İslam eğitim felsefesinin merkezinde sünnet oturmaktadır. Sünnet eğitimi üç boyutlu bir çizgiye oturur. Bunlar:

  1. Derinlik
  2. Uzunluk
  3. Genişlik

Eğitim felsefesinin temeline sünneti oturtması örnek insan, model insan anlayışından ve felsefesinden kaynaklanmaktadır. “Allah’ın Resulü’nde sizin için pek güzel bir örnek vardır.” (Ahzap,21) Peygamber bu ayeti teyit edercesine şöyle demektedir: ”Ben güzel ahlaki tamamlamak üzere gönderildim.”

Aynı zamanda eğitim felsefemizde varoluş gayemizin, amacımızın da anlaşılması ve bu doğrultuda bir eğitim verilmesi gerekir. İslam’a göre varoluş gayemiz nedir?

“İnsanları ve cinleri ancak bana ibadet etsinler diye yarattım.” diyor yaradan. O halde varoluş gayemiz ibadettir. Yani yaratıcıya karşı aczimin itirafıdır.

Peki biz ibadetle hangi hedeflerimizi gerçekleştirmiş olacağız?

İbadetlerdeki amacımız ise yakin yani kesin bir bilgi elde etmektir. “Sana yakin gelinceye kadar Rabbine ibadet et!”(Hicr, 99)

Demek ki İslam felsefesinde bilgiyi elde etmenin yollarından birisi de ibadetlerden geçmektedir. İbadetler deyince insanların aklına hemen namaz/oruç gibi temel ibadetler geçerken, İslam hayatın her anını kuşatmış ve hayatın her anındaki davranışları hatta kalpteki tasavvurları, düşünceleri de ibadet kapsamına almıştır. Hatta kişinin eşiyle ilişkisi bile bu kapsama dahil edilmiştir.

Dolayısıyla ibadet İslam felsefesinde insanların davranış/fiil ve düşüncelerin temelidir. İslam tüm hayatı kuşattığı gibi hayatın her anını ibadet olarak formalize etmiştir. Böylece insanın tüm davranışı hem kontrol altına alınmış olacak hem de insan sürekli bir murakabe altında olduğunu düşünerek davranışlarını doğru ve sıhhatli hale getirecektir. Bu tutum, davranışların güzelleşmesine yol açacağı gibi, hayatın kendisinin aslında bir ibadet olduğu, ibadetin sadece bir mekanla ve zamanla sınırlı olmadığı anlayışını zerk edecektir. Çünkü yaratılmış olmasıyla ibadet süreci başlamış olacaktır.

İslam hayatı ibadet kavramıyla kuşatırken, bu kavramla insanların sağlam karakterli olmasını sağlamaya çalışmıştır. Kesin bir bilgi olan ölüme kavuşuncaya kadar ibadet sürecimiz devam etmiş olacaktır.

Yakin kavramı ile biz aynı zamanda İslam’da bilginin elde edilmesinin aşamalarını da öğrenmiş oluyoruz. Bunlar:

  1. İlmel yakin. Yani bilgi ve rivayetle bildiğimiz bilgiler. Akdeniz diye bir denizin olduğunu bilmek.
  2. Aynel yakin: Deney, gözlem ve duyu organlarımızla elde ettiğimiz bilgiler. Akdeniz’i gözümüzle görüp bu konudaki bilgilerimizi netleştirmek gibi.
  3. Hakkel Yakin: Bilgiyi bizzat tecrübe ederek, yaşayarak, his ve idrak adını verdiğimiz başka bir bilinç haline vararak elde etmektir. Örnek olarak Akdeniz’in içine girmek, yüzmek, suyunu tatmak gibi.

Bunun dışında da bilgi türleri vardır. Bunlar da duyu organlarımızla elde edemeyeceğimiz tamamen kesp adını verdiğimiz his ve tefekkürle elde edeceğimiz bilgilerdir ki buna da “ilmi ledün” adını vermekteyiz. Buna örnek Hızır a.s ve Hz. Musa a.s örneğini verebiliriz.
Demek ki İslam eğitim felsefesini anlamak için öncelikle islamda ibadet felsefesini anlamak, hatta ibadeti eğitim kavramı ve felsefesi açısından yeniden kurgulamak ve yeni bir paradigma inşa etmek gerekecektir.

İbadet etrafında oluşan bilincin bizi götüreceği hedef İnsanı kamildir. İnsanı kamil hedefine tüm insanlar ulaşabilir. Bunun için alim veya zengin olmak gerekmez.

İbadet etrafında oluşan bilincin bizi götüreceği hedef İnsanı kamildir. İnsanı kamil hedefine tüm insanlar ulaşabilir. Bunun için alim veya zengin olmak gerekmez. Toplumun her kesimindeki insan kendi gücü ve takati nisbetinde bu amaca ulaşabilir. “Allah hiçbir nefse kaldıramayacağı yükü yüklemez.” buyuruyor yaradan. Her nefse gücü nisbetinde bir ibadet ve bilgi elde etme yükü yüklemektedir.
İbadetlerin toplumsal olanı örneğin namaz, oruç, hac, zekat gibi olanı bize

  1. Toplum olmayı öğretir.
  2. Başkasını düşünmeyi öğretir.
  3. Empati yapmayı öğretir.
  4. Tarih bilincini yaşatır.
  5. Mahalle kültürünü oluşturur.
  6. Cemaat kültürünü oluşturur.
  7. Yalnızlıktan kurtarır ve toplumun bir bireyi olarak güçlü olmamızı sağlar.
  8. Psikolojimizi güçlendirir. Böylece psikolojik travmalara karşı hem dirençli olur ve hem de hazırlıklı oluruz. Bu eğitimle kişiliği sağlam, çabuk pes etmeyen, çökmeyen sağlıklı bireyler yetiştirilir.
  9. Edep: Tüm İslam düşünürleri, mutasavvıflar eğitimin temeline edebi almışlardır. Edep öğrenilmeden ilim öğrenilmez demişledir. Günümüzün eğitim sisteminde olmayan bir unsurdur. Bu da ilmin öğrenilmesini engellediği gibi, kişi bir şekilde ilmi elde etmişse bile bu ilimden insanların faydalanması yerine egoistçe kendi çıkarı için kullanmaktan çekinmemektedir. Bugün nükleer silahları insanların en parlak ve zeki çocukları yapmaktadır. Bu anlamda İslam eğitim felsefesi bir anlamda “te’dip” felsefesidir. Yani İslam eğitimi değil terbiyeyi esas alır. Terbiye edilmiş olan insan mükerrem insandır. Bu nedenle kişi öncelikle kendi nefsiyle boğuşur. Kendi nefsine sözü geçmeyenin aleme sözü hiç geçmez.
  10. Bazıları Allah’ın insanları kendisine kulluk yaratması için yarattı ifadesini küçümsemektedir. Halbuki Allah insanı yeryüzünün halifesi olarak da yarattı. Onu yüceltti. Bu durum insanda bir özgüven oluşturmalıdır. Madem buralar benden sorulur; o halde buraları sağlam bir şekilde bırakmalıyım, şuurunu oluşturmalıdır. Günümüzde buna çevre bilinici denilmekte ama çevreyi de yine çevre bilincini gündeme getiren batılıların teknolojileri yok etmektedir.
  11. İslam eğitiminde insana tüm yeryüzünün iyilikle doldurulması görevi de verilmiştir. Bunun için insanlar arasında iyiliklerin yayılması ve kötülüklerin yok olması için mücadele edecektir. Bu mücadele insanın topluma karşı görevini ve toplumun bir ferdi olduğu, bir anlamda mensup olduğu topluma karşı manevi borcunun ödenmesi gerektiği şuurunu vermektedir.
  12. Eğitimde asıl olan bilgi ile donatmaktır. Peki hangi bilgi? Bilginin kaynağı kirliyse bu kirli sudan beslenen vücutlar da mikrop kapar. Bu nedenle bilginin temiz ve sağlıklı olması gerekir. Bilginin kontrol edilmesi ve en uygun bilginin verilmesini tavsiye eder. Çünkü insanı diğer varlıklardan ayıran en önemli ayırıcı özelliği onun bilgi sahibi olmasıdır. İlk imtihan da bilgi üzerinde olmuştur. Allah Adem ile melekleri varlıkların isimleri konusunda imtihan etmiştir.
  13. Eğitim felsefesinin başında bilgi ve hikmeti koymuştur. Şöyle buyurur yaradan “Allah, sana Kitabı ve hikmeti indirdi ve sana bilmediklerini öğretti. Allah’ın üzerinizdeki fazlı çok büyüktür. (Nisa, 113)
  14. İslam eğitim felsefesinde din dersi diye bir şeyin olmasına da gerek yoktur. Çünkü din veya dini olmayan diye bir alan da yoktur. Din hayatın tüm alanını kuşatmıştır. İbadet kavramında bunu yeterince izah ettik.
  15. Eğitimde kişisel yön ihmal edilmemelidir. Yani bireye nefis, irade, fikri anlamda kendisini savunma ve mukavemet eğitimi verilmelidir. Buna nefis terbiyesi de diyebiliriz.
  16. Hayatın kötülükleri ve zararları karşısında uyarılmalı ve terbiye edilmelidir. Dünyaya aşırı bağlanma, para, yalan, gibi konular aydınlatılmalı
  17. Eğitimin içine ölüm de katılmalıdır. Hayatın geçiciliği ve ölümün varlığı da anlatılmalıdır. En büyük nasihat ölümdür.
  18. Tabi ki İslam da anlatılmalıdır. Ama klasik anlatımdan uzaklaşmalıdır. Hayatla iç içe bir anlatım verilmelidir. İnanç verilmelidir. İslam’a yönelik saldırıların geldiği noktaları aydınlatılmalıdır. En önemlisi kelime-i tevhid iyi işlenmelidir.
  19. İslam dünyası batı karşısında askeri, siyasi, bilimsel ve teknolojik olarak yenildi. Şu anda mağlup bir ulusun çocuklarıyız. Bu mağlupluk psikolojisi bizde, topluda ve çocuklarımızda bir aşağılık komplesine dönüşmüş durumdadır. Bu aşağılık komplesini kıracak eğitim verilmelidir.
  20. Düşünmeyi, tefekkür etmeyi öğretmeliyiz. Bir de insanın zaaflarını da öğretmeliyiz. Bu konuda Kur’an’da birçok ayet var. Onları referans alabiliriz.
  21. İslamın insanı kamil yetiştirme formülü olan ilim, amel, ihlas, ihsan kavramları doğrultusunda yeni bir eğitim paradigması inşa etmeliyiz.
    Allah, insanı başıboş bırakmamıştır. Bu nedenle belli dönemde, saf bilgiden uzaklaştıklarında kendilerini toparlayacak, gerçek yörüngesine sokacak peygamberler göndermiştir.
    “Rabbimiz! İçlerinden onlara bir peygamber gönder; onlara âyetlerini okusun, kitabı ve hikmeti öğretsin ve onları her kötülükten arındırsın…”[22]
  22. Eğitimde Müslümanca bir duruş ve paradigma inşa etmemiz gerekir.
    Ama bunun için batılı kavramları tercüme edip, içini ayet ve hadislerle doldurmak yerine ayet ve hadislerden yola çıkıp yeni bir bakış açısı elde etmemiz gerekir.

    Peki bu durum karşısında elde edeceğimiz felsefi duruş nelerdir? Öncelikle her din veya her görüş, bir iddia ve amaç için gelir. Bir dünya görüşü, hayat tasavvuru ve insan modeli vardır. İslamın eğitim felsefesini anlamak için bütün bunları anlamamız gerekir.
    İslam, eğitim ile yeni bir dünya inşa etmek ister. Geçmişin bozuk ve köhnemiş düşüncelerini yok edip, pırıl pırıl bir beyin inşa etmek ister.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz