Eğitim ile ilgili pek çok tanımlar yapılmış, temel ve genel amaçlar belirlenmiştir. Mevcutta kabul gören eğitim tanımı “istendik davranış değiştirmek” olarak karşımıza çıkar. Ancak kazandırılmak istenen davranışlar nelerdir? Değiştirilecek veya kazandırılacak davranışları kim istiyor? Neden istiyor? Kazandırılmak istenen bu davranışlarla, istenen sonuçlara ulaşılır mı?
Bu soruların cevabını ararken Şuurlu Öğretmenler Derneği tarafından basılmış “Peygamber Efendimizin Eğitim Metodu” adlı eserde çok önemli başlıklar açıklanmıştır.

Eğitim, “Her sınıf ve kademedeki insanların düşünce ve davranışlarında yanlışı değil doğruyu, zararlıyı değil faydalıyı, zulmü değil adaleti, çirkini değil güzeli, kötüyü değil iyiyi seçip uygun vasıtalarla ameli meleke kazandırmaya yönelik planlı programlı bir çalışma sürecidir”.
Eğitim ve öğretim “insanın yaratıldığı fıtratın muhafazası için doğumundan ölümüne kadar, İslam’ın temel esasları doğrultusunda itikatta, ilimde, akılda, din ve ahlakta, ibadet ve amelde, beden ve ruh sağlığında, sosyal hayatta, iktisatta, ekonomide, siyasette, hukukta hidayet, feraset, dirayet sahibi salih kimseler olarak yetiştirilmesi, dünya ve ahiret saadeti için hazırlanması ilmi ve işidir”.

Eğitim ile ilgili yapılan bu tanımlamalar incelendiğinde; Eğitimin amacı gençlere sadece bilgi aktarmak mı; yoksa iyi ve dürüst bireyler yetiştirmek mi? Bugünkü eğitim anlayışımıza baktığımızda daha çok bilgi aktarımının ön planda olduğunu görürüz. Öğrenciler, sınav endeksli ders çalışmakta ve yoğun bir şekilde sınavlara girmektedirler. Sınavda başarılı olanlar başarılı öğrenci, başarısız olanlar da başarısız öğrenci olarak kabul edilmektedirler.
Birçoğumuz, okullardaki disiplinsizlikten, öğrenci sorunlarından şikâyetçiyiz. Gazeteler gün geçmiyor ki bir okul veya öğrenci vakasıyla karşımıza çıkmasın.
İşte bütün bunların temel nedeni karakter eğitiminin, eğitim sistemimizden çıkarılmasıdır. Bilgi verilirken öğrencilerin diğer yönleri ihmal edilmektedir. Oysaki eğitim çok boyutludur: insan, akıl, nefis, duygular, inançlar, arzular, sosyal olgular gibi birçok boyuta sahiptir. Bunların unutulması, nitelikli bir eğitim verilmesini engellemektedir.

Eğitimin bir amacı da insanın terbiyesidir. Fakat günümüzde eğitimden istenen daha çok iyi vatandaş ve iyi bir uzman olmaktır. Yani daha çok sosyal ve ekonomik etkenler egemendir. İslam ise eğitimin başına terbiyeyi koymuştur. Terbiye açısından yeterli olan bireylerin daha başarılı olacağını bildiği gibi, iyi terbiye edilmiş insanların daha verimli ve dürüst olacağını da öngörmüştür. Çağımızdaki eğitim sisteminde eğitimin terbiyevi boyutu ihmal edildiğinden, çok iyi yetişmiş, her şeyi bilen birer suç makineleri yetişmektedir. Köyde kalmış ve iyi yetişmemiş bir insanın işleyeceği suç sadece kendisini yakacakken, iyi yetişmiş bir bilim adamının işleyeceği suç milyonlarca insana zarar verebilmektedir.
İslam’ ın eğitim ve terbiye yöntemi günümüz eğitim sisteminden farklıdır… İslam terbiye / eğitim sisteminde, insan bir bütün olarak ele alınır; yani onu ruhi/nefsi ve bedeni yönleri de ihmal edilmez. İslam, öğrenciyi bir kişi, bir şahsiyet bir fert olarak ele alırken, günümüz eğitim sisteminde öğrenci bir makine gibi ele alınır.

Eğitim hayatları boyunca sosyal yönleri, ruhi boyutları göz ardı edilir. Gençlerin ruhi boyutları doldurulmadığı için batıda gençler alkol ve uyuşturucuya saplanırlar. Ayrıca karma eğitim sistemiyle de geçler daha ergen olmadan karşı cinsi tanıyarak nefsi yönleri bozulmakta, nefis terbiyesi almadan nefsini tatmin etmenin peşine düşmekte, okullar karşıt görüşlerin kavga ve gürültüsüne sahne olmaktadır.
Günümüz insanların veya o kadar üniversitelerde yapılan araştırmaların ulaştığı sonuçları; bundan 1400 yıl önce ümmi bir peygamber uygulamıştı. Hatta günümüz batı eğitim sisteminin ulaşamadığı birçok noktaları da görmüştü. Bugün dünyada eğitim sistemi büyük bir krizin içinde. Okulların çok olması, insanların bu okullarda iyi bir eğitim görmeleri cehaleti kaldırmıyor. İnsanlar, daha iyi birer eşkıya, hırsız ve terörist oluyor. Hapishanelere baktığımızda büyük ve karmaşık suçların eğitimli kişilerce işlendiğini görmekteyiz. Bu durum eğitimin tek başına yeterli olmadığını, eksik bir şeyler olduğunu göstermektedir.

Eğitimdeki diğer bir handikap da insanların ömürlerinin üçte birinden fazlasının saçma bir eğitim ve meslek öğrenmeyle geçtiğidir. İlk, orta, lise, üniversite, ihtisas gibi aşamaları geçen birisinin yaşı 25’e ulaşmaktadır. Bu döneme kadar gencin bakımını ailesi veya devlet sağlamaktadır. Bu aşamaya ulaşıncaya kadar kişi hayatı boyunca bir kere bile ihtiyaç duymayacağı kullanmayacağı gereksiz bilgilerle yüklenmektedirler. Bu da eğitim sistemimizdeki açmazların başında gelmektedir. İnsanın en üretken çağı, gereksiz bilgileri öğrenmekle geçirilerek, belki de insanları, bir yarış atı haline getirerek; asli görev ve fonksiyonlarından uzaklaştırmaktadırlar.
Şüphesiz ki Peygamberimiz (sav)’in eğitimde kullandığı metotlar günümüz eğitimcileri için büyük dersler barındırmaktadır. Pedagogların büyük araştırmalar sonucu ulaştığı ve hatta ulaşamadığı sonuçlar, Peygamberimiz (sav) tarafından tatbik edilmiştir. Bu nedenle Resulullah (sav)’in her hareketinde bizim için örnekler varken, eğitim metodunda da alacağımız pedagojik dersler bulunmaktadır.

Hülasa Osmanlı tarihinde çığır açan bilim adamlarından Piri Reis, Kâtip Çelebi, Akşemseddin, Hazerfen Ahmet Çelebi, Mimar Sinan ve daha nicelerinin hayatlarına baktığımızda; din ve fen ilimlerinin birlikte okutulduğunda, İslami terbiye ile ulaştığı zirveler apaçık görülmektedir. Bu anlamda eğitimde marifet; eğitimde kazandırılmak istenen davranışların; bireyin, toplumun, milletin, devletin ve dünyanın ila nihai selameti düşünülerek planlanması, uygulanması ve kazandırılmasıdır.
Kaynak:
AYDIN, M. Hedefi Cennet Olmayan Müfredat. Milli Şuur Dergisi Haziran 2015
ER, İ.H. Peygamber Efendimizin Eğitim Metodu. 2016 Ankara Anıl Matbaa

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz