Ahlâk: huy, tabiat, seciye anlamına gelen ‘hulk’ veya ‘huluk’ kelimesinin çoğuludur. Kavram olarak ise Ahlâk: “İnsanın zorlanmadan, kendi hür iradesiyle inandığı değerlere bağlı olarak gerçekleştirdiği fiil ve davranışlar bütününe” yahut “İnandığı değerlere bağlı olarak kendi isteğiyle iyi davranışlarda bulunmak, kötülüklerden sakınmaktır.” (TDV-İslam Ans. Ahlak Mad.) Eğitim ise, bir insanın; duygusal, bedensel, zihinsel olarak sahip olduğu yeteneklerini belirlenen amaç doğrultusunda geliştirmesidir. Bilgi kazanmak, davranışlarını geliştirmek yolunda atılan adımların hepsi eğitimin kapsamında yer almaktadır. İsteyerek ve kasıtlı olarak değişimler geçirmek eğitimin bir parçası olarak tanımlanmaktadır. Çağlar boyunca ahlak ve eğitim üzerinde çeşitli tartışmalar yapan ve farklı yorumlarda bulunan felsefe, din ve bilim çevreleri önceleri her ikisini bir diğerinin tamamlayıcısı veya eş anlamlı birer kavram olarak ifade edip iç içe değerlendirirken, sonraki yakın dönemlerde pozitivist ve seküler düşüncelerin etkisiyle ayrı değerlendirmeye tabi tutulmuşlardır. Yunus Emre’nin: “İlim ilim bilmektir/ İlim kendin bilmektir/ Sen kendini bilmezsen/ Bu nice okumaktır.” Dizeleri tam da eğitimle davranış arasındaki ince bağlantıya işaret ederken materyalist düşünce bunun aksini savunarak eğitimi bir statü ve madde kazanma aracı olarak görmüş ve etik dediği ahlaki kuralları ise bireyin kendi doğrusu ve tercihi olarak değerlendirmiştir.

İslam’dan önce hem Câhiliye Araplarında hem de çağdaşı olan diğer medeniyetlerde ahiret hayatınapek inanılmadığı ya da hiç önemsenmediği için bu dünyanın zevk ve sefasından olabildiğince faydalanmak hayatın gayesi sayılmıştı. Kadın, aşk, şarap ve kabile savaşları Câhiliye şiirindeki temaların başında yer alır. O dönemin ünlü şairi Tarafe, Mu’allaka’sında, ebedîlikten söz edilemeyeceğine göre insan için yapılacak en iyi şeyin bütün varlığıyla hayatın zevklerini yaşamak olduğunu belirtirken Câhiliye döneminin bu hedonist ahlâkını dile getiriyordu. (TDV-İslam Ans. Ahlak Mad.) “Allah insan nefsine fücûrunu da takvâsını da ilham etmiş”, (yani ona iyilik ve kötülüğün kaynakları olan kabiliyetleri birlikte vermiştir) . Dolayısıyla “nefsini temiz tutan kurtuluşa ermiş, onu kirletense hüsrana uğramıştır” (Şems Suresi, 9-10. Ayetler) Ayetlerinin işaret ettiği gibi İslam dininin varoluşundaki en büyük gaye güzel ahlak sahibi kâmil bir insanın yetiştirilmesidir. Bununla ilgili Peygamber Efendimiz (S.A.V.); “Ben ancak güzel Ahlâkı (üstün ahlâk değerlerini) tamamlamak üzere gönderildim” (Muvatta,Hüsnül Hulk,8.Hadis) buyurarak ahlakın dinde ve toplumda ne derece de önemli bir yerinin olduğuna işaret etmiştir. Ahlak ve fazilette insanların en üstünü olan Hazreti Peygamber (S.A.V.) tüm hayatı boyunca inananlar için en güzel bir örnek olmuş, Kur’an-ı Kerim’de O’nun bu durumunu: “Muhakkak ki sen büyük bir ahlak üzeresin.” (Kalem Suresi, 4. Ayet) Diye doğrulamıştır.

“Allah insan nefsine fücûrunu da takvâsını da ilham etmiş”, (yani ona iyilik ve kötülüğün kaynakları olan kabiliyetleri birlikte vermiştir) . Dolayısıyla “nefsini temiz tutan kurtuluşa ermiş, onu kirletense hüsrana uğramıştır”

Şems Suresi, 9-10. Ayetler

İslam dininin temel akidesini oluşturan ve tüm inanç sistemini tamamen kuşatan tevhid ilkesi Yüce Allah’ın isim, sıfat ve fiillerinde bir ve eşsiz olduğu; tek yaratan, yaşatan, öldüren, tazim edilen, kural koyan ve ma’bud olduğunu ifade eder. Oysa cahiliye inancı ve onu besleyen çok tanrılı şirk inancında kendisi dışındakileri hor görme, ezme ve yok etme düşüncesi yatmaktadır. Aynı şekilde günümüzdeki eğitim felsefesinin etkilendiği Darwin, Freud, Comte, Feuerbach ve Karl Marx gibi doğayı ve maddeyi ilahlaştırmış materyalistlere göre ise hayat yoğun bir rekabetten ibarettir. Bu nedenle ayakta kalabilmek ve hayatı sürdürebilmek için güçlü olmak gerekir ve bu amaçla aynı ortamı paylaşan hemcinsler birbirinin rakibi olduklarından güçlü olan zayıfı yok ederek daha da güçlenmelidir. Bu açıdan bakıldığında günümüz eğitimindeki sınav sistemi bir bakıma her öğrencide farklı olan yetenekleri göz ardı ederek tamamını bir arada yarıştırarak bireysel gelişime büyük bir darbe vurmakta ve böylece akranlar arasında kibir, kin ve kıskançlığın doğmasına zemin hazırlamaktadır.

Kapitalist düşüncenin ortaya attığı: “daha çok üretmek ve daha çok tüketmek” sloganı ile piyasaya peşpeşe sürülen tüketim maddelerinin çokluğu karşısında moda rüzgârının da etkisiyle savrulan gençler okul ortamında ve çevrelerinde bunun sancılarını yaşamaktadırlar. Sahip oldukları ile yetinmeyip hep daha yükseklere gözünü diken bir nesle şükür, kanaat, paylaşma, yardımlaşma ve dayanışma gibi İslami erdemler verilmediği sürece moda rüzgârı ve onun sebep olduğu israf, gösteriş, kibir ve haset devam edecek sonuçta huzurlu bir aile ve okul ortamı sağlanamayacaktır. Bu nedenle okullarda kıyafet serbestliğinin getirilmesi pedagoglar tarafından eleştirilmiş, bunun öğrenciler üzerindeki olumsuz sonuçları dile getirilmiştir.

İslam medeniyetinin ve eğitim sisteminin temel esaslarından biri de adalettir. Adalet herkese hakkı olanı vermektir. Eğitimde adaletin varlığı çok önemlidir. Başarının ödüllendirilmesi, olumsuz davranışların ise cezalandırılması gerekir.

İslam ahlakını esas almış eğitim modelinde öğrenciler arasında kardeşliğin tesis edilmesi de çok önemli bir hedeftir. Bu hedefe ulaşılması için bireye sadakat, cömertlik, fedakârlık, isar ve vefa gibi erdemli davranışların kazandırılmasına çalışılır. Arkadaşını kendisine tercih edebilen ve okul hayatından sonra da aynı hukuku gözetip kardeşliğini devam ettiren idealist bir öğrenci yetiştirilmesi ancak İslam ahlakıyla mümkündür. İslam’ın talim ve terbiye yönteminde ezbere dayalı öğretiden ziyade düşünmeye, araştırmaya ve hakikati kavramaya yönelik teşvik ve yöntemler uygulanmaktadır. Bu minvalde Kur’an ve sünnet tefekkürü, hikmeti, ferasetli ve basiretli hareket etmeyi övmüş bu hasletlerin zıddı olan taassup vb. davranışları ise yermiştir.

Modern eğitim diye takdim edilen mevcut eğitim sistemlerinde ise Darwin teorisi gibi akla ve bilimsel gerçeklere ters düşen, akla ziyan teoriler hala daha bilim diye okutulmakta ve öğrencilere kesin bir bilgiymiş gibi dayatılmaktadır. Bu açıdan İslam ahlakı dinamik ve özgür bir yapıya sahipken, modernist anlayış doğmatik ve bağnazdır.

İslam’ın ahlak anlayışında var olan ihlas, ihsan, tevazu,doğruluk, emanet, şefkat, merhamet, rıfk, hilm, edep, haya, iffet, nezaket, hüsnü zan, vakar, tazim, hürmet, muhabbet, izzet ve şeref gibi üstün ahlak ve fazilete dair övülmüş vasıf ve davranışların sadece birkaçı Cahiliye döneminin hedonist ahlak anlayışını temsil eden günümüz modern eğitim anlayışında bulunmaktadır. Erkek ve kız öğrencilerin ergenlik dönemi öncesinde ve sonrasında aynı ortamda zorunlu olarak öğrenim görmeye tabi tutulmalarının arkasındaki niyet ve kasıt hedonist ahlak anlayışının ürünüdür.

Fıtrata ters düşen bu uygulamanın olumsuz sonuçları ve zararları psikoloji, rehberlik, disiplin ve pedagoji gibi alanlarda tartışılmakta ise de bu çıkmaz sokaktan seküler zihniyetin etkisiyle de kesin bir çıkış yolu ortaya konulamamaktadır. Edep ve hayânın, helal ve haramı gözetmenin, takva ve zühdün adeta törpülenerek asgariye indirildiği bu ortamlar artık okul dışında da tüm sosyal etkinliklerde görülmekte erkek ve kadınların her platformda beraberlikleri sayesinde karşı cinsten olanlar birbirlerinden çekinmemekte, utanmamaktadırlar.

Çareyi uzaklarda aramanıza, birilerini taklit etmenize, fazla kafa yormanıza ve uğraşmanıza gerek yok.Cesur olun, doğruları söylemekten korkmayın.

Sonuç olarak İslam ahlakı her iki dünya saadetini esas alan, temelinde Allah korkusu ve muhabbetinin bulunduğu ferdi ve toplumu ıslah etmeyi amaçlamış, tevhid inancına dayalı, kendisinde tüm erdemli ve övülen davranışları barındıran, bunun yanında insanlık onuruna zıt, zararlı tüm davranış ve tutumları dışarıda bırakan en idealist bir ahlak anlayışı ve sistemidir.

Oysa temelinde Roma kültürü, Yunan Felsefesi, Materyalizm, Pozitivizm, Rasyonalizm, Pragmatizim ve Sekülerizm gibi manayı dışlayıp maddeye sarılan paradigmaların bulunduğu modern eğitim anlayışı İslam’dan önceki Cahiliye dönemine ait anlayışı temsil etmektedir. Bu açıdan günümüz eğitim sistemi ve felsefesinin erdemli, kâmil ve idealist bir insan yetiştirmesi asla mümkün değildir. Bu konuda refah seviyesi bize göre çok yüksek olan Avrupa ülkelerindeki ahlaki erozyon ve zararlı alışkanlıklardaki hızlı artış örnek olarak gösterilebilir. Sigara, alkol, uyuşturucu, kumar ve fuhuş gibi birey ve toplumu helake götüren kötü alışkanlılar batı toplumlarını derinden sarsmakta, geleceğini karartmaktadır. Kurtuluş ve mutluluk İslam ahlakındadır.

Bunun farkına vararak İslam’ı seçip hidayete kavuşan Batılılar günümüz Müslümanlarından daha iyi İslam’a dört elle sarılmakta ve onu azami şekilde yaşamaya gayret etmektedirler. Eğitim modeli arayışı içerisinde Batıya, Doğuya, şu ülkeye, bu ülkeye koşuşturan, sürekli sistem değiştiren eğitimin yöneticilerine sesleniyoruz: “Çareyi uzaklarda aramanıza, birilerini taklit etmenize, fazla kafa yormanıza ve uğraşmanıza gerek yok.Cesur olun, doğruları söylemekten korkmayın. Sizin acizliğiniz, korkularınız ve dünyevi çıkarlarınızı kollamanız sayesinde bu sistemin çarkları dönmekte ve nesilleri öğütmektedir. Evet, sağa sola bakmayın, aynaya bakın size sesleniyorum! Aslınıza dönün, kendinize gelin! Her kimseniz.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz