Özel eğitim; normalden farklı güçlüğü olan bireylerin özel ihtiyaçlarını karşılamak için programlanmış eğitim – öğretim faaliyetleri olarak tanımlanmıştır. Milli Eğitim Bakanlığı özel eğitimi; “İhtiyacı olan bireylerin eğitim ve sosyal ihtiyaçlarını karşılamak için özel olarak yetiştirilmiş personel, geliştirilmiş eğitim programları ve yöntemleri, bu bireylerin tüm gelişim alanlarındaki özellikleri ile akademik disiplin alanlarındaki yeterliliklerine dayalı olarak uygun ortamlarda sürdürülen eğitim,” olarak ifade etmiştir. Özel eğitim; özel eğitime ihtiyacı olan bireylerin, mutlu bir vatandaş olarak yetişmelerini, toplumsal yaşamda bağımsız yaşamaları ve kendi kendilerine yeterli bir duruma gelmelerine yönelik temel yaşam becerilerini geliştirmelerini hedeflemektedir ve mesleğe hazırlanmalarını amaçlamaktadır (Özel Eğitim Hizmetleri Yönetmeliği, madde 5). Toplumların düzenleri, sosyal hayatı ve eğitimleri genelde normal insanların yaşam standartlarına göre düzenlenir. Oysa dünyada bir milyardan fazla insan herhangi bir tür engellilik ile yaşamakta, bu insanların yaklaşık 200 milyonu hayatlarını devam ettirme konusunda kayda değer zorluklar yaşamaktadır. Engellilik önümüzdeki yıllarda daha da büyük bir kaygı konusu haline gelecektir, çünkü yaygınlığı artmaktadır (D.E.R.-2011). Ülkemizde ise resmi rakamlara göre nüfusun %12’sini engelliler oluşturmaktadır (TUİK, 2011). Tüm dünyada engelli bireylerin nitelikli bir yaşam sürmeleri, alacakları özel eğitime bağlıdır. Özel eğitimin temel amacı, özel gereksinimli öğrencilerin toplumda mümkün olduğunca kendi başlarına yaşamlarını sürdürebilmelerini sağlayacak beceri ve yeterlilikleri kazandırmaktır. Verilen eğitimin kalitesi bu beceri ve yeterliliklerin sağlanmasıyla mütenasiptir.
Özel gereksinimli bireylerin, kapasitelerini en üst seviyede kullanabilmeleri için mümkün olan en erken dönemde gereksinimlerine uygun şekilde eğitim alıp desteklenmeleri oldukça önemlidir. Ayrıca bu bireylerin toplum içindeki görev ve sorumluluklarını yerine getirmeleri de buna bağlıdır. Özel gereksinimli bireylerin özel eğitim hizmetinden yararlanabilmeleri çeşitli ulusal ve uluslararası sözleşmelerde adı geçen “eğitimde fırsat eşitliği” ilkesine göre de zorunluluk arz etmektedir (Ersoy ve Avcı, 2001).
Özel eğitim; hitap ettiği kesim, içeriği ve uygulanması gibi temel bileşenlerinden dolayı diğer eğitim faaliyetlerinden daha fazla özen gerektirmektedir. Her şeyden önce özel eğitim verecek kişilerin belli bir yeterlilikte olması büyük önem arz etmektedir. Özel eğitim, normal eğitimden farklı olarak; bireyin günlük aktivitesi, psikolojik durumu, aile ortamı, okulun fiziki yapısı, bireye verilecek eğitimin kısa ve uzun vadeli amaçları ve eğitimin devam süresi gibi daha derinlemesine değerlendirilmesi gereken durumları içermektedir.
Özel eğitim programının başarılı olması; programa mümkün olduğunca erken başlanması, öğretmenin konuya yaklaşımı ve yeterliliği, normal ve özel gereksinimli bireyin ailesinin yaklaşımı, normal çocukların özel gereksinimli çocuklara yaklaşımı ve ortamın uygun şekilde hazırlanması gibi etkenlere bağlıdır (Özmen, 2003).
Özel eğitim genel olarak; ayrı eğitim ve birlikte eğitim olmak üzere iki şekilde gerçekleşmektedir:
Ayrı eğitim; özel gereksinimli bireylerin engel türüne ve derecesine göre geliştirilen özel programlar çerçevesinde, özel eğitim personeli tarafından gerçekleştirilen eğitimdir.
Birlikte eğitim; yani kaynaştırma ise, özel gereksinimli ve normal gelişim gösteren çocukların bir arada, normal sınıf ve branş öğretmenleri tarafından eğitilmeleridir. (Batu ve diğerleri, 2005).
Kaynaştırma yoluyla eğitim; özel eğitime ihtiyacı olan bireylerin eğitimlerini, destek eğitim hizmetleri de sağlanarak yetersizliği olmayan akranları ile birlikte resmî ve özel; okulöncesi, ilköğretim, ortaöğretim ve yaygın eğitim kurumlarında sürdürmeleri esasına dayanan özel eğitim uygulamalarıdır (Özel Eğitim Hizmetleri Yönetmeliği Madde 23- (1) ).
Son yıllarda ülkemizde özel eğitime yönelik çok güzel çalışmalar yapılmasına karşın hala çok çeşitli sorunlarımız vardır. Bu sorunların temelinde özel eğitime dair uzun yılları kapsayacak bir planının bulunmayışı başta gelmektedir. Özel eğitime gereksinim duyan öğrencilere yönelik açılan özel eğitim okulları nicelik itibariyle hala yetersiz konumdadırlar. Okullarımızda açılan özel eğitim alt sınıflarının büyük kısmı bodrum katlarında ya da normal öğrencilerden arta kalan ve görece güzel olmayan mekânlardır. Bu sınıfların donanım ve malzeme sıkıntıları çok fazladır. Kaynaştırma eğitimi alması gereken öğrencilere yönelik, okul idareci ve öğretmenlerinin bir kısmının tutumu oldukça sıkıntılıdır. Öğretmenlerce bu öğrencilere yönelik yapılması zorunlu olan “BEP ve BÖP”ler istenilen nitelikte değildir. Bazı bölgelerdeki sınıf mevcudu sayıları öğretmenlerin, bu öğrencilere yönelik çalışma yapmalarını sıkıntıya sokmaktadır. Son yıllarda Bakanlıkça Milli Eğitim Bakanlığınca yapılan hizmet içi eğitim çalışmaları alandaki sıkıntılara bir nebze de olsa çözüm sunmayı amaçlasa da, yapılan araştırmalar öğretmenlerin özel eğitime yönelik bilgilerinin yeterli seviyelerde olmadığını ortaya koymaktadır.
Sonuç olarak özel eğitime ihtiyacı olan bireylere sunulacak eğitimin niteliği, aynı zamanda toplumumuzun gelecek yaşamının niteliğini de etkileyecektir. Bu sebeple yapılacak temel çalışmaların bir kısmı şunlar olmalıdır:
Temel politika olarak “Hepimiz Engelli Adayıyız” gibi çıkar amaçlı bir slogandan vazgeçilerek “Her Birey İnsanca Eğitim Almalı” felsefesine uygun hareket edilmeli.
Mevcut engel durumları ve nüfus potansiyeli de göz önüne alınarak makro ve mikro planlar yapılmalı.
Türü ne olursa olsun, inşa edilen her yeni okulda özel eğitim sınıfları standartlara göre yapılmalı.
Mevcut özel eğitim okulları ve özel eğitim sınıflarının modernizasyonu sağlanmalı.
Milli eğitim müdürlükleri yöneticilerine, öğretmen ve idarecilerin tamamına (zorunlu) özel eğitim içerikli hizmet içi eğitim verilmeli.
Öğretmen yetiştiren kurumların müfredatına branş farkı gözetilmeksizin daha çok “Özel Eğitim” dersi konulmalı. Hâlihazırda bu ders toplamda 2-4 kredi arasındadır.
Özel eğitime gidecek öğrencilerin tanılamalarının yapıldığı Rehberlik Araştırma Merkezlerinin sıkıntıları giderilmeli.
Özel eğitime gereksinim duyan öğrencilerin ailelerine yönelik daha etkin ve profesyonel rehberlik çalışması yapılmalı.
Konunun geniş kitlelerce bilinir kılınması için “Kamu Spotları” hazırlanmalı.
Kaynakça:
Batu, S., Kırcaali İftar, G. (2005), Kaynaştırma, Ankara: Kök Yayıncılık.
Ersoy, Ö., Avcı, N. (2001), Özel Gereksinimi Olan Çocuklar ve Eğitimleri, Özel Eğitim, İstanbul: YA-PA Yayınları.
Güzel Özmen, R. (2003), “Kaynaştırma Ortamında Eğitimsel Düzenlemeler”, A. Ataman (Editör), Özel Gereksinimli Çocuklar ve Özel Eğitime Giriş, (s.51-83). Ankara: Gündüz Eğitim ve Yayıncılık.