Ana Sayfa Milli Şuur 52. Sayı GÜL’E DAİR…

GÜL’E DAİR…

194
0

Daha adını söylerken bile bütün herkese gülmeyi emrediyorsun. Belli ki Cenab-ı Hak seni çok özenerek yaratmış. Bizlerde senin adını söylerken herkese gül diyoruz.
Ve sen baharın ilk günlerinde yeniden doğuyorsun renk,ahenk ve mis gibi kokular içinde. Sen ne güzelsin ki adın Hazreti Peygamber Efendimizle anılıyor.
Binlerceşarkıya, şiire ve romana konu oluyorsun. Seninle kutlanıyor her güzel an ve günler,yürekten yüreğe… Gönül sesiyle gül oluyorsun. Sevdalılar aşklarını seninle anlatıyorlar, dilleri dönmediği zamanlarda, sana aman diliyorlar. Ve hep tek sayılarda sunuluyorsun, “Sen benim için teksin!” anlamında.
Bülbül bile sana sevdalanmış,gözlerimizin ve ruhumuzun çiçeği! “Güle sorma o bilmez aşkı, sevdayı” demiş şair, aşkın sen olduğunu unutup. Oysa sen aşkın mihrabısın.
Sen çiçekler sultanısın. Kokunla kendimizden geçeriz bahçelerde, başka dünyalarda buluruz kendimizi. Biliriz kigüllerin içinde diken yoktur, dikenler içinde güller vardır. Biz bir gül için bin dikene su veririz.
Hem gülü tarife ne hacet… Gül Muhammed sevdasıdır, teninin kokusudur. Ve katmer güller rengini şehitlerin kanından alırlar…
Bütün dünya dillerinde isim olursun, güzeller güzeli yeni doğan kız bebeklere! Batı dillerinde rose, Arapçada verda… Dilimizde ise Gül, Gülhan, Gülistan, Gülhande, Gülçin’sin…Gülseren’sin, Gülderen’sin… Sen ilahi Cemal’sin!
Yüce tecellisi, sevgilinin yanağının simgesi ve bülbülün sevgilisisin… O bülbül ki sen açtığında dokunaklı bir biçimde ötmeye başlar, zira özlemiştir kış boyu…
Ve o Yunus Emre ki hani Allah’ı zikrediyorsun diye seni dalından koparmaktan hep çekinmiştir. Hele bir de adını senden alan Gülbaba vardır, Osmanlı döneminde Macaristan’a gitmiş, yetiştirdiği güller ile meşhur olmuş bir veli.
Hâsılı senden başka yoktur ömür boyu dikenle oturan bahçelerde.
“Kim demiş gül yaşarmış, dikenin himayesinde, Dikenin itibarı ancak gül sayesinde.”