İnsanoğlunu diğer canlılardan ayıran en önemli özelliği Allah’ın (cc) bahşettiği akıl nimetidir. Akıl; güzeli çirkinden, faydalıyı zararlıdan, iyiyi kötüden ayırt etmeyi sağlayan yegane ve en önemli nimettir.

İnsanı yaratılış fıtratından ayırmak isteyen birçok etken vardır. Bunların başında nefis ve şeytan gelir. Şeytan her an insana kötülüğü, asiliği, heva ve hevese uymayı kısacası insanın ahiretini yakmak için dünyayı ve dünyalık her şeyi güzel gösterir.

Peki, insan bahşedilen bu aklını yaratılış fıtratına uygun bir biçimde “hem dünyasını hem de ahiretini kurtaracak bir şekilde” kullanıyor mu?

  • Aklını kullanan bir insan;
  • Büyüklerine saygısızlık yapar mı?
  • Küçüklerine eziyet eder mi?
  • Hakkı olmayana tenezzül eder mi?
  • Çevreyi kirletir mi?
  • Bulunduğu yere zarar verir mi?
  • Vatanına, milletine ihanet eder mi?
  • Yalan ve iftiraya sarılır mı?
  • Hileli mal satar mı?
  • İnsanın canına kast eder mi?
  • Her şeyi kendi hakkı görür mü?
  • Hırsızlık ve haksızlık yapar mı?
  • Kavga ve dövüşten yana olur mu?
  • Mazlumdan değil güçlüden yana olur mu?
  • Kendi bedenine zarar veren (sigara, uyuşturucu, alkol) maddeler kullanır mı?

Belirtilenleri aklı olan insanların yaptıklarını maalesef görmekteyiz?

Peki bu kötü hasletlerin önüne geçilebilir mi?

Karamsar olmamak lazım, insan onuruna yakışmayan ve yüce yaratıcımıza karşı yüzümüzü kızartan bu kötülüklerin önüne geçilebilir.

Bunun için yapılması gereken, tek panzehir olan Eğitim’e başvurmaktır.

Günümüzde 3 yaşında başlayan ve en az 18 yaşına kadar devam eden 15 yıllık bir temel eğitim sürecinden geçen bir nesil var. Fakat ne anne-babalar, ne öğretmenler nede çevre 15 yıllık eğitimden memnun değil.


O zaman Eğitim de yolunda gitmeyen şeylerin olduğunu aklı olan her insan anlayabilir.

Eğitimde yolunda gitmeyen şeyler:

  • Fıtrata uygun bir eğitim modeli yok,
  • Maddeyi esas alan bir eğitim yaklaşımı mevcut,
  • “Sadece bilgi temelli” bir eğitim söz konusu,
  • “Milli ve manevi esasları” önceleyen bir model yok,
  • İnsanın fizyolojisine, psikolojisine, sosyolojisine, kendi öz kültürüne ve kapasitesine uygun bir eğitim yerine Tek tip eğitim dayatması var,
  • Güçlünün, imkanı olanın iyi bir eğitim aldığı, zayıfın yeterli eğitim alamayanın elendiği “Ben merkezci” “Darwinist bir eğitim” uygulaması var,
  • Hak edenin değil “benim hakkım” anlayışına kapı aralayan bir sistem mevcut,
  • Zorunlu bir eğitim anlayışı var.
  • Karma eğitimle gençleri gelişim dönemlerinde buhrana sürükleyen bir eğitim var,
  • Hep başarıyı esas alan bir eğitim anlayışı var,
  • Aklı her şeyin üstünde tutan bir eğitim var,
  • “İnsanı kendi ve çevresi ile barışık hale getiren” bir eğitim yok,
  • “Güzeli çirkinden, faydalıyı zararlıdan, iyiyi kötüden ayırt etmeyi sağlayan” kısacası “Aklını yaratışa uygun kullandırmayan” bir eğitim mevcut,
  • Estetik ve Sanattan yoksun bir eğitim var,
  • Sınav stresi ile baş başa bırakan bir eğitim var,
  • “Meslek sahibi yapan bir eğitim yerine meslek peşinde koşturtan” ve pes ettiren bir eğitim var.

Yukarıda belirtilenlere ilaveler yapmak mümkün.

Sonuç:

Ülkemizin bir tek evladını heba etme hakkımız yoktur. Bir milyonluk devasa eğitim ordusu bir an önce seferber edilmeli, geleceğimiz olan evlatlarımız bir an önce yaratılışa uygun bir eğitim modeli ile eğitim almaya başlamalıdır. Devlet büyüklerimiz ve eğitim yöneticilerimiz şunu unutmasınlar: “Bu ülkenin evlatları iyi bir eğitim alırsa, devlet büyüklerimiz ve eğitim yöneticilerimizin evlatları da mutlaka iyi bir eğitim alacaklardır”. Akıllarını kullansınlar. İlahi adalet bunu gerektirir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz