Bismillahirrahmanirrahim

Âlemlerin Rabbi, Rahman ve Rahim olan Allah (c.c)’a hamd ederim. Salât ve selâm, peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa (s.a.v)’ya, âline ve sahabelerine olsun.
Şuurlu Müslüman olmak, insanın en temel hedefi olmalıdır. Şuurlu Müslümanlık, imtihandan ibaret dünya hayatını Kur’an, Sünnet ve salim fıkıh ile yaşamaktır. Allah’ın insanlara bildirdiği ve razı olduğu din ve düzen ancak İslam’dır. İslam fert ile ilgilenir, toplum ile ilgilenir, kamusal alan ile ilgilenir, imar ve ıslah işleriyle, eğitimle, ekonomiyle ilgilenir. Uluslar arası ilişkiler, yani dış politika ile ilgilenir. Bir kimse İslam’ı, ilgilendiği bütün konular ile birlikte ele alır ve O’na kâmil bir din ve düzen olarak itibar edip teslim olursa Müslüman olur. İslam sadece, manevi alanı düzenleyen dinlerden bir din olarak görülür, sosyal ve kamusal alanla, ekonomi, eğitim ve dış politika ilgili olarak getirdiği esaslar görülmez ise, buna Müslümanlık denilemez. Parçalanmış bir İslam, İslam olmaz.

BAKARA 85: “…Yoksa siz Kitabın (Tevrat’ın, İncil’in, Kur’an’ın) bir kısmına inanıp bir kısmını inkâr mı ediyorsunuz? Sizden öyle davrananların cezası dünya hayatında ancak rüsvaylık; kıyamet gününde ise en şiddetli azaba itilmektir. Allah sizin yapmakta olduklarınızdan asla gafil değildir.” Bu ayet, günümüzde bireysel İslam’ı yeterli bulan bir kısım insanlara ilahi bir uyarıdır. Bu insanlar; “Kur’an’a iman ediyoruz. Peygamberimize nazil olmuştur ve kitapların en güzelidir” diyorlar ve arkasından ilave ediyorlar; “Fakat Kur’an-ı Kerim, 1400 sene önce nazil olduğundan o günün şartlarına uygun olarak indirilmiştir. Şartlar değişti. Ziraat toplumundan, sanayi toplumuna, sanayi toplumundan da teknoloji çağına giriyoruz. Şartlar değişince ahkâm da değişiyor. Bir kısım ayetlerin ahkâmını uygulamak günümüz koşullarında mümkün olmadığından, batılı hükümler ile değiştirilmesinde zorunluluk vardır” gibi tenkitler getiriyorlar. Bu tenkidi getiren kimseler, bu ayete göre inkârcılardan sayılırlar. Yani adam “Allah, alım satımı helal faizi haram kılmıştır” diyerek ayetin bir kısmına iman ediyor, faizin haram kılındığı kısmını günün şartlarına uymadığı için yok sayıp inkâr ediyor. Bu tür insanların dünya hayatlarındaki akıbeti rezillik ve perişanlıktır. Ahirette ise azabın en şiddetlisi onların olacaktır.

EVLİLİK
İslam’ın temel kurum ve düzenlerinden birisi de evlilik hükmüdür. Evlilik, ilahi emre uyup yuva kurmaktır. Yuva, toplumun temelidir. Evlilik, bu temeli Allah için atmak ve şerefli bir bina yapmaktır. İnsanlığın dünya hayatı bu yuva üzerine kurulmuş ve aile düzenine göre şekillendirilmiştir. Aile olmadan, nesep korunmadan din yaşanamaz, hukuk uygulanamaz, hayatın bir manası olmaz. Bunun için şu hakları gözetmek din ve düzen olarak İslam’ın ana hedefi olmuştur ki bunlar;
1.Yaşama hakkı.
2.Aklın muhafazası.
3.Neslin muhafazası.
4.İfade hürriyeti, öğrenim hürriyeti, örgütlenme hürriyeti, inandığı gibi yaşayabilme ve ibadet hürriyeti unsurları ile birlilikte kâmil bir inanç hürriyeti.
5.Mülkiyet hakkı.
6.Seyahat, iş tutabilme, meslek seçebilme gibi, diğer temel insan hakları ve hürriyetleri gibi haklardır.

İslam, bu hakları korumak için sağlam bir aile düzenini inşa etmiştir. İlk yuva, Hz. Âdem (a.s) ile Hz. Havva validemiz arasında cennette kurulmuştur. Bu sebeple Allah için yapılan evlilikte, cennetten bir tat vardır. Erkek ve kadın fıtratı, evlenmek ve aile olmak esasına göre yaratılmış olduğundan, Allah kullarına evlenmeyi emretmiştir. Kulluk, insanın yaratılmış olduğu İslam fıtratına uygun olarak yapılınca güzel ve tamam olur. Yoksa din noksan yaşanmış olur. Kâmil olmak için evlenmek, yuva kurmak, aile hukukunu ayakta tutmak şarttır. Evlenmek, bir insanlık görevidir ve peygamberlerin sünneti ile amel etmektir. “Nikâh benim sünnetimdir. Kim sünnetimden yüz çevirirse benden yüz çevirmiş sayılır” nebevi esası bu bakımdan önemlidir.

EDEP VE EVLİLİK
Evlilik, İslam’ın edeplerindendir. Bu edebe uymak için kurulan yuva; insanın şahsına, ailesine ve bütün insanlığa bir hizmettir. Bu edep ile kurulan yuvada iki hayat vardır. Birincisi; manevi hayattır. Bu, kalbin uyanması ve Allah’a yönelmesidir. Evlilik ile insan nefsini bütün günahlardan korur. Kendisini kötülüklerden koruyan kimse ise cennet nimetlerine nail olur. Evlilikteki bu hikmet unutulmamalıdır. İkinci hayat ise; yeni nesil kazanmaktır. Allah yaratandır. İnsanın yaratılması, evlilik üzerinden olmaktadır. Allah, yarattığı her insanı kadının rahminde inşa etmektedir. Erkek, yaratılış için gerekli olan tohumu rahim tarlasına ekendir. Bu iki sebebin birleşmesi ile Allah insanı yaratmış olur. Kadın ve erkek, insanın yaratılma düzeninin elemanlarıdır. Her kadın ve erkek bu yaratma düzenine hizmet etmek için evlenirler. İnsan neslinin devamı için bu gerekli bir şeydir. Nesil sahibi olmak, İslam’ı korumak, gelecek nesillere taşımak ve yaymak için lâzımdır. Bunun için evlilik, İslam ümmetinin çoğalması ve kuvvetlenmesi için yerine getirilmesi gereken bir görevdir.

“Evlilikle kurulan yuvanın asıl amacı, ilahi emre uyarak kulluk yapmak ve edebini koruyarak Allah’ın rızasını kazanmaktır. Evlilik, erkeği ve kadını haramdan korur, terbiye eder.”

Peygamberimiz ümmetine emrediyor. “Evleniniz, çoğalınız; çünkü ben ahirette sizin çokluğunuzla diğer ümmetlere karşı övüneceğim.” Bu hadis, her genç kız ve erkeğin ciddi olarak üzerinde düşünmesi gereken bir nebevi belgedir. Evliliği çeşitli bahaneler ile geciktiren her Müslüman genç, ne kadar büyük bir vebal yüklendiğini bilmelidir. Müslüman her genç kızın ve erkeğin evlenmesi ve Allah’a şöyle dua etmesi gerekir. FURKAN 74: “Ve onlar, ‘Rabbimiz bize eşlerimizden ve soyumuzdan, göz aydınlığı olacak çocuklar armağan et ve bizi takva sahiplerine önder kıl’ diyenlerdir.” Bu ayet ile evliliğin hedefleri gösterilmektedir. Bunlar; çocuk yapmak, onları güzel bir şekilde terbiye etmek, takvalı olmak ve halkın yönetimi ile ilgilenmektir. Evlilikle kurulan yuvanın asıl amacı, ilahi emre uyarak kulluk yapmak ve edebini koruyarak Allah’ın rızasını kazanmaktır.

Evlilik, erkeği ve kadını haramdan korur, terbiye eder. Aile; baba ocağı, anne kucağıdır. Ocak, sabrı; kucak, merhameti temsil eder. Ailede zahmetle rahmet iç içedir. Bu zahmete Allah için katlananlar, içindeki rahmete kavuşurlar. Mümin erkeler ve kızlar, evliliğe Allah’ın adıyla adım atarlar. Bundan dolayı müminler ben evlenmek istemiyorum demezler. Birkaç günlük beraberlik için nikâh kıyılmaz, yuva kurulmaz. Müminler kendisini, ailesini ve yavrularını ateşten korumak için evlenirler. Kadın ve erkeğin tek hedefi bu olmalıdır. Bu bir edeptir. Edep, Allah ve Resulünün emirlerine ve yasaklarına uymaktır. Allah için evlenen kimse Allah’ın dostluğunu hak eder. Peygamberimizin şu müjdesi evlenen her mümine yeter: “Her kim Allah’ın rızasını kazanmak için evlenir veya evlendirirse, Allah’ın dostluk ve korumasını hak eder.” (Ebu Davud) Bu hadisi okuyan Peygamberin sözünü baş tacı eden her genç, iki eli kanda da olsa evlenmek için can atar ve evlenir ve Allah’ın dostluğunu elde eder.

ÇOCUKLAR
Evliliğin meyveleri çocuklardır. Çocuklar anne ve babalar için saadettir. Çocukların önemli bir faydası ahirette görülecektir. Küçük yaşta ölen çocuklar anne ve babalarına şefaatçi olacaktır. Peygamberimiz buyurmuştur: “Küçük yaşta ölen çocuğa, ‘Cennete gir’ denilir. Fakat o cennetin kapısında durur, kızgın ve öfkeli bir şekilde beklemeye başlar, ‘Annem ile babam yanımda olmadıkça girmem’ der. O zaman meleklere, “Onun anne babasını da onunla birlikte cennete koyun’ denilir.” Bu nimete ermek için evlenmek ve çocuk sahibi olmak gerekir. Diğer bir hadiste şöyle buyrulmuştur: “İki çocuğu ölen kişi için kendisiyle cehennem arasında bir duvar örülmüş olur.” Bunun için çocuk, aileye Yüce Allah’ın en büyük hediyesi ve emanetidir. Baba ve anne bu emanetten sorumludur. Emanetin sahibi yüce Allah, müminlere şu emri vermiştir: TAHRİM 6: “Ey iman edenler kendinizi ve ailenizi cehennem ateşinden koruyun. O öyle bir ateştir ki yakıtı insanlar ve taşlardır.” Bu ateşten nasıl korunalım diye soranlara Peygamberimiz şu cevabı vermiştir: “Onlara yüce Allah’ın sevdiği şeyleri yapmalarını emredin; O’nun sevmediği şeyleri de kendilerine yasak edin.” Çocuk konusunda ailenin yapması gereken bazı edepler vardır.

Bunlar şunlardır:
1.Doğumuna sevinmek ve şükretmek.
2.Kulağına ezan okumak.
3.Güzel bir isim vermek.
4.Akika kurbanı kesmek ve sadaka vermek.
5.Belirli edepleri öğretmek.
6.Namaza alıştırmak.
7.Sünnet ettirmek.
8.Güzel çevre edinmek.
9.Buluğ çağı ve cinsiyetle ilgili bilgiler vermek.
10.Yaratan Allah’ın adıyla okumayı ve yazmayı öğretmektir.

Anne ve babaların temel görevlerinden birisi de, çocuklarına İslam bilgisini öğretmeleridir. Ne yazık ki günümüzde Müslüman ailelerin önemli bir kısmı çocukları üniversiteyi kazanabilsinler diye varlarını yoklarını feda ettikleri halde, aynı hassasiyeti İslam edebiyle terbiye etme hususunda göstermemektedirler. Böylece kalbinde Allah korkusu kalmayan çocuklar, toplumun içine birer saatli bomba gibi salınmakta, dünyaları gibi ahiretleri de harap olmaktadır. İslam’ı din ve düzen olarak benimsemiş şuurlu bir anne babanın en büyük ideali, Allah’ın rızasını kazanmak ve Kur’an ehli salih evlatlar yetiştirmek olmalıdır. İşte böyle bir anne baba için Hz. Peygamberimiz şu müjdeyi vermektedir: “Kim Kur’an’ı okur ve onunla amel ederse, kıyamet günü babasına bir taç giydirilir. Bu tacın ışığı, güneş bir eve girse, onun vereceği ışıktan daha güzeldir. Öyleyse Kur’an’la amel edenin ışığı nasıl olacak, düşünebiliyor musunuz?” (Buhari)

Kur’an’ın haber verdiği esaslara iman eden ve bu esaslara uygun adil bir düzeni kurmak ve yaşamak için gayrette bulunan bir mümin, ailesine de şefaat edip kendisiyle birlikte onları da cennete taşır. Hadiste şöyle buyrulmaktadır: “Kim Kur’an okur, ezberler, helal kıldığı şeyi helal kabul eder, haram kıldığı şeyi haram kabul ederse, Allah o kimseyi cennete koyar. Ayrıca hepsine cehennem vacip olmuş ailesinden on kişiye şefaatçi kılınır” (Tirmizi) Bir müminin çocuklarına bırakacağı hakiki miras edep ve hakkı üstün tutma şuurudur. Çocuklara materyalizm, muhafazakâr demokratlık, sosyal demokratlık değil, Milli Görüş, eskimeyen bir ebedi saadeti miras bırakılmalıdır. Selam hidayete tabi olanlara…

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz