Sultan ikinci Mehmet Han henüz 7 yaşında iken Hocası Akşemseddin, kulağına eğildi ve başarının en önemli kuralını fısıldadı ;
“Hedefini tespit etmelisin.”
Önce hedef belirlendi: “Kostantiniyye mutlaka fethedilecektir.”
Akşemseddin hedef tespitinden sonrasını da söyledi:
“Dağ ne kadar yüksek olursa olsun yol onun üzerinden geçer. Sen dağ olmaya heveslenme, asla gururlanma; yol ol ki herkes senin üzerinden geçerken sen dağların bile üzerinden geçesin.”
“Hocam ya şartlar elverişli olmazsa?” diye sordu. Ak Şemsüddin hiç duraksamadan cevap verdi:
“Şartlara teslim olmazsan şartlar değişir sana teslim olurlar. Çok çalışır çok dua eder ve çok istersen Allah’ın rahmeti tecelli eder.Rahmet tecelli ettiğinde nice olmazlar tahakkuk eder. (gerçekleşir)”
Evet, hedefi tespit etmek. Hedefe kilitlenmek. Her ne şart olursa olsun hedeften ayrılmamak. Bugünkü gençliğin belki de en büyük derdi, sıkıntısı budur. Her sabah ortalama bir Avrupa ülkesinin nüfusu kadar öğrenci okullarımıza gelmekte, sınıflarımızı doldurmakta… Peki, ama bu çocukların hedefi ne? Ya da bu çocukların bir hedefi var mı?
Dersine girdiğim bir sınıfta, ülkemizin gelişmişlik düzeyini sorgularken,konunun bir yerinde bir öğrencim isyan etti: “Ben mi kurtaracağım hocam bu ülkeyi?” dedi. Hem de epey yüksek bir perdeden, gözlerinde fark edilmesi imkânsız bir öfkeyle. “Evet, sen kurtaracaksın bu ülkeyi!” dedim. Daha çok kızdı ve kafasını masaya gömdü.
“Siz kurtaracaksınız bu memleketi! Her ne yaparsanız en iyisini yaparak, Hakkı tutup kaldırarak, mazluma el uzatıp zalime tokat olarak siz kurtaracaksınız!” dedim.
“Memleketi değil dünyayı kurtarmaya talip bir gençliğe ihtiyacımız var. Siz kurtaramazsanız çocuklarınız kurtaracak. Anne baba olacaksınız, kucağınızdaki bebeği yetiştirirken ‘Bu çocuk dünyayı kurtaracak çocuk’ anlayışıyla yetiştireceksiniz.” dedim. Hepsi sağa sola baktılar. Bazılarının dudakları kıpırdadı. İçlerinden geçeni dudaklarına döktüler ama sessiz ve derinden…
Her sabah ortalama bir Avrupa ülkesi nüfusu kadar öğrencimiz okullara gelmekte. Hepsi enerjilerinin zirvesinde. Hepsi kilitlenecek bir hedef aramakta. O koridorda içindeki enerjiye hakim olamayarak koşmaya başlayan çocuk bir hedef aramakta.
O öyle bir hedefe ihtiyaç duymaktaki; madden ve manen tatmin olacağı bir hedef. Tüm aklıyla ve kalbiyle yöneleceği, son nefesine kadar ulaşmak için yol almaya devam edeceği bir hedef. Tıpkı cennet mekân Necmettin ERBAKAN Hocamıza hastane yatağında son nefesine kadar çalışma aşkı ve enerjisi veren bir hedef.
Sonuca gelirsek; eğitim sistemimizin neyi eksik? Galiba sistemin güdüm sistemi eksik.