Ana Sayfa Milli Şuur 44. Sayı DEĞERLER EĞİTİMİ ÜZERİNE

DEĞERLER EĞİTİMİ ÜZERİNE

Değerler eğitimi geçmişinin 1920’li yıllarda Amerika’da karakter eğitimi adı altında yapılan çalışmalara dayandığı görülür. Değerler eğitimi ile ilgili yapılan çalışmalar 1970’li yılların ortalarında yayımlanmıştır.

106
0

Değer; bir ulusun sahip olduğu sosyal, kültürel, ekonomik ve bilimsel değerlerini kapsayan maddi ve manevi ögelerin bütünü (TDK) olarak tanımlanmıştır.

Son yüzyılda önceki devirlere nazaran insan yaşamı çok hızlı bir değişim göstermektedir. Ekonomik, sosyal, siyasal değişimler; bireylerin olaylara ve hayata bakış açısını, inançlarını, değer yargıları da etkilemektedir. Toplumların kültürel kodları, değerleri hiç olmadığı kadar hızlı bir dönüşün ve değişim geçirmektedir. Bu değişim ve dönüşüm hiç şüphesiz en fazla çocukları etkilemektedir. Dünya üzerinde çocuklar; şiddet, büyüyen sosyal problemler ve kendilerini kuşatan dünyada kendilerine yeterince saygı gösterilmemesinden artan bir şekilde etkilenmektedirler.

Değerler eğitimi geçmişinin 1920’li yıllarda Amerika’da karakter eğitimi adı altında yapılan çalışmalara dayandığı görülür. Değerler eğitimi ile ilgili yapılan çalışmalar 1970’li yılların ortalarında yayımlanmıştır.

Ülkemizde ve dünyanın diğer ülkelerinde değerler üzerine yapılan bilimsel çalışmaların bir hayli artması, ülkelerin eğitim müfredatlarında doğrudan veya örtük bir biçimde değerler eğitimine yer vermesi konunu önemini ortaya koyması bakımında önemlidir.

Ülkemizde ve dünyanın diğer ülkelerinde değerler üzerine yapılan bilimsel çalışmaların bir hayli artması, ülkelerin eğitim müfredatlarında doğrudan veya örtük bir biçimde değerler eğitimine yer vermesi konunu önemini ortaya koyması bakımında önemlidir.

Günümüzde değerler öğretilebilir ve öğrenilebilir olgular olmakla beraber bunların bireylerce öğrenilmesi geçmişe göre daha zor görülmektedir. Geçmişte toplum tarafından benimsenen ve desteklenen birçok değer, yaşantı yoluyla aktarılabilirken günümüzde sadece yaşantı yeterli olmamaktadır. Çünkü toplumsal yaşamda çocuğun değerler sistemini etkileyen ve değişime sürükleyen etkenler çoğalmıştır.

Ülkemizde sanayinin gelişmesi, köyden kente göçün hızla artması, büyükşehirlerin çoğalması, ebeveynlerin iş hayatına daha fazla dahil olması, çekirdek aile kültürünün artması, televizyon ve İnternetin yaygınlaşması gibi nedenlerden dolayı geleneksel değerlere ilişkin algılar değişim ve dönüşüm geçirmeye başlamıştır.

Değerler, davranışlara kaynaklık eden ve onları yargılamaya yarayan anlayışlardır. Bu sebeple ilk çağ filozoflardan başlayarak bugüne kadar tüm düşünürler, bilim ve din adamları değerlerin öğretilebilir olup olmadığı veya nasıl öğretilebileceği ile ilgili çalışmalar yapmışlardır. Bugüne kadar da bu alanda ortak bir noktaya varılmış değildir.

Eğitimi, toplumun öğretilerini ve birikimlerini gelecek nesillere aktarma olarak değerlendirdiğimizde değerlerin de genel olarak eğitimle aktarılabileceğini söyleyebiliriz. Bu durumda bireyin dünyayı algılamaya başladığı ilk yer aile olduğu için değerler eğitimi için de ilk önemli yer ailedir. Ebeveynler gelecek toplumun ilk mimarlarıdır. Aile toplumun minyon hali olduğu için değerlerin öğretilmesi, aktarılması bakımından temel görevi görmektedir. Karekterin %85’inden fazlasının oluştuğu 0-7 yaş arasında çocuk, tamamıyla ailenin yanındadır. Sanırım hem eğitimimizin hem de toplumsal değerlerimizin dejenere olmasının en önemli sebebi aile düzenimizin bozulmuş olmasıdır. Aile yapısı bozulduğunda toplumu ayakta tutacak hiçbir sistem olamaz.

Görevinin farkında olan ailelerin oluşturacağı toplumda okullar, öğrencilere güçlü ülke olmanın gerektirdiği bilimsel gereklilikleri insani değerlerle mezcederek verecektir.

Bugün şu ya da bu sebepten kadının iş hayatına katılması daha 6 aylık bile olmayan bebeklerin, kreş ya da gündüz bakımevlerine bırakılmasını beraberinde getirmiştir. Anne sıcaklığını yaşaması gereken bebekler ve aile düzenini öğrenmesi gereken çocuklar kreşlere, bakıcılara teslim edilmektedir. Akşamları teslim alınan çocuklarla günün vermiş olduğu yorgunluktan dolayı da yeterince ilgilenilmemektedir doğal olarak. Bu sıkıntılı sisteminin yaygınlaşmasının ve süresinin uzaması gelecek açısından büyük problem olacağını söylemek için kahin olmaya gerek yoktur. Hayatın bu koşuşturması arasında çocuklarımıza kendi gelenek ve göreneklerimizi, yaşayışımızı dolayısıyla değerlerimizi aktaramıyoruz. Belli bir yaşa geldiklerinde çocuklarımızda gözlemlediğimiz yabancı değerlerin kaynağı, aslında ebeveynlik görevini tam olarak ifa edemeyen biziz. Dolayısıyla şikâyet etmek için hiçbir sebebimiz yok. Aileden sonra çocuklara değerler eğitimi verilecek en önemli yer okullardır.

Okullar örgün eğitim kurumları olarak bireyin eğitiminde çok önemli bir role sahiptirler. Çocuğun duygusal gelişiminde birinci derecede aile önemli olsa da okulun da bu konuda aile kadar önemli bir role sahip olduğu kabul edilir. Okul toplumun bir parçası olarak toplumda ne varsa içerisinde onu barındıran bir kurumdur. Ders müfredatlarımızda açık ve örtük olarak değerler eğitimi bulunmaktadır. Bakanlığın bu konudaki genelgesinde; “Toplumsal hayatı oluşturan, insanları birbirine bağlayan, gelişmeyi, mutluluğu ve huzuru sağlayan, risk ve tehditlerden koruyan ahlaki, insani, sosyal, manevi değerlerimizin tüm bireylere kazandırılmasında en önemli etken eğitimdir. Bu kazanımlarımızın öğrencilerimize aktarılması da değerler eğitimini oluşturmaktadır.” denilmektedir. Genelgeyle Bakanlık; sevgi, sorumluluk, saygı, hoşgörü – duyarlılık, özgüven, empati, adil olma, cesaret, liderlik, nazik olmak, dostluk, yardımlaşma, dayanışma, temizlik, doğruluk- dürüstlük, aile birliğine önem verme, bağımsız ve özgür düşünebilme, iyimserlik, estetik duyguların geliştirilmesi, misafirperverlik, vatanseverlik, iyilik yapmak, çalışkanlık, paylaşımcı olmak, şefkat, merhamet ve selamlaşma vb. pek çok değerin doğrudan veya dolaylı olarak aktarılmasını istemektedir.

Tüm çabalar çocukların/gençlerin, gelenek ve göreneklerinin farkında olarak tüm dünyada uygar insanlarca kabul edilen evrensel değerlerle mücehhez yetişmelerini sağlamaktır. Bugün dünyada “güçlü haklı görülse” de “hakkın güçlü olacağı günler” pek yakındır. Bu ideale kavuşmanın bir tek yolu vardır. Bu da değerlerini çocuklarına aktarmayı kendine görev edinen ailelerin çoğalmasıyla mümkün olacaktır. Görevinin farkında olan ailelerin oluşturacağı toplumda okullar, öğrencilere güçlü ülke olmanın gerektirdiği bilimsel gereklilikleri insani değerlerle mezcederek verecektir. Bu sayede çocuklarımız hem maddi hem de manevi olarak yetişmiş olacaklardır. Yaşanabilir Bir Türkiye, Yeniden Büyük Türkiye ve Yaşanabilir Bir Dünyanın temeli budur.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz