Felsefe; var olanların varlığı, kaynağı, anlamı ve nedeni üzerine düşünme ve bilginin bilimsel olarak araştırılması diye tanımlanmaktadır. Felsefe, insan üzerinde düşündüğü tüm soru ve problemlerle ilgilenir. Bunlarla ilgili akıl yürütür, yorum yapar ancak hiçbir konuda son sözü söyleyip, noktayı koymaz. Akıl; düşünme, anlama ve kavrama gücüdür. Sorumluluğun gereği olarak canlılardan sadece insana verilmiştir. Nas; açıklık, açık ve kesin yargı. Genelde, hüküm kaynağı olması yönüyle Kitap ve Sünnet’in ifadeleri anlamında, fıkıh usulünde lafzın açıklık düzeyini belirtmek üzere kullanılan bir terim.

İslâm ilimlerinde nas (çoğulu nusûs) denilince genellikle Kur’an ve Sünnet’in lafızları kastedilir.
Kavramlara boğulmadan hayat felsefemizi kurmalıyız. Hayatta felsefemiz yani yaşamada gayemiz ve bu gayeye uygunluğumuzu iyi düşünmek gereklidir. Felsefenin bizim için ne kadar önemli olduğunu anlamamız için şu soruyu soralım; En çok neye değer veririz? Bir insan için değer verdiği şeyler neredeyse hayatının yönünü belirler. Bazıları bunun için ölür. Akılı nass üzerine, felsefeyi de akıl üzerine bina edersek ıslahta yol alınır. Bunların bina ediliş şekline göre kişi erdem veya erdemsizliğe ulaşır. Kendi felsefesini oluşturma yeteneği geliştirmeyenler başkaları tarafından oluşturulan felsefe ile hareket eder hale gelir. Dünyamızda insanların büyük bir çoğunluğu hazır bir hayat yaşamaktadır. Bu da felsefe sayesindedir.Fertler hazır olan ve kabullendirilen felsefeye uyar olmuştur. Felsefe beşer ürünüdür. Beşerin aldığı eğitime, yaşadıkları dönemin getirileri, zorunlulukları ve özgürlükleri etki etmiştir.

Zamanın Silahı
Zamanın güç sahipleri bir felsefe oluşturmuş ve insanları buna göre yönlendirip yönetmişlerdir. Farkında olmadan onsuz olmadığı kanaati oluşur. Bugün Avrupasız olmaz anlayışında bu oyun yatmaktadır. Bu “Ve yüzünü hanîf (Allah’ı birleyici) olarak dine çevir. Sakın (Allah’ın kudret ve hâkimiyetini yaratılmışlara vererek) müşriklerden olma!” (Yunus: 10/106) ve”(Ey Rabbimiz!) Yalnız sana (ibâdet ve itaatle) kulluk eder ve (her hal ve ihtiyacımızda) ancak senden medet umar/yardım dileriz ” Fatiha suresindeki ayet iyi algılanmalıdır. Tarihçilerin aktardığı üzere Endülüs Emevileri dönemi, Rönesans, Fransız ihtilali gibi ilk hatıra gelen felsefi değişikliğin dönüm noktaları olmuştur. Bazı dönemlerde okullar açılmış Filozoflar yetişmiş ve toplum hazır felsefeye ayak uydurmak zorunda kalmış bazen de hazır olanı yaşar olmuştur.

Bazen zamanın silahı olarak kullanılmış toplumlar asimile edilmiştir. Islah ediciler de ifsat ediciler de bu metotlardan yararlanmıştır. İslah ediciler Nass’ın öğretisi ile aklı olgunlaştırmış ve geliştirdiği felsefe ile toplumu yönlendirmiştir. Hakk hakim olsun diye cehd etmişlerdir. Günümüzde sermaye odaklı sömürü felsefesinin dünyaya hakim olma çabası bir gerçektir. Cep telefonu, bilgisayar veya benzeri günümüze kolaylık getiren teknolojiye yetişilmez olmuş; yeni versiyonları, yazılımları, virüs ve anti virüsler bir sömürü aracı haline gelmiştir. Haberleşme sitelerindeki bilgiler depolanır, sır olarak saklanır hale gelmiştir. Teknoloji felsefesi birilerini sömürme aleti olmuştur. Gelecekte savaşlar buradan olacaktır. Bugün övünerek bahsettiğimiz savaş aletleri, teknolojik gelişmeler, sır ve genel haberleşme yöntemleri yazılımları kimin elinde veya kimin eline geçebilir. Yarın bunlar bir şekilde düşmanın eline geçince tüm varlığımız yok demektir. Geleceğin savaşları dijital sistemle olacaktır. Bugün çocuklarımıza hazırlanan çizgi filmler veya öğretilen karakterler bunun alt yapısını hazırlamaktadır.

Bugün dünyaya barış getirme felsefesi diye bize aktarılan Siyonizm’in amacı, sömürü sisteminin devamı için şehirler ve ülkeleri yok etmekten geçer. Çakma örgütlerle önce düşman üretilip sonra onun sayesinde yok olan milletler, boşaltılıp amacına göre yerleştirilen topluluklar ve orayı imar için tekrar sermayelerine sermaye katan zihniyet… Olmadık yerlerde düşmanlık üreterek toplumlar düşman haline getirilmektedir. İki düşmana da silahları satanın aynı güç olduğu iyi görülmelidir. Unutmayalım bizim için günahkâr Müslüman İslam düşmanı başkasından daha değerlidir. Bugün batılı olmak için gayret sarf edenler niçin sarf eder? Yani batı normlarına aşık olanlar İslam normlarını nereye koyarlar?

Aklın Kaynağı
Aklın sınırları içinde akla sınır çizmek rasyonalistler açısından kabul edilmese de, akla makul ölçülerde sınırlama yapılmadığında aklın kendi kendini yok edecek bir varlık haline geleceği bir gerçektir. Akıl; yaratıcısının sonsuzluğunun açık delilidir. O sonsuzluğun sadece yansıması olduğu için fazla yüklenmeye gelmez, sigortası atar. Kendi kendine sınır çizmeye çalışan akıl, bunu hangi referans çatısına ve ilkeler bütününe göre yapacağını tespit edemezse doğru karar veremez. Çalışma kaynağını nastan alan akıl gerçeklerden sapmaz. Bugün İslam dünyasının sömürülmesinde kaynak iyi anlaşılmalıdır. Aklını başkalarına kiralayan zihniyet iflah olmaz. Bizi kim yönetiyor, kimlerin kararları geçerli, bu akan kanın nedeni nedir? Kritik ve analitik düşünmeyen İslam coğrafyasının hali ortadadır. Verdiğimiz eğitim bizleri bunların cevabına götürmelidir.

Verilen eğitimin felsefesi nedir?
Herkes diplomalı mı olmalı?
Niçin kesintisiz ve mecburi eğitim?
Eğitimimiz anarşiyi mi bitirir yoksa İlim adamı yetişmesine mi yardımcı olur?
Ahlaklı toplum yetiştirmeye katkısı nedir?
İyi usta mı yetiştirir?
Zararlı alışkanlıkları mı engeller?
12 yıl kimin isteğidir?
Hep okullar mı adam yetiştirir?
Niçin bizlere bazı ülkeler model gösterilir? Oysa model gösterilen ülkelerin okulları anlatılırken o ülkedeki intihar vakaları birlikte verilmez. Okulların yaptığı eresmus ve Comenius gibi çalışmaların bizim öğrencilerimize ne kazandırdığı iyice düşünülmelidir. Bizim hayat felsefemizin aktarılmadığı sadece batı hayranlığı ile doldurulan zihinler… Bu da beyin gücünü transfer etmeye sebebiyet vermektedir.

Aklın sınırlarını bilen ve alem üzerindeki tasarrufunu ona göre belirleyen, aklın ötesindeki varlık aleminin hakikatinden ve gerçekliğinden de hiçbir şey kaybetmez. Bunun için aklın ötesinde var olan gerçeğin farkında ve bilincinde olan bir eğitim felsefesi oluşturmak zorundayız.
İnsanı diğer varlıklardan ayıran değer akıldır. Akıl haddini bilince bir nur, doğru kullanıldığında hikmet sahibi yapar, Seviyeleri birbirine karıştırdığımızda külfet haline gelir. Hikmet geleneğine göre, beşeri makamların aldatmayacağı şuurlu kişilik bilincinde olan bir eğitim felsefesi eğitime kalite getirecektir. Eğitimin amacı kişiyi hikmete ulaştırmak olmalıdır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz