Ana Sayfa Milli Şuur 54. Sayı EĞİTİMİ YÖNETEBİLMEK

EĞİTİMİ YÖNETEBİLMEK

Ailenin çocuğuna olan ilgi ve desteğinin ölçüsü; çocuğun sağlığı, eğitimi, başarısı, aile hayatı ve toplumla olan ilişkilerini etkilediği, tartışılmayacak kadar önemli bir boyuta sahiptir.

56
0

Eğitim, bireyin yaşamını sürdürebilmesi ve toplumda yer edinebilmesi için edinilen bilgi, beceri, anlayış değişiklikleridir. İdeal ve en iyi şekilde yaşama sanatının öğrenilmesi, kazanılması sürecidir.

Aslında eğitim insanın bugünkü ve gelecekteki yaşamına yapılan bir müdahaledir. İnsan düşünce ve davranışlarında amaçlı olarak istenilen yönde bir değişiklik gerçekleştirme sürecidir. İnsanın ve toplumun yararı ve yarını düşünülerek uyumun ve üretkenliğin artırılmasına yönelik düşünce ve davranış değişikliğini yaratma çabasıdır. Bu yönüyle bireyin refleks yayındaki kırılma açısıdır.

Eğitim, önceden belirlenmiş amaçlar doğrultusunda insanların düşüncelerinde, tutum ve davranışlarında ve yaşamlarında belirli iyileştirme ve geliştirmeler sağlamaya yarayan sistematik bir süreçtir. Bu süreçten geçen insanın kazandığı yeni bilgi, beceri ve tutum onun birey olma ve ait olma bilincini artırır, kişiliğini geliştirir ve onu daha değerli kılar.

Eğitim ve öğretimin ilk başladığı yer aile yuvasıdır. Nitekim insanoğlu kendisine lazım olan ve hayat boyu unutmayacağı en önemli bilgileri hep bu yuvadan alır.

Eğitim insanın içinde yaşadığı bireysel, kurumsal ve toplumsal alanları bütünleştirir. İnsanın mevcut performansıyla arzulanan performansı arasındaki farkı kapatmasına yardımcı olur. Sahip olduklarıyla sahip olmak istedikleri arasındaki farkı azaltmasını ve kişisel bütünlüğe ulaşmasını kolaylaştırır, insanın değerler sistemini ve inançlarını etkileyerek hayata bakışını belirler. Hayatı daha iyi anlamasını ve onu daha üretken çabalarla daha güvenli ve huzurlu kılmasını sağlar. İnsanın zamanını daha anlamlı ve verimli yaşamasını kolaylaştırır.

Eğitim bilerek düşünmeye, yaratıcılığa, kişinin içinde bulunduğu kalıpları kırmasına, sınırlarının dışına çıkmasına, dünyaya daha esnek ve daha geniş bir açıyla bakmasına imkân sağlar, doğumdan ölüme tüm yaşam boyunca çok önemli etkiler yaratır; başarıyı, duygusal bütünlüğü ve toplumsal ilişkileri belirleyici rol oynar.

Çağlar boyu önemi bilinen bir insan faaliyeti olan öğrenme ve öğretme, günümüzde özellikle modern toplumlarda ve kurumlarda, insanların mutluluğu ve başarısı açısından giderek daha kritik bir önem taşımaktadır. İnsanlarının performansını ve mutluluğunu artırmak isteyen ve onlardan belirli davranışları göstermelerini bekleyen toplumlar ve kurumlar eğitime giderek daha fazla kaynak ayırmaktadır.

Bir başka açıdan eğitim, insanoğlunun mağaralardan plazalara transfer olması, küçük bir toprak parçasından tüm dünyaya ulaşması ve hatta uzaya bile gidebiliyor olduğu göz önüne alındığında, hem bireysel hem de küresel olarak asla son bulmayacak olan eğitim insani bir sorumluluk ve de mecburiyettir.

Eğitimin insan hayatını kolaylaştırdığı ve daha yaşanılır kıldığı tartışmasız bir gerçek olup toplumsal yapının oluşturulması yönünde önem taşıyan boyutları dikkat çeken anlamlı bir süreçtir. Toplum yapısının değişmesi sürecinde de etkisiyle de dikkat çeker.
Yeniden yapılanmacı görüşe göre eğitim, özellikle gelişmekte olan ülkelerde ekonomik ve teknolojik gelişmeyi sağlayan, hürriyet, adalet ve eşitlik ilkelerine dayanan yeni bir sosyal düzenin yaratıcısı olarak görülmektedir.

İkinci görüş, tutucu ya da çatışmacı görüşe göre eğitim mevcut toplumsal, ekonomik ve politik düzenin ayrılmaz bir parçasıdır. Eğitim kurumları mevcut sosyal, ekonomik ve politik yapı ve ilişkilerden bağımsız hareket edemez ve dolayısıyla eğitim kurumları mevcut sistem ve ilişkileri korur ve yeniden üretir. Görüşün savunucuları eğitimi, toplumdaki hâkim sınıf ve grupların kendi kültür ve yaşam biçimlerini toplumun diğer kesimlerine kabul ettirecek “devletin ideolojik bir organı” olarak görür.

Üçüncü görüşü savunanlar da eğitimi hâkim sınıfların kendi çıkarlarına hizmet eden ve onları koruyan bir vasıta olarak görürler. Fakat eğitim kurumlarının hâkim kültür ve kurumları yeniden üretirken biraz da olsa sosyal değişmeye yol açacak bağımsızlıklarından söz ederler.
Dördüncü görüş eğitim yoluyla gerçekleştirilecek sosyal değişmenin daha çok toplumdaki diğer politik, ekonomik ve sosyal yapı ve ilişkilerde gerçekleşecek değişikliklere bağlı olduğunu, birinin diğerini etkilediğini iddia etmektedir. Başka bir deyişle eğitim kurumları sosyal değişme meydana getirecek potansiyel ve sınırlılıklara sahiptir. Eğitim sosyal değişme meydana getirebilir. Ancak bu değişme toplumdaki diğer sosyal, ekonomik ve politik kurumların aynı anda aynı istikamette değişiyor olmasına bağlıdır.

John Dewey tarafından benimsenen bu görüş Türkiye örneğine çok uygun düşmektedir. (Bizdeki değişim sürecinde John Dewey etkilidir.) Türk devriminde görüldüğü gibi eğitim kurumlarının yapı ve programlarındaki değişmeler toplumdaki diğer politik, sosyal, kültürel ve ekonomik reformlara paralel olarak gerçekleşmiş ve eğitim bir modernleşme, kalkınma ve çağdaşlaşma aracı olarak Türk toplumunda önemli sosyal değişimlerin başlatıcısı olmuştur.
Toplumsal değişme sürecinde eğitim tek başına birinci derecede rol oynamamaktadır. Toplumdaki ekonomik, politik ve benzeri diğer güçlerin birinci aktör olarak rol aldığı toplumsal değişmede eğitim bütün bunlara rağmen gerekli ve oldukça önemli ortak bir etkendir.
Dewey’in ifadesiyle eğitim toplumsal değişmeyi harekete geçiren, hızlandıran ve değişen sosyoekonomik ve politik şartlar için gerekli bilgi, beceri ve değerleri yayarak sonuçlandıran önemli bir toplumsal kurumdur. Eğitim bireyleri toplumun normlarına, kurallarına ve değerlerine uyum sağlaması için toplumsallaştırmaktadır. Bir başka ifadeyle toplumda var olan kültürel mirası yeni nesillere aktarmaktadır. Bu toplumun devam etmesi yani sürekliliğinin sağlanması açısından oldukça önemlidir.

İkinci olarak eğitim aynı zamanda bireylere araştırma ve kabul edilmiş doğruları sorgulama ruhu ve heyecanı vermekle de sorumludur. Değişen şartlara kolay uyum sağlayacak veya toplumun ilerlemesini sağlayacak bireyleri yetiştirmek ancak eğitim aracılığıyla gerçekleştirilebilir. Bu da eğitimin tutucu olduğu kadar yaratıcı bir yönü olduğunu göstermektedir.

Bu önemli tespitler, eğitimin önemine ve toplumsal beklentilerinin derinliğine işaret eder ancak gözden kaçırılmaması gereken önemli bir husus da eğitim ile ulaşılacak/geliştirilecek “ilim”, sadece kendi başına yetmez ve kişiyi mutlak manada dünya ve ahiret mutluluğuna ulaştıramaz. Çünkü ilim doğru amaçlar için kullanılabileceği gibi yanlış amaçlar içinde kullanılabilmektedir.

Beşikten mezara kadar ilim tahsil edin.

Hz.Muhammed (sav)

Eğitim, bireysel veya kitlesel gizil-aşikar amaçlara göre yaşanabilecek sapmalar doğrultusunda, bireysel ve toplumsal açıdan zulmün kendisi olur. Kişiyi kendine, ailesine ve yaşadığı topluma faydalı kılan aldığı eğitim neticesinde edindiği kazanımlar güzel amelle yani doğru yaşantıyla bütünleşiyorsa anlamlıdır.

Eğitim ve öğretim sadece belli yaşla belli yerlerle sınırlı değildir. Özellikle günümüzde tıbbın ilerlemesi neticesinde, anne karnında bulunan bebeklerin dahi annenin davranışlarından etkilendiğini, söylenen sözleri duyduğunu, annenin kendisiyle kurmuş olduğu güzel iletişimden dolayı mutlu olduğu tespit edilmektedir. Hatta bazı annelerin çocuklarının iyi bir müzisyen olmaları için onlara müzik dinlettiklerini yazılı ve görsel medyada yer almaktadır.
Ailenin çocuğuna olan ilgi ve desteğinin ölçüsü; çocuğun sağlığı, eğitimi, başarısı, aile hayatı ve toplumla olan ilişkilerini etkilediği, tartışılmayacak kadar önemli bir boyuta sahiptir. Bu yönüyle eğitim, anne karnında başlayıp, doğumuyla devam eden ve ölüme kadar sürecek olan bir süreçtir. Peygamberimiz’in (sav) “Beşikten mezara kadar ilim tahsil edin.” sözü bu hakikati özetlemektedir.

Eğitim ve öğretimin ilk başladığı yer aile yuvasıdır. Nitekim insanoğlu kendisine lazım olan ve hayat boyu unutmayacağı en önemli bilgileri hep bu yuvadan alır. Karakterin şekillenmesi, duyguların oluşması, bilginin öneminin anlaşılması ve dinî hayatın insan üzerinde bıraktığı etki hep bu döneme rastlamaktadır.

Tertemiz bir yaratılışa sahip olan çocuklar iyi veya kötü etkilere açıktır. Son derece meraklı, hevesli, saf, temiz ve iyi niyetli olan çocuklarımızın davranışları, düşünceleri ön yargısızdır. İçlerinden geldiği gibi, düşündükleri gibi davranırlar.

Çocuklar, kendilerine söylenenlerden daha çok gördüklerine, yaşadıklarına ve tanık olduklarına itibar ederler. Onların şekillenmesinde sözlerden daha çok yaşadıkları etkilidir. Bu nedenle doğru model olmak en önemli hassasiyetimiz olmalıdır.

Evde kazandığı değer ve yeterlikler veya kazanmadıkları ile okula gelen çocuklarımız doğru modeli/modelleri okulda bulmaları en büyük şansları olacaktır. Sistemin kurgusundaki temel amaç da bu olsa gerek.

Hatta bu şans sadece çocuklarımız için değil, ebeveynlerimiz için, biz yetişkinler için de en büyük şans olabilecektir. Kullanılabildiği sürece…

Eğitim bir neslin inşasıdır. Rastlantıya bırakılamayacak kadar da önemsenmelidir. Bu hassasiyet savaş devam ederken de ihmal edilemeyecek kadar önemseniyorsa başarı gelir. Tıpkı Kurtuluş Savaşımızda yaşadığımız gibi …

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz