Her yaratılmış, birinin duasıdır. Her tavrımız birinin duasında bulunmak, avuçlarında yer bulmaktır. Bir eğitimcinin en büyük sermayesi, yetiştirdiği neslin (öğrencilerinin) iyi amellerinin temeli olabilmektir. Bu tüm eğitimcilere verilmiş bir fırsattır. Önemli olan bunun için niyet etmektir. Tüm ameller niyete göredir. Kimi uyur, uyurken geçirdiği zaman kendine kâr kalır; kimi uyur, uykusu ibadettir.

“Hayra vesile olan hayrı yapan gibidir.” (Tirmizî, İlm, 14.) “Ey iman edenler! Allah’dan korkun, herkes yarın için ne hazırladığına baksın.” [Haşr Sûresi Ayet 18]. Her kim güzel bir davranışa vesile olursa, hem kendisi sevap kazanır hem de onu yapanların sevaplarından nasibini alır. Her kim de kötü bir davranışa çığır açarsa, hem kendi günahını hem de kendisinin ölümünden sonra devam eden kötülük sebebiyle nasibini alır. Hayır ve hasenatı ile ölümünden sonra da yararlanılmaya devam ediliyorsa, kendisine ulaşan sevaplarının olması durumuna Sadaka-i cariye denilmektedir. Hz. Muhammed (sav): “İnsan öldüğü zaman amelleri(nin sevabı) kesilir, üç amel hariç: Sadaka-i câriye, yararlanılan ilim ve ebeveynine dua eden sâlih evlât” buyurmuştur. (Müslim, Vasiyye, 14) Bir başka rivayette şöyle nakledilmiştir; “Yedi şey vardır ki kul vefatından sonra kabrindeyken de bunların ecri (sevabı) kendisine ulaşır…”

Sadaka-i Cariye Yapılmasındaki Amaç Nedir?

Sadaka-i cariye kişiyi her durumda sevap kazanmasını sağlayacak yollar bulmaya ve güzel amel yapmaya yönlendirmeyi amaçlamaktadır. Kişi öldükten sonra da amel defterinin kapanmaması sayesinde; uzun yıllar süren faydaları olan, insanlara veya hayvanlara fayda sağlayabilecek hayır ve hasenatta bulunmayı sağlamaktadır. İslam’a inanmayan kişilerin yaptığı güzel işler bir müddet anılır, teşekkür edilir, sonra biter. Elde var sıfır. İnanan insan o sadak-i cariyesinden, onun sebebi olan diğer hayır işlerin tümünden kıyamete kadar durmadan sevap alır, defterine yazılır ve ahirette mükâfatını görür.
Sadaka-i Cariyeyi Maddi Durumu İyi Olmayan Kişiler De Yapabilir mi?
Maddi durumun iyi olmasını gerektirmeyen Sadaka-i Cariyelerden birisi, biz eğitimcilere verilmiş bir fırsattır. Şuurlu Müslüman mühendis, mimar, yönetici, iş adamı vb. yetiştirmek…

Yaşlı ve Hasta Bir Yaşar Amca

Mevsimlerden yaz, aylardan Haziran… Okul bahçesine giren sakallı, orta boylu; elinde bastonu, zor yürüyen yaşlı bir amca ve elinden tuttuğu bir öğrenci… Odama girdiler.Selam kelam derken:

Buyur amca
-Hocam bu delikanlı İmam Hatipli olmalı. Camimize ara sıra geliyor, kamet ediyor.
-Amcam ara sınıfa kayıt yapamıyoruz. Ancak bu gencin bu okula gelmesi için sınav var. O sınava (Arapça ve Kur’an Ders kitaplarını göstererek) şu kitaplardan çalışmalı.
-Tamam hocam, ben onu çalıştıracak birini bulurum.
Ardan 15 gün geçmeden, sonradan adını öğrendiğim Yaşar Amca ve Yusuf tekrar odama girdiler.
-Hocam Arapça çalıştıracak birini bulamadık.
Onlara bir arkadaşa gitmeleri için isim verdim. 15 gün sonra tekrar geldiler, çalıştıkları yerleri gösterdiler.

Olacak bu iş daha dikkatli çalış…
Bir müddet sonra Yaşar Amca, Yusuf’un elinden tutmuş okula tekrar geldi. Bu defa okulda bulunan Arapça öğretmeni ile görüştürdüm. Nasıl soru çıkar, nasıl çalışmalı? Rehberlik yaptılar ama bir taraftan da Yaşar Amca’nın sevinç ve heyecanı dışarıdan fark ediliyor.

Hocam nasıl bu okula gelebilecek mi? Nasıl, olmuş mu? Sorular peş peşe. Ne olur yardımcı olun.
-Tamam amca sen merak etme bu çalışma ile Eylül ayındaki sınava kadar halleder.
Bu arada Yaşar Amca aynı titizlikle kendisini Arapça çalıştıran arkadaşa da o hasta haliyle götürüp getirmiş.Haftada bir okula geliyor.
-Nasıl hocam? Aman sınav tarihini geçirmeyelim; bir deneme imtihanı yap, okut, sor…
Bu arada Yusuf’a:
-Yusuf sen halledersin bu ne ki… Şu tip sorular çıkar… Maşallah….
-Yaşar amca sen merak etme sınava iyi hazırlanıyor.
Sınav zamanı geldi ve Yusuf geçerli not alarak İmam Hatipli oldu. Okulun açılışında yine Yaşar Amca, Yusuf’u getirmiş sınıfını öğreniyor.
-Sahip çıkın hocam!
Yusuf gerçekten o eğitim öğretim yılında mazlum hali, verilen görevleri yapması, derslere çalışması ile İmam Hatiplerin orta kısımlarının açıldığı ilk yıllarda saygısı ile öne çıkıyor. Etüt dersleri, takviye derslerle planlı bir şekilde açılan kurslara katılması sağlanıyor. 0n gün geçmeden Yaşar Amca elinde bisküvi ve içecek odama geliyor:
-Hocam Yusuf nasıl çalışıyor mu? Bir saygısızlığı var mı?
-Amca lütfen bir şey getirmeyin? Maşallah iyi
Sevinci ve gözlerinden mutluluk yaşları aktı akacak.
-Hocam biliyorum namaza teşvik için bir şeyler ikram ediyorsun, bunları da vermen beni sevindirir. Ne olur, çocuklara ikram edersiniz. Allah razı olsun, Yusuf’u bu okula aldınız ya gözlerim açık gitmez.
Yıl sonuna kadar Yaşar Amca iyice bastona binmiş, zor yürür vaziyette üç km’yi yürüyerek geliyor, Yusuf’un derslerini soruyor. Öğretmenleri ile görüşüyor. Geldiğini Yusuf’a artık belli etmiyordu. Yaşar Amca’nın o azmi, kendisine verdiğimiz değeri dahada artırmıştı. Yusuf da Yaşar Amca’nın ve babasının bir emanetiydi. Bu arada Yusuf’un babası ile bazı etkinliklerde izin almak için sadece telefonla görüşüyorduk. Bazen de Yusuf namaz kılmadığı zaman, bizi arayarak nasihat etmemizi rica ederken görüşüyorduk.
Yaşar Amca okullar tatil olunca okula uğramadı. Aslında neden diye aklımdan geçirdim ama bir türlü haberleşemedik. Yaz tatili bitti. Okullar açıldığı gün Yusuf’la görüştüm. Hal hatır sonrası:
-Yaşar amca nerelerde, hiç uğramıyor.
-Yaşar Dede vefat etti hocam.
Gerçekten bir tuhaf oldum. Meğer Yaşar Amca kansermiş, eşi ile birlikte aralarında üç ay geçmemiş ikisi de vefat etmiş. Şimdi Yusuf ortaokulu bitirdi. Hafızlıkla birlikte liseyi dışardan bitirdi. Yetiştiği Kur’an Kursunun da sesi ve rehberliği ile gözbebeği. İnşallah kısa zamanda diyanetten görev alacak.


Yaşar Amca’nın Sadak-i Cariyesi

Şimdi Yusuf kimlerin sadaka-i cariyesi. Ömrünün son deminde birilerinin duası olan Yaşar Amca turnayı tam gözünden vurmuştu. Yusuf’un güzel sesi ile okuduğu her harfin sevabı ona ulaşacak. Zor yürüyerek, kan ter içinde elinden tuttuğu çocuk bugün hafız delikanlı oldu. Allah birinin elinden tutup sadece O’nın rızasını talep için okumasına sebep olan elleri cehennem ateşine yaklaştırır mı? Yaşlılığı ve hasatlığı nedeniyle imkânları olmamasına rağmen kan ter içinde o kadar yolu ıstırapla gelen ayakları kabrinde sıkıştırır mı? Günahlarına kefaret kılmaz mı? Onun yetiştireceği hafızlar gençler olacak, onlarında yetiştirdiklerinin sevabı kendilerinden bir şey eksilmeden Yaşar Amca’ya gidecek. Bu yeryüzünde en güzel ticaret, kâr ve kazanımdır. Yaşar Amca’yı rahmetle, dualarla anıyor ve Rabbimden Hikâyey-i Yusufiyye hürmetine bağışlamasını diliyorum.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz