Ders Kitapları

Bugün devlet birçok ders kitabı yazıyor ve bunları da öğrencilere parasız dağıtıyor. Bunların hepsi gereksiz masraf. Devlet, sadece öğretmenlere kitap yazıp ücretsiz dağıtsın. Öğrenciye de kitap vermesin… Eskiden de bilginin kaynağı öğretmendi ve o konuyu dikte eder, öğrenci yazar, sonra eve gidip tekrarlardı.Öğretmen varken kitaba ne gerek var. Kaynak kitap işi, anlamayan ve çalışmayan ya da çok kapasiteli ve üst bilgi isteyen öğrenci için gereklidir.

Okul Ders Kitapları Yetmiyor mu?
Okullar açıldı ve velilerin soruları/sorunları veya itirazları da başladı. Bunun başında okullarda öğretmenlerin istediği yardımcı kaynaklar meselesidir. Normalde ders kitaplarını devletin kendisi veriyor ve öğrencinin ek kitaba gereksinimi olmaması gerekiyor ama gerçekler öyle değil…
Peki neden?
Çünkü ders kitaplarının anlatım yöntemi öğrencinin kendi kendine anlayabileceği bir yöntem olmayıp öğretmenin anlatımına ihtiyaç duyuyor.
Peki ders kitapları yeterli değil mi?
Ders kitapları bu açılardan yeterli değil. Çünkü ders kitaplarının anlatım tekniği öğrencinin toparlayabileceği bir teknik değil, öğretmenin de bunu anlatması, açması veya toparlaması gerekiyor.

Öncelikle Kime eğitim?
Çocukların mı, büyüklerin mi? Ya da dünün çocukları olan ve bu eğitim sisteminde yetişen/yetişmeyen/imal edilen büyüklerin eğitiminde ne hayır görüldü ki çocuklarının da aynı süreçten geçirilmesi sağlanmaktadır. Yani biz büyükleri iyi bir şekilde mi yetiştirdik ki onların çocuklarına talibiz. Peki eğiten kim? Devlet.

Tarım ve Ziraatçilik Eğitimi Verilmeli
Köylülük yüceltilmeli. Batıda çiftçilik saygındır. Japon kalkınmasının sürecini araştırmıştım bir zamanlar. Japonya’da en tahkir edilen sınıf tüccar ve en idealize edilen sınıf ise askeri yönetici sınıf olan şogunlardı. Japon imparatoru, Batı kalkınmasının arkasındaki dinamiğin ticaret olduğunu gördüğünden ticareti güçlendirmeye karar verir. Bu sistemde de başarılı oldu. Tüccar sınıfı, özendirildiği ve saygın bir meslek haline geldiği için kısa zamanda Japon kalkınmasının bel kemiği işlevini gördü.
Bizim de tarım ve ziraat için benzer yöntemler izlememiz gerekir. Bir de köylülük ile çiftçiliği, tarım ve ziraatçiliği birbirinden ayıramadık. Yani insanlar şehirde otururken bile sabah fabrikaya gider gibi tarım, hayvancılık ve ziraat işine gidebilmeli…
Ayrıca, köylü ürettiğinin karşılığını alamıyor. Yani ürünler aracılar nedeniyle köylüden yok pahasına alınıyor ve asıl para kazanan bu aracılar oluyor. Devletin bu sömürüyü durdurması gerekir yoksa kimse artık üretim yapmaz.
“Gençlerimize Meslek Öğretmesek Bu Meslekleri Yapmak İçin İnsan İthal Edeceğiz .”
Bir süre sonra kendi evlatlarımız evde işsiz işsiz oturacak ve bu yabancı unsurlar ülke ekonomisine hâkim olacak… Süreç buna doğru gidiyor. Çünkü bu alanlarda para kazanan yabancılar bir süre sonra kendi işlerini de kuruyorlar. Devletin acilen önlem alması lazım.Her şeyi devletten bekleme kolaycılığı benim de hoşuma gitmiyor fakat burada devletin uyguladığı 12 yıllık zorunlu eğitimin faturasını ödüyoruz.

“Gençlerimize Meslek Öğretmesek Bu Meslekleri Yapmak İçin İnsan İthal Edeceğiz .”

Yeni Bir Eleme Sistemi
Lise eğitiminden itibaren öğrencileri sınıflandırsak, mesleki okullara yönlendirsek üniversite sınavlarında sıfır çeken öğrenci sayımız düşecek ve bu da sınava giren öğrencilerin daha yüksek soru çözme durumunu ortaya çıkaracağı ve hatta sınava girenlerin çoğu üniversite kazanacağı için istatistik açıdan başarılı olmuş olacağız.Üniversiteler kendi içinde kategorizelenir. İlmiye, seyfiye ve kalemiye diye ayrıştırılır. Yani ülkeyi yeni hedeflere taşıyacak ilim adamlarının (mühendis, sosyal bilimci vb) bölümler, ülkenin ihtiyaç duyduğu teknik ve mesleki sınıfı yetiştiren okullar, bürokrat ve siyasetçi yetiştiren okullar ile askeri okullar şeklinde kategorizelendirilir. Sanatçı ve sporcu için özel yetenek aranır, sınav veya bunun gibi kriterlere bakılmaz.

Eğitimde Neler Yapabiliriz?
Eğitim sistemi eleyerek ilerleyen bir sisteme dönüşmelidir. Yukarıya belli sayıda insan çıkmalıdır. Diğer insanlar da istidatları noktasındaki mesleki okullara, sanat ve spor okullarına yerleştirilmelidir.
Genç yaşta iş hayatına kazandırılmalıdır. Hayvancılık ve tarım özendirilmeli, profesyonelleştirilmelidir. Devlet arazileri Osmanlıdaki tımar sistemi gibi insanlara işletilmesi için dağıtılmalıdır.
Üretilen ürünlerin pazara sunulması, devlet eliyle olmalı ve borsa oluşturulmalıdır. Çiftçi aracılardan kurtulmalıdır. Verdiğimiz para doğrudan çiftçiye giderse tarıma yönelim artacaktır.

Sanayinin ihtiyaç duyduğu ara eleman yetiştirilmeli ama onları klasik meslek liselerinden çıkartıp hepsini meslek yüksekokulu mezunu yapmalıyız. Bunun için meslek liseleri ,yabancı dil ve tercümanlık meslek okulları açılmalıdır. Liseleri 2 ve ortaokullar da 2 yıla indirip Üniversiteye doğrudan lise mezuniyet puanına göre (lise bitirme sınavı yapıldıktan sonra) öğrenci yerleştirilmelidir. Meslek liseleri yerine meslek yüksekokulu oluşturulmalıdır.

Son söz
Eğitim hayatına başlayan herkesi üniversite kapılarına yığmamak gerekir. Bunu önlemek için de eleme ve yönlendirme sistemi oluşturulmalıdır. Buna göre ilkokuldan sonraki eğitimin zorunlu olma olayı tamamen kaldırılmalı, ayrıca orta ve lise eğitimi klasik eğitimden çıkartılarak uzmanlaşma ve ihtisaslaşma eğitimi verilmelidir. Yani çeşitli meslek dallarının olduğu mesleki teknik yüksekokulları, sadece yabancı dillerin öğretildiği yabancı dil yüksek okulu (yabancı dilin çocuk yaşlarda öğrenilmesi gerekir. Çünkü dil öğrenme erken yaşta kazanılması gereken bir melekedir), Sosyal bilimler, Fen bilimleri (kendi içinde sınıflandırılmalı) dini bilimler, spor, sanat vb… ihtisas okulları (orta ve lise) açılmalıdır. Bu okullarda ek bir iki yıllık eğitimle yüksekokul diploması da verilmelidir. Üniversiteye gidecek olan kişiler, bu yüksek standartlı eğitimden geçtikleri için üniversite eğitiminin kalitesi de artmış olacaktır. İlme ve üst bilimlere ulaşacak olan kişiler sistem tarafından seçilerek geçerek, diğer insanlar da ihtiyaç duyulan mesleki alanlara (teknik, ziraat, tarım vb..) yönelmiş olacaktır. Meslek okullarının cazibesi artırılıp iş imkânları sunulduğunda üniversiteyi sadece bir iş kapısı olarak gören ve amaçla okuyan kitlenin buraya gelmek için yaptıkları tazyik de ortadan kalkmış olacaktır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz