlar vermekle kalmayıp; duygusal, zihinsel, cinsel ve fiziksel gelişimlerini olumsuz yönde etkilemektedir. Daha da büyük felaket olanı ise de istismara ugrayan çocuğunda yetişkin olduğunda başkalarına yapabilmesidir.

Neyse ki son günlerde bu konuya değinmek eskisi kadar imkânsız değil maalesef artık görmezden gelemeyeceğimiz yaşanan korkunç olaylar sebebiyle toplum olarak daha bilinçli ve organize hareket etme noktasında somut adımlar atılabiliyor. Artık istismarı konuşmaya başladık, korunma ve çözüm yolları tartışıyoruz. İstismara ugrayanlar kendilerini ve yaşadıklarını kendi suçları gibi saklamıyor, gerekli tedavileri için her türlü destek ve çabalar gösterilmeye başlanmıştır.

Çocuk istismarın en vehim türü ise cinsel istismardır. Çocuğa cinsel haz amaçlı dokunma, öpmek, çocuğun birine dokunmaya ve mastürbasyona zorlanması, çocuk fuhuşu, cinsel haz sağlamak amaçlı şiddet, çocukla cinsel eylem vb. fiiler temas içeren cinsel istismardır. Çocukla herhangi bir tensel temas kurmadan da cinsel istismar yapılabilir. Çocukla cinsel içerikli konuşma , çocuğa pornografik materyaller ve cinsel organ gösterme, çocuğun mahrem fotoğraflarını çekme, cinsel bölgeleriyle alay etme/sevme, cinsel istismara tanık edilmesi gibi.

Geleceklerimizi, en değerli emanetlerimiz çocuklarımıza bu çirkin fiilerden korumayı öğretebiliriz; öncelikle bedenlerinin onlara özel olduğunu ve kimsenin hiçbir şekilde dokunamayacağını anlatmalı; Çocuğa banyo yaptırırken özellikle 4 yaşından itibaren mutlaka iç çamaşırı ile yıkanmalıdır. Giyindirilirken ya da kıyafet değiştirirken mutlaka kimsenin görmemesine dikkat edilmeli; aynı durumda anne-baba ya da başkaları da kendi kıyafetlerini çocuğun görmemesine konusunda dikkat etmelidir.

Geleceklerimizi, en değerli emanetlerimiz çocuklarımıza bu çirkin fiilerden korumayı öğretebiliriz .

Ayrıca çocuğumuza sevgi amaçlı dokunma, sevme, öpme davranışlarında sadece çok yakın akrabalara izin verilmeli; tanıdık tanımadık kişilerin öpme, sarılma gibi davranışlara izin verilmemelidir. Sadece Peygamber Efendimizin (S.A.V.) sünneti gereği başları okşanabilir. Biz toplumca sevdiğimiz, sempatik bulduğumuz çocuğu öpme, yüzünden makas alma, kucağa alıp sevme hakkımız var algısı içindeyiz. Uyardığınızda da çok bozuluyorlar, alınıyorlar. Oysaki ne bozulacak ne de alınacak bir durum vardır. Bir kere bu durum çocuğun iradesi dışı gerçekleşiyor diğer ve en önemli durum ise çocuklar samimi sevgi ve dokunuşlar ile cinsel taciz durumunu algılama ve ayırt edebilecek bilinçte olmamaları sebebiyle tedbir gereğidir. Bu sebeple yakın aile bireyleri dışında kişilerin sevme fiillerine izin vermemeli, bu konuda çocuğunuzu da uyarmalıyız. Böyle durumlarda da kimseyi incitmeden “ oğlum/kızım rahatsız oluyor lütfen yapmayın” yumuşak bir üslupla sakince uyarabilirsiniz.

Çocuğumuza cinsel organını sadece anne-babanın, sağlık sorunları olduğunda da doktoru görebileceği sıkıca tembih edilmeli; hiç bir şekilde kimseye izin vermemesi, böyle zorlama durumlarında mutlaka anne ya da babaya haber vermesi gerektiği öğretilmelidir.

Ayrıca çocuğumuza sevgi amaçlı dokunma, sevme, öpme davranışlarında dikkatli olunmalı; tanıdık tanımadık kişilerin öpme, sarılma gibi davranışlara izin verilmemelidir. Çocuğumuzun mahremiyetine göstereceğimiz saygı onun istismara maruz kalmasını engelleyebilir.

Elbette ki çocuğun eğitimi ve korunmasından sorumlu herkes üzerine düşen vazifesini yapmaya mecburdur. Böyle bir duruma maruz kalmışsak ne yapmalıyız. Öncelikle çocuk bir şeyler söylüyorsa doğrudur, yaşamadığı ya da görmediği şeyi hayal edemez. Çocuğumuza inanmalıyız. Alo 183 Aile, Kadın, Çocuk ve Özürlü Sosyal Hizmet Danışma Hattını arayıp acil şikâyet, destek, rehberlik ve yardım talep edebiliriz. Cumhuriyet Savcılığı, Polis Merkezleri, Jandarma Karakolları, Baroların Çocuk ve Kadın Hakları Merkezleri, Adli Yardım Kuruluşları, İl Sosyal Hizmet Müdürlükleri başvurabileceğimiz diger kurumlardır.

© Milli Şuur

Son günlerde din istismarı da gündemimize oturmuş durumda, din adına en temel değerlerimiz yok edilmeye çalışılıyor.

Aile dinini öğrenmeye ve yaşamaya çabalamıyor; çocuklarına dini ve ahlaki eğitim verme bilincinde olan maddi durumu iyi olanlar paralı okullara, olmayanlar ise parasız hayır için din eğitimi yapan yurtlara dünyadaki en değerli varlıklarını emanet ediyorlar. Çocuklarına iyi bir dini eğitim vermek adına vicdanları rahat dünyanın yalan telaşlarına koşuşturuyorlar. Buralarda hizmet eden herkes mi kötü niyetli tabii ki hayır tam tersi Allah ve hakikat aşkı ile çalışan nice güzel gönüllü kardeşimiz var ama çocuklarına din ve ahlaki eğitim vermek konusunda bizzat anne-baba sorumlu. Bu bir hakikattir. Aile öncelikle çocuğu nasıl bir hayat yaşamasını istiyorsa önce kendi uygulamalı ve yaşamalı sonrasında çocuğuna örnek olarak öğretmelidir. Ne din ne ahlak para ile öğretilir, sadece samimiyetle yaşanarak içselleştirilir. Aile ile başlayan eğitim yaygın ve örgün eğitimle desteklenmelidir. Aileler çocuklarına şefkati esirgememelidir. İstismara fırsat veren davranış ve diğer etkenlerin ortadan kaldırılması gereklidir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz