Ana Sayfa Milli Şuur 55. Sayı EĞİTİMİZ NİÇİN RAYINA OTURMUYOR?

EĞİTİMİZ NİÇİN RAYINA OTURMUYOR?

Sistem, insanları robot gibi yönetmek için okumayan, düşünmeyen, araştırmayan, sorgulamayan insanlar mı yetiştirmek istiyor, dersiniz?

267
0

Eğitim bir toplumun en hassas alanı. Çünkü, geleceğimizi inşa edecek insan potansiyelini bu kanaldan yetiştiriyoruz. Bu yüzden uygulanacak eğitim mutlaka “yerli”, “millî” ve “o topluma özgü” olmak zorunda. Milletimizin manevî değerleri, özü, aslı, kimliği, tarihi ile örtüşen bir eğitim sistemine ihtiyacımız var. Ancak, bu yaklaşımla “köklü bir sistem” oluşturabilirsiniz. Öğrenciyi deneme tahtası olarak kullanan, yapbozcu bir eğitim sisteminin hem “kalıcı” olması; hem de eğitime kalite getirmesi mümkün değildir.

Eğitim dıştan müdahaleyi kaldırmaz. Eğitimde başarı elde etmiş ülkeler; bu işi yöneticiler, eğitimciler, öğrenci velileri, öğretmenler, öğrenciler ve çevre olarak birlikte yürütüyorlar. Her biri görüş, istek ve önerileriyle eğitime katkı sunuyor. Böylece eğitimde “katılımcılık” sağlanmış oluyor. Eğitimin uygulanmasında herkesin payı olduğu için eğitimi sahipleniyorlar. Bu yöntemle “yerli” ve “millî bir eğitim” sağlanmış oluyor.

EĞİTİMİMİZ BATI KISKACINDA
Şimdi, bizdeki eğitimin bir türlü oturmayışının sebebini daha iyi anlıyoruz, sanırım. Cumhuriyet dönemi eğitimi, baştan beri Batı etkisi altındadır! Başta John Dewey’in “Rapor”ları; şimdi de Fulbright Eğitim Komisyonu bu hassas alanı kıskaca almış durumda. Türkiye, bu kıskaçtan kurtulup millî kimliğine uygun bir eğitim sistemine yönelmedikçe eğitim alanında ciddi bir varlık gösterebilmesi mümkün görünmemektedir.

Eğitimimizi iyi bir noktaya ulaştırmak için denemediğimiz “sistem” kaldı mı? Her birine büyük umutlar bağladığımız nice bakanlar gelip geçti. Eğitimle ilgili güzel, oturaklı, isabetli sözlerini dinlediğimiz Ziya Selçuk Bey’e de büyük umutlar bağlamıştık. Ama, ne yöneticiler, ne bakanlar, ne de farklı sistem denemeleri derdimize derman olmadı. İşin sırrının, millî kimliğimizle örtüşen bir eğitim anlayışı olduğunu yaşayarak gördük.

Yanlış eğitimin suçlusu bakanlar, eğitim yöneticileri, öğretmenler değil; kimliğimiz, tarihimiz millî ve manevî değerlerimizle barışık olmayan, dış müdahaleye açık çarpık sistemdir. Vakit geçirmeden kimliğimiz ve değerlerimizle örtüşen bir eğitim sistemine geçme zarureti vardır.

NİYET BOZULURSA AMEL FAYDASIZ
Eğitimin ortaya çıkardığı sonuçların fotografını çekerseniz, eğitim açısından durumumuzu daha net anlayabilirsiniz! Bu ülkede daha 7 sene öncesine kadar Gülen topluluğunun eğitimdeki başarıları anlatıla anlatıla bitirilemiyordu. Türkiye’de dershaneler, okullar, yurtlar, öğrenci evleri; onlarca ülkeye yayılmış eğitim faaliyetleri… Bu grubun eğitim faaliyetleri “kalitesiz”di, diyemeyiz. Fakat, millî ve manevî değerlerimize mesafeli, yerli ve millî olmaktan uzak, hedefi doğru olmayan bir eğitim anlayışıydı.

Kısaca, bu grubun eğitimde millî bir hedefi yoktu. Eğer, bir hedef olduğunu söylemek gerekirse, oluşan potansiyeli ABD çıkarlarına ciro etmek olduğunu söyleyebiliriz. Yani, eğitimde niyetleri başkaydı. Fıkıhta bir kural vardır: “Niyet bozulursa amel işe yaramaz.” Burada hedefimiz, ne yaptıklarını bilerek, Türkiye’yi darbeye sürükleyenleredir. Değilse, aldanarak bu grubun içinde bulunanlara sözümüz yok.

15 Temmuz darbe girişimi sebebiyle gördük ki, millî ve manevî değerlerimizi öncelemeyen çarpık eğitim sistemi “darbeci” yetiştiriyor. Bir ülkenin eğitimde doğru hedef koyması o kadar önemli ki!

HEDEFİNİ GÖZETMEK
Erbakan Hoca Almanya’nın Deutz Motor Fabrikaları’nda “başmühendis” olarak görev yaparken, bir profesör arkadaşı kendisini evine davet eder. Evin çocuğu o gün karnesini almıştır. Eve gelince karnesini babasına gösterir. Babası da çocuğunu kucaklar, tebrik eder. Sevinçli baba Erbakan’a seslenerek, “Hocam, şu karneye bir de sizi bakar mısınız?” der.

Hoca, çocuğun karnesini bakar. “Zayıf, orta” ağırlıklı notlar. Arkadaşına der ki: “Bu karnenin sevinilecek nesi var? Zayıf, orta gibi notlar çoğunlukta” deyince, “Biz, baştaki notlara bakmayız. Sol üst köşede, “Hedefini gözetmesi: Pekiyi” yazıyor ya! Bizim için o bölüm önemlidir. Hedefini gözeten çocuk, notlarını her zaman iyileştirir” şeklinde cevaplar.

Çocuklarımıza ideal ve hedef kazandıramadığımız için başıboşluk girdabında boğuluyorlar. Kazandığı üniversitede kalabilenler o kadar az ki! Çoğu alan değiştiriyorlar. Mesleğinde sonuna kadar sebat edebilenlerin sayısı oldukça düşük! İlgi, merak, mizaç, yetenek gibi özellikler dikkate alınmıyor. Her şey deneme yanılma üzerine kurulmuş. Okullardaki yanlış sistem bireysel ve sorumsuz insan tipi yetiştiriyor. Bugün öğrencilerin tamamına yakını yetişkinlerden bağımsız bir hayat yaşamak istiyor.

GİRİŞİMCİ RUH ZAYIFLADI
Bugünkü eğitimin ürünü olan gençlerimizi gözlemliyor musunuz? Çok azı dışında, bireyselleşmiş ve içe kapanık durumdalar. Sorumluluk alabilecek bir girişimcilik anlayışına sahip değiller. Her biri bir masa başında kolay yoldan para kazanma, gününü gün etme hayalindeler. Onların üretim ve girişimcilik duyguları geliştirilmesi gerekli!. Her şeyi madde ile ölçer duruma gelmişler. İnsanî değerlerde büyük bir aşınma söz konusu.

“Daha varlık sebebinin alfabesi durumundaki “okuma sevgisi”ni bile veremeyen eğitimden nasıl güzel sonuçlar bekleyebilirsiniz? ”

Şüphesiz bütün bunlar aldıkları çarpık eğitimin ürünü. Özellikle dıştan bitirme, açık öğretim öğrenciye bazı bilgiler verse de, davranış ve beceri kazandıramıyor. Sorumsuz ve girişimcilik özelliği olmayan insanlar üretiyor. Girişimcilik “sorumluluk” ve “fedakârlık” ister. Plan, program ve disiplinli çalışmayı öğretir. Eğitimin “girişimci insan yetiştirme” hedefi olmalı.

OKUMADAN OLMAZ
Deneme yanılma yöntemiyle yürüyen eğitim sisteminin öğrenciye “tutku” seviyesinde olması bir tarafa; “sevme” boyutunda bile okuma alışkanlığı kazandıramıyor. Daha varlık sebebinin alfabesi durumundaki “okuma sevgisi”ni bile veremeyen eğitimden nasıl güzel sonuçlar bekleyebilirsiniz?

Nüfusumuzun üçte biri eğitimle ilgili, ama sonuç da ortada! Acaba, bunu kasten mi yapıyorlar, düşüncesi aklımıza gelmiyor değil. Sistem, insanları robot gibi yönetmek için okumayan, düşünmeyen, araştırmayan, sorgulamayan insanlar mı yetiştirmek istiyor, dersiniz?
Eğitim bekleneni veremediği için okullar gün geçtikçe sıradanlaşıyor. İlim, irfan, hikmet, marifet, olgunluk öğrenilen yerler olmak yerine; eğitim yapıyormuş gibi görünerek kolay yoldan para kazanma, gününü gün etme mekânları haline geliyor.

Eğitimde mesafe almış ülkelerle, bizim ülkemizdeki eğitim karşılaştırılarak masaya yatırılmalıdır. Eğitimi bütüncül ve kuşatıcı bir yöntemle ele alıp tartışmaya ve sorgulamaya ne dersiniz?

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz