© Milli Şuur

Yönetimde anlayış farkı, aslında ideallerin farklılığıdır. Yolları ayıran da ideallerin ayrılmasıdır. İdeallerin ayrılmasının, sahip olunan inancın, inandığı gibi yaşamaktan, yaşadığı gibi inanmaya sürüklenmesiyle gerçekleştiği açıktır. İdealler terk edildiğinde kişinin çalışması, bilgisi, birikimi, kararlılığı, nezaketi, çalışma üslubu ve renkli kişiliğinin hiçbir şey ifade etmeyeceği açıktır. İdeallerin terkedilmesine sürükleyen her süreç, kötünün iyisini tercihle başlar ve bu tercih, hayatı sorgulamayı bıraktırarak sadece günü kurtarmayı öne çıkarır.
Sadece günü kurtarmak isteyen ve zamanla kötülüğü yok etme düşüncesini unutanların yönetim anlayışı, göstermelik faydalar ve çabalarla göz boyasa da sorunlar derinleşmektedir. Çözüm ise, yönetimin sadece bir tutku ya da talep olmaktan çıkarılıp, sorumluluk hassasiyeti kazanmasına yönelik adımlarla beslenmesidir. Bu adımlar atılıp, modeller oluşturulduğunda çözüm “kendi”liğinden gelecektir. Ve inancı düşünceye, düşünceyi söyleme, söylemi eyleme bilinçli bir şekilde yansıtacaktır. İnsanları potansiyeliyle, insanlık için anlamlı bir katma değer oluşturmaya davet edecek, kendisine emek verenleri ümitlendirecektir.
Şimdi emekleri yeniden tetikleyecek ve yeni ümitleri besleyecek yönetim anlayışları bekleniyor. O halde bilmemiz gereken şey: Yönetmek, “hakim olmak” değil, “değerlendirmek”tir. Buna vakıf olunmadığında, gücü üstün tutanların kurbanı olmaya ve mahkûmiyete sürüklenmek kaçınılmazdır. Çünkü, kontrolsüz güç, güç değil; güçlüktür. Bu açıdan liderliğin kaybolan anlamının bulunup yeniden zihinlerine nakşedilmesi, istişare kültürü ile kontrol edilmesi gerekiyor. Kadim gelenekten kerim geleceğe yapılan bu yolculukta gönül gönüle değdikçe, yöneticiler hakim olmak yerine değer katmaya çabalar.

“İnsanların, yönetimle ilgili bakış açısını şu iki unsurdan biri belirlemektedir: Hakim olmak ya da değerlendirmek! Günümüz insanı, yönetimi “hakim olmakla” ilişkilendirmekte, bu yüzden gücü üstün tutan ve gemisini yüzdüren kaptan mantığıyla hareket etmektedir. Halbuki, fayda sağlayan yönetim; bir “değerlendirme”dir. Çünkü; değerlendirmek isteyen hakim olmaya çalışmaz, görevini yapmaya çabalar. Bu iki anlayışın bir an önce fark edilmesi gerekiyor.”

Yönetimde iki bakış açısı vardır. Hakim olmak ya da değerlendirmek. Bu iki anlayış arasındaki fark ideallerin farklılığından gelmektedir.
Farklı ideallere sahip olmada inancın, inandığı gibi yaşamanın, yaşadığı gibi inanmanın etkin rol oynadığı görülmektedir.
Bu farkı ortadan kaldırmak için yönetimin sadece bir tutku ya da talep olmaktan çıkarılıp, sorumluluk hassasiyeti kazanmasına yönelik adımlar atılmasıdır.
İnancı düşünceye, düşünceyi söyleme, söylemi eyleme bilinçli yansıtmak gerekmektedir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz