Eğitim, bir toplumun üzerinde durması gereken en önemli konudur. Eğitim dendiğinde dikkat edilmesi gereken husus; hak ile batıl, doğru ile yanlış, faydalı ile zararlı, adalet ile zulüm, iyilik ile kötülük, güzellik ile çirkinlik, hayır ile şer kıstaslarıdır. Eğitimin gayesi insanı faydalı hâle getirmektir. Eğer bir eğitim, insanın yaratıldığı fıtratı koruyup faydalı hâle getiremiyorsa, o eğitim zararlı ve tehlikelidir. Korunması gereken fıtrat ise İslam’dır. İnsan, İslam ile yaşar ve çalışır ise hayırlı ve faydalı bir kimse olur.

Müslüman toplum olarak bir nefis muhasebesi yapacak olursak Türkiye’de, İslam ve insanlık dünyasında hâkim eğitim, insanın yaratıldığı İslam fıtratını gözeten, koruyan ve kollayan bir eğitim değildir. Hâkim olan eğitim, muhtevası yani içeriği bakımından materyalisttir ve ırkçıdır.

Irkçılık ve materyalizm esası itibariyle inkârcıdır, müşriktir ve işe ilahi ve manevi olan ne varsa reddetmekle başlar. Materyalizm; gerçek olanın Allah değil madde olduğunu, madde ve maddenin değişimleri dışında hiçbir şeyin var olmadığını, varlığın sadece madde cinsinden olduğunu; yaratılmamış, kendi kendine var olan maddenin, evrenin biricik ya da temel bileşeni olduğunu savunan görüştür. Bu görüşe göre madde ilahtır ve maddenin dışında başka bir ilah da yoktur. Irkçılık ise ırklar arasındaki fiziksel farklılıkların insanların yeteneklerinde farklılıklar oluşturduğunu ve bazı ırkların ötekilerden üstün olduğunu savunan görüştür.

Materyalizm ve ırkçılık gerçekte, kendilerini üstün ve seçilmiş kavim olarak ilan eden “ırkçı emperyalizm”in insanlığın başına bela ettiği, İslam’ın yerine ikame etmeye çalıştığı batıl bir dindir. Materyalizm ve ırkçılık yaşadığımız asrın cahiliyesidir. Cahiliye “hak kitabın” tabiriyle “atalar yolu”dur ve her bakımdan tutuculuktur. BAKARA 170: “Onlara, ‘Allah’ın indirdiğine (İslam’a) uyun’ denildiğinde, ‘Hayır, biz, atalarımızı üzerinde bulduğumuz (yola) uyarız’ derler. Peki, ama ataları bir şey anlamayan, doğru yolu bulamayan kimseler olsalar da mı onların yoluna uyacaklar.”

Eğitimde belli bir bilgisizliğe, sapıklığa saplanıp da materyalizmi ve ırkçılığı tercih etmek, aklen de ilmen de yanlıştır ve tehlikelidir. Müslüman toplumların muhtevası materyalizm ve ırkçılık olan bir eğitime rıza göstermeleri ve bundan bir gelecek ummaları olsa olsa derin bir gafletin, akılsızlığın ve şuursuzluğun eseri olabilir. Bu konu ile ilgili olarak Kur’an’ın şu benzetmesine kulak vermek faydalı olacaktır. BAKARA 171: “(Hidayet yoluna çağırana kulak vermeyen) inkârcıların durumu, bağırıp çağırmadan başka bir şey duymayan hayvanlara seslenen (çoban) ile hayvanların durumu gibidir. Onlar sağırdırlar, dilsizdirler, kördürler. Bundan dolayı akıl erdiremezler.”

MATERYALİZM VE IRKÇILIK ÇAĞDAŞ CEHALET DİNİDİR

İnsanlar genellikle düşünce ve yaşamlarında büyük ölçüde geçmişten devraldıkları kültür ve geleneksel yaşam tarzıyla şekillenirler. İnsan, doğduğu andan itibaren; doğru ya da yanlış atalarının kültür ve geleneğiyle iç içedir. İnsan, içinde bulunduğu bu kültür ve gelenekle yetişir, onun bir parçası olur, bir dişli olarak önceki nesillerden aldığını sonraki nesillere aktarır.

“Materyalizm ve ırkçılık geçekte, kendilerini üstün ve seçilmiş kavim olarak ilan eden “ırkçı emperyalizm”in insanlığın başına bela ettiği, İslam’ın yerine ikame etmeye çalıştığı batıl bir dindir.”

İnsanı günümüz dünyasında kuşatan ve esir alan geleneksel ve taklitçi yapı, materyalizm ve ırkçılık ile şekillenmiş sentezci bir yapıdır. Bu geleneksel ve taklitçi yapıda hak ile batıl birbirine karıştırılmıştır. Bu muhafazakâr, materyalist ve ırkçı yapı “çağdaş cehalet dini” olarak “hak din”miş gibi kabul görmüştür. İnsanın muhafazakâr, materyalist ve ırkçı muhtevalı “çağdaş cehalet dini”nden kuşkuya kapılıp kurtulması ya tamamen düşman bildiği ABD, İsrail ve AB ülkelerinin açıktan işgali ile karşılaşmasına ya da “hak dini ve düzeni” kendisine telkin ve teklif eden Millî Görüş sahibi kadroların çağrısına icabet etmesine bağlıdır. Bu faktörlerin etkisi ile bir değişim söz konusu olmadığı müddetçe, geleneksel materyalist ve ırkçı çark dönmeye devam edecek, ahtapotun kolları gibi bu “çağdaş cehalet dini” tüm toplumu sarıp “İslamca düşünme” kanallarını tıkayıp hikmetle düşünmeyi yok edecektir.

Bu “çağdaş cehalet dini” insanın doğru, sağlıklı ve hür düşünebilmesine, buna bağlı olarak da “İslam’ı” din ve düzen olarak yaşayıp özgürlüğüne kavuşmasına engel olmaktadır. “Çağdaş cehalet dini” taraftarlarının ve taklitçilerinin durumu, dünya hayatında zillete düşmek ve rezil olmak iken “İslam’a” din ve düzen olarak iman edenler dünya hayatında izzet bulacak ve saadete ermek olacaktır.

DOĞRU VE YANLIŞ

Doğru ve hak olmayan “çağdaş cehalet dini”nin materyalist ve ırkçı kabullerini gözü kapalı olarak doğru saymak ne kadar yanlış ise doğruluğu ve hak oluşu kesin delillerle ortaya konmuş “hak din”in temel esaslarını yanlış ve zararlı saymak da o kadar yanlıştır.
Toplum “gerçekten doğru”ya ancak Kur’an’ın, Sünnet’in ve salim fıkhın rehberliğinde ulaşabilir. Gerçeğe ulaşmak, ancak bu kaynakların rehberliği ile mümkündür. Gerçeğin bana göresi, sana göresi olmaz. Doğru ve yanlışı ilim tespit eder. Zanlar ile yön tayin edilemeyeceği gibi doğru ile yanlış da belirlenemez. Akıl ve ilim olmadan insanlık hiçbir saadete eremez.

Hevayı yani arzuları ilah edinmek bazen ataları ve efendileri yüceltmekle, ırkçılıkla, tarihi kutsallaştırmakla ortaya çıkar bazen gelenek, görenek, örf adet ve körü körüne taklitçilikle kendini gösterir. Toplum öyle demiyor, ben bu yaşa geldim bunları duymadım, dolayısıyla bu yanlıştır, senin yaşın müsait değil, sen bunları bilmezsin, biz hocalarımızdan, atalarımızdan, efendilerimizden böyle gördük böyle duyduk o yüzden doğrusu budur gibi beyanlarla ortaya çıkar.

Günümüzde şuurlu Müslüman gençlerin “ehlisünnet” çizgisinde “İslâm’ı” din ve düzen olarak anlayıp inanarak yaşamalarının önündeki engellerden, belki de en büyüklerinden biri “efendiler ve atalar yolu” anlayışıdır.

HALKIN DİNİ VE HAKKIN DİNİ

Yozlaşma, bir toplumu yok olmaya götüren en tehlikeli durumdur. RAD 11: “Bir toplum, kendi durumlarını değiştirmedikçe şüphesiz Allah da onların durumunu değiştirmez. Allah bir kavme (işledikleri günahlar sebebiyle) bir kötülük murad etti mi artık onu geri çevirecek yoktur. Zaten onların O’ndan başka koruyup kollayanları da yoktur.”
Her zaman hak yolda olmak için her konuda analizci, araştırıcı olmamız gerekir. İnkârcıların ve münafıkların yaptığı gibi hayır istikametinde değişmeye, yenilenmeye, nefislerimizi terbiye etmeye karşı olmak “efendiler ve atalar yolu”nu körü körüne taklit etmek demektir.

Yozlaşma bir anlamda “hak din”in “halk dini” hâline dönüşmesidir. Müslümanlar, bu vahim hataya düşmemek için yoğun bir çaba göstermek zorundadırlar. “Halkın dinine” karşı “Hakkın dinini” din ve düzen olarak muhafaza etmenin mücadelesinden asla vazgeçilmemelidir.

Yaşadığımız dönemde türeyen hikâyecilerin, felsefecilerin, fasık kelâmcıların, hocaların ve kimi tarikat mensuplarının İslam’dandır diye gündeme taşıdıkları bidat ve hurafelere karşı uyanık olunmalıdır. İslam, din ve düzen olarak Allah’ın, Peygamberi vasıtasıyla bize bildirdiği, eksiği ve fazlası olmayan, Kur’an’da yazılı olan ve Peygamberimizin bize tebliğ ettiğidir. Peygamberimiz ve O’nun ashabı, bize bu dinin pratiklerini göstermiş ve O’nun sahih sünneti ile bize doğru bir şekilde ulaşmıştır. İslam dininin güncellenmeye de ihtiyacı yoktur.

Hayatlarına İslam ile yön vermesi gerekenler, hayatın içinde buldukları şeyleri kendileri için din hâline getirmemelidirler. İslam adına rasyonalizm, demokrasi, sağcılık, solculuk, kemalizm, laiklik… İslam’ın neyi kabul edip neyi kabul etmediğini nerede ise Allah’ın rızası değil, çağın icapları tayin etmekte ve çağın icaplarına göre tefsir edilmek suretiyle sürekli değişen bir din anlayışı ortaya çıkmaktadır. Bu ise Müslümanları ve insanlığı zillete düşürmektedir. Bunun için Müslümanların yapması gereken iş çağın krizlerine İslam ile çözümler üretmektir.

Duamız; “Ey Allah’ım, bize hakkı hak olarak göster ve hakka tabii olmayı nasip et. Batılı batıl olarak görmeyi ve batıllardan kaçınmayı nasip et. Selam hidayete tabi olanlara…

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz