Ana Sayfa Milli Şuur 51. Sayı İFSAT PROJESİ LGBT

İFSAT PROJESİ LGBT

148
0

LGBT meselesi artık bizim mahallenin de meselesi olmuştur. Genelde biz bu tür meseleleri kendi mahallemizin dışında gerçekleşen bir olay olarak görmekteyiz. Hatta bu insanların seküler zeminde ortaya çıktığını, bizde olmaz diyerek hem acımasızca eleştirmekte, hem de dışlamaktayız. Ama artık muhafazakâr ailelerin çocukları arasında da bu şekilde bir yaşam standardını benimseyenler çıkmaya başladı.
Örneğin, bana gelen bir mesajda; muhafazakâr bir gazetede yıllarca çalışan ama şimdi travesti olan bir LGBT mensubu kişiden bahsedildi.
Mesaj şöyle: “Size mesaj olarak atmamın sebebi bir de böyle bir furya var ak partili lbgt’liler falan diye, böyle dindar eşcinseller, lezbiyenler, travestiler; orucunu tutan, namazını kılan, hatta hacca giden insanlar.
Sanki bir proje gibi yaygınlaşıyor gençler arasında da o sosyal fobili gruplarda da bu tiplere denk geldim. Genelde lise, üniversite öğrencisi iken düşüyorlar.
Ne bu tip kafa karışıklıklarını ne de dinlerini bırakabiliyorlar ve ne de bu pis hasletlerinden vazgeçebiliyorlar. Dininden kopmak istemeyenler bizi ALLAH böyle yarattı gayet normal, yaradılışımda var deyip kendilerini kandırmaya çalışıyorlar.
Böyle bir inanç şekliyle, dinle ters düştüğünü anlayanlardan imanı zayıf olanlar deistleşmiş, ateistleşmiş, din düşmanı olmuşlar.
Fakat bunlardan bir kısmı da yani sağcı – muhafazakâr, dindar kalanları da gruplaşıyorlar. Bu konuda bile bir siyasi kutuplaşma var. Siyasi bir proje gibi destek var.”
İstanbul sözleşmesinin belki de karanlık kalan, gözden ırak kalan kör noktası da aslında bu LGBT konusudur. Genelde aile meselesine takıldık ama asıl dünyayı dönüştürmek isteyen güçler, dünyayı cinsiyetsizleştirme ve hatta LGBT konusunu meşrulaştırma ve onları üçüncü cins diye kabul ettirme projesini hayata geçirmeye çalışmaktadırlar.
Bu projenin hayata geçirilmesi belki de Lut Aleyhisselam’ın kavminin başına gelen afetin bir şekilde tekrar yaşanmasına da yol açacaktır. Çünkü Kur’an kıssalarındaki kavimlerin helak hikâyelerinde her kavmin öne çıkan bir günahı örnek gösterilmekte ve her kavme o günaha nispeten bir helak cezası verilmektedir.
Konuya tekrar dönersek, muhafazakar camianın SEÇİM, GEÇİM VE MEHDİ gibi konular yerine sosyal meselelere odaklanmaları ve bu konularda güç birliği yapıp çözüm üretmeleri gerekir.
Fakat benim bu camiada gördüğüm sıkıntı, yıllarca tartışılıp sonuca ulaştırmayan konuların ısıtılıp ısıtılıp tartışılması ve mesailerin bunlara harcanmasıdır.
Bizim dikkatimizi dağıtıcı ve mesaimizi asıl sorundan uzaklaştırıcı bu konuların bile, özellikle birileri tarafından gündeme getirildiğini düşünüyorum.
Acilen en azından bazı kişilerin emri bil ma’ruf ve nehyi anil münkeri öne çıkarıcı bir arayışa yönelmeleri gerekir.
Bu konular (LGBT, Aile) ve deizm meseleleri üzerinde zihni efor sarf edilmeli, gençlikle hatta kadın sorunlarıyla ilgilenilmelidir.
Bu konuların ana hareket noktası sosyal medya ve ilgili STK’lardır. Acilen siyaset, geçim, rant ve sonu gelmeyen tartışmalardan uyanıp asıl konuya yoğunlaşmamız gerekir. Toprak altımızdan kayıyor, zemini kaybediyoruz.