Ana Sayfa Milli Şuur 49. Sayı EĞİTİMİN EKSTRAPOLASYONU * – MAARİFİN MİLLÎLEŞTİRİLME ZORUNLULUĞU

EĞİTİMİN EKSTRAPOLASYONU * – MAARİFİN MİLLÎLEŞTİRİLME ZORUNLULUĞU

İnsanı tanımayan eğitim, insanın ihtiyaçlarına cevap veremez. İnsanı tanımayan Batının öngöreceği modeller insanlığa barış, huzur ve mutluluk getirmemiştir, getiremez de.

147
0

Eğitimin tanımı çok farklı şekillerde yapılmıştır, yapılmaktadır. Eğitimin tanımlarındaki farklılıklar gibi amaçları da farklı olabilmekte buna bağlı olarak da yetiştirilen insan tipi farklılıklar göstermektedir. Burada sorulması gereken önemli soru: Biz kimiz ve kimi, kime yetiştiriyoruz?
Biz kimiz ve kimi, kime yetiştiriyoruz?
Bu soruya vereceğimiz cevap aslında bizim kıblemizi ifade ediyor. Eğer biz “AB bizim, vazgeçilmezimizdir.” ifadesi ile kıblemizin Kopenhag olduğunu, eğitimimizin materyalist bir insan yetiştirdiğini pekâlâ söyleyebiliriz. Bu cümleye bağlı bir ekstrapolasyon bize gelecekte yaşanacakları göstermektedir. Batıda uygulanan materyalist eğitim nasıl bugün mutsuz, gayesiz insan ortaya çıkardı ise aynı şeyi yaptığımızda bizim gelecekteki insanımız da aynı şekilde mutsuz, gayesiz ve dünyacı olacaktır.
İlmi gelişmeler gibi eğitim nitelik ve nicelikle ilgili gelişmeler de insanlığın toplam birikimidir. Bu gelişmeler bir kısmına tahvil edilemez. İlim insanlığa peygamberler vasıtası ile gönderilmiş ve tedrici olarak geliştirilmiştir. Vasıtaların değişmesi ve/veya geliştirilmesi gayenin değişmesini meşru kılmaz.
Yanlış eğitim ile insanlık geriye götürülmüş, acılar çekmiş ve çekmektedir.
Yaşadığımız çağdaki teknolojik gelişmelere rağmen bunalımların, açlığın ve sömürünün nedeni yanlış eğitimdir. İnsanın yaratılış gereği hem iyiye hem de kötüye yönelme özellikleri vardır. İnsanı iyi eğitirseniz iyilik, kötü eğitirseniz kötülük yapmaktadır. İyiliğin bulaşıcı olmadığını hesaba kattığımızda kötülüğün yaygınlaşmasını önleme namına, iyiliğin eğitiminin önemi daha da açığa çıkmaktadır.
Eğitime ekstrapolasyon açısından baktığımızda bugüne kadar geliştirilen iyi örneklerin günümüze taşınması elzem görülmektedir. Çünkü kaybedilen insandır, insanlıktır. Diğer bilimsel alanlarda yapılan deneysel yaklaşımlar bu konuda devre dışı bırakılmalıdır. Zira yitirilen insandır, candır.
Eğitimde deneme yanılmadan vaz geçilmelidir. Zira yitirilen insandır, candır.
Eğitimde deneme yanılmadan vaz geçilmelidir. İnsan kobay değildir. Zira yitirilen insandır, candır. Paha biçilemez.
Günümüzdeki eğitim materyalist eğitimdir. İnsanı tanımayan eğitim, insanın ihtiyaçlarına cevap veremez. İnsanı tanımayan Batının öngöreceği modeller insanlığa barış, huzur ve mutluluk getirmemiştir, getiremez de. Bunun nedeni Batı medeniyetinin dayandığı yanlış “hak” anlayışıdır. Batının hak anlayışında “kuvveti” üstün tutmak vardır. Bu tespitin dayandığı iki temel gerçek vardır. Birincisi, Batı maneviyatı yok saymakta, insanı fiziki varlık olarak nitelemektedir. İkincisi ise, Batı ahireti kabul etmemekte, hesap verilebilirliği hiçe saymaktadır.
Eğitim, dünya görüşüne göre tanzim edilmektedir. Hangi dünyanın insanıysanız eğitiminiz de o dünyanın insanını yetiştiriyor demektir. Hazreti Muhammed (sas) bu gerçeği bize muhteşem bir şekilde ifade ediyor: Her doğan, İslâm fıtratı üzerine doğar. Sonra, anne-babası onu Hristiyan, Yahudi veya Mecusi yapar.**
İşte bu noktada günümüz eğitimi ile dünya görüşü ilişkisi ortaya çıkıyor. Çünkü eğitim aile dışında devlet eliyle ve zorunluluk kazanarak karşımıza çıkmaktadır. Adeta çocuğumuzun üzerinde vesayet hakkı durumu bulunmaktadır.
Ne yapmalı?
Anlaşılıyor ki inancımıza yeniden dönmeli, inancımızın eğitimi katışıksız bir biçimde verilmelidir. İnancımız ne diyor: Önce ahlak ve maneviyat. Ahlaklı bireyler yetiştirmenin ön şartı, ahiret inancıdır. Öyle ise ahireti eğitimimize koyacağız ve hesap verilebilirliği daima gündemde tutacağız. Kişi hesap vereceğini bilecek. Hesabı kime vereceğini bilecek. İnsanlığa saadet getirecek formül budur.
Yüce Allah (cc) Kitabımız Lokman suresinde bize bunu öğretiyor. Zarif bir ifade ile: Ey babasının canı canım evlâdım, ciğerpârem; Hak Teâlâ Hazretleri’ni tanı.*** Eğitimde öncelikle öğretmemiz gerekeni, Allah’ı (cc) öğreteceğiz.
Hesap vereceğini bilen kişi davranışlarını ona göre yapacak. Böylece zulüm ve adaletsizlik ortadan kalkacaktır.
Kadim medeniyetimizde yetiştirdiğimiz dünya değerlisi insanları yetiştirdiğimiz gibi, aynı inanç ve değerlerle dünyaya yön verecek yeni örnek insanlar yetiştirebiliriz. Dün başardığımız gibi ne yaptıysak bugün de aynısını yaparak başarılı olabiliriz. Bir farkla ki dünün vasıtaları ile değil, günümüzün vasıtaları ile aynı inanç ve kararlılıkla. Zira insan Adem (as) zamanındaki insandır; ihtiyaçları ile inanç ve düşünce yapısı ile aynıdır. Modernite sadece insanın hayatını kolaylaştırır, hepsi o kadar. İnsanı değiştirmez, değişen vasıtalardır, insan değil!
İnsanın değişmediğine dair sayısız örnek bulabiliriz, ama değiştiğine dair örnekler hep zorlama olacaktır. Mesela dün karnı acıkınca doyurması gerektiğine inanır ve gereğini yapardı, bugün de böyledir. Gerek fizyolojik, gerek biyolojik gerekse manevi ihtiyaçları böyledir. Değişen nedir diye sorulacak olursa cevabımız: ihtiyaçları karşılama vasıtaları değişmiştir o kadar.
Vasıtaların değişmesi ve gelişmesinin getirdiği karmaşaya kanmayacağız. Kuvveti üstün tutan medeniyetin yanlış hak anlayışı ile oluşturulmuş eğitim ve sistemi bir an önce terk edilmeli; yerine “hakkı üstün tutan medeniyet” kuracak eğitim verilmelidir. Kurtuluşumuz bu eğitime bağlıdır, asil ifadesi ile “maarif” acilen millîleştirilmelidir.

* Ekstrapolasyon: Bir zaman dizisinin kapsadığı dönemin veya verilerin dışındaki değerlerin geçmiş değerlerden hareketle tahmin edilmesi.
** (Buhârî, cenâiz 92; Ebû Dâvut, sünne 17; Tirmizî, kader 5)
*** Ord. Prof. Süheyl Ünver’in Kazan Türkçesi’nden dilimize tercüme ettiği ‘Lokman Hekim’in Oğluna 100 Öğüdü

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz