© Milli Şuur

Bu dünya hayatı sadece bir eğlence ve oyundan ibarettir. Asıl hayat ahiret yurdundaki hayattır. Keşke bilseler! 1

Oyun oynamayanımız yoktur. Çocukluktan beri nice oyunlar oynamışızdır. Büyükler de oyun oynar. Oyun fıtrat meselesidir. Oyun oynarken tüm dikkatimizi oyuna veririz. Öyle ki zamanın nasıl geçtiğini anlayamayız. Bir, beş dakika diye başlayan, yalvaran sözlerle bazen saatler geçer bile… Oyuna öyle dalarız ki akıp geçen zamanı ve her şeyi unuturuz. Hatta acıkmayı bile. Peki neden? Cevap basittir. Tüm dikkatimizi oyuna veririz de ondan.

İşte tam burada önemle durmalıyız. Dikkatini dağıtma, kulluğunu unutma. Evet, oyunda dikkat çok önemlidir. Oyunda dikkatimizi bozan her şey bizi olumsuz etkiler hatta sinirlendirir, bazen de kırıcı yapabilir. Bu kendimizi oyuna tam olarak vermekten kaynaklanır. Oyunun kuralı da böyledir, aslında. Oyunu kuralına göre oynamak lazım; dikkati dağıtmak bize, kazanmamıza zarar veriyor.

Oyunu neden bu kadar çok seviyoruz? Kazanmayı seviyor ve istiyoruz da ondan. Kısaca, kazanmak hoşumuza gidiyor.

Bilin ki, dünya hayatı oyun, oyalanma, süslenme, aranızda övünme ve daha çok mal ve çocuk sahibi olmaktan ibarettir. Bu, yağmurun bitirdiği, ekicilerin de hoşuna giden bir bitkiye benzer; sonra kurur, sapsarı olduğu görülür, sonra çer çöp olur. Ahirette çetin azap da vardır. Allah’ın hoşnutluğu ve bağışlaması da vardır, dünya hayatı ise sadece aldatıcı bir geçinmedir. 2

Oyun bitince hayatla yüzleşiriz. Hayat bazen bizim hoşumuza gitmeyen sonuçları da çıkarır karşımıza. Hazırlık yapmalı, iyi sonuçlar elde etmek için.

Oyunlarda genellikle iki taraf bulunur: 1- iyiler 2- kötüler. Bizler daima iyileri tercih ederiz. Neden? İçimize bu duyguyu koyan kimdir? Dünya oyunu da böyledir; iyiler ve kötüler arasındaki mücadele. Âdem (as) ile başlayıp kıyamete kadar sürecek bir oyun. Kural salihlerle, sadıklarla beraber olmaktır. Oyunu yaratan buna şöyle diyor, hak ve batıl mücadelesi. Bizler buradaki tercihlerimize göre imtihan oluyoruz, hepsi bu kadar. İşin özü budur. Peki, iyi ve kötüyü kim belirliyor diyorsa tabi ki her şeyin sahibi Allah.

Bir şey dikkatimizden kaçmamalı; çocuklar oynarken karışan, müdahale edenlere sinirlenir, kızar tepki gösterirler bazen tepkileri aşırı hatta kırıcı olur. Nedeni ise işlerine çok önem vermelerindendir. Öyle olmalıyız ki dünya oyununa öyle sarılmalıyız ki bizi kaybettirecek düşmanlarımızdan sakınmalıyız ve onları işimize karıştırmamalıyız. Zira oyun mükemmel oyuncular da…

Ya oyunun sonu… Cennetle sonuçlanmayan her sonuç başarısızlıktır. Zaferler kahramanların işidir. Başarmak için de çeldiricileri iyi tanımalı, onların hile ve tuzaklarına kanmamalıyız. İşte zaferi kazanacaklar onlardır. Zafer çalışmakla elde edilir ancak bilgisiz zafer elde edildiğine şahit olunmamıştır. “Oku” emri ilahisi bunun en önemli delilidir. Her insan bir kahramandır, kurallara uyduğu sürece, yarış dışı kalmadığında. Yarış dışı kalmamanın yolu sahih bir iman, haktan yana olmak ve sâlih amel işlemektir.

Dünya hayatı, oyun ve eğlenceden başka bir şey değildir. Ahiret yurdu ise Allah’tan korkanlar için daha hayırlıdır. Aklınızı kullanmaz mısınız?3

Dünya oyununun en önemli özelliği tekrarı yok. Tanpınar’ın dediği gibi: Hayatta rövanş yoktur. Oyunu kuralına göre oyna! Oyunun sahibinin kuralına uy, sen de kazan. Bu öyle bir oyun ki rakibi yok ama kazananı çok. Her kişi ister er kişi kendi ile yarışır, kendini geçer, kendini gerçekleştirir. Dışımızdakiler sadece bizim kazanıp kaybetmemizin unsurlarıdır, etkeni değil. Hepimizin etkili düşmanı aynıdır, nefis ve şeytan. Allah’ı tanı, emrine uy, düşmanı tanırsın ve sen kazanırsın.

“Gerektiği ölçüde insan her şeye layık
Ancak dünya hayatı, eğlence sefa değil!
Kur’an yol gösteriyor, oku gafletten ayık!
Mutlu olmanı diler sıkıntı cefa değil!

Ne şeytandır ne nefis en büyük düşmanın dil
Tövbe et Hakka yönel günah ve hatanı sil
İçinde bulunduğun vaktin kıymetini bil!
Hayat bir seferliktir mükerrer defa değil”
4

© Milli Şuur

Merak etme, sadece oyun var, her şey oyundaki kadar gerçektir. Gerçek hayat ise ahiret yurdudur. Dünya, gerçek hayattaki yerimizin belirlendiği bir imtihan salonundan başka bir şey değildir. Eğer imtihanı iyi verirsek bizim için önemli olur, zira ecri çok yüksektir. Değersiz dünyayı değerli kılacak şey amellerimizdir.

“Kiminin hâli geniş kiminin ise dardır
İnanana refah da musibette hep kârdır
Nimete karşı şükür, belaya sabrı vardır!
Haramdan uzak durur bilir ki şifa değil”
5

“Bu dünya bir ağaç gibidir. Biz de bu âlemin yarı ham, yarı olmuş meyveleri gibiyiz.
Ham meyveler dala iyice yapışır. Oradan kolay kolay kopmazlar. Çünkü ham meyve, köşke, saraya lâyık değildir.

Bu dünyadan başka hayat tanımayanlar ham meyve gibi, dünyadan ayrılmak istemezler. Çünkü Allah’ın huzuruna, sultanın sarayına, cennete çıkacak ne yüzleri ne de olgunlukları vardır.

Allah, insana cennete ehil hâle gelecek imkânı verir. Hatta her şey onu cennete sevk eder. Ermesini, olmasını destekler. Rüştlerini ispat edip şaşırmayanların yolu cennete çıkar.” 6

Oyunda dikkati dağıtmamanın yolunu bize en güzel örnek Rasûlullah (s.a.s.) ne güzel söylemiş: “Hanımının senin üzerinde hakkı vardır. Misafirlerinin de senin üzerinde hakkı vardır. Bedeninin senin üzerinde hakkı vardır. Her hak sahibine hakkını ver.” 7

Dikkatini dağıtma, kulluğunu unutma!

Kaynak:

  1. Ankebut S. 64. Ayet
  2. Hadid S. 20. Ayet
  3. Enam S. 32. Ayet
  4. Âşık Miktadi
  5. Âşık Miktadi
  6. Mevlâna
  7. Müslim, Savm 181

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz