Ana Sayfa Milli Şuur 52. Sayı GAZİ SÜLEYMAN PAŞA VE MİLLÎ GÖRÜŞ

GAZİ SÜLEYMAN PAŞA VE MİLLÎ GÖRÜŞ

219
0

Osmanlı Devleti’nin kurucusu olan Osman Gazi’nin torunu, Orhan Gazi’nin büyük oğlu ve başveziri, İzmit valisi Süleyman Paşa’nın Gazi Süleyman Paşa, Başvezir Süleyman Paşa, Şehzade Süleyman Paşa,Trakya Fatihi Gazi Süleyman Paşa gibi bir çok unvanı var.
Osman Gazi 1326 yılında vefat ettiğinde, Şehzade Süleyman 16-17 yaşlarında idi. Babası Orhan Gazi devrinin en mühim şahsiyetlerinin başında geliyordu. Amcası Aladdin Paşa başvezirlikten istifa edip uzlete çekildiğinde, babası Orhan Gazi’ye başvezir olmuş, hemen hemen tüm fetihlere ve gazalara katılmıştır.
1337 yılında İzmit’in (İznikmit) fethinde ordunun başkumandanı idi. İzmit’e vali tayin edildi. Vali ve Başkumandan olarak diğer değerli kumandanları ile beraber İzmit, Sakarya, Bolu ve çevrelerindeki yerleşim yerleri, baş döndürücü bir hızla fethedilip devlete katılıyordu. Bizans’a bağlı tekfurluklar ve hatta Bizans ordularına karşı mücadele ediliyordu.
Osmanlı Devleti’nin doğusunda yapılan bu fetihler 1340’lı yılların sonlarına kadar devam etti. Karadeniz Ereğlisi’nden Kastamonu’ya; Geyve’den Taraklı, Göynük, Nallıhan, Mudurnu, Akyazı, Hendek’e kadar; Beypazarı’ndan, Gerede, Çağa’ya (Yeniçağa) kadar; Şile’den, Samandıra’dan neredeyse Üsküdar sahillerine kadar; İzmit’ten Marmara sahillerine, Biga’ya kadar uzandı. Fetihlerin hızlı gelişmesi genelde Osmanlı, özelde Süleyman Paşa’nın fethettiği yerlerdeki Müslim olsun, gayrımüslim olsun halka adalet hizmetlerinin tam olarak götürülmesi, İslami esasları en güzel şekilde yürürlükte tutması; can, mal, ırz ve namus emniyetinin tam olarak sağlanması, ticaretin ve ziraatın serbestçe yapılmasının sağlanması dolayısıyladır.
Çünkü halk Bizans zulmünden bıkmış durumda idi. Osmanlı mücahitlerinin başarılarının sebebi ise Bey’inden başkumandanına ve askerine kadar azim, gayret, fedakârlık ve hevesle ellerinden geleni yapması ve Allah’ın yardımına müstehak olmaları idi.
Doğu tarafı böylece tabii sınırlara ulaşınca Orhan Bey 40’lı yaşlara gelmiş bulunan başveziri Süleyman Paşa’yı devletin batı tarafındaki işleriyle görevlendirdi. Önce Süleyman Paşa’nın çabaları ile Karasi(Balıkesir) Beyliği sulh yolu ile Osmanlı’ya katıldı. Böylece Osmanlı sınırları batıda da Ege ve Çanakkale Boğazı’na dayanmış oldu.
1354 yılında Süleyman Paşa babasının emri ile Çardak’ta sallar inşa edip bin askerle Trakya’ya geçti. Doğudaki fetih hızı batıda da tekrarlanıyordu. Başta Bolayır olmak üzere fetihler peşpeşe gerçekleşiyordu. Gelibolu, Şarköy, Keşan, Mürefte, İpsala, Malkara, Tekirdağ ve daha da ileri Edirne yakınlarına ve neredeyse İstanbul surlarının dibine kadar fethedildi.Fetihler bu hızla devam ederken Süleyman Paşa 1359 yılında bir savaş tatbikatı veya av sırasında tökezleyen atından düşerek şehit oldu. Bolayır’a defnedildi.
Şehzade Süleyman Paşa çok iyi yetişmiş bir ilim ve cihad adamıdır. O devrin tarihlerine göz attığımızda yaptıklarının destansı bir dille anlatıldığını görürüz. Çağdaşı ve adaşı Mevlüd-ü Nebi şairi Süleyman Çelebi ve diğer şairler; Evliya Çelebi’den tutun, Hoca Sadettin’e ve Namık Kemal’e kadar nice tarihçiler onun kahramanlıklarını dile getirirler.
Bu yıl 658’incisi yapılan ata sporu Kırkpınar güreşleri onun yiğitlerinin ortaya koyduğu destansı sahnelerden doğmuştur. İyi yetişmiş bir kumandan, bir lider, ilim adamı, baba şefkati ile yöneten bir devlet adamı, cihad lideri, keramete varan hâlleri ile gerçek bir hocadır. Osmanlı’nın kurucularından biridir. Trakya Fatihi olarak İslam sancağının Viyana kapılarına ve bütün Akdeniz’e dikilmesinin yolunu açan bir kahramandır. Avrupa’da yapılan nice fütuhat onun ilk adımı ile başlamıştır.
Erbakan Hocamızın ona benzeyen bir çok yönü vardır. Ne yazık ki kendisini gençlerimiz bu yönüyle neredeyse hiç bilinmemektedir. Bırakın gençleri, tarihçiyim diyen çok hocalar bile onun fütuhatını tam olarak bilememektedir.
Süleyman Paşa’yı bu unutulmuşluktan mutlaka kurtarıp milletimizin hafızasını tazelemek gerekir. Fethettiği bütün yerleşim yerlerinde eserler bırakmıştır. Camiler, çeşmeler, medreseler, hanlar, hamamlar ve benzeri yapılar ve külliyeler onun ismi ile anılmaktadır.


“Şehzade Sultan Süleyman, hem vezir, hem şahımız
Geçtiler Rumeli’ye sal ile, arttı şanımız
İleri, ileri haydi ileri
Alalım düşmandan eski yerleri.”


Coşku ile dinlediğimiz bu marş, Şehzade Süleyman Marşı olarak da bilinir ve o kahramanın anılarını anlatır.
Lider Erbakan Hocamızın Millî Görüş tarifi ile tarihe baktığımızda Süleyman Paşa Millî Görüş’ün öncü isimlerinden, hem de en önde gelenlerden birisidir.
Şimdi anlatacağımız olay ise günümüzle ilgilidir:
Gazi Süleyman Paşa’nın fethettiği ve hâlen eserleri ile dolu, nice tarihî şahsiyetlerin de medfun bulunduğu, manevi havası çok güçlü şehirlerden bir tanesinde bulunan Anadolu Gençlik Derneği yöneticilerimiz, onu ortaokul ve lise öğrencilerine tanıtmak üzere bir dizi program hazırlayıp ilgili Millî Eğitim birimine teklif etmişler. Millî Eğitim Bakanlığı’nın bu nevi faaliyetleri teşvik etmesi de dikkate alınarak bu teklif hemen kabul görmüş. Tarihler belirlenmiş, zaman dilimleri ayarlanmış.
Konferansçı olarak da acizane, Süleyman Paşa konusunda bugüne kadar icra ettiğimiz konferanslar, yazdığımız makaleler ve yaptığımız televizyon ve radyo programlarımız olması hasebiyle bize teklif ettiler. Bunu öğrencilerimize bir hizmet olarak kabul ettiğimizi teşekkürle karşılayıp ücret bile istemeden koşarak geleceğimizi ifade ettik.
Belirlenen tarihte hazırlığımızı yapıp yola çıkacağımız anda AGD başkanımız bizi arayarak Millî Eğitim’in ilgili birimlerinin birtakım bahanelerle programı iptal ettiğini ağlamaklı bir lisanla bildirdi. İleri sürülen bahanelerinin geçerli olmadığını, asıl sebebin ise fısıltıyla kendisine “Ekrem Şama’nın bir Millî Görüşçü olması, bazı yazılarında eleştirel lisanlar kullanmış olması olarak söylendi.” diye bildirdi.
Meğer son gün internetten bizi incelemişler, Millî Görüşçü olduğumuz ortaya çıkmış(!) Anlaşılıyor ki ilgililer makamlarının telaşında olarak yukarıların gözünde kusur sayılabileceğini düşündükleri adımları atamıyorlar. Olan da evlatlarımıza oluyor.
Böylece, tarihte Millî Görüş önderi bir kahramanın bugünün Millî Görüşçüsü tarafından anlatılmasının engellenmesi gibi bir garabet işlenmiş oldu.Eğitimin kalitesi, öğrencilerimizin tarihimizle, gerçek dünya ve aktüalite ile ilgisi yönüyle dünya devletlerinin çok gerisine düştüğümüzün sebeplerini bizce burada da aramamız gerekir, diye düşünmek lazımdır.
Bugün Çanakkale şehitliklerini ziyarete gidenler, hemen yanıbaşında Bolayır’da yatan bu aziz kahramanımızı da ziyaret edip hatıralarını yad etmeliler. Etmeliler ki 1915 yılında Çanakkale’den geçmek isteyen düşmanlarımız ilk önce Bolayır’daki Süleyman Paşa’nın türbesini bombardımana tabi tutup yerle bir etmelerindeki maksatlarını kavrayabilsinler.
Yazımızı Gazi Süleyman Paşa için yazılmış bulunan, onun güçlü maneviyatını vurgulayan bir şiirin bir beyti ile noktalayalım:
“Keramet gösterüp sûya seccade salmışsın,
Yakasın Rumeli’nin dest-i takva ile almışsın.”

Unutulmuşluğa terk edilen nice kahramanlarımızın hatırlanarak şanlı tarihimizin gençlerimize doğru şekilde öğretilmesi gerekliliğinin artık anlaşılması dileğimizle…