Ana Sayfa Milli Şuur 62. Sayı Evde OKU

Evde OKU

Zamanı israf etmeyen, ahireti için azık toplayan, dünya için, insanlık için hayırlı, yararlı işler yapan, projeler üreten… dava delisi insanlar olalım, olmaya başlayalım.

60
0

“Seni yaratan Rabbın’ın adıyla oku…” ilk İlahi fermanıyla Cenab’ı Hak, bu işin ne kadar mühim olduğunu vurguluyor. Cahiliye arap toplumunda, neredeyse her türlü cahiliye adeti mevcuttur; Şirkten, kız çocuklarını diri diri toprağa gömmeye, kölelikten içki-kumara kadar, adam öldürmek-kan davalarından, kadının değersizliğine, zina ve fuhuşa, faize, kumara … varıncaya kadar, her türlü kötülüğün, ahlaksızlığın hakim olduğu bir dönemde yüce Rabbimiz “OKU” diyor.Yüce Allah(cc), bizlere, bütün insanlığa ve özelde de o günkü arap toplumuna, bütün hataların, gaflet ve isyanın büyük küçük bütün suçların esas nedeninin bilgisizlik ve cehalet olduğu mesajını vermektedir. Cahil insan düşünmez ve cesurdur. Bilgisiz kişi, geçmişi, geleceği düşünecek ve iyi tahlil edecek kabiliyette değildir. Suç işleme konusunda çok cesurca davranır. İleriyi geriyi idrak edemez. Onun için evvela bu cehaletin giderilmesi mecburiyeti vardır. Efendimiz (sav) bir hadisinde: “Bütün hataların başı cehalettir” buyurmaktadır. Bu kural değişmez. Zamana ve çağa göre farklılık arz etmez. Onun için İslamın doğduğu o günler için de tek kurtuluş reçetesi ilim olmuştur, bu gün de yegane kurtuluşumuz ilimdedir, bilgi ve irfandadır. Bu durum yarın da böyle olacaktır. İşte sana büyük fırsat doğmuştur, evde oku ve üret, büyük bir kazanım elde et, her çeşit mikrop ancak bilgiyle yok edilir.

İlim denildi mi, ilk akla gelen “ma’rifetullah” olmalı. Allahı (cc) tanımak, uluhiyyetini ve rububiyetini bilmek, kendimizi de Rabbimizi de iyi tanımak ve öğrenmek esas olmalıdır. Kendisini tanıyan Rabbını de tanır. Rabbını hakkıyla tanıyan kişiler, ilimde rusuhetmiş, gerçek ilim sahibi alimlerdir. Yüce Mevla Kuranı Mübinde: “Hakkıyla Allahtan korkanlarancak alimlerdir.” buyurmaktadır. Allah’tan korkmak, O’nun sevgisini, şefkat ve merhametini kaybetme korkusu olarak tefsir etmek gerekir. “O, yar olsun gerisi ağyar olsun”anlayışı. Yada başka bir ifadeyle: “Allah bes baki heves” inancıdır. Bilgi ve irfan sahibi olan kişiler akıllı kimselerdir, aklı selim sahibi insanlardır.Akıllı kişiyi ise, Resulullah Efendimiz (sav) şöyle tarif eder: “Nefsini terbiye eden ve ölüm sonrası için hazırlık yapan kimsedir”. Rabbını tanıyıp O’nun emrinden çıkmamak, ancak bilgili ve akıllı insanların işidir. Cenabı Hak Celle ve ala: “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu” fermanını buyururken, ilim sahibi insanların akıllılığını, tefekkür, tezekkür sahibi olduklarını, görev ve sorumluluklarının idrakinde olduklarını beyan etmektedir. İlim-amel-ihlas formülünün, bir kurtuluş reçetesi olduğunu bilirler o alim ve bilgin insanlar.

Kişi nasıl alim ve mütefekkir olur? İnsan nasıl ma’rifetullaha ulaşır?. Cehaletten ve cahiliye adetlerinden, gafletten, dünya sevgisinden, “vehn hastalığından”… nasıl kurtulur beşeriyet?. İslam Dini bu kadar ilime, okuyup araştırmaya, tefekkür ve teakkületmeye önem vermesine rağmen, İslam ümmeti bu gün, neden bu kadar çaresiz, yolunu şaşırmış, mazlum ve garib?. Niye bir İbni Haldun, bir Gazzali, bir Razi yetişmiyor, yetiştirilmiyor? Hatta bir Fuat Sezgin, bir Akif bir Necip Fazıl… yetişmiyor? Yeni Selimiyeleri, Süleymaniye’leri kim yapacak?! Endülüs ve Bağdat’taki milyonluk kütüphaneleri, rasathaneleri kim kuracak?! Kaybetmek üzere olduğumuz medeniyetimize, dinimize, kültürümüze… kim sahip çıkacak?! OKU dendikçe, biz sanki inadına okumamaya başladık. Bilgi ve hikmet hani müminin kaybolmuş malıydı?! “İki günü eşit olan zarardadır” demiyor muydu dinimiz!? “Bir saat tefekkür bir yıl nafile ibadetten daha hayırlı.” değil miydi yoksa!?

Değerli kardeşlerim, bu soruları uzatmak mümkün. Ancak şu kadarını söyliyeyim ki, müslümanlar İslamdan, Kuran’dan, Sünneti Resulullah’tan uzaklaşmışlar ve maalesef Yahudileşme temayülüne, Batı hayranlığına kendilerini kaptırmışlar ve büyük bir gaflete düşmüşlerdir.Dünyevileştik, dünya muhabbeti bizi hedefimizden alıkoydu. Sahiden neydi bizim hedefimiz, yaratılış gayemiz?! Rabbimizin bize ilk talimatını ne kadarda çabuk unuttuk.!
Cenab’ı Hak(cc), ”ikra’” diye ilk emrini verirken neyi amaçlıyordu?! Henüz Kuranı Kerim inmemişken neyi okuyacaktık Resulullahın şahsında?! Yoksa kainatı ve dolayısıyla kendi varlığımızı mı okumalıydık evvela!? Biz son ve Kamil din olan İslama bağlandıkça, emir ve yasaklarına, talimatlarına ashabı kiram gibi uyan, diğer yıldızlarımız gibi uydukça, ilimde de, fendede, takvada da… mesafe aldık, hem dünyada hem ukbada güçlendik, Rabbimizi’in inayetine mazhar olduk. Koca imparatorlukları kısa zamanda fethettik, az bir kuvvetle sayıca çok daha büyük orduları yerle bir ettik, insanlığın gönlüne nüfuz ettik ve büyük devletler kurduk, büyük alimler, bilginler yetiştirdik, büyük eserler meydana getirdik.

İslamın ruhunu kaybedip Kuran ve sünneti ne zaman terkettiysek, ilim ve hikmetten, düşünme vetefekkürden de o zaman uzaklaştık. Ona paralel olarak her alanda geriledik, güçsüz olduk, izzetimizi ve şerefimizi kaybettik, birbirimizle uğraşmaya başladık veşer odaklarının oyuncağı haline geldik maalesef. Biz Allahı unuttuk O’da bizi unuttu, biz O’nu zikredersek, O’da bizi zikreder, biz O’na sığınırsak, O da bize rahmetini, yardımını yollar. Bizi güçlü ve şerefli kılan şey İslamdır, İslamın izzetidir. Biz ancak İslamla izzet buluruz. Kaybettiğimiz değerler; İlimdir, irfandır, infaktır, tevazudur, tefekkürdür, gerçek teabbüttür, ittifaktır, ittihattır… Vücudumuza çeşit çeşit mikroplar girmiş, bizi benliğimizden, özümüzden, dinimizden, tarihimizden, gücümüzden, izzet ve şerefimizden uzaklaştırmıştır. Dünya sevgisi, mal, mülk, makam sevgisi bizleri ölümden korkar hale getirmiştir. Kalbimize “vehn” girmiş, şehadet şuuru, cihad ruhu, bilgi ve hikmet, ilim ve irfan… anlayışından uzaklaştık, uzaklaştırıldık. Düşünme melekemizi yitirdik, okuyup üzerinde düşünme ameliyemizi kaybettik. Batı ise hristiyanlıktan uzaklaştıkça ilim ve fenne sarıldı, rönesans ve reform hareketlerini gerçekleştirdi. Orta çağ Avrupa’sında, Engizisyon mahkemeleri aracılığıyla pek çok düşünür ve bilim adamına ağır cezalar vererek okuma, araştırma ve düşünmenin önüne geçtiler. Ancak İslam dünyasındaki bilimsel çalışmalar, yazılan ilmi ve devasa eserler, batının uyanmalarına büyük katkı sağladı. Onlar, Kepleri, Newton’ları, Galileleri ve Arşimetleri yetiştirmeye başladılar. Bizler de İbni Rüştleri, İbni Haldunları, Ebubekir Zekeriya Razileri, Birunileri, Harezmileri, Uluğ Bey ve Ali Kuşçuları, İmam Gazzali ve İmamı Rabbanilerini… kaybetmeye başladık. Maalesef bir dahada onları yetiştiremedik.

Tarihi doğru okumalı, doğru tarihi öğrenmeli, fiziği kimyayı, matematiği, astronomiyi, tıbbı, bilgisayarı ve yazılımı, uzay bilimini, bilim tarihini, coğrafyayı, yer altı ve yer üstü bilimlerinin tamamını ve bütün dini ilimleri: (Tefsir, hadis, fıkıh, kelam, akaid, siyer, dinler tarihi, mezhepler tarihi, din psikolojisi, din sosyolojisi, davet fıkhını…) çok iyi öğrenmek zorundayız eğer kendimize gelmek ve güçlenmek istiyorsak. “İlim ve hikmet müminin kaybolmuş malıdır, onu nerede bulursa alır”, “Çin de bile olsa ilim öğreniniz”,” Beşikten mezara kadar ilim tahsil ediniz”, “alimin mürekkebi şehidin kanından üstündür”… ve en önemlisi Rabbimiz’in OKU talimatına uymaktır. Böylece kaybettiğimiz değerleri telafi etme imkan ve ihtimali doğar.

Biz zamanı çok israf ettik.Boş ve malayani işlerle çok uğraştık. Okumadık, okutmadık, üretmedik ve hep aldandık. Gelin yeni baştan Rabbimizle ahitleşelim. İmanımızı, inancımızı tazeleyelim, kendi kendimizi hesaba çekerek her şeyimizi güncelleyelim. Bundan böyle herkesten daha çok okuyalım, kaybettiğimiz zamanı kazanmaya gayret edelim, beyin göçünün önüne geçelim, eğitimimizi, eğitim sistemimizi gözden geçirelim, çok iyi bilgili ve heyecanlı muallimler yetiştirelim. Dinini seven, geçmişini inkar etmeyen, birlik ve kardeşlik isteyen salih nesiller yetiştirelim. Zamanı israf etmeyen, ahireti için azık toplayan, dünya için, insanlık için hayırlı, yararlı işler yapan, projeler üreten… dava delisi insanlar olalım, olmaya başlayalım. Son söz olarak İslama, Allah’ın (cc) OKU emrine uy ki, dünyada da ahirette güçlü olasın , mutlu olasın. İslam’ın tefekkür – teakkül emrine uy ki mazlumları mağdurları kurtarabilesin. İslam’a tam teslim ol ki Allah’ın rızasını elde edebilesin. Selam ve dua İle.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz