İnsan kendini tanıdıkça hayatının yönünü daha iyi belirleyebilecektir. Bu nedenden dolayıdır ki bireylerin kendilerini tanımaya çalışmaları önem arz etmektedir.
Mevlana eserlerinde “kendini bilen insan” olmayı anlatır ve kendini bilmeyen insanın âlim olamayacağını belirtir. J.J. Rousseau da kendini bilmek ile ilgili şunları söyler: İnsanlar için bilgilerin başında kendini tanımak gelir fakat çoğu insan kendisi hakkında yeterince bilgiye sahip değildir. Tasavvuf ehli ise kişilerin makamları aşarak insanı kâmil olabileceğini belirtir.
Kendini tanımak birçok sosyal bilim çalışanının önemsediği bir durumdur. Çevresini tanıyan insan yaşanan gelişmelerde yalnızca çevresini gözlemler, kendini tanıyan insan ise hem olayı hem de kendi davranışlarını değerlendirir. İnsan kendisini değerlendirdiğinde kendisini daha iyi tanımaya başlar, yaptığı yanlışları görme şansını yakalar ve yanlışta ısrarcı olmaz. Kendini tanımayan insan ise yaptığı her davranışta karşısındakileri suçlar. Bu, çoğu zaman karşısındaki insan, bazen içinde bulunduğu koşullar, bazen de bulunduğu çevre olur.
Kendisini tanıyan insan hayatının akışında daha doğru kararlar alacaktır ve yönünü daha iyi çizecektir. Bu bağlamda okullarda kişilik ve mizaç farkındalık testleri ile çocukların yatkın olduğu beceriler, davranışlar, yönelimler tespit edilerek bireylere farkındalık sağlanmalıdır. Sevdiği işi yapan bireyler çalışmaktan zevk alır. Fakat bizim meslek edindirme sistemimiz yalnızca para odaklı olduğu için öğrenciler yalnızca parayı düşünerek iş seçimi yapmaktadır.
Konfüçyüs’e göre sevdiği işi yapanlar bir gün dahi çalışmış sayılmazlar. Çocukların kendilerini daha iyi tanıyabileceği, daha iyi değerlendirmeler yapabileceği en önemli kurumun okullar olması gerektiği kanısındayım.
Eğitim öğretimin daha faydalı olması için kişiliğe uygun eğitim modelinin önemini vurgulamak istiyorum. Aynı öğretim süreci 50 kişi arasında 30 olumlu, 20 olumsuz sonuç doğuruyorsa uygulanan öğretim metodunda başarısız olan 20 kişinin diğerlerine oranla daha az zeki olduğu sonucu ortaya çıkmaz.
Osmanlı mekteplerinin girişinde “Burada hiçbir balık uçmaya, hiçbir kuş yüzmeye zorlanmaz!” yazardı. Buradan şunu anlıyoruz: Bireyin bilişsel ve biyolojik gelişim süreci, özünden getirdiği beceriler, yetenek ve ilgileri eğitim sürecinde göz ardı edilemez unsurlardır. Bireyleri dayatma ile istemediği bir alana zorlamak kişinin ömrü boyunca sevmediği bir işi yapacağı anlamına gelmektedir.
Eğitim sürecinde bireylerin farklı mizaçlarının olduğu göz önünde tutulması gerekmektedir. İnsanlar farklı meziyetler ile yaratılmıştır. Bu yüzden herkese aynı şekilde sunulan eğitim herkeste aynı sonucu doğurmaz. Bireylerin zihinsel süreçlerindeki baskınlık her insanda farklı olmaktadır. Bunda genetik yapı, yeterli beslenme, yeterince çevresel uyarıcı, aidiyet duygusu, güvenli bağlanma, anne rahminden 7 yaşına kadar olan gelişim süreci gibi etkenler önemli yer tutmaktadır.
Bilişsel süreçleri göz önüne aldığımızda kimi insanın sözel becerileri iyiyken kiminin pratik çözümün üretildiği frontal lob’un işlevinin iyi olması bireyin problem çözmede ve analiz yapmada iyi olmasını sağlamaktadır. Sözel ifadeleri pek kullanmayan bir ailede yetişen bir çocuğun sözel performansının düşük olabileceği gibi zekâ oyunlarıyla büyüyen bir çocuğun performansının daha iyi olması kaçınılmazdır.
Bireylerin kişilik gelişiminin birçok değişkene bağlı olması eğitimde kişilik farklılıklarının görmezden gelinmemesi için önemli bir ölçüt olacaktır. Farklı ortamlarda yetişen öğrencilerin farklı düşünmesi, farklı yorumlaması gayet doğaldır.
Öğrencilerin kişiliklerini tanımak için Holland Mesleki Tipolojisi ve Enneagram Kişilik Modeli oldukça faydalı iki kaynak olacaktır. Aşağıda Enneagram Kişilik Modelini kısaca anlatmaya çalışacağım. Birçok farklı kaynağa dayandırılan Enneagram modeli bireyleri tanırken yararlanılabilecek önemli bir kaynaktır. Birçok kaynakta sufi geleneğine dayandırılan bu model oldukça kullanışlıdır.
Bu modelin özelliği kişilik ayrımı yaparken dokuz tip mizaç modeli kullanmasıdır. Bu modelleri oluşturan üç baskın merkez vardır bunlar zihinsel, duygusal ve fiziksel motifi baskın tiplerdir. Üç baskın merkezin içinde dokuz mizaç tipi vardır.
Zihinsel tipler sorgulayıcı, araştıran, kavram bilgileri yüksek, fikir tartışmaları yapmayı seven kişilerdir. Zihinsel odaklı tipler içinde araştırmacı, sorgulayıcı, maceracı tipler yer almaktadır. Duygu odaklı tipler daha çok kurulan ilişkilere önem veren, empati yapan, hissetmeyi seven, sezgileri ile hareket eden kişilerdir. Duygu odaklı tipler içinde de yardımsever, başarı odaklı, özgün tipler yer almaktadır.
Fiziksel tipler ise pratik bireylerdir, iş bitirmeyi seven, hedef odaklı, iş bitirdikçe keyif alan, sürekli hareket hâlinde olan kişilerdir. Fiziksel odaklı tipler içinde ise meydan okuyan, barışçı, mükemmeliyetçi tipler yer almaktadır.
Yukarıda anlatmış olduğum Enneagram modeli vb. kişilik analizleri ile öğrencilerin bireysel özelliklerinin tespit edilmesi öğrencilerin sağlıklı yönlendirilmeleri için önemlidir. Öğrencilerin kişilik özellikleri dikkate alınarak yapılandırılan eğitim sistemi öğrencilerde öğrenmeyi kalıcı hâle getirecektir. Öğrencilerin meslek seçimlerinde kişilik özelliklerine uygun mesleklere yönlendirilmeleri öğrencilerin gelecekte ilgi duydukları ve başarılı olacakları alanlarda çalışmalarını sağlayacaktır. Böylece işini seven, yaptığı işten keyif alan ve işini en iyi biçimde yapan bireyler olacaklardır.