Ana Sayfa Milli Şuur 48. Sayı EL- MUALLİM (SAV)

EL- MUALLİM (SAV)

Öğrenmenin olduğu yerde elbette bir de öğretene ihtiyaç vardır. Öğrenenin isteği kadar öğretenin mahareti de önemlidir bu eylemde.

131
0

Öğrenmek insanlığın var oluşuyla başlayan ve dünyanın sonuna kadar da devam edecek olan bir eylemdir. İnsanın öğrenme serüveni Hz Âdem ile başlar. Allah (CC) insanı yaratır ve ona isimleri öğretir. Böylece insan neslinin öğrenme süreci başlamış olur.
Öğrenmenin olduğu yerde elbette bir de öğretene ihtiyaç vardır. Öğrenenin isteği kadar öğretenin mahareti de önemlidir bu eylemde.

Hz Âdem ile başlayan bu süreç insanın dünya yaşamıyla başka bir boyut kazanmıştır. Bu defa Allah insanoğluna kendi içinden öğretmenler, yani peygamberler göndermiş ve insanın dünya yaşamında ihtiyaç duyduğu bilgileri onlara iletmiştir. Bu öğretmenlerin en sonuncusu ise; bizim Peygamberimiz Hz. Muhammed (SAV)’dir.

O ilahi eğiticilik görevini öyle bir zamanda almıştır ki insanlar çocuklarını diri diri toprağa gömmekten kaçınmamakta, her türlü sapkınlık zirve yapmış durumdadır. Adı “cahiliye” olan bu korkunç dönemde insanlar karanlık içinde yüzmekte Kuran’ın tabiriyle aşağıların aşağısına inmiş durumdadır.

İşte böyle bir dönemde “Ben ancak bir muallim olarak gönderilim.” mütevazılığıyla cahiliye karanlığına meydan okuyan bir meşale olarak öğretmenlik görevine başlamıştır peygamber efendimiz. Cehalet sarmalı içinde kıvranan insanı, tekrar yeryüzünün halifesi olmaya layık bir varlığa dönüştürmek ve eşref-i mahlûkat makamına taşımak ve kendi değerini hatırlatmak üzere bu çetin mücadeleyi tüm ağırlığıyla kabul etmiştir.

Hira dağındaki bir mağarada Cebrail (AS) aracılığıyla kendisine tebliğ edilen muallimlik görevini 23 yıl sürdürmüş ve bu 23 yılı sonunda bugüne kadar hiçbir eğitim sisteminin ulaşamadığı bir başarı elde etmiştir. Bu öyle bir başarı ki; cahiliye karanlığından, gökteki yıldızlar kadar parlak bir toplum ortaya çıkarmıştır. Adı Vahşi olan bir insanı Hz Vahşi olarak anılır hale getirmiştir. Kız çocuklarını diri diri toprağa gömen bir anlayıştan cenneti anaların ayakları altına seren bir anlayış inşa etmiştir.

Efendimizin 23 yıl süren Risâlet dönemi her yönüyle insanlık için bir okul niteliğinde olmuştur. Aile içi ilişkilerden, ticarete, sosyal yaşama kadar her yönüyle toplumsal bir eğitim hareketi olmuştur bu dönem. Mekteb-i Suffa derslerinden Cuma hutbelerine, civar topluluklara gönderilen mektuplara ve elçilere kadar muazzam bir eğitim faaliyeti, adeta bir eğitim seferberliği yaşanmıştır

Dünyanın en büyük eğitim seferberliğinin yaşandığı bu dönem kendinden sonraki tüm zamanlar için bir model durumundadır. Hatta bu dönem eğitim programcıları tarafından titizlikle incelenmeli ve öğretmen adaylarına ilham kaynağı olmalıdır.

Şimdi biraz da efendimizin 23 yıllık öğretmenlik sürecinin anahtar noktalarına beraber bakalım. Tabi bu konu başlı başına bir araştırma konusu olduğundan biz ana hatları ile Efendimizin eğitim metotlarını ele alacağız.

Adına “cahiliye denecek kadar zor bir dönemde göreve başlayan Hz Muhammed’in (AS) insanlara yaklaşımıyla işe başlamak lazım. Efendimizin insanlara olan yaklaşımında temel prensibi kendisinden yüzyıllar sonra Yunus Emre’de “Yaratılmışı severiz yaratandan ötürü. ”sözüyle tezahür eden koşulsuz insan sevgisidir. O, insanları severek başlamıştır işe. Bu öyle bir sevgi olmuştur ki tüm o karanlığa, insanların yaptıkları hatalara rağmen onlardan asla umudunu kesmemiştir.

Hz Muhammed (AS)’in bu zorlu dönemde uyguladığı eğitimin önemli noktalarından biri de sabırdır. Her türlü sapkınlığın kökleştiği bir toplumda insanları iyiye ve doğruya sevk etmenin kolay olmayacağı bir gerçektir. Burada Peygamberimizin üstün sabrı devreye girmiş ve o insanlara sabırla muamele ederek, birçok insanı sapkınlıklarından vazgeçirerek iyi birer insan olmalarını sağlamıştır.

O, insanların bir anda düzelmesini beklememiş, dinin hükümlerini onlara aşamalı olarak öğretmiştir. Her bir aşama tam öğrenilmeden diğer bir aşamaya geçiş yapmamış, insanları ikna etme yolunu seçmiştir. Eğitiminde boşluk kalmamasına özen göstermiştir.

Peygamber efendimizin eğitim modelinde konuşmadan çok uygulamaları ile örnek olma da önemlidir. Zira insanların sözden ziyade eylemden etkilendiği bir gerçektir. Konuşmalarında ise karşısındaki insanların kişisel özelliklerine dikkat etmiş, kişinin anlayacağı bir dil kıllanmıştır.

Soru sormak O’nun eğitim anlayışında önemlidir. Bu konuyla ilgili söylediği şu sözler bu durumun en güzel ifadesidir: “Güzel bir soru ilmin yarısıdır.” “Âlimlerle beraber olunuz, bilenlere sorunuz, bilenlerle arkadaşlık yapınız.” Peygamberimiz bazen de sorulan sorulara soruyla karşılık vererek insanların dikkatini daha önemli noktalarda toplamıştır. Kendisine kıyametin ne zaman kopacağını soran birisine kıyamet için ne hazırladığını sorarak asıl önemli olanın kıyamet için yaptığımız ve yapacağımız hazırlıklar olduğunu hatırlatmıştır.

Örnekler vermek de onun yöntemlerindendir. Pek çok konularda örnekler vermiş ve insanların o örneklerden kendilerine dersler çıkarmalarına yardımcı olmuştur. Müslümanlar arasındaki bağı anlattığı bir konuşmasında şöyle bir örnek vermiştir: “Mü’minler birbirlerini sevmekte, birbirlerine acımakta ve birbirlerini korumakta bir vücuda benzerler. Vücudun bir uzvu hasta olduğu zaman, diğer uzuvlar da bu sebeple uykusuzluğa ve ateşli hastalığa tutulurlar.” Bu ve buna benzer örneklerle insanların konuları daha iyi kavramalarını sağlamayı amaçlamıştır.

Efendimiz insanların düşüncelerine ve farklı görüşlerine saygı duymuş, istişare ve fikri tartışmalar yapmıştır. Uygun bir üslupla yapılan bu tartışmalar da, insanları ikna etmenin önemli bir yolu olmuştur. Bu konuyla ilgili Bedir’de yaşanan şu olay çok güzel bir örnektir: Bedir Savaşında ashaptan Hubab isimli zat, Müslümanların mevzilendiği yeri beğenmemişti. Peygamber efendimize gelerek: “Ey Allah’ın elçisi, buraya Allah’ın emriyle mi indin yoksa bir savaş taktiğiyle mi?” diye sordu. Peygamberimiz: “Savaş taktiğiyle” deyince, Hubab: “Ey Allah’ın elçisi! Bedir köyünün en sonundaki kuyu etrafında mevzi alalım. Böylece putperestleri susuz bırakmış oluruz.” dedi. Peygamberimiz onun bu teklifini beğendi ve hemen harekete geçtiler. Ordu Hubab‘ın teklifi doğrultusunda hareket etti.

Sonuç olarak her anı her hareketi insanlığa örnek olan Hz. Muhammed (SAV), özellikle öğretmenler için büyük bir örnek olmuştur. İyi bir eğitim sistemi için yeni modeller arayışında olanlar için de peygamberimizin 23 yıllık peygamberlik dönemi mutlaka incelenmesi gereken bir dönemdir.

Muallim peygamberin yolundan giden muallimlere selam olsun.