Ey Muhammed! De ki: ‘Allah’ın kulları için yarattığı zînet ve temiz rızıkları haram kılan kimdir?’ ‘Bunlar dünya hayatında inananlarındır, kıyamet gününde de yalnız onlar içindir.’ De ki: ‘ Rabbim sadece açık ve gizli fenalıkları, günahı, haksız yere tecavüzü, hakkında hiçbir delil bilmediği şeyi Allah’a ortak koşmanızı, Allah’a karşı bilmediğiniz şeyi söylemenizi haram kılmıştır.’ (el-A’raf: 7/32-33) Dinimizde haramlar sayılı ve azdır. Helal Dairesi daha geniştir. Kesin bir ifadeyle yasaklanmayan ve helal sayılan şeyler daha geniş bir yer işgal etmekte olup, herkese yeterli bir hareket ve istifade alanı fazlasıyla mevcuttur diyoruz.
Yüce Mevla kendisine şerik ve ortak kabul etmez. Bu yüzden Dinimizin kabul ettiği en büyük günah şirktir. Allah’a ortak koşmaktır. Riya ve gösteriş de haramdır. Çünkü gizli şirk olarak kabul edilmiştir. Yüce Allah (cc), sadece açık ve gizli yapılan fenalıkları, günah ve haddi aşan söz ve davranışları yasaklamaktadır. Yoksa temiz ve güzel rızıkları ve sayısız nimetleri helal dairesinde insanların istifadesine sunmuş olup yasaklamamıştır. Ayrıca sınırlı yasakların yanı sıra, yapmamızı emrettiği işlerin yapılmamasını da büyük günah saymış, bunların terki KEBAİR denilen haramlardan kabul edilmiştir. Namaz kılmamak, mazeretsiz oruç tutmamak gibi.
Genel olarak Cenabı Hak (cc) beş temel şeyi koruma altına almıştır. “Zarurat-ı Diniyye” veya “Zarurat-ı Hamse” de denilen: DİN, CAN, MAL, NESİL VE AKIL emniyetini kullarından istemiş ve bu beş şeyi koruyup gözetin , bunlara zarar vermeyin” diye talimatını yollamıştır. Yüce Allah(cc) bu temel esasları, kıymetli varlıklar ve önemli değerler olarak kabul etmiş, emniyette olmasını istemiş ve bu değerlere zarar vermeyi de HARAM kılmış ve kesin bir dille yasaklamıştır. Ayrıntısına değineceğim haramların tamamı mutlaka bu beş kategorinin içinde yer almaktadır.
Yüce Mevla’nın yapmayın deyip bizim maslahatımız için yasakladığı bazı haramlara bir göz attığımızda şunları sıralamak mümkün: Şirk, riya, sihir, kibir, ana babaya saygısızlık, nazar, zina, faiz, içki ve her türlü uyuşturucu (müskirat), haksız yere adam öldürmek, kumar, bahis, milli piyango, ölçüde ve tartıda hile yapmak, çalıştırılan işçinin hakkını vermemek, hırsızlık-soygun-kapkaç-rüşvet, her türlü kul hakkı yemek, kalp kırmak, yalan konuşmak, emanete hıyanet etmek ve verilen sözü yerine getirmemek, gıybet, dedikodu, iftira ve her çeşit kalbi hastalıklar, yalancı şahitlik ve başkasına yapılan her çeşit haksızlık, sömürü ve zülüm… Haramdır, yasaktır, kebairdendir. Mükellef olan, akıllı baliğ ve Müslüman herkes bundan sorumludur. Haram kılınan şeylerden şiddetle kaçınmalıdır. Hududullah dediğimiz bu sınırları aşmak, Allah’a karşı gelmek demektir ve haddi aşmaktır, itaatsizliktir, bir nevi isyandır.
Yüce Allah (cc), bu yasakları, bireysel veya toplumsal menfaatlerimiz için koymuş olmasına rağmen, biz insanlar olarak bu duruma nefsani veya başka sebeplerden dolayı bir çoğumuz uymamaktayız maalesef. İsyan ve itaatsizlik içindeyiz veyahut da gaflet ve uyku halinde bu yasakları ihlal etmekteyiz. Yukarıda da değindiğimiz gibi Yüce Rabbimiz bizim çıkar ve maslahatımız için, bireysel veya toplumsal huzur ve faydamız için bu sınırları aşmayın demiştir. Yoksa Rabbül Aleminin hiçbir şeye ve hiç kimseye ihtiyacı yoktur. Bize olan şefkat ve merhameti sebebiyle, dünya ve ukba saadetimiz içindir ki bütün bu emir ve yasakları koymuştur. Mesela hırsızlığı yasaklamasının hikmeti nedir diye baktığımızda şunu görüyoruz: Alın terimizle kazandığımız bir malın başkası tarafından haksız yere çalınmasını önlemek için olduğunu görüyoruz. Yani kulların birbirine yapacağı zararları önlemektir maksat. Düzeni sağlamak amaçlanmıştır. Müskirat dediğimiz her türlü içki ve uyuşturucunun yasaklanmasının hikmetine baktığımızda da pek çok maslahatın olduğunu görüyoruz. Herkesin bildiği içki ve uyuşturucunun zararlarını burada uzun uzun anlatmama hacet yoktur. Özet olarak diyoruz ki: Yüce Allah (cc) Rahman ve Rahimdir. Bizi seven ve bize acıyandır. Koymuş olduğu bütün kurallar, emir ve yasakları bizim menfaatimiz, iki cihan mutluluğumuz içindir. Neyi emretmişse bizim için mutlaka onda faydalar vardır ve neyi haram kılmışsa da yine muhakkak bizim için onda zararlar vardır Bizim böyle iman etmemiz ve ona göre de gereğini yapmamız gerekir.


Peki, biz insanlar, Rahman ve Rahim olan, Rezzak ve Ğaffar olan Yüce Mevla’ya itaat konusunda hangi durumdayız? Haram saydığı kurallara uyuyor muyuz? Dikkatli bir gözlem ve tespit bize durumun vahametini göstermektedir. Maalesef kural kaide tanımaz; hak, hukuk, adalet nedir bilmez olmuşuz. Yüce Allah’ın koymuş olduğu yasakları çok rahat bir şekilde çiğnemekteyiz. Peki neden? Niçin bu derece yoldan çıkmışız? Niçin haram olan faize bulaşmış, ahlaksızlığın her türlüsüne düşmüş, uyuşturucuya müptela olmuşuz. Neden bu kadar zülüm ve haksızlık oluşmuş? Niçin insanlar bu kadar hunharca birbirini öldürmektedirler? Bunca sömürü ve mezalim niye? Neden güven ve itibar kalmadı? İnsanların kalbine, beynine ve ruhuna niçin bu kadar dünya sevgisi hakim olmuş ve ebedi hayat unutulmuş? Çıkar ve menfaat için her türlü yasak neden çiğnenmekte? Haramları işlemek, toplum hayatına neden bu kadar yerleşmiş bulunmaktadır?
Ölçü ve tartıda hile yapmak sıradanlaşmış, her türlü ahlaki yozlaşma normal bir hal almış; maalesef evlilik suç, zina ise serbest olmuştur. Toplum tefessüh etmiş, neredeyse helal haram anlayışı hiç kalmamıştır. Çıkar için iftira ve yalancı şahitlik yapanların sayısı artmış, makam şan ve şöhret için neredeyse her şey mubah olmuştur. Ahirete iman, cennet cehennem inancı çok zayıflamış, büyük küçük demeden günahın her nevi rahatça işlenir hale gelmiştir.
Allah-u Teâlâ bütün bunları kesin bir ifadeyle yasakladığı halde “Müslümanım” diyen kişilerin bu kurallara uymaması, bu yasakları rahatça çiğnemesi ne anlama gelmektedir? Gaflet mi, İsyan mı? İnanmamak mı? Aşırı dünya sevgisi mi? Hepsi birlikte mi? Araştırmaya değer bir mevzu…
Toplum niye bu hale geldi? Kim yaptı bütün bunları, nasıl becerdik bunca tahribat ve ifsadı? Siyonizm mi, başka güçler mi, dünyayı yöneten aileler mi, yerli hainler veya gafiller mi, kim tahrip ediyor? Ailelerimizi yıkan kim? Eğitimimizi bozan kim? Adaletimizi yerlerde süründüren kim? Bu televizyonların tahribatına, kim dur diyecek? Bunca Münkere ve harama kim DUR diyecek? Bu uyku hali ne zaman bitecek? Kim uyandıracak bu gafilleri? Kim içimizdeki hainleri tepeleyecek? Allah’a isyan bayrağını kaldırmış bu feminist dernekleri kim susturacak?
Okuma, düşünme, tevbe etme ve uyanma vakti gelmedi mi? Bütün haram ve günahlardan arınma ve kendimize gelmek şimdi değilse ne zaman? Ölüm bizi hazırlıksız yakalarsa bizim felaketimiz olur. Biran önce bu gafletten, bu isyan ve itaatsizlikten kurtulmamız gerekir. Başta kendimi ve herkesi Allah’a (cc ) sığınmaya, nasuh bir tevbe ile tevbe etmeye davet ediyorum. Bütün insanlığı Hakk’ın yanında yer almaya, birliğe beraberliğe ve dayanışmaya çağırıyorum. Allah’a karşı isyan bayrağını açmış din düşmanlarının veya gafillerin bütün oyunlarını bozup Adil bir düzen kurmaya davet ediyorum. Allahın helal kıldığı şeyleri yapmaya ve haram kıldığı şeyleri de yapmamaya davet ediyorum. Rabbim bu davet ve çağrının tesirini halk etsin. Rabbim, bizleri düşünmeye ve gereğini yapmaya sevk etsin inşallah. Allah’a emanet olunuz değerli dostlar.