İnsanlar, gelişim potansiyeli ile birlikte yaratılmışlardır. Gelişmenin gerçekleşebilmesi için mevcut potansiyelin performansa çevrilmesi gerekir. Bireysel farklılıklarla birlikte her insanın özünde taşıdığı belli potansiyel alanları mevcuttur. Performans kullanımı, bireyin kendisini etkin olarak ifade edebilmesi ile ilgilidir.

Gelişim, ileriye doğru ve pozitif yönde olmalıdır. Aksi hâlde gelişimden söz edemeyiz. Mesela; araç kullanmayı öğrenen bir kişi, gelişim göstermiştir. Çünkü daha önce sahip olmadığı pozitif bir kazanım elde etmiştir. Oysa çalma davranışını edinen bir kişi için gelişim kat ettiği söylenemez. Her bireyin performans alanları ve performans çıtaları farklılık gösterebilir. Kimi insanlar akademik alanlarda başarı sağlarken kimi insanlar ise sosyal alan içerisinde kendilerini kanıtlayabilir. İnsan ancak kendi ilgi, yetenek ve beklentilerine uygun faaliyet alanları oluşturabilirse doğru çıktılar sunabilir. Başarıyı etkileyen unsurlardan birisi içsel denetim, bir diğeri ise dışsal denetimdir. Bireyin kendi öz tercihiyle sağlamış olduğu denetime içsel denetim; dış uyaranlar vasıtasıyla sağlanan denetime ise dışsal denetim diyebiliriz. Denetim içsel de olsa dışsal da olsa öğrenmeyi kolaylaştırıcı, disipliner olmaya yönelik olmalıdır. Mesela sürücünün kırmızı ışıkta durarak trafik kualına uyması dışsal denetimdir. Uykusu gelen bir kişinin uygun yerde uyuması ise içsel denetimdir.

“Bireyin ve toplumun gelişimden beklentisi ileri yönlü olmalıdır. Gelişme ihtiyacı yoksa sıradanlık kalıcı hâle gelebilir. Teknolojik gelişmeler toplumsal yararlılık adına değerlendirildiği zaman nimetin boyutu anlaşılacaktır.”

Yenileşmek ve gelişmek kavramları tabiatları gereği sıkça birlikte kullanılmaktadır. Her yenileşmenin mutlak anlamda gelişme olmayacağı bilinmektedir. Ancak yeni kavramlar öğrenmek, yeni yöntemler geliştirmek, yeni bakış açıları edinebilmek gelişim adına çok önemli referanslardır. Gelişimin lokomotifi bilimsel temelli çalışmalar olmalıdır. Bilindiği gibi bilimselliğin en temel ögelerinden bir tanesi değişebilir olmasıdır. Ancak bir şeyin değiştirilebilmesi için önce varlığının hissedilmesi gerekir. Mesela otomobil üreticileri yeni modellerini tanıtırken bir önceki modellerinden hareketle, yeni opsiyonlarını ön plana çıkarma eğilimindedirler.

Eğitimde de hedeflerin gerçekleşebilmesi adına çokça yöntem uygulanmaktadır. Mesela çoklu zeka kuramıyla her bireyin farklı yöntemlerle öğrenebildiğini gördük. Bu etkin öğrenme için çok önemli bir eşikti. Oysa çoklu zeka kuramından önce öğrencilere sunduğumuz hatta bazen dayattığımız ezber yöntemlerimizle kim bilir kaç öğrencimizi eğitim-öğretim ortamından uzaklaştırmışızdır? Sahi bu çoklu zeka kuramının gerçek anlamda uygulandığını falan iddia etmiyorum. Bu sadece ortaya çıkan bu alandaki verilerin değerlendirilmesinden ibarettir. Peki olması gereken nedir? Evet, olması gereken şey, her bireyin kendisini güven içerisinde hissettiği, farklı öğrenme yöntemlerinin uygulandığı, ilgi yetenek ve beklentilerine uygun ortam ve şartların sağlanması hâlinde daha iyi öğrenebileceği gerçeğidir.

Çoklu zeka kuramının eğitim ortamına uyarlanması bu alandaki önemli gelişmelerden bir tanesidir. Teknoloji kullanımı da benzer şekilde yenileşme amaçlı kullanılması durumunda akademik, kültürel ve sosyal hayata gelişim girdisi olarak büyük katkı sağlamaktadır. Bireyin ve toplumun gelişimden beklentisi ileri yönlü olmalıdır. Gelişme ihtiyacı yoksa sıradanlık kalıcı hâle gelebilir. Günümüzde teknolojik gelişmeler her alanı etkilemektedir. Bu alandaki gelişmeler toplumsal yararlılık adına değerlendirildiği zaman nimetin boyutu anlaşılacaktır. Teknoloji insanlığın ortak değeridir. Herkes elinden gelen bir katkı varsa bu alana sunmalıdır. Özellikle biz Müslümanların farklı gelişim alanlarındaki açıklarımızı kapatabilmek adına çok çalışmamız gerektiğini ifade etmek isterim. Başarılı olmanın, toplumsal hayata katkı sağlamanın başka bir yolunun olmadığı unutulmamalıdır.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz