Çocuklarımız bizim ayak izlerimize basarak yürüyor. Bizler de kendi ebeveynlerimizin ayak izlerine basarak ilerliyorduk. Bunu yaşlandıkça daha iyi fark ediyor insan. Rahmetli babamın kütüphanesini düzenledim bu yaz. Babacığıma çok benzediğimi biliyordum ama iyice anladım ki babamın kopyası gibiyim. Kütüphanesindeki kitapların bir çoğu benim kütüphanemde de var. Cd ler aşağı yukarı aynı…

İnsanlar sadece sima olarak, kalıtsal hastalıklar olarak benzemiyor ebeveynlerine; huy olarak, kişilik olarak da benziyorlar. Çocukları ile iyi iletişim halinde olan ebeveynler birikimlerini aktarabiliyor çocuklarına. Böylece çocukları diğer çocuklardan bir adım önde başlıyorlar hayata. İletişimleri iyi değilse her nesil bir önceki neslin yanlışını yeniden, yeniden yapıyor. Hayata, iletişimi iyi olmadığı için, kızdığı ebeveyninin yanlışlarını tekrar tekrar yaparak devam ediyor, bilmeden onu taklit ediyor çocuklarımız malesef.

Çocukları eğitmek çok önemli, aile çok önemli. Çocukları aile ortamından koparmadan iyi eğitebilmek için önce büyüklerini eğitmemiz gerekiyor. Her anne baba olacak yetişkinin dünyaya gelmesine sebep olacağı çocuğunun kendisini taklit edeceğini bilmesi ve iyi örnek olmak için çok çabalaması bilincini kazanması gerekiyor. Biz yetişkinler hep direk olarak çocuğa verdiğimiz mesajlara odaklanırız. Halbuki çocuklar o kadar dikkatlidirler ki ses tonumuz, mimiklerimiz, yüz ifademiz onlar için çok şey ifade eder. Onların bizim söylediklerimizden ziyade hissettikleri duygular ile kişilikleri oluşur, o duygularla doğruyu, yanlışı ayırt ederler. Onlara yaşattığımız duygular herşeyden önemlidir yani.

“Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim.” “Din güzel ahlaktan ibarettir.” Hadis-i şeriflerinden biliyoruz ki bir insanın ulaşabileceği en yüksek mertebe güzel ahlak sahibi olması ve kimse yokken bile Allah’ın onu gördüğünü bilip öyle davranmasıdır. Bu aşamaya gelebilmek için her insanın geçeceği imtihanlar farklı farklıdır. Rabbim simalarımızı, DNA’larımızı, parmak izlerimizi, dil izlerimizi nasıl eşsiz yaratmışsa her kulunu da erdemli insan haline getirmek için farklı imtihanlar hazırlamıştır. Kiminin imtihanı sağlıkla, kiminin eşiyle, kiminin anne-babasıyla, kiminin varlıkla, kiminin yoklukla, kiminin güzellikle, kiminin çirkinlikle… Rabbim bazen verdikleri ile bazen vermedikleri ile sınıyor bizi. Rabbim “Kimseye kaldıramayacağı yükü vermem” diyor. İnsanlarının imtihanlarına yakından bakınca (uzaktan güllük gülistanlık görünen pek çok hayatta) insanoğlu nasıl da dayanıklıymış şaşıyoruz. Dağların taşların kabul etmediği, parçalandığı emaneti kabul eden insanoğlu öyle ağır imtihanlar yaşıyor ki… Rabbim hepimize imtihanlarımızı başarıyla geçmek nasip etsin İnşaallah…

“Eğer iyi bir Müslüman, iyi bir vatandaş, iyi bir insan yetiştirmek istiyorsak, iyi örnek olacağız. Bunun başka yolu yok!”

Ve bizler gözlerimizden kıskandığımız evlatlarımızın iyi olması için, onların güzel ahlaklı olması için, çaba harcamalıyız öncelikle. Onun için de onlara iyi örnek olmalıyız. Çocuklarımız ilk önce bizi örnekliyorlar çünkü. Ben bir öğretmen olarak yol bomboş olsa bile kırmızı ışıkta karşıdan karşıya geçmiyorum. Öğrencilerimden biri görürse öğrettiğim ile yaşadığım çelişmesin diye. Küçükken sigara düşmanı olan babanın, sigarayı bırakması için uğraşıp durduğu çocuklarının büyüyünce sigara içmeye başlaması gibi. İnsanlar yanlışı bile bile yapıyorlar çünkü. Ülkemizde en çok sigara içen meslek grubunun doktorlar olması gibi….

ÖNEMLİ OLAN BİLMEK DEĞİL, UYGULAMAK.

Çevremdeki insanları gözlemliyorum, hayatta başarılı olanlar doğruyu çok bilenler değil. Çok bildiği halde, bunları sadece söyleyenler yerinde sayarken; az bile olsa bildiğini uygulayanlar, hayatta daha başarılılar. Uygulama her zaman söylemi yeniyor. Büyükler hep doğruyu, iyiyi söylüyor ama yanlışı yapıyor ise çocuklar yapılanı örnek alıyor ve direk yanlışı uyguluyor malesef. Eğer iyi bir Müslüman, iyi bir vatandaş, iyi bir insan yetiştirmek istiyorsak iyi örnek olacağız; bunun başka yolu yok. Öyleyse ilk önce çocuğun yakın çevresindeki anne-baba, büyükleri ve okulda öğretmeni çocuğa iyi örnek değilse, iyi yetişmemişse; o öğretmenin yetiştireceği çocuk da iyi yetişmeyecektir. İlk önce biz yetişkinler kendimizi değiştireceğiz olumlu anlamda, sonra çocuklarımızdan olumlu davranışlar bekleyeceğiz.

Bir öğretmen olarak velilerime bakıyorum. İlk öğretmenliğe başladığım yıllarda velilerim yaşça benden hep büyüklerdi. Beş yıl okuttuğum çocukların velileri de çok değişmişlerdi, gelişmişlerdi. Şimdi bakıyorum velilerimin hemen hepsi benden küçük, hatta çocuğum olabilecek yaşta velilerim var ama yeni nesil veliler her şeyi bildiğine inanıyor; öğrenmeye, değişmeye meyilli değiller malesef. Çocuklarına söz geçiremiyor, onları kontrol edemiyor, yönlendiremiyor birçoğu. Bu çok üzücü bir durum ve çocuklar üzerinde davranış eğitiminde daha başarısızız maalesef. Bu öğretmenin itibarının ortadan kalkmasından mı, velilerin gittikçe daha cahil olmasından mı, akademik başarının ahlaki değerlerin önüne geçmesinden mi, akademik başarısı yüksek olunca onaylanan ama ahlaki olumlu davranışın onaylanmayıp yok sayılmasından mı? Eğitimin amacı olumlu davranış oluşturmak ise önceliklerimizi gözden geçirmeliyiz. Yoksa toplumsal çözülmenin önüne geçmemiz mümkün olamayacak.

Yıllar önce 7-8 yıllık öğretmenken, emekliliği gelmiş bir erkek öğretmenin nefretle veli toplantısının ne kadar gereksiz olduğunu söylediği geliyor aklıma. Halbuki öğrencilerimizi iyi yetiştirmek istiyorsak önce velileri ikna etmemiz, onları yönlendirmemiz gerekiyor. Veliyi yanımıza almadan eğitimde başarılı olmamız mümkün değil. Mümkün oldukça velilerle bir araya gelmeli, konuşmalı; veli ziyaretleri, ev ziyaretleri yapmalıyız. Çocuğu ev ortamında görmeliyiz. Beklentilerimizi çocuğun durumuna göre ayarlamalıyız. Çünkü hiç kimsenin şartları bir diğeri ile aynı değil. Artı şu anda uzaktan eğitim yapıyoruz mecburen. Eğer velileri ikna edemiyorsak çocuklar eğitime katılmıyor ve geri kalıyorlar. Ev ziyaretleri yapamasak da telefon ve whatsapp gibi haberleşme araçlarını aktif kullanarak velileri bu işin içine çekmeli, onları ikna etmeliyiz. Her birimiz maaş ve ders ücretlerimizi tam olarak alıyoruz, bunun hakkını vermeliyiz. Her öğrencimizin kendi çocuğumuz olduğunu düşünüp, öğretmeninin kendi çocuğumuza nasıl davranmasını istiyorsak öğrencimize öyle davranmalıyız. Velileri mutlaka yanımıza almalıyız, veli karşımızda durursa bizim eğitim öğretimde başarılı olmamız mümkün değildir.

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz