Her insan edep sofrasından aklı, ahlakı ve gayreti kadar alır. Canlı bir varlık olarak insan doğar, büyür, çoğalır ve ölür. İnsanlık ise edeple doğar, edeple büyür, eserlerini edeple verir ve nihayet edebi kaybolduğunda ölür.

Edep, insanın ve insanlığın bir özetidir. Güzel, değerli, hayırlı ve faydalı olan ne varsa muhakkak edebin içindedir. Edep güzel ahlaktır ve Allah’ın elçisi güzel ahlakı tamamlamak üzere gönderilmiştir.

Edeple çerçevelenmiş bir insan mutluluk ve huzur kaynağıdır, çünkü edebin yok edemeyeceği kötülük olamaz, edebin mutluluk ve huzur veremeyeceği yer veya durum olamaz.İnsanın düşünce ve davranışta bulunduğu her yerde edep de bulunmalıdır. Her mesleğin, her işin, her uğraşın ve hatta her zevkin bir edebi vardır.

İnsanın dışındaki bütün canlılarda edep, fiili olarak içgüdü şeklinde vardır. Tabiat içinde kusursuz ve sorunsuz bir hayat yaşarlar. Allah’ın yasası böyledir. Diğer canlılara hazır verilen şey, insana nefsinden dolayı, gayrete bağlı olarak verilmiştir. Edebin doğması için nefsin terbiyesi ön koşuldur.

Bugün dünyamızda pek çok sorun var. Bir kısım insanlar yemekten çatlarken, büyük bir kısım açlıkla mücadele ediyor. Mutluluk ve huzur masallarda kalmış gibi. Herşeyi olanın mutluluk ve huzuru yok. Vicdan, merhamet, şefkat, sevgi, saygı ve nice insani değer küçülmüş hatta yok olmuş.Hırs, saldırganlık, bencillik ve zulüm büyüdükçe büyümüş. Edep yoksa elbette kötülük büyüyecektir.

Nesli yok olan değerlerin arasına bir yenisini eklemeliyiz; İNSANLIK…
Karnımızı bırakıp yüzümüzü edebe çeviremediğimiz sürece, hiçbir insanlık sorunu çözülemeyecektir. Edebi ebedileştirmek, insanın ve insanlığın en büyük amacı olmalıdır.

Edebin Zirvesi Şuurdur

Edeple çıkılan insanlık yolculuğu şuurun üçüncü haliyle zirveye ulaşır. Nedir şuur? Elbette farkında olabilmektir. Neyin farkında olabilmek? İnsan olarak yaratıldığının farkında olmaktır. İnsan ahsen-i takvim yani en güzel biçimde yaratılmıştır. Yaratılışı en güzel olan insanın bu güzelliği doldurabilmesi onun iradesine bırakılmıştır. Edeple gayret birleştiğinde, ahsen-i takvimin içi güzelliklerle dolacaktır. Kendini güzelleştiren insan, yolculuğun birinci aşamasını tamamlamış demektir.

Bundan sonraki yolculuk, insanlara yaradılış hikmetlerini anlatmaya doğrudur. Güzel insan ancak güzel örnek olarak anlatır takvimini.

Yolculuğun üçüncü aşaması, insanın dışında gayretin sürdürülmesi ve eserler ortaya çıkarılmasıdır. Kalemle öğretilen insana yakışan da budur. Elinde kalem insanlık tarihine güzel sayfalar bırakmaktır.

Günümüzde her şey bozuldu. Hiç kimse bunları dinlemez, okumaz, yaşamaz düşüncesi; düşüncenin de yaradılışın da yapısına aykırıdır. Kötülük, cahillik, edepsizlik dün de vardı, önceki gün deyıllar, binyıllar öncesinde de vardı. Zaten mücadele zorluklar içerisinde yapılırsa değer kazanır. Zorluklar ve engeller, insanı; aşıldıkça güçlendiren, aşıldıkça edebini ve şuurunu yükselten araçlardır.

Amacı edep, vizyonu şuur olan her insanın, özellikle her öğretmenin görevi; en güzel şekilde yaratıldığını bilebilmek ve en güzel şekilde hatırlatabilmektir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz