Toplum ve millet olarak geleceğimizin garantisi olan gençlerimizi, istediğimiz ölçü ve normlarda yetiştirememenin sıkıntı ve üzüntüsünü hemen her gün yaşamaktayız. Ebeveynler ve öğretmenlerin sürekli karşı karşıya geldiği gençleri geleneksel şekilde bildikleri yöntemlerle eğitmeleri neredeyse imkânsız hale gelmiş durumda. Peki, ebeveyn ve öğretmenler yerine, gençlere yön veren ve eğiten şahıs veya nesneler nelerdir? Tabi ki hepimizin aklına bu sorunun cevabı olarak medya, sosyal medya ve bunların araçları olan televizyon, bilgisayar ve cep telefonu gibi modern ifsad araçları gelmektedir.
Günümüzde kitle iletişim araçları denilen televizyon, internet ve mobil telefonlar bir anda milyonlarca kişiye istediği mesajı verebiliyor ve etki altına alabiliyorlar. Doğar doğmaz evdeki televizyonla tanışan ve çekim alanına giren çocuklar, ileriki yaşlarda bilgisayar ve internetle tanıştıktan sonra ellerine verilen cep telefonlarıyla da tamamen aileden bağımsız bir şekilde istedikleri sitelere ulaşıp, arzuladıkları şeyleri izleyebiliyorlar. Yapılan araştırmalar gençler arasında cep telefonu kullanma oranının % 94’ler civarında olduğunu gösteriyor. Ülkemizde cep telefonu abone sayısının yetmiş milyonu çoktan geçtiği göz önüne alınırsa, bu durum gençler ve hatta çocuklar tarafından internet ve sosyal medya aygıtlarının da ne oranda kullanıldığını göstermektedir.
İnternet ve cep telefonu kullanımı, iletişimi ve haber kaynaklarına hızlı ulaşım sağlamayı kolaylaştırmak suretiyle günümüzdeki fitnecilerin ve ifsatçıların işlerini de aynı paralelde kolaylaştırmış oldu. Küresel emperyalizm ve güç odaklarının önemli oranda hâkim olduğu haber kaynakları ve iletişim araçları onların amaçlarına hizmet eden birer araç olmanın ötesinde, artık önemli bir silah olarak da kullanılıyor. Günümüz medya organları egemen güçlerin, muhalif veya rakiplerini bertaraf etmelerinin veya sindirmelerinin yolunu kolayca açan bir dozer veya greyder olmanın yanında sanki topyekûn imha için kullanılan bir savaş topu gibi. Böyle bir işleve sahip olmakla kendisini yasama, yürütme ve yargıdan sonra “dördüncü kuvvet” diye tanımlayanların aksine; medya, neredeyse birinci kuvvet olarak ülkelerin kaderine hükmedip yönetimlerinde en önemli rolü almaktadır.
Gençler üzerinde önemli bir etkiye sahip olan cep telefonlarının, günümüzde ortaokul seviyesine kadar inerek, özellikle de lise ve üniversite öğrencileri tarafından bilinçsizce kullanımlarının; onların ne denli akademik başarılarını düşürdüğünü, geleceğe ilişkin planlar yapma ve kendine güven gibi konularda ne denli olumsuz etkilendiklerini yapılan bilimsel anketler gün yüzüne çıkarmaktadır. 2010’lu yılların başında Milli Eğitim Bakanlığının okullara akıllı tahtaları koyması ile onunla bağlantılı olarak ders işlenmesi amacıyla dağıtılan tablet bilgisayarların öğrenci başarısını ne denli olumsuz yönde etkilediğine şahit olmuş ve bu uygulamaya öğretmenler olarak tepkimizi koymuştuk. Yapılan uygulamanın eğitim öğretim açısından fayda değil zarar verdiğini bir müddet sonra fark eden bakanlık, bu konuda geri adım atarak tablet dağıtımına son vermişti. Ancak o yıllarda yeni yeni yaygınlaşan akıllı telefonlar konusunda hiçbir tedbir almayan bakanlık, sonradan bazı genelge ve düzenlemelerle olaya müdahale etmeye kalksa da, eğitim alanında meydana gelen zarar ve ziyanın önüne geçememiştir.
Gençlere her türlü ahlaksızlığı, hayâsızlığı ve kötülüğü öğretmek ve onları birçok pisliğin içine çekmek için şer güçlerin kullandığı sosyal medya aygıtları akıl almaz ölçüde yayınlar yapmaya devam etmekteler. Buna yakın zamanda verilecek dehşet bir örnek; İzmir’de parayla kandırdığı erkek çocuklarını istismar edip, bu görüntüleri sosyal medya hesabından paylaştığı gerekçesiyle 17 yıl hapis cezasına çarptırılan sosyal medya fenomeni bir sapıktır ki, bu edepsiz 17 yaşındaki iki kız çocuğunu da istismar ettiği iddiasıyla hâkim karşısına çıkarılmıştır. Bu sapık özellikle Kordon Boyu’ndaki çimlerde oturan erkek çocuklarına para verip, birbirleriyle öpüştürüp, bu görüntüleri sosyal medya hesabından paylaşıyordu. Bu sapık gibi daha yüzlercesi facebook, twitter, whatsapp, ınstagram, youtube ve google üzerinden cinsel sapıklık içeren iğrenç görüntüleri yaymakta ve gençlerin zihin ve ruh sağlığını bozmaktadırlar.
Bazı Avrupa ülkeleri akıllı telefonların eğitimi ne denli olumsuz etkilediğini tespit ederek okullarda yasaklamayı tercih ediyorlar. Son olarak bunun en güzel örneğini Fransa hayat geçirmiş durumda. Genç yaşta başlayan teknoloji bağımlılığının, öğrencilerin eğitim hayatında çok büyük olumsuzluklara neden olduğuna inanan Fransa parlamentosu, kabul ettiği yasa tasarısı ile ülke genelinde okullarda öğrencilerin akıllı telefon kullanmasını yasakladı. Yasaya göre öğrencilerin akıllı telefonlarının yanı sıra, internete bağlanabilen diğer cihazlarını da yanında bulundurmaması gerekiyor. Yani ülkede okula giden üç ile on beş yaş arasındaki çocuklar, artık mobil cihazlarını evde bırakacaklar. Aynı zamanda öğrenciler okul içinde ve bina dışındaki aktiviteler sırasında da telefonlarını kullanamayacaklar.
Sosyal medyanın gençler üzerinde yaygınlaştırdığı suçlar ve kötülükler de artık saymakla bitmiyor. Bunlardan biri de zorbalıktır ki, sosyal medya kullanımı bu kadar yaygınlaşmadan önce yüz yüze yapılabilen zorbalık, sosyal medyanın yaygınlaşması ile öylesine basit bir hal aldı ki; kimliği belirsiz bir kimsenin, herhangi bir kimseye zorbalık etmesi zor değil artık. Bu konuya yer veren filmler, diziler ve hatta kitaplar o kadar fazla ki, günümüzde siber zorbalığın ne anlama geldiğini hemen herkes az çok biliyor. Sosyal medya, arkadaş edinmeyi kolaylaştırdığı gibi avcıların da kurban bulmasını kolaylaştırıyor. Bu konu çok basit, önemsenmeyecek gibi görünebilir ama çoğu zaman kurbanların depresyona girmesine, intihar etmesine bile yol açabiliyor. Ayrıca siber zorbalığın sadece çocukların üzerinde değil, aynı zamanda yetişkinlerin üzerinde de derin izler bırakacağı unutulmamalı.
Kitle iletişim araçlarının, insanları ne denli bağımlı yaptığı artık bilimsel olarak ispat edilmiştir. Bu bağımlılık, daha doğrusu psikolojik hastalıklardan biri de fomodur. Fomo, genellikle aşırı biçimde sosyal medya kullanan insanlarda görülen bir rahatsızlıktır. İstenilen zamanda sosyal medyanın kullanılmaması, kişide endişeye neden olabiliyor. Fomo, dünyadaki gelişmelerden habersiz olmanın, sosyal medya paylaşımlarından geri kalmanın, insanların ne gibi aktiviteler yaptığını öğrenememenin sonucunda ortaya çıkan bir tür psikolojik rahatsızlıktır ve bu hastalık günden güne insanlar arasında artarak yayılmaktadır. Artık sosyal medyanın sigaradan ve alkolden daha çok bağımlılık yaptığı bilinmektedir. Peki ya siz! Siz en son ne zaman sosyal medya olmadan bir gün geçirdiniz? Peki ya sevdiğiniz sosyal mecralardan herhangi biri hemen, şu saniyede kapanıverse ne gibi bir tepki verirsiniz? Az önce sosyal medya bağımlısı olduğunuzu mu fark ettiniz? Sakin olun, endişelenmenizi gerektirecek bir durum yok zira birçok insan da sizinle aynı durumda. Sosyal medya bağımlılığından kurtulmak için bir anda bütün hesaplarınızdan vazgeçmenize gerek yok ama onları silmek, onlardan sonsuza dek kurtulmak istiyorsanız hemen şimdi harekete geçebilirsiniz, sizi durdurmak gibi bir niyetimiz yok. Ancak yeteri ölçüde kullanmayı öğrenir, bu ölçünün dışına çıkmamayı kendinize hedef olarak belirlerseniz ortada hiçbir sorun kalmayacaktır.
Ülke insanımızın geçmişten gelen inanç, kültür, medeniyet, örf ve adetlerinden; eğitim, medya, moda ve kültürel araçlarla uzaklaştırılarak küresel emperyalizmin etki alanına girmesi ve bunun yanında ABD ve AB’nin dayattığı yasa ve ölçüleri uygulamaya koymasıyla, iç barış ve milli birlik de önemli oranda örselenmekte, ileride telafisi güç zararlar doğurmaktadır. Toplumun milli ve manevi değerler doğrultusunda eğitilmesi, doğru haber kaynaklarına sahip olması, adalet duygusunun halkın tüm kesimlerinde canlı tutulması, birlik ve beraberliğini pekiştirmesi; ancak doğru bilgi, doğru inanç ve doğru davranışla mümkün olacaktır.
Doğru bilgi, doğru inanç ve doğru davranış ancak Yüce Rabbimizin bize gösterdiği doğru yolda aranmalıdır. Hucurat Suresi 6. ayet-i kerimede Yüce Rabbimiz : “Ey iman edenler bir fasık size bir haber getirdiğinde onu iyice araştırın! Aksi takdirde bilmeden bir topluluğa zarar verirsiniz de sonra yaptığınıza pişman olursunuz.”buyurmaktadır. Hazreti Peygamber (S.AV.) ise: “Bir kişiye her işittiğini söylemesi yalan olarak yeter.” buyurmaktadır. Televizyonda, internette veya sosyal medyada gördüğümüz veya okuduğumuz her şeyi doğru olarak kabul edersek, dostları düşman, düşmanları dost kabul eder; yalanlara, iftiralara ortak olmuş oluruz. Bu nedenle izlediğimiz kanalı, okuyacağımız gazete ve dergiyi ve takip ettiğimiz sosyal medya arkadaşlarımızı özenle seçmeli, haktan ve doğru yoldan asla sapmamalıyız. Zira tüm amellerin hesabını vereceğimiz günde pişmanlık fayda vermeyecektir. Rabbim bizi Hakkı Hak bilip Hakka ittiba eden, batılı da batıl bilip ondan imtina eden Salih kullarından eylesin. Âmin.